Nefsin Arzu Ve İsteklerine Uyanlar

Nefsi Tanımanın Yolları



“Yıl M.S 631;hicretinde dokuzuncu yılıdır.Hz Muhammed (s.a.v)’in Peygamber olarak gönderilmesinin üzerinden yaklaşık 22 yıl geçmiştir. İslam,cahiliye dönemine ait karanlıkları tamamen dağıtmış,onların yaşattığı kabuslara son vermiş ve insanlığı mutsuz kılan yasa ve gelenekleri birer birer kaldırmıştır.Sahte tanrıların hepsini reddederek,sadece Allah’a inanan ve O’ndan başkasına kulluk etmeyen, dolayısıyla gerçek hayatın ve özgürlüğün tadına eren insanlara hayat adına,insanlık adına çok şeyler kazandırmıştır.Artık sosyal hayatta zulüm sona ermiş,her yerde adalet ve sevgi hakimdir.Efendi köle ayrımı bitmiş,cinsiyet farklılığından dolayı hiçbir kadın aşağılanamıyor. Kız çocuklarını diri diri toprağa gömmek ise tarihe karışmıştır.Hz Ömer gibi karakterinde celadet ve şiddet bulunan nice beyler ‘Hakkımızda ayet iner’ korkusuyla hanımlarına seslerini dahi çıkaramadıklarını söylüyorlar (1)”

İşte karanlıklara ışık tutan,Allah’ın azabından korkuları dolayısı ile onlarca helalden vazgeçen,geçmişten geleceğe ışık tutan,takva sahibi sahabelerden sonra ümmetin düştüğü durum.Güler misin ağlar mısın buna sen karar ver.Ama ağlayacak olursan da ilk önce kendi haline ağla.Güleceksen eğer de “Ve kafirlerin durumu, o hayvanların durumu gibidir ki, çağırmadan, bağırmadan başka bir şey işitmeksizin haykırır durur. Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık onlar düşünemezler (2)”

“İnkar edenler ateşe arz olunacakları gün (onlara şöyle denir): Dünyadaki hayatınızda bütün güzel şeylerinizi harcadınız, onların zevkini sürdünüz. Bugün ise yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanızdan ve yoldan çıkmanızdan dolayı alçaltıcı bir azap göreceksiniz! “(3)”. “Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Onların gözlerine de bir çeşit perde gerilmiştir ve onlar için (dünya ve ahirette) büyük bir azap vardır (4)”.

Ahirette hesabı hafif olanlar;dünyada iken nefsini daima muhasebe eden bir topluluktur.Tartıları ağır gelecek olanlar da dünyada iken sürekli kendilerini tartanlar olacaktır.O gün gerçek ve kusursuz tartı konacak ve sadece hakta olanların kefesi ağır basacaktır.Hevalara muhalefet ederek hakka tabi olmakta kul için salah ve kurtuluş vardır.Halbuki,hevaya teslim olmakta kul için fesad ve hüsran vardır. Sabır,amelin temelidir.Kulun kazancının miktarı da ona göre olacaktır. (5)”.

Yüce Allah buyuruyor ki:”Cehennemliklerle cennetlikler elbette bir olmaz. Felah ve başarıya erenler, cennetliklerdir (6)”. İşte bu başarıya ulaşmak için yüzünü dünyadan en azından dünyanın fazlasına sırtını dönüp kendini hakka vereceksin.Fakat böyle değil de tam aksini yapacak olursan yani kişi

Ahireti unutup dünya zevkini tercih ettiyse Onun varacağı yer, olsa olsa cehennemdir! (7)

Ancak her nedense “siz dünya hayatını ve zevklerini tercih ediyorsunuz (8)”.Hakkın,hakkın verdiği hükmü,hakkın ortaya koyduğu adaleti hiçe sayıp tamamen kendinizi dünyaya,dünya malına,dünya zevklerine,iradenizi tamamen heva ve arzularınızın emrine verdiniz.Hakkı, Hakk’ın verdiği hükmü unuttunuz “O halde Bizi anmaktan, bu Yüce Kitabımızı dinlemekten uzak duran ve dünya zevkinden başka bir şey istemeyen kimseleri sen de bir tarafa bırak! (9)”.Onların varacağı yer, olsa olsa cehennemdir! “Öyleyse kazandıkları günahların cezası olarak az gülsün, çok ağlasınlar!… (10)”

“Baksana şu kendi heva ve heveslerini tanrı edinen kimseye! (11)”.”Hevasını ilah edinmek”,hiçbir hak ve yasa tanımaksızın gönlünün arzu ettiği her şeyi,kayıtsız şartsız yerine getirmek;arzularına asla karşı durmamak anlamındadır.Sanki bu kişi,hak yada batıl,herhangi bir tanrıya taparcasına nefsi arzularına tapmaktadır (12)”

Oysa Allah Teala Ademoğlundan bir ahit almadı mı? Ben sizin Rabbinizim dediğin de evet sen bizim Rabbimizsin diye söz veremdi mi? Allah Teala en üstün varlık olarak yarattığı insana hitaben şöyle nida etmektedir:”Ona yolu da gösterdik; artık ister şükreder, ister nankör ve kafir olur (13)”.”Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekirse öylece sakının! Ona lâyık olduğu tazimi gösterin ve ancak O’na teslim olan Müslüman olarak can verin! (14)”.

Allah katında yerde gezinen canlıların en kötüsü, o düşünmeyen sağır ve dilsizlerdir (15)

“Her kim nefsinin hırsından ve mala düşkünlüğünden kendini kurtarırsa, işte felah ve mutluluğa erenler onlar olacaklardır (16)”.”Fakat gerçeklere karşı gözlerini kapamış,kulaklarını sağır etmiş,gönüllerini dünya hayatının geçici nimetleriyle doldurup mühürlemiş kimseler, içinde daldıkları gaflet ve cehalet çukurunda,gökten üzerlerine taşların yağmak üzere olduğunu dahi görseler,onların rahmet bulutları olduğunu söyler,yine de inat ve inkarlarından vazgeçmezler.Bunlar için akkıbetlerini beklemekten başka yapılacak bir şey yoktur.Halbuki bunlar,belki uyanırlar diye,zaman zaman küçük belalarla uyarıldılar da (17)”.”İnkâra saplananları ise ister uyar ister uyarma onlar için birdir, imana gelmezler (18)”

Yine aynı konu üzerinde şöyle bir hadis-i şerif rivayet edilmiştir:”Ümmetimin afeti dinar ve dirhemdir”.Yine Allah-u Teala varını yoğunu her şeyini dünyaya adayanlara nispeten “Şunu bil ki: Sen ne ölülere sesini duyurabilirsin, ne de arkasını dönüp uzaklaşan sağırlara bu dâveti işittirebilirsin (19)”



(1-M Zeki.Duman / Beyanu’l-Hak / C:3 / bkz:533);(2-Bakara Süresi’171);(3-Ahkaf Süresi’20);(4-Bakara Süresi’7);(5-Ebu Talib el-Mekki / Kalplerin Azığı / C:1 / bkz:265);(6-Haşr Süresi’20);(7-Naziat Süresi’38-39);(8-A’la Süresi’16);(9-Necm Süresi’29);(10-Tevbe Süresi’82);(11-Furkan Süresi’43);(12-M Zeki.Duman / Beyanu’l-Hak / C:2 / bkz:310);(13-İnsan Süresi’3);(14-Al’i İmran Süresi’102);(15-Enfal Süresi’22);(16-Haşr Süresi’9);(17-M Zeki.Duman / Beyanu’l-Hak / C:2 / bkz:479);(18-Bakara Süresi’6);(19-Rum Süresi’52)