Nefis Mücadelesi

Bana nefsimin bazı ayıplarını nasıl bilebileceğimi söyle ki kalbim onu kontrol etsin ve töhmet altında tutabilsin dedim. Kafir olsun,mümin olsun,her insan memnuniyet zamanında yumuşaktır,hilm sahibidir.Oysa kızgın olduğu zaman ondan yumuşaklık beklersen, göremezsin,bu durumda haşinlik,kin ve diğer kötü huylar ortaya çıkar dedi.

Doğru dedim,şöyle devam etti;

Kim ki ihtiyaç duyulmadığı anda bir şeyi önüne serer ve ihtiyaç anında böyle yapmazsa,bu (onun) cömertliğinin aldatıcı olup gerçek olmadığını ortaya çıkarmaz mı? İhtiyaç duyulmadığı zaman sana vereceğini vaad ediyor;ama ihtiyaç anında seni yalnız bırakıyor,ona muhtaç olduğun an seni tehlikeyle baş başa bırakıyor.

(İşte nefsin de) sana,(mesela) kızgınlık anında yumuşak olacağını;böylece cenneti hak edeceğini;cehennem korkusuyla Rabbinin hoşlanmadığı şekilde kızmaktan seni koruyacağını vaad ediyor.Ama ona ihtiyacın olduğu an,seni azabına sebep olacak şeylerle karışı karşıya bırakıyor;bunları yapman için sana yardım ve teşvikte bulunuyor,bu durumdan kurtulmayı sana zor gösteriyor.Sana bunu yapandan daha düşman kim olabilir? Daha yalancı ve daha facir kim olabilir?

Aynı (yalancılık ve düşmanlığı) ihlasda da yapar;Bir amele başlamadan önce,bu ameli yaparken -güya-, kendisine muhtaç olduğun (kıyamet) günü amelinin boşa çıkmasından korktuğu için ihlasla davranacağı hususunda seni temin eder,bol keseden konuşur.Bu ihlas ise,ihlaslı olmaya niyetinden ibarettir.

Bu ameli yapmaya başladığın zamansa,seni girmeye davet ettiği şeyden kaçmaya başlar;yapmaya söz verdiği şeyi yapmaktan imtina eder;arzuyla riyaya koşar,ihlaslı olmaktan imtina eder,ameline muhtaç olduğun (o kıyamet günü) avuçlarının boş kalmasına sebep olacak şeyleri yapmaya çağırır.

Amel anında ihlaslı olmayacağını,böyle yapmakla,kendisine muhtaç olacağın (o kıyamet günü) amelini boşa çıkarmak,istediğini baştan söyleseydi, sözünde durmuş olmaz mıydı?

Verada da böyle yapar.Ortada hiçbirşey yokken veraya söz verir -ki bu veraya niyetten başka birşey değildir-.Herhangi bir deneme anında Allah’ın sana gadabından,senin azabı hak edip sevaptan mahrum kalacağından korkarak Allah’ın hoşlanmadığı şeyi bırakacağını;azapdan kurtulma ve kurtuluş ve sevaba ulaşma umuduyla masiyetten uzak kalacağını sanır.

Ama bir imtihanla karşı karşıya olduğu zaman,arzularının doğrultusunda davranmaya başlar;cehennem korkusu ve sevaptan mahrum kalmak istememesinden dolayı kaçınacağını sandığın şeyin peşine düşüp,azapdan emin olmak,kurtuluş ve sevaba erme umuduyla yapacağını sandığın veradan imtina eder.

Sana en düşman olan kişi,seni hata ve gaflete düşürecek bir şeyden tamamen emin kılıp sakınmaya gerek duymayacak kadar bir rahatlık duygusu verip,bu durumla karşılaştığın zaman ise,istediği ve arzu ettiği şeye erişmek için,senin helakını ve tökezlemeni isteyen kişiden de düşman olabilir mi?

Zühd de de aynı şeyi yapar.Hiçbir mülke sahip değilken,sana zahidmiş gibi görünür,onu zahidlerden sanırsın.Dünyaya ve dünyadan az birşeye sahip olduğu zaman,ona olan rağbet kabarır;rağbete doğru sürüklenen ve çekilen,zühdden uzaklaşan,hatta zühde engel olan ve böylece sana verdiği sözünde durmayan o olur.Sana da va’dettiğinin aksiyle baş başa olmak kalır.

Aynı (oyunu) rızada da yapar.Henüz rahat ve sağlıklı iken,bela ve musibetlerden uzak iken,onun (Allah’tan) razı olanlardan olduğunu sanırsın.Oysa bu hal,mü’min olsun facir olsun,herkesin ona rıza hali içinde olan bir haldir.Oysa rıza burada aranmaz ki.Burada gösterilecek bir rıza da rızaya niyetten başka birşey değildir.Bela ve musibetlerin gelmesinden sonra gerçek rıza (veya rızasızlık) hali belli olur.

Bedenine bir bela veya musibet gelince veya geçim sıkıntısı gibi dünyevi bir meşakkate düşünce,(birde bakarsın),nefsinin rıza hali kaybolmuş;hatta aceleciliğe ve memnuniyetsizliğe kapılan,rıza haline ermene engel olan,o hale ermek istemeyen,kısaca va’dine vefa göstermeyen yine bu nefsin olur.

Aynı şekilde elinde her türlü imkan varken,dünyası ve geçimi yolundayken nefsin sana,Allah’a karşı tevekkül ve güven içinde olduğu zannını verir.Ama insanlara,vesair esbaba değil de,yalnız Allah’a güven duyman gereken bir durumla karşılaştığın zaman,arzularına yapışır;halktan birşeyler beklemeye ve korkmaya,sebeplere önem vermeye,halka yaltaklanmaya başlar ve ona muhtaç olduğu an,seni yalnız bırakır.Tevekkülden yüz çeviren ve senin Allah’a tevekkülüne engel olanda o (nefsin) olur.

Haricen Not= Özetle diyecek olursak eğer;karşı karşıya kalmadığın ve ihtiyacın olmadığı halde ihtiyacın olduğu anda bulunması gereken şeyi varmış gibi hissetmek aldanmaktır.Nasıl ki sağlığın kıymeti hastalık zamanında,sabrın gerekliliği öfke anında belli olur;aynı şekilde karşı karşıya geldiğin bir durumda ihtiyacın olmadığı bir zamanda gösterdiğin tevekkülü gösterebiliyorsan o zaman sözlerinde samimisin Aksine üstte de misalen verdiliği üzere cömert olduğunu iddia edipde ihtiyacı olmadığı zaman yardım edeceğini vaad edip de ihtiyacı olduğu zaman eli cebine gitmeyen kişinin durumu gibi yalan olur.



Kaynak= Haris el-Muhasibi / (er-Riaye) Nefs Muhasebesinin Temelleri / bkz:423-424Haris

Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.