Nefis Akl-ı Selim İle Dizginlenir

  • 08 Mart 2018
  • 75 kez görüntülendi.

Yüce Allah ayet-i kerime de şöyle buyurmuştur;Hiç şüphesiz,nefis devamlı kötülüğü emreder.Rabbim’in acıyıp korudukları müstesna (Yusuf’53)

Necmeddin-i Küba Hz şöyle buyuruyor:’Nefis kötülüğü emredecek bir özellikte yaratılmıştır.Yaratılmış olduğu bu haliyle kalırsa,onun elinden kötülükten başka bir şey gelmez

Onun için bu nefsin dizginlenmesi lazımdır.Nedir onu dizginleyen özellik? Akl-ı selim ve hükm-i Rabbaniyedir.Yani akıl denilen nimetin ‘selim’ olarak kullanılması ve Rabbimiz Teala’nın hükümlerinin tam olarak yerine getirilmesidir.Aklın selim olması demek,nefsin elinde oyuncak olmamasıdır.Nefsi özelliklerle donatılmış bir akıl,bir çocuğun elindeki oyuncağa benzer.

İslam dini akıl dinidir derken akl-ı selim olanların aklından bahsedilir.Çünkü akl-ı selim olanın aklına,fikrine,mantığına ilahi emirler ters gelmez demektir.Eğer akıl nefsin elinde durursa,dinin emirlerini nefis istediği gibi yorumlamaya başlar.Aklın kalpteki iman ile aydınlanması lazımdır.Akıl ile nakil (Kur’an ve Sünnet hükümleri) çatıştığı zaman ki böyle birşey söz konusu olmaz ama olacak olursa da bizim Ehl-i Sünnet inancına göre aklı değil,ilahi hükümleri tercih etmemiz lazımdır.Yoksa din,her konuşanın aklına ve mantığına göre değişmez.

Bir kimsede akl-ı selimin meydana gelebilmesi için de kalb-i selime ihtiyaç vardır.Kalb de akıl da bedenimizin her bir uzvu da bu nefis belasından kurtulmadıkça selamete ulaşmaz.Elimiz kolumuz bağlı,aklımız,fikrimiz,duygu ve düşüncelerimiz nefsin emrinde iş yapar dururuz.Onun için kalbin kötülüklerden temizlenmesi gerekir.Asli vazifesi olan Yüce Allah’ı her an hatırlıyor,zikrediyor hale gelmesi ve bu halde olması icap eder.Çünkü kalbin asli görevi budur.O zaman kalb-i selim dolayısıyla akl-i selim teşekkül eder.

Allah Teala Kur’an-ı Kerim’de kalbin sıfatını,taşıması gereken asli özelliğinin kalb-i selim olduğunu beyan buyurmuş;

Öyle gün ki,mal ve oğullar (evlat) fayda vermez.Allah’a arınmış bir kalp (kalb-i selim) ile gelen başka (Şuara’88-89)

Kalb-i selimi,büyük alimler ‘Allah’tan başka hiçbir şeye yönelmeyen kalp’ olarak açıklamışlardır.’Benim aklım selim olsun’ diyen kimse,aklını da kalbini de masivdan korumalıdır.

Masiva:Allah’ın sevgisini ve muhabbetini zedeleyecek her şeydir.Onun için kalbin ve aklın muhafazası lazımdır.

İşte bunun için tasavvufi terbiye gereklidir.Bu nefsin ıslah olması için akıl ve kalbi tasfiye edebilecek ve bu konuda alim olan bir zat (mürşid-i kamil) lazımdır.Akıl ve kalp,kendi kendine ıslah olur mu? Kalp selamete ermezse akıl da ‘selim’ özelliğini kazanabilir mi? Aklın manevi olgunluğu (kemalatı),yüce Allah’a teslim olarak nurlanmasına ve kalbin zikre geçmesine bağlıdır

Nefis;insan vücudunda madde ile mananın karışmasından meydana gelmiş manevi bir kuvvettir.Aklımızın emrettiği nurani bir özellikte yaratılmıştır. Nasıl ki,Rabbim ruhu yaratmış ve biz de onun mevcudiyetiyle hayat eseri gösteriyorsak,nefsin sıfatıyla da yalan,haset,gazap,şehvet gibi özelliklerimizle çeşitli davranışlarda bulunuyoruz.

Ebu Bekir Verrak Hz (k.s) şöyle buyurmuş;

Nefs-i emmare insanı bazen kafir bazen mürai (ikiyüzlü),bazen de münafık (dışından bakıldığında müslüman ancak kalpten iman etmemiş gibi gibi) yapar.Nefs-i emmare,ebediyen Hak ile ülfet ve ünsiyete yönelmezse kafir olur.Attığı her bir adım,yaptığı her bir işi gösteriş için yaparsa mürai olur.Vaadini yerine getirmez ve bunu alışkanlık olarak yaparsa,o zaman da münafık olur.



Kaynak= Mehmet Ildırar / Tasavvuf Ve Nefis Terbiyesi / bkz:56-57