Naziat Süresi Beyanu’l-Hak Tefsiri

Naziat Süresi,Mekki bir süre olup;Hz Peygamber’in elçi olarak gönderilmesinin altıncı yılında toptan indirilmiştir.Tamam 45 ayetten ibaret olan bu süre,adını ilk ayetindeki ‘Ruhları bedenlerden söküp alacaklar”dan dolayı bu adı almıştır.Hz Osman’ın Mushaf’ındaki kronolojik sıralamaya göre 81,Hz Ebu Bekir’in cem ettirdiği elimizdeki Kur’an’a göre 79. süredir.

‘Allah’ın esirgeyip korudukları hariç…’ bütün insanlar,şu iki sarsıntıyı mutlaka yaşayacaklardır.Birincisi can verme anının dehşet verici sarsıntısı,küçük kıyamet; ikincisi kıyametin kopmasıyla birbirini takip edecek olan korkunç felaket sahneleri,büyük kıyamet… Ne var ki öldükten sonra tekrar dirilmeyi inkar edenler,Resulüllah’ın (s.a.v) ‘Eğer benim bildiklerimi bilseydiniz,az güler çok ağlardınız’ ikazına kulak asmamaktadırlar.

Kur’an’da ibret amacıyla küçük kıyametin korkunç sahnelerine sıkça yer verilmiştir. Resulüllah’ın,ilk beş ayetin tefsiri sadedindeki şu hadisi anlayanlar için son derece ibret verici olmalıdır.

  • Bera İbn Azib anlatıyor;

Ensar’dan bir sahabinin cenazesinde Resulüllah (s.a.v) ile birlikte kabre geldik ve lahit kısmı kazılırken Resulüllah aniden çöktü,biz de çöktük.Hepimizde bir tedirginlik hali vardı ! Öyle sessiz ve hareketsiz duruyorduk ki sanki başımızda kuş vardı da kıpırdadığımız an uçacakmış gibi,öyle durup O’na bakıyorduk.O’ da elindeki bir ağaç parçasıyla yere çizikler atıp duruyordu.Birden başını kaldırdı ve ‘Eshabım ! Kabir azabından Allah’a sığının’ dedi ve bu sözü iki,üç defa tekrarladı,sonra da şöyle devam etti;

Mü’min bir kulun eceli yetip dünyadan kopma ve ahirete yönelme vakti geldiğinde,gökten onun yanına yüzleri bembeyaz,sanki güneşin aydınlığı gibi parlak melekler inerler.Ellerinde cennetten getirdikleri bembeyaz bir kefen ve cennet kokularından bir koku vardır.Ölmek üzere olanın göz hizasında otururlar.Sonra Melekü’l-mevt/Azrail gelir ve o da şahsın başucunda oturur.’Ey temiz ve hoş ruh! Allah’ın bağışlaması ve rızasına kavuşmak üzere gel,çık’ der.O esnada,eğdirilen bir su kabından bir su damlasının aktığı gibi,müminin ruhu bedeninden hafifçe ayrılıp çıkar.Melekler onu göz açıp kapayıncaya kadar ölüm meleğinin elinden alır,cennetten getirdikleri kokuya bular,kefene sarar ve semanın katlarına doğru süratle çıkarlar.O esnada her tarafa yeryüzünün en güzel kokusu olan misk gibi bir koku yayılır.

Semanın katlarında yükselirlerken rastladıklar her melek topluluğu ‘Bu ne güzel koku,bu kimin ruhudur?’ diye sorarlar,onlar da müminin en güzel isimlerinden biriyle ‘Bu falan oğlu falanın ruhudur’ derler.İlk göğün kapısına vardıklarında kapının açılmasını isterler,kapı derhal açılır ve oradaki melekler onu saygıyla ve övücü sözlerle karşılar ve birlikte diğer semanın kapısına kadar geçirirler.Her semanın kapısına varıldığında bu hal tekrarlanır.Yedinci semanın kapısına vardıklarında Allah Teala şöyle buyurur:’Kulumun kitabını illiyyine (83/18-19) kaydedin.Sonra da onu yeryüzüne götürün.

Çünkü onu arzdan yarattım,tekrar oraya döndüreceğimi ve yine oradan yaratacağımı vaat ettim (TaH’Ha’55)’.

O mümin getirilip kabrine konur.İki melek gelir ve onu oturturlar.

Rabb’in kimdir derler

O:Rabb’im Allah’tır der.

Melekler: Dinin nedir?

O; Dinim İslam’dır der.

Elçi olarak gönderilen kişi hakkında kanaatin ne idi?

O: Allah’ın elçisidir der.

İlmin nedir?

Allah’ın kitabını okudum,ona iman edip kalben tasdik ettim der.

O esnada semadan bir ses yükselir:Kulum doğru söyledi,orada ona cennetten bir yer hazırlayın,cennet elbisesini giydirin,onun için cennetten bir kapı açın da onun esintileri,kokuları gelmeye başlasın.Sonra da kabri gözünün görebildiği genişlikte açılır.Daha sonra güzel yüzlü,güzel giyimli,güzel kokulu bir adam görünür ve der ki: ‘Seni müjdeliyorum,işte bu gördüklerin sana hayatta vaat edilen şeylerdir,kutlu olsun’

Mü’min : Sen kimsin? der.

O da: Ben senin salih amelinim cevabını verir.

Mü’min: Ya rabbi! Kıyameti çabuk kopar;Ya Rabbi! Kıyameti çabuk kopar da bir an önce cennete gireyim,orada aileme,sevdiğim yakınlarıma kavuşayım diye dua eder.

Kafir bir kulun eceli yetip dünyadan kopma ve ahirete yönelme vakti geldiğinde gökten onun yanına da yüzleri simsiyah melekler inerler;ellerinde simsiyah bir kefen,pis bir koku vardır.Ölmek üzere olan kafirin göz hizasında otururlar.Sonra Melekü’l-mevt/Azrail gelir ve şahsın başucuna oturur ve ‘Ey pis ve kötü ruh! Allah’ın gazabına ve azabına çarptırılmak üzere gel,çık’ derler.O esnada yaş bir yün yapağısı içerisinden çengelli bir demir çıkarılırken,yünlerin çengele takılıp çıkanları gıcırtılı bir sesle sökülüp çıktığı gibi,kafirin ruhu da bedeninden öyle gıcırtı ile sökülüp çıkarılır…Melekü’l-mevt,henüz yere koymadan diğer melekler onu göz açıp kapayıncaya kadar alır,getirdikleri kokuya bular,siyah kefene sarra ve semanın katlarına doğru süratle koştururlar.O esnada her tarafa leş kokusu gibi pis bir koku yayılır.Semanın katlarına doğru yükselirlerken rastladıkları her melek topluluğu ‘Bu ne kötü bir kokudur! Bu kimin ruhudur? diye tiksinerek sorarlar.Onlar da onun dünyada isimlendirildiği en kötü isimlerden birisiyle ‘Bu flalan oğlu falanın ruhudur derler.İlk göğün kapısına vardıklarında kapının açılmasını isterler,ama kapı açılmaz.Resulüllah (s.a.v) şu ayeti okudu:’Ayetlerimizi yalanlayan ve onlara boyun eğmeyenler için göğün kapıları açılmaz; deve iğnenin deliğinden geçmedikçe onlar da cennete giremezler.Biz suçluları işte böyle cezalandırırız.Onlar için cehennemden bir döşek,üstlerinden de ateşten bir örtü/yorgan vardır.Biz,zalimleri böyle cezalandıracağız (A’raf’40-41)’

Allah Azze ve Celle şöyle buyurur:’Onun kitabını yerin en alt tabakasında olan ‘Siccin’e kaydedin.Sonra da o oradan aşağı doğru öyle atılır ki param parça bölünerek arza doğru savrulur.

Resulüllah (s.a.v) şu ayeti okudu:Allah’a ortak koşan müşrik,sanki gökten aşağı doğru düşüyor da kuşlar onun etlerini parça parça koparıyor veya rüzgar her bir parçasını en ücra köşelere savuruyor gibidir (Hac’31)’

O kişinin ruhu getirilip kabrine konur.İki melek gelir ve onu oturturlar.

Rabb’in kimdir? der

O da: Ha hı.. bilmiyorum der.

Melekler : Dinin nedir?

O: Ha,hı …bilmiyorum.

Onlar: Elçi olarak gönderilen kişi hakkında kanaatin ne idi?

Ha,hı…. bilmiyorum der.
O esnada semadan bir ses işitilir:O dünya hayatında her şeyi yalanlamıştı.Ona ateşten bir yer hazırlayın,cehennemden de bir kapı açın da onun yakıcı sıcaklığı,iliklere kadar işleyen boğucu esintileri ona gelmeye başlasın.Sonra da kabri onun için öyle daraltılır ki,sanki kaburgaları birbirine geçmiş gibi hisseder.

Daha sonra kötü yüzlü,kötü giyimli,kötü kokulu bir adam karşısına çıkar ve der ki:Şu gördüğün ve yaşadıklarınla seni müjdeliyorum.İşte bu gördüklerin,sana hayatta uzak durman için vaat edilen şeylerdir,kutlu olsun

Kafir: Sen kimsin? Yüzün bana bütün şerleri hatırlatıyor gibi geldi der.

O da: Ben senin kötü amelinim,cevabını verir.

Kafir: Ya Rabbi! Kıyameti koparma,kıyameti koparma diye feryat eder.



Kaynak = M. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C:II / bkz:53-23…525

Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.