Namazın Önemi

Namazın manası, Cenab-ı Hakk’ı tesbih ve tazim ve şükürdür. Yani, celaline karşı kavlen ve fiilen “Sûbhanallah” deyip tasdik etmek; hem kemaline karşı lafzen ve amelen “Allahu Ekber” deyip tazim etmek; hem cemaline karşı kalben ve lisanen ve bedenen “Elhamdülillah” deyip şükretmektir.

Namazın manası şöyle izah edilmiştirNamaz, Cenab-ı Hakk’ı tesbih etmektir. Yani Allahü Teala’nın celaline karşı kavlen ve fiilen “Sûbhanallah” demektir.

. Namaz, Cenab-ı Hakk’ı tazim etmektir. Yani Allahü Teala’nın kemaline karşı lafzen ve amelen “Allahû Ekber” demektir.

. Namaz, Cenab-ı Hakk’a şükür etmektir. Yani cemaline karşı kalben, lisanen ve bedenen “Elhamdülillah” demektir.

Burada birkaç meseleyi açıklayalım; Tesbih etmede “kavlen ve fiilen” denilmiş; tazim etmede “lafzen ve amelen” denilmiş; şükür etmede ise “kalben, lisanen ve bedenen” denilmiştir. Bu ifadelerdeki “kavlen”, “lafzen” ve “lisanen” kelimeleri aynı manadadır. Yine “fiilen”, “amelen” ve “bedenen” kelimeleri de aynı manadadır. Aynı kelime yerine, aynı manayı ifade eden farklı kelimelerin kullanılması ise “tefennün” içindir.

. Tefennün, söz söyleme sanatı olan belagatta bir sanattır. Muhatabı sıkmamak için, aynı kelimeleri kullanmak yerine, aynı manaya gelen farklı kelimeler kullanılır.

Namazın manası, hem kavlen hem fiilen, Cenab-ı Hakk’ın celaline karşı “Sûbhanallah” deyip takdis etmek; kemaline karşı “Allahu Ekber” deyip tazim etmek; cemaline karşı da “Elhamdülillâh” deyip şükretmektir.

. Celaline karşı kavlen ve fiilen “Sûbhanallah” deyip takdis etmek.

Cenab-ı Hakk’ın isim ve sıfatlarını üçe ayırmak mümkündür.

  1. Celali olanlar,
  2. Cemali olanlar ve
  3. Kemali olanlar

Cenab-ı Hakk’ın büyüklüğüne ve azametine işaret eden isimler celal silsilesinin isimleridir. Bu isimlere örnek olarak:

  1. . Kebir,
  2. . Aziz, Müteal,
  3. . Cebbar,
  4. . Mütekebbir,
  5. . Kahhar,
  6. . Celil,
  7. . Müntakim ve
  8. . Azim isimlerini sayabiliriz.

Bütün bu isimlerde ve bu isimlerin tecelli ettiği yerlerde Allah-ü Teala’nın büyüklüğü ve azameti gözükmektedir.

İşte namaz, Allah-u Teala’nın celaline karşı hem dil ile hem de fiil ile “Sûbhanallah” deyip Allah-u Teala’yı cümle kusurdan takdis etmektir. Yani Allah’ın büyüklüğünün bütün kusur ve noksanlardan beri olduğunu ilan etmektir. “Sûbhanallah” sözü, bu ilanın kavli ifadesidir. Namazın rüku, secde ve kıyamı da bu takdisin fiili ilanıdır.Yani;

Namaz şöyle demektir

Ya Rab! Sen o kadar yücesin ve büyüksün ki, işte senin huzurunda iki büklüm oluyorum. Bu halim ile senin büyüklüğün karşısında küçülüyor, celalinin karşısında eğiliyor ve azametinin karşısında secdeye gidiyorum. Ve bu halimi “Sûbhanallah” sözümle de kavlen ilan ediyorum.”

. Kemaline karşı lafzen ve amelen “Allahü Ekber” deyip tazim etmek.

Allahü Teals bütün kemal sıfatlar ile muttasıftır. Mesela

. Alim’dir, olmuş ve olacak her şeyi bilir.

. Kadir’dir, gücü her şeyPeygamberimize yeter; cenneti bir çiçek kolaylığında yaratır.

. Basir’dir, her şeyi görür; hiçbir şey onun görüşünden gizlenemez.

. Semi’dir, her sesi işitir; hatta kalbin en gizli sesini dahi duyar…

İşte namaz, Cenab-ı Hakk’ın idrakten aciz kaldığımız bu sonsuz kemaline karşı tazimdir. “Allahü Ekber” sözü, bu tazimin lafzen ilanıdır. Bu lafız ile kul der ki: “Ya Rab! Sen her şeyden daha büyüksün! Senin kudretin, ilmin, görmen, işitmen, irade etmen nihayetsizdir. Senin kemalini hakkıyla anlamaktan ve idrak etmekten acizim. Bu acziyetimi ilan ediyorum ve kemalinin büyüklüğüne karşı sadece “Allahü Ekber” diyebiliyorum.

Namazın efal ve erkanı da bu tazimin ilanıdır. Kul kıyamda ellerini bağlamış bir halde dururken, belini bükmüş rükuda beklerken, tevazu ile secdeye giderken ya da alnını secdeye koymuş beklerken adeta Allah’ın kemaline karşı tazim eder ve manen “Allahü Ekber” der.

. Cemaline karşı kalben ve lisanen ve bedenen “Elhamdülillah” demek.

Cenab-ı Hak bütün güzelliklerin menbaı ve kaynağıdır. Şu alemin bütün güzelliği, Cemal-i Baki olan Rabbimizin güzelliğinin zayıf bir gölgesidir. Hatta cennet dahi bütün şaşası ve güzelliği ile birlikte Rabbimizin güzelliğinin sadece zayıf bir parıltısıdır.

İşte namaz, Rabbimizin bu güzelliğine ve bize karşı cemali isimleriyle muamele etmesine mukabil bir şükürdür. Bu şükür hem “Elhamdülillah” sözünde hem de namazın ef’al ve erkanında mevcuttur.

Efendimiz’den nakledilen şu hadis-i şerifler, namazın nasıl bir şükür olduğunu beyan buyurmaktadır:

. “Her birinizin her bir eklemi için günde bir sadaka vermesi gerekir. İşte bu sebeple her tesbih bir sadaka, her hamd bir sadaka, her tehlil (la ilahe illallah demek) bir sadaka, her tekbir bir sadaka, iyiliği tavsiye etmek sadaka, kötülükten sakındırmak sadakadır. Kuşluk vakti kılınan iki rekat namaz bunların yerini tutar.”

Peygamber Efendimiz (s.a.v) namazı bir şükür vesilesi olarak görmüştür. Zira Hz. Aişe (r.a.)’den rivayet edilmiştir ki:

Peygamberimiz (s.a.v.) geceleyin kalkıp ayakları şişinceye kadar namaz kılardı. Bunun üzerine ona: “Ya Resulullah! Senin geçmiş ve gelecek bütün hataların bağışlandığı halde niye böyle kendini yoruyorsun?” dedim. Bana cevaben: “

. Allah’a şükreden bir kul olmayayım mı?” buyurdu.



Kaynak: http://www.ilmedavet.com/

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.