Namaza Fatiha Süresi İle Başlamanın Gerekliliği Ve Önemi

Resulüllah (s.a.v)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir;”Allah (c.c) şöyle buyurdu:Namazı (fatihayı) benimle kulum arasında ikiye paylaştırdım ve istek (dua,yani fatihanın ikinci yarısını) kısmını ona verdim.O ‘Elhamdülillahi rabbil alemin:(Hamd alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur)’ deyince,

Allah:Kulum bana hamd (övgü ve teşekkür) etti’ buyurur. Kul:’Errahmani’r-rahim’ deyince Allah (c.c):’Kulum bana sena etti (övdü)’ buyurur.Kul:’Maliki yevmiddin:din gününün sahibi ve hükümdarı’ deyince Allah (c.c):’kulum şanımı yüceltti’ buyurur.

Başka bir defa da ‘Kulum her işini bana havale etti’ buyurur.Kul:’İyyake na’budu ve iyyake nestain:(Ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz)’ deyince Allah Teala:’Burası benimle kulum arasında ortaktır ve istediği,kulumundur’ buyurur.

Kul:’İhdina’s-Sırata’l-Mustakim. Sıratellezine en’amte aleyhim.Ğayri’l-Mağdübi aleyhim ve laddallin:Bizi doğru yola ilet.Nimete erdirdiğin kimselerin yoluna,gazaba uğrayanların ve sapıtanların yoluna değil’ deyince Allah Teala:’Bu kısım kulumundur ve istedikleri onun olacaktır’ der (1)”Bu açıklamadan sonra;

Evet Allah-ü Teala Fatiha Süresinin ilk yarısını kendisi için,ikinci yarısını ise kulu için ayırmıştır.Zaten Sürenin manalarına bakılacak olursa eğer ilk yarısı sena ve hamd (yüceltme),ikinci yarısı ise dua ve istekten ibarettir.Nitekim Allah’a övgü,sena ve teşekkür etmeden, onu yüceltmeden ondan istemek pek doğru bir şey değildir.O yüce Zat’ı tesbih, tenzih ve her türlü noksanlıktan münezzeh kıldıktan sonra ancak ondan sonra O’ndan bir şeyler isteyebilir,bir şeyler dileyebilirsin.

Ancak ne acıdır ki toplum Cahilin cehaletinden korunamadığımız için, her önüne gelen bileni de bilmeyeni de başına buyruk fetva verdiği için,dediklerini kendileri yapmadığı için,bileni de bildiği ile amel etmediği için,bilmeyeni de bilmediğini kabullenmediği için dindeki deformasyon, dejenerasyon aldı başını gitti.

Ondan sonra Allah’ın emirlerini yerine getirmek yerine sadece benim kalbim temiz demekle,insanın içi temiz olsun yeter (onlara göre dışı kirli olsun ama içi temiz olsun mantığı) tezini ileri sürmektedirler. Oysa dışı kirli olan birşeyin,içinin temiz olması beklenemez.

Çünkü kişinin içindeki temizlikmidir,pislikmidir her neyse,o artık dışarıya vurur.Ama bugün ama yarın.Mevlana Hazretlerinin dediği gibi kalp deniz ise dil kıyıdır.Denizde ne varsa kıyıya o vurur mantığı gerçeğide açıkça ifade etmektedir zaten.

Peygamberimiz Hz Muhammed (s.a.v)’;

“En akıllınız,Allah’tan çok korkanınızdır.En güzeliniz her ne kadar en az nefisle ibadet edeniniz olsa bile,Yüce Allah’ın emir ve yasaklarına uyanınızdır” buyurmuştur.Yine aynı şekilde:”Namaz dinin direğidir.Onu terk eden şüphesiz ki dini batmış olur” şeklinde bir hadis-i şerif de mevcuttur.

Yukarı da belirtildiği üzere Allah-u Teala’yı tesbih,tenzih ve her türlü noksanlıktan (sübhanallah) münezzeh kıldıktan sonra O’ndan istenebileceğini yukarıda belirtmiştik.Allah’tan korkmayan birisinin O’nu,O yüce Zat’ını tesbih ve tenzih etmesi ne kadar doğru bir ifade olsa da ancak bu kişinin içine değil de diline vurmuş ve dilinden, boğazından öteye geçmemiştir.

Çünkü Allah’tan korkmanın alameti ve O’nu sevmenin alameti ancak O’nun emir ve yasaklarına uymakla, riayet etmekle ve bu uğurda mücadele göstermekle mümkündür. Aksine seven sevdiğinin isteklerine uymuyorsa,tam aksine bir yol izliyorsa eğer,en ufak bir rüzgara bile karşı koyamayan yaprak misali savrulup gider.

Nitekim aynı şekilde cahil cumhurun sözüne bakılırsa namaz kılmıyorum ama benim kalbim temiz,zina yapmıyorum, hırsızlık yapmıyorum vs vs sözler sarf ederek kendisini haklı çıkartmaya uğraşır,kendi mazeretlerinin arkasında kendisine haklı çıkarmak için bir şeyler arar da durur.

Oysa aslında kendisi de biliyor ki hırsızlık yaparsam eğer ceza yerim,zina yaparsam eğer insanlar adımı ……kötü kadın veya ……..kötü erkek şeklinde bir isim takacaklarından dolayı toplum içine çıkamam düşüncesiyle bunları terk ederler.

Aslında bunları Allah korkusundan ,Allah’ın emir ve yasaklarına uymak için terk edecek olsa mükafatlanacaktır belki ama düşünceler tam aksi yönde. Çünkü toplum namaz kılmayan birisini arasına alır,kabullenir ama ahlakı bozuk olan birisinin topluma girip de insanlarla bir arada yaşaması ihtimal dahilinde değildir.Olacak bile olsa ya yüzsüzlüğündendir yada herkes dengini bulur misali kendi karakterine yakın insanları bulup onlarla arkadaşlık kurarlar,dostluk kurarlar.

Toplum olarak insanlarımızın bir çoğu büyük bir kesimi namaz konusunda her nedendir bilinmez ama her koyun kendi bacağından asılır gibi asılsız bir sözün arkasına saklanarak karşı tarafı susturmaya uğraşırlar.

Ancak ne acıdır ki bunu hep günah olan şeyler için, namaz için kullanıyorsunuz.Hırsızlık yapan birisi için kullanmıyorsunuz,zina yapan birisi için ahlakı bozuk olan başka birisi için telaffuz etmiyorsunuz. Acaba nedendir ? diye düşünmeden insan edemiyor.

Doğru sizler kuldan korktuğunuz kadar Hak’tan korkmadınız,kuldan beklediğiniz menfaatleri çıkarlar Allah’ın bahşedeceği mükafatlardan, ödüllerden,cennetten daha üstün tuttunuz.Kulun verdiğini aldınız Allah’ın vaad ettiğini ise görmemezlikten geldiniz.

İşte siz bu dünyada Allah’ın emir ve yasaklarını dikkate almayıp önemsememezlik yaparsanız,yarın mahşer meydanında aynı şekilde bir muamele görürsünüz ve o zaman kimin için ne yaptıysan git alacağını isteyeceğini ondan iste Ben’den bir şey isteme gibi bir muhattapla karşı karşıya kalacak olursanız o zaman amaların,keşkelerin pişmanlıkların bir faydası olmayacaktır.

Çünkü ahiret ibadet yeri değil ,hesap sonrası ya mükafat ya da ceza yeridir.Onun içindir ki;

Namaz dinin direğidir.Onu terk eden şüphesiz ki dini batmış olur

Son olarak dini emir ve yasakları dikkate almayanlar,hafif görenler ve önemsememezlik yapanlar,hevasını ilah edinenler için,namazı kılmayıp,orucu tutmayıp,ahlakı bozuk olanlar ve diğer görevleri yerine getirmeyenler için Allah Teala Hazretleri şöyle buyurmaktadır:

“Onlar sağırdır,dilsizler ve körlerdir…(2)”.İşte bu tiplere gözünü, kulağını,gönlünü gerçeklere kapatanlara,Hakk’ın sözüne kulak tıkayanlara yakışan da cehennemdir.Tabi ki en doğrusunu ancak Allah bilir.



(1-İbn Kesir / Tefsiru’l Kur’an’il Azim / C:1 / bkz::134);(2-Bakara Süresi’18)