Namaz Neden Gerekli Bir İbadet Şeklidir?

Neden Namaz



Nitekim Peygamberimiz Hz Muhammed (s.a.v):”Namazın farz olması, hac ve tavafın emredilmesi,ibadet yollarının bildirilmesi ancak, Allah’ı hatırlamak ve O’nu anmak içindir.” şeklinde buyurduğu rivayet edilmiştir.Şayet düşünecek olursanız eğer Allah (c.c)’ı anmanın, hatırlamanın başka bir yolu var mıdır/varsa bile ne kadar kalıcıdır ne kadar kabule ayandır orasını ancak Allah bilir.

Ancak şunu belirtmek gerekiyor ki kişi Allah’ı anmak ve hatırlamak, ona secde etmek, acizliğini ortaya koymak ve üzerine yüklenen bu kulluk bilincinin ve şuurunun içinde olabilmesi için Yüce Allah;”Namaz belirli vakitlerde müminlere farz kılınmıştır. (1)” şeklinde buyurmuştur.

Kişi eğer yirmi dört saatin belirli zaman dilimini,Yüce Allah için ayırmayıp da onu tesbih etmiyor,onu yüceltmiyor ve onu övmüyorsa eğer bu kişinin Allah’ı sevmesi,Resulünü sevmesi,O’nun yolundan gitmesi laftan başka bir şey değildir.

Gazali’nin deyimi ile; “Kalbinden Allah’ı geçirip sadece diliyle söyleyen kimse,Allah’a ulaştıracak yola girmedikten,kendini bu yola sokacak irade kuvvetini göstermedikten ve kesin olarak sağlam iman ve itikat üzere bulunmadıktan sonra,onun ağzıyla söylediği iman ediyorum” sözünün hiçbir kıymeti yoktur”.

“Allah (c.c) namaz ile mallardan infak yapmayı birlikte çok anar.Çünkü zekat Allah’ın (c.c) hakkıdır ve ona kulluktur.Namaz Allah’ı birleme, övme,şanını yüceltme,yalvarış,dua ve tevekülü içerir.İnfak ise Allah’ın kullarına faydalı olmak suretiyle iyilik yapmaktır.Buna en layık olanlar ise akrabalar,aile efradı ile köle ve cariyelerdir ve akraba olmayanlar sonra gelir.Dolayısıyla vacip olan nafakalar/infaklar ile farz olan zekat Allah’ın (c.c) ‘kendilerine verdiğimiz mallardan Allah yolunda harcarlar’ buyruğu kapsamında yer alır (2)”

Sevgili Peygamberimiz Hz Muhammed (s.a.v) buyurmuştur ki; 

“Ademoğlu secde ayetini okuyup secde ettiği zaman şeytan ondan uzaklaşıp,”Bu adama secde edilmesi emredildi; o da secde edip cenneti kazandı.Ben ise secde emredildiği zaman karşı çıktım ve cehennemi boyladım diyerek ağlar”

Resulüllah (s.a.v):Allah’ın kullar üzerindeki hakkı üzerindeki hakkı kendisine ibadet etmeleri ve ona hiçbir şeyi ortak koşmamalarıdır.Eğer bunu yerine getirecek olurlarsa kulların Allah üzerindeki hakkı Allah’ın kullarını azaplandırmaması onların Allah üzerindeki hakkıdır ve başka bir hadis-i şeriflerinde ise Resulüllah (s.a.v):

Yüce Allah buyuruyor ki:

Ey Ademoğlu,sen vaktini bana ibadet için boşalt ki,senin kalbini zenginlikle doldurayım, fakirliğini de gidereyim.Eğer böyle yapmayacak olursan kalbini meşgalelerle doldururum ve senin fakirliğini de kapatmam.

Nitekim namaz İnsan ile Allah (c.c)’ın arasında bir tercüman kullanmaksızın kişinin Allah ile konuşmasıdır.

Bu konuşmayı ister saygı, edep,huşu ve hudu içinde gerçekleştir,istersen de başına buyruk hareket ederek sergile. Gösterdiğin özene,gösterdiğin ilgiye göre karşılık göreceksin.Gazali’nin dediği gibi

‘Allah katındaki yerini merak ediyorsan,kalbinde Allah’a verdiğin değere bak’.

Sen eğer Allah (c.c)’ın sana farz kıldığı en önemli ibadeti görevi şartlarına göre ifa etmeyip de kendi mantığına göre veyahut kendi beğenine göre kılacak olursan bu sefer de göreceğin ilgi de beklediğin mükafat da aynı şekilde gösterdiğin özen,gösterdiğin ilgi kadar olacaktır

Dünya ahiretin tarlasıdır misali. Ekersen biçersin.Ancak şurası da bir gerçek ki ektiğin ürünün bakımını ilaçlamasını vs vs yanlış yapacak olursan eğer bu sefer eline hiçbirşey geçmeyeceği gibi ettiğin masraf ve çabalarla yorulmaktan başka birşey eline geçmeyeceği içindir ki Hz Peygamber (s.a.v):

Nice oruç tutan vardır ki,orucundan dolayı açlıktan ve susamaktan başka bir şeyi yoktur. Nice namaz kılan vardır ki,namazından dolayı uykusuzluktan ve sıkıntıdan başka bir şeyi yoktur buyurmaktadır.Zekilerin uykusu ve iftarları ne güzeldir buyurmuş ve başka bir hadis-i şeriflerinde ise Peygamberimiz Hz Muhammed (s.a.v);

“Şüphesiz ki namaz ancak,alçakgönüllülük,yalvarma,üzülme ,hasret ve pişmanlıktır.”.Yine başka bir hadis-i şeriflerinde ise; “Namaz kıldığın zaman (arzularına ve hayata) veda eden kimse gibi namaz kıl” çeklinde buyurmuşlardır.

Yüce Allah: “Namaz belirli vakitlerde müminlere farz kılınmıştır (3)” buyurmuş ancak değişik ayet-i celilelerde ise namaz kıldığı halde şartlarını yerine getirmeyenleri yererek “Vay haline şöyle namaz kılanların:Ki onlar namazlarından gafildirler (Kıldıkları namazın değerini bilmez, namaza gereken ihtimamı göstermezler) (4)” ve devamla başka bir ayet-i celile de ise yüce Allah

“Vay onlara ki, âhirete inanmalarına rağmen, bile bile dünyayı âhirete tercih ederler. İnsanları Allah yolundan çevirir de o yolu eğri büğrü göstermek isterler. İşte onlar haktan, doğru yoldan çok uzak bir sapıklık içindedirler (5)” şeklinde buyurmaktadır.

“Yüce Allah ‘Amel etmişler,yorulmuşlardır (Gaşiye Süresi’3)’.Bu yüzler(in sahipleri) çokça amel etmişler,bu uğurda çokça yorulmuşlardır ama kıyamet gününde ise kızgın bir ateşi boylamış olacaklardır (6)”

“Allah Resulü (s.a.v),ashabına namaz kıldırmış ve kıraat esnasında bir ayeti okumamıştı.Namaz bittikten sonra sahabeye dönerek ‘Ben ne okudum? diye sordu.Sükut ettiler.Übeyy b. Ka’b’a (r.a) sordu.O da,Şu süreyi okudunuz ve falan ayeti atladınız.O ayetin neshedilip edilmediğini bilmiyorum dedi.

Bunun üzerine Allah Resulü (s.a.v) ‘Sen namaz ehlindensin ey Übeyy’ dedi.Sonra diğerlerine dönerek şöyle buyurdu:Namaza gelip saflarını tamamlayan ve içlerindeki peygambere uyan,sonra da onun Allah’ın Kitabı’ndan ne okuduğunu bilmeyen kavimlerin hali nice olur! Böyle yapan ancak İsrailoğulları’dır.Onlar da sizin gibi yapmışlardı.

Bunun üzerine Allah Teala peygamberine şöyle vahyetmişti:Kavmine deki:Bedenlerinizle bana geliyor,dillerinizi bana veriyor ama kalplerinizi benden saklıyorsunuz.Tuttuğunuz bu yol batıldır (7)” ve Bir kutsi hadiste Allah Teala şöyle buyurmuştur:

Her namaz kılan,namaz kılmış olmaz.Ben ancak azametim karşısında boyun eğen,arzularını haramlarımdan sakındıran,bana isyanda ısrarcı olmayan,açı doyuran ve açığı giydiren kimsenin namazını kabul ederim

Peygamberimiz (s.a.v);”Benden altmış yıl sonra öyle bir nesil gelecek ki onlar namazı bırakacak ve nefislerinin arzularına uyacaklar. Onlar bu sapkınlıklarının cezalasını görecekler.Daha sonra okudukları Kur’an boğazlarını geçmeyen bir nesil olacak.Kur’an-ı üç kişi de okur:

Mü’min,münafık ve günahkar.Hadis-i şerifin senedinde ki Beşir der ki:Velid’e bu üç kişi kimdir? diye sordum.Münafık onu inkar eden,facir onunla para kazanıp yiyen,mü’min ise ona iman edendir dedi.

ve son diyeceğimiz şudur ki yüce Allah’ın buyurduğu üzere “Hayır! İnsan, Allah’ın buyruğunu lâyıkıyla yerine getirmedi (8)”.”Biz onlara haksızlık etmedik, ama asıl kendileri öz canlarına zulmettiler (9)”



(1-Nisa Süresi’103);(2-İbn Kesir / Tefsiru’l Kur’an’il Azim / C:1 / bkz:214);(3-Nisa Süresi’103);(4-Maun Süresi’4-5);(5-İbrahim Süresi’3);(6-İbn Kesir / Tefsiru’l Kur’an’il Azim / C:12 / bkz:106);(7-Ebu Talib el-Mekki / Kalplerin Azığı / C:3 / bkz:337);(8-Abese Süresi’23);(9-Zuhruf Süresi’76)