Namaz Kılmayan Birisine Namazı Hatırlatmak

Yüce Allah “Hanginizin daha güzel iş ortaya koyacağını denemek için, ölümü ve hayatı yaratan O’dur. O azîzdir, gafurdur (üstün kudret sahibidir, affı ve mağfireti boldur) (1)”.”Kim güzel ve makbul bir iş yaparsa, kendisi için yapar. Kim de kötülük işlerse kendi aleyhinedir. Sonunda Rabbinizin huzuruna götürüleceksiniz (2)”.

Ancak “Hak yoldan sapanlar ise, cehennem odunu olurlar (3)”.Kendisine namaz hatırlatıldığı zaman “Ne oluyor onlara ki bu öğütten, bu irşaddan yüz çeviriyorlar?,Ürküp kaçan yaban eşeği gibi kaçıyorlar?,”Arslanlardan kaçar gibi (4)” kaçıyorlarda sadece benim kalbim temiz diyerek üzerindeki farz olan kulluk görevinden kurtulmaya çalışıyor.

Hal böyle iken nereye gidiyorsunuz? (5)”.”Siz hala akıllıca düşünmeyecek misiniz? (6)”.

İşte böylesi ne için dünyaya geldiğini bildiği halde bilmemezlikten gelen,düşünmesi gerektiği halde bundan gafil olan birisi “Allah’ın kendisine okunan ayetlerini işitir de sonra kibrine yediremeyip büyüklük taslayarak, sanki onları hiç işitmemiş gibi inkarında direnir. Ona gayet acı bir azabı müjdele! (7)”.

Oysa namazını kılan,zekatını veren,orucunu tutan,imkanı varken Hac farziyetini yerine getiren ve bu görevleri yerine getirirken de bunların şuuru ve bilinci içerisinde olup nefsini temizleyerek güzel ahlaka sahip olan ve yüce Allah’ın buyurduğu üzere

“İyilik (ve hayır), yüzlerinizi doğuya ya da batıya doğru çevirme değildir. Asıl iyilik; Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara ve peygamberlere iman eden, Sevdiği malını Allah’ı hoşnut etmek için Yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalan gariplere, isteyenlere ve boyunduruk altında bulunup hürriyetine kavuşmak isteyen köle ve esirlere veren, Namazı hakkıyla ifa edip zekâtı veren, Sözleştiği zaman sözlerinde duran, Hele hele sıkıntı ve hastalık hallerinde, Savaşın şiddetleri esnasında sabreden kimselerin davranışlarıdır. İşte onlardır imanlarında samimi olanlar ve işte onlardır Allah’ı sayıp günahlardan korunan takvâlılar! (8)”.

“İşte o kimseler ki, iman ettiler ve iyi iyi işlerde bulundular, artık onları Rab’leri rahmet içine girdirecektir. İşte en apaçık kurtuluş, odur (9)”.”

Kafirlere ise yüce Allah tarafından, şöyle denilir:Ayetlerim size okunduğunda siz büyüklük taslamış ve hep suç işleyen kimseler olmuştunuz değil mi? (10)”.

“İşte o zaman insanlar: “Ey ulu Rabbimiz, bizden bu azabı kaldır, çünkü artık iman ediyoruz!” derler,”Onlar nerede, iman nerede! Onlar ibret alan, hisse kapan insanlar değil. Böyle olmadıkları için, gerçekleri apaçık anlatan Peygamber geldiği halde,”Ona sırtlarını döndüler de: “Bu, başkaları tarafından bir şeyler belletilmiş delinin teki!” dediler,”Azabı üzerinizden biraz kaldıracağız, fakat siz yine eski halinize döneceksiniz (11)” .

Bizler kafir değiliz “Elhamdülillah” Müslümanız,Allah’ın varlığını,birliğini kabul ediyoruz,bütün Peygamberlere inanıyor ve iman ediyoruz ama yaptıklarımızla bizleri kafirlerden,münafıklardan ayıracak olan bir vasfa sahip olduğumuz halde bu vasfa sahip çıkmıyoruz.Bu arada yeri gelmişken söylemekte de fayda olacaktır ki unutmayın ki boynuna kıyamet gününe kadar lanet halkası geçirilen şeytanda Allah’a inanıyordu, Peygamberlere inanıyordu ama bu inancı kendini kurtaramadı.Allah’ın emrine itaat etmediği için lanetlenmiş bir şekilde kovuldu.

O namaz kılmayıp da Allah’ın diğer emir ve yasaklarına kulak tıkayarak arkasına atanlar ve var gücüyle sanki dünyanın sahibi tek kendisi olacakmış gibi bütün benliği ile dünyaya sarılan ve dünyalık şeyler biriktirenler

“Geride neler bırakmadılar neler!… Ne bağlar, bahçeler, ne pınarlar,”Ne çiftlikler… Ne güzel güzel konaklar, ne makamlar,”İçinde zevk-u safa sürdükleri ne nimetler!… (12)”.

İşte bunların hepsi senin ölümünle beraber elinden çıktığı gibi kabirde sana hiçbir faydası olmayacak,yarın Allah’ın huzurunda lehinde değil aleyhinde davacı olacaklar ve sen cefasını çekerken ve kazandıklarının hesabı ile meşgul olurken arkanda bıraktıklarının sefasını sürecek.

Yüce Allah’ın buyurduğu üzere “İşte böyle oldu! Sonra bütün bunları, başka bir topluma miras bıraktık,”Merhamete lâyık olma haklarını kaybettiklerinden, perişan hallerine gök de ağlamadı, yer de! Artık onlara yeni bir mühlet de verilmedi (13)”.

“Muhakkak ki Ben’im gerçek İlah. Benden başka yoktur ilah. O halde sen de yalnız Bana ibadet et! Beni anmak için namaz eda et!,”Elbet gelecek kıyamet saati. Nerdeyse açıklayasım geliyor onun vaktini. Ta ki her kişi bulsun orada bütün yapıp ettiğini, işlerinin karşılığını, “Buna inanmayanlar, nefsinin arzu ve ihtiraslarının peşine düşenler, sakın seni ona inanmaktan vazgeçirmesin, sonra sen de helâk olursun (14)”

“Muhakkak ki, müminler kurtuluşa ermişlerdir,”Onlar namazlarında tam bir saygı ve tevazu içindedirler,”Ve o müminler ki, onlar, her lüzumsuz şeyden yüz çevirirler (15)”.

Hal bu iken ve bu ortamda başkasına söz anlatman imkansız olmasa da çok zor olduğu,herkes kendi görüşünü ve yapıp ettiklerini beğendiği gerçeği ortada iken sen “Ailene namazı emret ve sen de onun üzerine sabret (16)”.

Zaten kişi eğer kendisi namaz konusunda sebat gösterse ve ailesine namazı emredecek,ailesine emr-i maru’uf nehy-i münker yapacak olsa,birazda ilim tahsil etse zaten her şey Allah’ın izni ile kendiliğinden düzelecektir ama bu dediklerimiz nerde,yaptıklarımız ve yapılanlar nerde….

Tabi ki en doğrusunu ancak Allah bilir.Allah’ın selamı,rahmeti ve mağfireti,O’nun Resulü Hz Muhammed (s.a.v) ve diğer Nebilerin (a.s),Peygamberimizin ehl-i beyti, al ve ashabı üzerine,O’nun yolunu ve izini takip edenlerin üzerine olsun vesselam…!!!



(1-Mülk Süresi’2);(2-Casiye Süresi’15);(3-Cinn Süresi’15);(4-Müddessir Süresi’49…51);(5-Tekvir Süresi’26);(6-Hud Süresi’51);(7-Casiye Süresi’8);(8-Bakara Süresi’177);(9-Casiye Süresi’30);(10-Casiye Süresi’31);(11-Duhan Süresi’12…15);(12-Duhan Süresi’25…27);(13-Duhan Süresi’28-29);(14-Ta’ha Süresi’14…16);(15-Mü’minun Süresi’1…3);(16-Ta’ha Süresi’132)