Namaz Kılarken Gelen Şeytani Vesveselerden Nasıl Kurtulabilirim?

“Kur’an da nerede namazdan bahsedilmişse ‘dosdoğru kılmak‘ kaydına bağlandığını görürsün.Buna karşılık münafıklardan bahsederken yüce Allah şöyle buyuruyor:’Namazlarının şuurunda olmayan namaz kılıcıların vay haline (1)’.Görülüyor ki Yüce Allah (c.c) müminlerden ‘Namazı dosdoğru kılanlar‘ diye bahsederken münafıklardan sadece ‘namaz kılanlar’ diye bahsetmektedir.

Bunun sebebi, namazı kılanlar çok olmakla birlikte ‘namazı dosdoğru’ kılanların az olduğunu belirtmektedir.Sıradan gafiller işledikleri amelleri, geleneğe uymak için işler ve ibadetlerin Allah’a takdim edileceği gün ‘kabul edilir mi,edilmez mi’ diye düşünmezler.

Peygamberimiz (s.a.v) buyuruyor ki:Beş vakit namaz,kullara farz kılınmıştır,önem ve usulünü hafife almadan,hiçbir yönünü ihmal etmeksizin bu beş vakit namaz farzını yerine getireni cennete koymak,Allah’ın taahhüdüdür.Bu beş vakit namaz farzını yerine getirmeyenlere karşı ise Allah’ın hiçbir taahhüdü yoktur,dilerse o kimseyi azaba çarptırır,dilerse cennete koyar (a)”.

Nitekim bir hadis-i şeriflerde Resulüllah (s.a.v):Allah’ın kullar üzerindeki hakkı kendisine ibadet etmeleri ve ona hiçbir şeyi ortak koşmamalarıdır.Eğer bunu yerine getirecek olurlarsa kulların Allah üzerindeki hakkı Allah’ın kullarını azaplandırmaması onların Allah üzerindeki hakkıdır şeklinde buyurmuşlardır.

Her ne kadar kişinin bilgisi ve ilmi olsa da kişi namaza durduğu zaman şeytan sağdan,soldan,önden,arkadan,olduk olmadık,dağdan bayırdan,ilgili ilgisiz,geçmişten,gelecekten,paradan puldan,dünyadan dünya malından vs vs başlar vesvese vermeye.Bu tip düşünce ve vesveselerden kurtulman imkansız olmasa da çok zordur.Ancak bir şeyin yapılabilme ihtimali varsa eğer zorda olsa başarılabilir.

Kaldı ki bizler gibi avam tabakasından olanların bu vesveseyi tamamen kesip atma imkanı olmasa da bu vesveseyi azaltmak ve etkisini kırmak mümkündür

Bunun içinde ilme,zühde ve okumuş olduğun sürelerin anlamını bilmekten ve öğrenmekten geçiyor.Kaldı ki okumuş olduğun sürenin anlamını bildiğin halde ilimden ve zühdden yoksun isen yine bu vesveselerden kurtulmak mümkün değildir.

Çünkü bütün kötülüklerin kaynağı da,anası da,başı da,sonu da dünya sevgisidir.Gerekli açıklamalar tekrarını gerektirmeyecek kadar dünyanın zemmedilmesinde ele alınmıştır.

Kaldı ki namazda aklına gelecek olan vesveselerden kurtulman mümkün olmasa da en azından eğer o vesveselerin kalbinde yer etmemesini istiyorsan,kalbinde bir iz bırakmasını istemiyorsan eğer o vesveselere kulak verme ve üzerinde durma.

Çünkü bu vesveselere kulak vererek cevaplayacak olursan eğer ne o vesveselerin sonu gelir nede senin o vesveselere verdiğin cevabın sonu gelir.En sonunda bakarsın ki kaç rekat kılmışsın,ne okumuşsun farkına bile varmadan namazı bitirmişsin.Oysa o namazı kılan da sendin, okuyanda sendin ama kıldığın namazdan gafil olduğun için kıldığı namazdan haberi olmayan yine sensin.

Demek istediğim husus şudur ki

Namazı ezbere dayalı,şekilden ibaret olduğunu sanmaktan kurtulup,artık ezbere geldiğimiz alışkanlıklarımızı bir kez daha gözden geçirelim ve bunlardan vazgeçelim.Bu ezbere dayalı ve namazı sadece şekilden ibaret sananların durumu şuna benzer:

“Yook!” dediler, “ama atalarımızı böyle bir uygulama içinde bulduk, biz de onu benimsedik (2)”.”Bizim tuttuğumuz yol, önceki atalarımızın sürüp gelen âdetlerinden başka bir şey değildir.(3)”.

Ancak peki ezbere geldiğiniz, duyup öğrendiğiniz şeyler,bizler babamızdan anamızdan dedemizden büyüklerimizden böyle gördük böyle şeyler duyduk dediğiniz şeyler yanlış ise,yalan ise,hatalı ise bir ömür boyu bu yanlış üzere bu hata üzere mi yaşayacaksın ? İbadetlerini eksik, yanlış, hatalı mı yapacaksın ? Yine aynı şekilde Allah (c.c) Kitabında buyuruyor ki;

“Ataları hiçbir şey bilmeyen, doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı onlara tabi olacaklar? (4)”

Şeytanın halkı aldatmasının bir yolu da adetlere uymaktır ki çoğunluğu da böyle aldatır.Bu ise helak olmalarının en büyük sebebidir.

Örneğin:

Bunlar babalarından gördükleri ve üzerinde büyüdükleri adetleri ve onların inançlarını taklid ederler.Bakarsın ki adam elli sene yaşadığı halde hala babasından gördüğü şeylere uyar.Doğru olup olmadığına bakmaz. Yahudilerin ve Hristiyanların ve cahiliyedekilerin öncekileri taklid etmeleri bu türdendir.

Müslümanlarda namaz ve ibadetlerini adetler üzere yaparlar. Adam senelerce insanların kıldığı gibi namaz kılar;bunu şekil olarak bilir ama içeriklerini bilmez.Belki de Fatiha’yı okumaz,namazın farz ve vaciplerini bilmez,dine olan yetersiz ilgisi bunları öğrenmesini kolaylaştırmaz.Ama eğer o ticaret yapmak isteseydi yola çıkmadan evvel gider tecrübelilere sorar,yapacağı masrafları hesaplar (b)”.

Nitekim insanların bir çoğu ibadetleri artık ihlas içinde yapmak için mücadele göstermeyip de artık namazı birer -haşa- sıradan bir alışkanlık haline getirdiler.

Namazın vakti gelmiş mi,gelmemiş mi,geçmiş mi, geçmemiş mi hiç umursamadan sanki yemek yer gibi birer alışkanlık haline gelerek kıldın mı kıldım misali.

Oysa Hz Ali (r.a) namaz kılarken kalbinin sesi kaç mil öteden duyuluyormuş.Kaldı ki buradaki kalbin sesinden kastı huşudur,kimin huzurunda olduğunu bilmektir ve kime karşı olan borcunu ödemeye niyetlendiğindir.Ancak insanların ekseriyeti kimin huzurunda durduğunu düşünmekten gafil oldukları için kıldıkları namazın bilinci ve şuuru içerisinde değiller.

“Yüce Allah buyuruyor ki;”İman eden kullarıma söyle: Namazlarını dosdoğru kılsınlar..(İbrahim Süresi’31)”.Allah’ın “Namazı dosdoğru kılsınlar” ayetiyle söylemek istediği şudur:Farz olan beş vakit namaz;her gün vaktini geçirmeden,şart ve rukünlerine riayet ederek,ihlas ve tadil-i erkan ile huşu ve hudu içerisinde eda etsinler,vaktini geçirmesinler (c)”.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyuruyor ki:

“Kim eksiksiz bir şekilde abdest alır da arkasından namaza durur ve rükununu,secdesini,kıraatini eksiksizce yerine getirerek namaz kılarsa,kılmış olduğu namaz kendisine ‘sen beni nasıl korudun ise Allah’da seni öyle korusun der.Arkasından bu namaz aydınlık ve sur saçarak göğe doğru çıkmaya başlar,göğün kapıları önüne açılarak Allah’ın katına ulaşır ve (günü gelince) sahibi için şefaatçi olur.Buna karşılık üstünkörü namaz kılan kimse,rükü,secde ve kıraatle namaz kıldığı takdirde kılmış olduğu namaz kendisine ‘sen beni nasıl mahvettin ise Allah da seni öyle mahvetsin’ der.Arkasından bu namaz kara bir bulut şeklinde göğe doğru çıkmaya başlar.Fakat gök kapıları yüzüne kapandığı için geri döner ve kirli bir paçavra gibi dürülerek sahibinin yüzüne vurulur (d)”

“Anlatıldığına göre vaktiyle şeytan insanlara görülürdü.İşte o sıralarda adamın biri ona;Ya şeytan,ne yapayım da senin gibi olayım diye sordu.Şeytan bu soru karşısında şaşırarak adama:

Yazık sana,bugüne kadar hiç kimse benden böyle birşey istemedi.Nasıl olur da sen istiyorsun dedi.Adam:Ben böyle istiyorum diyerek talebinde ısrar edince şeytan kendisine:Benim gibi olmak istiyorsan namazı umursama,birde doğru-yalan olduğuna bakmadan bol bol yemin et dedi.Adam şeytandan bu cevabı alınca:Allah’a söz veriyorum ki,bundan böyle hiçbir namazımı bırakmayacağım ve hiç yemin etmeyeceğim dedi.Adamın bu sözleri üzerine şeytan:Senden başka hiç kimse benden kandırarak bilgi alamamıştır.Ben de Allah’a söz veriyorum ki bundan böyle hiçbir insanoğluna öğüt vermeyeceğim dedi (e)”

Yine aynı şekilde Allah Resulü (s.a.v) şöyle buyurmaktadır ki;

“Temizliğini tam yapıp,vakitleri içinde beş vakit namaza devam eden kimseye (o namaz) kıyamet gününde ışık ve delil olur.Kim namazını kılmazsa Firavun ve Haman ile beraber haşrolunur” bu hadis-i şerifte de aynı şekilde temizlik birinci sıraya alınmıştır.Zaten necasetten taharet namazın şartlarındandır,farzlarındandır.

Biz demiyoruz ki kendini tamamen namaza tam mahiyeti ile veremiyorsun ve aklına çeşitli düşünceler geliyor diye namazı tamamen bırak demiyoruz -haşa-.Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyurmuştur ki:”En akıllınız,Allah’tan çok korkanınızdır. En güzeliniz her ne kadar en az nefisle ibadet edeniniz olsa bile,Yüce Allah’ın emir ve yasaklarına uyanınızdır.

Yine son sözü işinin ehline bırakarak İmam Gazali’nin deyimi ile::

Halk;dünya sevgisine,görünüşte ibadet,gerçekte ise adet ve gösteriş olan ibadetlere rağbet gösterir oldu (f)”.



(1-Maun Süresi’4-5);(a-İmam Gazali -Ebü’l Leys es Semerkandi / Faziletler Kitabı / bkz:75);(2-Şuara Süresi’74);(3-Şuara Süresi’137);(4-Maide Süresi’77);(b-İbn ‘ul-Cevzi / Şeytanın Hileleri-Telbis’u İblis / Syf:572);(c-İbn Kesir / Tefsiru’l Kur’an’il Azim / C:4 / Syf:428);(d-İmam Gazali -Ebü’l Leys es Semerkandi / Faziletler Kitabı / bkz:84);(e-İmam Gazali -Ebü’l Leys es Semerkandi / Faziletler Kitabı / bkz:86-87);(f-İmam Gazali / el-ihya / C:3 / Syf:184)