Mutaffifin Süresi Beyanu’l Hak Tefsiri

Mutaffifin süresi Mekki bir süre olup,Hz Peygamber’in elçi olarak gönderilmesinin on üçüncü yılında bir bütün halinde indirilmiş olup,tamamı 36 ayettir.Birinci ayettindeki alış-verişte hile yapanlar anlamına gelen ‘mutaffifin’ kavramından ötürü bu adı almıştır.Hz Osman’ın Mushaf’ındaki kronolojik sıralamaya göre 86,Hz Ebu Bekir’in cem ettirdiği elimizdeki Kur’an’a göre ise 83. süredir.

Dini ve ahlaki konularda belli bir kıcama erişemeyenler,ticari ve sosyal ilişkilerinde hukuka saygıyı ve adaleti elbette yaşayamazlar.Bilhassa Allah’a inandığını söyleyip de başkalarının haklarını zulüm ile yiyenler elbette dini ve ahlaki zaafiyetleri olan kimselerdir.Onlar,verirken başkalarının haklarını Allah’tan korkmadan,eksilterek verir;kendi haklarını alırken hiç sıkılmadan fazlasıyla alırlar.

Ahirette insanlar,hayat şartları bakımından iki kategoriye ayrılacaklardır.Bilhassa Allah’tan korkmayan,hayasızca günah işleyen ve insanların gözlerinin içine baka baka haklarını gasp edenler,yalanladıkları cehennemin en alt ve en dar katmanında / siccin cezalandırılacaklardır.Füccar adı verilen bu kesiin sicil defterleri,siccin denilen yerin dibinde tutulmaktadır.Bunları,hayasızlıkları yüzünden kötülükleri açıktan işlerken -tabir caizce- yüzleri kösele gibidir,kalpleriyse tamamen pas tutmuş vaziyettedir.Onlar,ne okunan ayetlerden etkilenmekte,ne de bir kimseden utanmaktadırlar.

Füccar’ın aksine ebrar ise,Allah’tan korkuları ve haya duyguları sebebiyle hayatlarını takva bilinciyle geçirirler.Bunların sicil defterleri,ılliyyin adı verilen yücelerin en yücesinde tutulmaktadır.Ahirette onlar,tasdik ettikleri cennetin en yüce köşklerinde ağırlanacaklardır.İçkilerin en alası,tahtların en yücesi,refah ve mutlulukların en üstünü hep ebrar içindir.

Dünya hayatında,kendilerini akıllı zanneden ve doğru yolda olduklarını söyleyen facirler,müminlerin yanından her geçtiklerinde,onlara dudak büker ve ‘Şaşkınlar!..’ diyerek onlarla istihza ederlerken,kendi hallerinden de pek memnundurlar.Oysa asıl şaşkınlar,Allah’a ortak koşanlarla Allah’ı ve ahiret gününü inkar eden gafillerdir.

Müminler,doğru yolda olmanın verdiği ferahlık ve Allah’tan umdukları vaatler sebebiyle çektirilen sıkıntıları,maruz bırakıldıkları haksızlık ve işkenceleri sabırla karşılamaktadırlar.Allah için,din için ve kula kul olmayıp tevhidi korumak için kendilerine işaret edilen hicreti dahi göze alabilecek gönül rahatlığına sahiptirler.Nitekim yaklaşık 115 müminin Habeşistan’a hicreti,bu bilgi ve bilincin sonucu değil de nedir?

Ahirette ise herşey değişmiştir.’Şaşkınlar’ denilip acınan müminler cennet köşelerinde refah ve mutluluk içerisindeyken,kendilerini akıllı sanıp hallerinden memnun olarak statülerini koruyan inkarcılar,asıl şaşkınlığın kendilerinde olduğunu bilmiş ve tamamen zararlı çıktıkları görmüşlerdir.

Elbetteki her kesim yaptığının karşılığını tam olarak alacaktır;füccar,facirlikleriyle cezalandırılırken,ebrar da iman ve salih amelleriyle mükafatlandırılırlar.Zaten bundan başkası da olamazdı.

  • 10- Yalanlayanların o gün vay haline!
  • 11- Onlar ki,o din gününü yalan sayarlar,
  • 12- Halbuki onu haddi aşan ve çok günahkar olan bir kimseden başkası yalanlamaz.
  • 13- Ona karşı ayetlerimiz okunduğunda ‘Evvelkilerin efsaneleridir’ derdi
  • 14- Hayır,aksine onların kazandıkları kalplerini örtmüştür.

Kalplerin pas tutması,kişinin,anlayıp idrak etmesine engel teşkil eden faktörler sebebiyle aklen ve zihnen gördüğü ve işittiği gerçekleri algılayamaz;hakikatleri kavrayamaz,vicdani duyguları taşıyamaz duruma düşmesi demektir.Bir insanın bu hale gelmesi,ancak kötülüğü ve utanmazlığı kendisine alışkanlık haline getirmesiyle mümkündür.Yüce Allah ‘Cimrilik edip Allah’a bile ihtiyacının olmadığını sanan ve de en yüce değerleri yalanlayan kimseye biz,zor olanı kolaylaştırırız (Leyl’8)’ ayetiyle bu hale açıklık getirmiştir.Artık o kimse için ‘Kalbi ve vicdani tamamen körelmiş..’ deyimi yerinde bir sözdür.

Resulüllah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:’Kul bir günah işlediğinde kalbinde siyah bir leke oluşur.İşlediği günahın hemen ardından tövbe ederse,o leke silinip gider,kalbi cilalanmış gibi parlak olur.Fakat kul,sürekli olarak günah işler ve tövbe etmek hiç aklına gelmezse,zamanla onun kalbi konulan lekelerle pas tutmuş gibi simsiyah olur.İşte Cenab-ı Hakk’ın bu ayette beyan buyurduğu ran/pas budur.



Kaynak = M. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C:2 / bkz:583…587

Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.