Müslüman Olmanın Anlamı

Müslüman Olmanın Anlamı,Sorumluluğu Ve Faydaları



Bu dünyada bizi kendisine çeken,etkileyen ve peşinden sürükleyen pek çok şey vardır.Bütün gücümüzle ona ulaşmak,onu elde etmek için çalışıp çabalıyoruz.Kimimiz için bu,başkalarının sevgisini elde etmek,sevmek ya da sevilmek oluor,kimimiz için çok para kazanmak,servet ve şöhrete ulaşmak oluyor ; kimilerimiz için de güç,başarı,başkaları üzerinde üstünlük ve etkinlik kurarak saygınlığımızı arttırmak oluyor.Arzularımız çok çeşitli olduğu gibi,korkularımız da çok çeşitlidir.Ölümden korkmayan yok gibidir.Tutkuyla bağlandığımız arzuların her biri,aynı zamanda onları elde edememe korkusuna yol açar.Başkalarının bizi beğenmemesinden , aşağılanmak ve alay edilmekten,dışlanmak ve yalnız kalmaktan korkarız.Güç ve otorite sahibi kimselerin kendimizce haksız gördüğümüz emir ve uygulamalarına karşı çıkmaya kolay kolay cesaret edemeyiz.

Müslüman olmak,bütün korku ve arzularımızın odağına Allah’ı yerleştirmek demektir.Müslüman kelime olarak, ‘teslim olmuş,bağlanmış , kurtuluş ve selamete ulaşmış’ anlamlarına gelir. Müslüman,Allah’a bağlanmış,hayatını ilahi buyruklara göre düzene sokmuş kimsedir Allah’a inanıp bağlanmakla,kendimizi sorumluluk altına almış oluruz.Çünkü teslim olmak,kendi başımıza buyruk olmaktan vazgeçmek,ilahi iradeye boyun eğmek demektir.Dini bakış açısıyla Allah,güç ve varlık sıralamasının en üstünde ve başında olandır.Yüce Allah’ın kendi kaderimize olduğu kadar evrendeki bütün kuvvetlere hükmettiğini kabul ettiğimizde,ona dayanmak ve sığınmak,hayatımıza güven ve huzur katar.Onun için Allah’a gerçekten teslim olanların her konuda ona güvenip dayanmaları aşırı arzularını ve yersiz korkularını denetim altına almaları gerekir.Bu yüzden Müslüman,dengeli ve ılımlı,orta yolda yürüyen bir kimsedir.Varlığa aşırı sevinip şımarmaz,yokluğa da aşırı üzülüp yerinmez ve umutsuzluğa düşmez.Her şeyin Allah’ın bilgi,takdir ve hikmetinin sonucu olduğunu bilir.

Yüce Allah,bizler için tutulacak itaat (din) yolunu belirlemiştir.Bize düşen,gerçek anlamda teslim olma yüceliğine ulaşabilmektir.Bir Müslüman için elde edilmesi gereken en değerli şey ‘takva‘ dır. Takva kelime olarak ‘korunmak’,mahvolmaktan kurtulmak,dikkatli olmak,uyanık olmak gibi anlamlara gelmektedir.Takva,bir Müslüman’ın Allah’a karşı sorumluluk endişesi / korkusudur.Bu,bir yandan Allah’ın rızasına ulaşmaktan daha üstün bir arzu,diğer yandan Allah’ın cezasına / gazabına uğramaktan daha büyük bir korku tanımayan bilinç durumudur.Bu yüzden Allah yolunda ilerlerken,diğer bütün bağlılıklar ve sevgiler önemsiz,korkular da etkisiz duruma gelir.Bu sorumluluk duygusu kendisinde yerleşmiş olan bir insan,ahlaki yozlaşmaya karşı uyanıktır.Kendisini sürekli içsel olarak sorgular ve denetim altında tutar,fakat hiçbir zaman kendisini masum görmez.

Çünkü her ne kadar iş,davranış ve eylemlerimizin öznesi,sahibi kendimiz olsak da bunlar hakkında doğru ve nesnel değerlendirme yapabilme gücü Allah’ın yetkisindedir.İnsanın kendi kendini kandırma ya da aldatma eğilimi çok güçlü olduğu için yüce Allah’ın hakem ve hakimliğine başvurmadan gerçek bir ahlaki gelişme sağlanamaz.Bu yüzden takvasız yapılan işler temelsiz ve kısa vadeli olup,insanın olgunlaşması ve nihai kurtuluşu bakımından anlam ve değerden yoksundur.Takva bilinci ile yapılmayan iş ve davranışların ahirette de kişiye bir faydası dokunmayacaktır.

Takva bilincini besleyen en önemli kaynak

ahiret inancı ve anlayışıdır.Denilebilir ki ; Müslüman’a gerekli geniş görüşü veren ve takvayı harekete geçiren ahiret inancıdır.Ahiret inancı olmaksızın insan,anlık yaşama durumuna düşer ve sadece dar görüşllü olmakla kalmayıp,aynı zamanda hayvanlar seviyesinde kalabilir.

Takva sahibi Müslüman,gelip geçici hayatın üstünde,toplumsal standartları aşan,uzun vadeli hedefleri gözeten bir hayat yaşar.Bütün iş eylem ve davranışların ölçülüp değerlendirileceği ve gerçek değerlerinin belirleneceği Hesap Günü’nün (yebmu’l-hisab) asıl hakikat anı olacağını bilir.O anda insan kendi kendisiyle yüzleşecektir. İnsanın dünya hayatında,kalbinin derinliklerinde bilincinin gömüldüğü tabakalar bir bir açılacak ve kişinin gerçek ben’i ortaya çıkacaktır.Artık herkes gerçek haliyle kendisini görecek ve teşhis edecektir.

İşte bu yüzden Müslüman’ın bütün çabası

bu dünyada takvayı elde etmek olmalıdır.Çünkü hem bu dünyada hem de ahirette nihai kurtuluş,takva ile davrananlara ait olacaktır.Müslüman,Allah’ın takva sahipleri ile birlikte olduğundan ve onları sevdiğinden haberdardır.Din ve dünya hayatında başarı ve mutluluğun anahtarı,Allah’a dayanıp güvenmektir.Müslümanların karşı karşıya kaldıkları sorunlarının çoğunun gerçek nedeni,takva bilincinden uzak,yüzeysel,derinliği olmayan şekilci bir din anlayışıdır.

Takva bilinci bir Müsllüman‘a bireysel olduğu kadar toplumsal görevler de yükler.Müslümanlık,yalnızca Allah’a inançla sınırlı değildir.Toplumsal ve küresel ahlaksızlık ve adaletsizliklere karşı koymak ve insnaların mutluluğu için gayret göstermek de dinin bir gereğidir.Şurası bir gerçek ki Allah’a iman ve teslimiyetin kişilere göre değişen dereceleri vardır.Hatta bir Müslüman’ın kendi hayatı içerisinde,farklı dönemlerde yoğunlaşan ya da zayıflayan dini ilgi ve tutumları olabilir ve b da çok doğaldır.

Ancak dindarlık anlayışımızın merkezi değeri olarak takvanın gözetilmesi ve bunun gerektirdiği bireysel ve toplumsal sonuçların elde edilmeye çalışılması,bütün hayatımızı kaplayan ve yönlendiren bir faktör olmalıdır.

Bir Müslüman için önemli olan şey 

Ey inananlar ! Allah’tan sakınılması gerektiği gibi sakının ; sizler ancak Allah’a tam teslim olmuş kişiler olarak son nefesinizi verin (Al’i İmran’102)” emrine uygun bir hayat yaşayabilmektir.



Kaynak = Diyanet İşleri Başkanlığı / İslam’a Giriş Gençliğin İslam Bilgisi / bkz: 30-32