Kuran Yurdu

Mürselat Süresi Beyanu’l-Hak Tefsiri

    Mürselat Süresi Mekki bir süre olup;Hz Peygamber’in elçi olarak gönderilmesinin ikinci yılında bir bütün halinde indirilmiş olup,adını ilk ayetindeki,elçiler anlamına gelen mürselat kelimesinden almıştır.Hz Osman’ın Mushaf’ındaki kronolojik sıralamaya göre 33,Hz Ebu Bekir’in cem ettirdiği elimizdeki Kur’an’a göre ise 77. süredir.

    Geçici dünya ve ebedi ahiret hayatlarının muhtevalarıyla birlikte yaratılış amacı insandır.Dünya hayatı,insanın ahiretteki yerini bizzat kendi eliyle kazanması ve hiç kimseye haksızlık edilmemesi için yaratılmış bir imtihan ortamıdır.Yetişkin her insan Allah’ın yeryüzündeki halifesi olarak kendisine emanet edilen nefsini,ehlini ve çevresini korumakla görevli ve sorumludur.İmtihanın amacı,eşya ile insan arasındaki ilişkinin niteliğini tespit etmek ve kulluk bilincini açığa çıkarmaktır.

    Dünya hayatında yapıp ettiklerinin mükafat ve cezalarından cüzi bir kısmı,insana burada verilse bile nihai değerlendirme hesap günü,din günü ve fasl günü olarak da adlandırılan büyük duruşma gününe ertelenmiştir.

    Müşrikler ahiret hayatını,özellikle de öldükten sonra tekrar diriltme konusundaki ayetleri tekzip ediyor ve bunun mümkün olmayacağını iddia ediyorlardı.Allah Teala,onları düşündürmek ve ikna etmek için insan psikolojisini esas alan yöntemlere de baş vurarak yeminler ediyor;kendi yaratılış süreçlerini,çölün sıcağında kavrulmuş,kupkuru toprağın yağmur ile canlandırılması ve yok edilen kavimlerin yerine yeni nesillerin yetiştirilebileceğini delili gösteriyor;bazen de ahiret hayatının başlangıcından,hesap ortamından ve sonuçlarından bahsedip korkutarak insanı eğri yoldan caydırmak istiyor.Tabi ki bu anlatım ve açıklamalar neticesinde düşünüp hakikatı kavrayan ve iman eden akıllar yok değildir.Fakat çoğunluk,sanki beyinleri durmuş,göz ve gönülerine kilit vurulmuş gibi Allah’ın ayetlerini inkar ve tekzipte diretmektedirler.

    ‘O gün yalanlayanların vay haline!’ uyarısı,toplam 50 ayette on defa tekrarlanmış olmasına rağmen,hala tekzipte diretenlere son olarak şu söylenmektedir;

    Onlar buna da inanmadıktan sonra,daha hangi söze inanacaklar ki

    • Biz arzı toplanma yeri kılmadık mı?,Dirileri de ölüleri de.Orada sapasağlam ve yüksek dağlar kıldık.Size tatlı sular içirdik.Yalanlayan o gün vay haline (Mürselat’25…28)’

    Yani;

    Yeryüzünün üstünde dirileri,altında ölüleri toplayan;üzerindeki insanları sarsmasın diye dağların bir kısmını oraya,insanları sarsmasın diye kazıklar şeklinde yerleştiren,aynı arzdan tatlı suyu çıkartıp canlıların,özellikle insanların ihtiyaçlarını karşılayan Allah,elbette öldükten sonra insanı tekrar diriltmeye de güç getirecektir

    Düşündüğü takdirde bu gerçekleri görebilecek bir insanın,hiç düşünmeden yalanlaması gerçekten şaşılacak bir durumdur!

    • O her biri bir köşk büyüklüğünde kıvılcımlar saçar,her bir kıvılcım sanki bir sarı devedir.O gün yalanlayanların vay haline (Mürselat’32…34)’

    Yani;

    Mahşer yerinde ve kurulan büyük mahkemede suçluların suçları kendilerince de sabit görülüp cezaları kararlaştırılınca ‘Haydi,hayattayken elçilerimizin sizi sakındırmaya çalıştıkları,fakat sizlerin de yalanladığınız o yere gidin bakalım ‘ denilecektir.

    • Bu onların konuşamayacakları bir gündür (Mürselat’35)’

    Yani;

    Artık konuşma ve hüküm sırası hakimler hakimi Allah’a gelmiştir.İnsanların ağızları kapatılacak,elleri ve ayakları yaptıklarını teker teker anlatacaktır.’Tehdit edilmekte olduğunuz cehennem işte budur.Bugün,inkarınız sebebiyle girin oraya! O gün onların ağızlarını mühürleriz,bize elleri konuşur,ayakları da şahitlik eder (Yasin’63-65)’.’Kulakları,gözleri ve derileri konuşarak şahitlik eder (Fussilet’21)’.’Belki de insan kendisini seyreden göz olacaktır (Kıyame’14)’

    • kendilerine izin verilmez ki özür dilesinler (Mürselat’37)’

    Yani;

    Çünkü onlar,tüm yaptıklarını,kendi istek ve tercihleriyle gerçekleştirdikleri eylemlerini amel defterlerinde gözleriyle göreceklerdir.O gün suçlarını örtüp cezayı ortadan kaldıracak herhangi bir mazeret ileri sürmek isteseler de buna imakn bulamayacaklardır.Çünkü her şey apaçık görülmektedir.

    • Şüphesiz ki takva sahipleri,gölgelerde,pınar başlarındadır.Arzu ettiklerinden meyveler arasındadırlar.İşlediğiniz sebebi ile afiyetle yiyin için,Çünkü biz ihsan edicileri böyle mükafatlandırırız (Mürselat’41’44)’

    Yalanlayanların o gün vay haline!.Az bir süre yiyin,faydalanın ,çünkü siz günahkarlarsınız. Yalanlayanların o gün vay haline! Onlara ‘Rüku edin denildiği zaman rüku etmezler.Yalanlayanların o gün vay haline! Artık bundan sonra hangi söze inanacaklar (Mürselat’45-50)’

    Yani;

    Muttakiler Allah’a ve ahiret gününe iman edip O’nun emir ve yasaklarına azami ölçüde riayet eden ve Rabb’inin rızasını kazanmak için doğru dürüst iş yapan salih müminlerdir.Onlar da imanlarının ve salih amellerinin karşılığını fazlasıyla alacaklardır.

    Siz de ey mücrimler;ahiret hayatını kabule yanaşmayan kafirler! Siz de kalan şu sayılı ömrünüzde haydi,dünyanın şu geçici nimetlerinden yararlanmaya devam edin bakalım.Yedikleriniz.’Dünyadaki bir meta’dan başka bir şey değildir.. Sonra dönüşleri bizedir,inkar etmeleri sebebiyle çetin azabı onlara tattıracağız (Yunus’69)’.’İnkar edenlere gelince,onların inkarları seni üzmesin.Onların dönüşü de yalnız Bizedir;yaptıklarını kendilerine Biz haber vereceğiz.Muhakkak ki Allah,göğüslerin sahip olduğu şeyleri de bilir.Onları azıcık faydalandıracak,sonra da katı bir azaba mecbur edeceğiz (Lokman’23-24)’

    Burada rüku’dan maksat namazdır.Çünkü Kur’an’da ve sünnette namaz,zikr-i cüz irade-i küll,yani ‘bir bölümünü söylemekle bir şeyin bütününü kast etmek’ kaidesince,cüzleriyle de zikredilmiştir.Peygamber Efendimiz (s.a.v),mescide girenler için şöyle buyurmuştur:’İçinizden birisi mescide girdiğinde iki rüku yapsın/verka’rek’ateyn,yani iki rekat namaz kılsın’ buyurmuştur.

    Büyüklenmeyi,Allah’ın ayetleri karşısında dik kafalılığı terk etmez ve O’na boyun eğmezler.Onlara ‘Namaz kılın’ denildiği zaman,sanki boyunlarında çıban olan develer gibi kafalarını havaya dikerler,burun kıvırıp giderler.Es-Sa’ar devenin boynunda çıkan çıbana verilen isimdir

    Allah’a inanmayan,başka kime inanır ki? Allah’ın kelamından daha doğru,daha güzel,daha açık,seçik ve daha ikna edici bir söz olmadığına göre buna inanmayanlar,başka hangi söze inanacaklar ki ? (Casiye’6)’.’Allah’a çağıran,salih iş yapan ve ben Allah’a boyun eğenlerdenim’ diyen kimseden daha güzel sözlü kim olabilir ki (Fussilet’33)’



    Kaynak = M. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C:I / bkz:249…255

    Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
    ZİYARETÇİ YORUMLARI

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

    BİR YORUM YAZ

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.