Kuran Yurdu

Münafikun Süresi İbn Kesir Tefsiri

    Nifak,ne adi sıfatlardandır.Bu anlayış ve gidişatta insanı iki yüzlü olmasını ve sahibini bulunduğu ortama ayak uyduran çeşitli renklere bürünen bukalemun haline gelmesini sağlayan bir mizaçtır.Yalan ve yalan üzerine yemin,münafıkların ilk tabiatıdır. Münafıklar,kendilerini sağa sola savuran rüzgarın esmesine göre yakınlık duyarlar veya uzaklaşırlar.Onların etrafında döndükleri sabit bir mihverleri veya bağlandıkları belli bir yönleri yoktur.Onlar ancak özel çıkarları ve menfaatleri peşinden koşarlar.

    ‘Münafıklar sana geldiklerinde ‘Tanıklık ederiz ki muhakkak Allah’ın elçisisin’ derler.Senin mutlaka kendisinin elçisi olduğunu Allah bilir ve Allah münafıkların yalancı olduklarına şahidlik eder (Münafikun’1)’

    İnsanlara nifakın gizlenmediği değişik konumları gerektiren günlük tekrarlanan olaylar olduğu sürece,kuşkusuz ya sürçü lisan ile yahut ani gelişen olayları yorumlayarak bunu ortaya koymak gerekir.

    Münafikun süresi,ikiyüzlüleri ortaya çıkarmış ve onların firar girişimlerini belgelemiştir.Halbuki onlar,içindekileri gizleyerek çok güzel ve hoş görünmek isterler.Ama kinleri onları alt eder.Bu yüzden muhacirlere ve onların sıkıntılarını çeken ensara dil uzatmışlardır.

    • Burada bazen bazı hizmetçiler arasında feci kavgalar olur.Onlar öfkelerini ortaya koymak için çok kötü bir fitne çıkarmak ve kavga yapmak için gelirler.,

    ‘Onlar : Allah’ın elçisinin yanında bulunanlar için hiçbir şey harcamayın ki dağılıp gitsinler’ diyenlerdir.Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah’ındır.Fakat münafıklar bunu anlamazlar (Münafikun’7)’

    Allah muhacirleri,mallarını ve evlerini Mekke’de bırakmayla,Ensar’ı da onları Medine’de karşılamayla sınadı.İbn Übey’in,muhacirlere işkence etmek için ensarı kışkırtarak ‘biz’ besle köpeğini seni yesin’ denilen insanlarla karşı karşıyayız veya:

    ‘Derler ki: ‘Eğer Medine’ye dönersek elbette ki en şerefli ve kuvvetli (aziz) olan,en hakir olanı oradan mutlaka çıkartacaktır.Halbuki şeref,üstünlük ve galibiyet (izzet) Allah’ındır, Resulünündür ve iman edenlerindir,fakat münafıklar bilmezler (Münafikun’8)’

    demesi doğru mu? Bu İslam ve İslam ümmetine şer dokunmasını,birliğinin bölünmesini ve saflarının dağılmasını isteyen bir kişinin sözüdür.

    Abdullah b. Übey,İslam ve İslam Peygamber’inden hoşlanmadı.Çünkü O,hicretten önce Medine’nin liderliğine adaydı.Allah’ın elçisi oraya gelince O’nun için bir düş olan tavı,ondan uzaklaştırdı.Ahmak herif,Allah’a ve ahiret gününe inanmış olsaydı,dünya ve dünya içindeki tercih ettiği şeyin daha üstünü kendisinin olurdu.Gerçekten küfür,bir kararı bulunmayan aptallıktır.O adam,hata yapınca Allah elçisine özür dilemek ve af istemek için gelseydi Allah O’nun tevbesini kabul ederdi.Ama bunu yapmadı.

    Süre basiret sahiplerinin Allah’ı ve O’nun yanındakileri tercih etmelerini ve geçici zevklere aldırış etmemelerini isteyerek son bulmuştur:

    ‘Ey iman edenler ! Mallarınızda,evlatlarınız da sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasın.Kim bunu yaparsa işte onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir (Münafikun’9)’



    Kaynak = İbn Kesir / İbn Kesir Tefsiri (Tefsiru’l Kur’an’il Azim) / C:XI / bkz:753-754

    Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
    ZİYARETÇİ YORUMLARI

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

    BİR YORUM YAZ

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.