Mümtehine Süresi Beyanu’l Hak Tefsiri

Mümtehine Süresi Medeni’dir.Hicretin altıncı yılında imzalanan Hudeybiye antlaşmasından sonra bir bütün halinde indirilmiştir. Tamamı 13 ayettir.Adını onuncu ayetindeki ‘Sınırdan geçen her kimseyi imtihansız içeri almama’ kuralını getiren mümtahine kavramından almıştır.Hz Osman’ın Mushaf’ındaki kronolojik sıralamaya göre 91 , Hz Ebu Bekir’in cem ettirdiği elimizdeki Kur’an’a göre ise 60. süredir.

1 = Ey iman edenler ,benim de düşmanım , sizn de düşmanınız olanları -kendilerine sevgi ile (haber) ulaştırarak ve onlar size gelmiş olan hakkı inkar etmişken- veliler edinmeyin. Onlar Rabbiniz olan Allah’a iman ettiniz diye rasulü de , sizi de (yurdunuzdan) çıkarmışlardı. Eğer siz yolumda cihad etmek ve rızamı aramak için çıkmış iseniz onlara gizlice (nasıl) sevgi beslersiniz? Ben ise gizlediğinizi de , açıkladığınızı da en iyi bilenim. Sizden kim bunu yaparsa şüphesiz yolun ta ortasından sapmış olur.

Hz Peygamber şöyle buyurmuştur: ‘İman etmedikçe cennete giremezsiniz ; birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş sayılmazsınız! Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şeyi size söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayın’, ‘Hediyeleşin’.Çünkü birbirine hediye sunmak , kalplerden kini temizler , kardeşler arasında sevgiye ve yakınlaşmaya vesile olur. ‘SEvdiğinizi kardeşinize bildirin’. Demek ki müminlerin birbirlerini sevmeleri ve bu sevgilerine bir biçimde kardeşlerine izhar etmeleri imanlarının gereğidir.

  • 2 = Onlar size karşı zafer kazanırlarsa size düşmanlık ederler , size ellerini ve dillerini kötülükle uzatırlar ve kafir olmanızı şiddetle arzu ederler.

Yakınlık ve akrabalık bağları , İslam ile kayıtlıdır. Kafirler ve müşrikler taptıkları şeyleri terk edip Allah’ın vahdaniyetine inanıncaya kadar hem bu dünyada hem de ahirette müminlerle yolları ayrılmış ve akrabalık ilişkileri sona ermiş demektir. Çünkü küfür , babası da olsa , öz oğlu da olsa mümin ile akrabalık bağlarını koparır.

Çünkü müminler cennete gidecek , kendilerine tabi olan aile fertleriyle orada buluşacaklar ; diğerleriyse cehenneme gideceklerdir. O nedenle bunların orada yardımlaşmaları söz konusu değildir.

  • 3 = Akrabalarınızın da , evladınızın da size hiç faydası olmaz. Kıyamet gününde sizin aranızı ayıracaktır. Allah yaptıklarınızı en iyi görendir.

4 = İbrahim’de ve onunla beraber olanlarda sizin için gerçekten uyulacak , güzel bir örnek vardır. Hani onlar kavimlerine “Muhakkak bizler sizden ve Allah’tan başka ibadet ettiğiniz şeylerden uzağız. Sizi inkar ettik , yalnız Allah’a iman edinceye kadar bizimle sizin aranızda düşmanlık ve kin ebediyen baş göstermiştir’ demişlerdi. İBrahim”in babasına söylediği ‘Muhakkak senin için mağfiret isteyeceğim ama Allah’a karşı sana fayda sağlayamam’ sözü müstesna. (Bu hususta ona uymayıp deyin ki) : ‘Rabbimiz yalnız sana tevekkül ettik , yalnız sana yöneldik ve dönüşümüz de yalnız sanadır.

5 = Rabbimiz ,bizi inkar edenler için fitne konusu kılma ve bize mağfiret et ey Rabbimiz , çünkü Aziz,Hakim olan yalnız sensin sen !

6 = Andolsun ki onlardan sizin için ve Allah’ı ve ahireti umanlar için güzel bir örnek vardır. Kim yüz çevirirse şüphesiz ki Allah muhtaç olmayandır , her hamde layıktır.

7 = Olur ki Allah onlardan düşmanlık ettiklerinizle sizin aranızda yakın bir dostluk meydana getirir . Allah güç yetirendir , Allah Gafurdur , Rahimdir.

Allah için sevmek , Allah için düşman olmak ; sevgilerin de düşmanlıkların da en güzeli ve en anlamlısıdır.Çünkü bu sevgi ve nefrette , daima fedakarlık , ölçü ve itidal vardır ; bencillik ve aşırılık asla söz konusu değildir. Denilir ki her dostluğun sonunda bir düşmanlık , her düşmanlığın sonunda da bir dostluk mümkündür ; zira karşıdaki de insandır.Atalarımız der ki ‘Sevdiğini öyle sev ki bir gün düşmanın olabilir ; düşmanına da öyle davran ki bir gün dostun olabilir.Bu konuda yüce Mevla’mızın uyarısı da şudur : ‘Umulur ki Allah , bir gün sizinle düşmanlık ettiğiniz kimselerden bazıları arasına bir sevgi koyabilir.

8 = Sizinle din hususunda savaşmamış , sizi yurtlarınızdan çıkarmamış olanlarla iyilik yapmanızı ve onlara adaletli davranmanızı Allah size yasaklamaz çünkü Allah adaletli davrananları sever.

9 = Allah ancak sizinle dininiz sebebiyle savaşmış , sizi yurtlarınızdan çıkarmış ve çıkarılmanıza yardım etmiş kimseleri veli edinmenizi size yasaklar. Kim onları veli (dost) edinirse işte onlar zalimlerin ta kendileridir.

10 = Ey iman edenler ! Mümin kadınlar hicret edenler olarak size geldiklerinde onları imtihane din. Allah onların imanlarını daha iyi bilendir. Şayet onların mümin kadınlar olduğunu görürseniz , onları kafirlere geri döndürmeyin. Hem bu kadınlar o erkeklere helal değildir , hem de erkekler bu kadınlara helal olmaz. O erkeklere de harcadıklarını verin. Kendilerine mehirlerini verdiğiniz takdirde o kadınları nikahlamanızda size vebal yoktur. Kafir zevceleri de nikahınız altında tutmayın. Siz de harcadığınızı isteyin , onlar da harcadıklarını istesinler. Bunlar Allah’ın hükümleridir. Aranızda en iyi o hükmeder. Allah en iyi bilendir , Hakimdir.

Ismet , kendisine tutunulan bağ , karı kocayı birbirine bağlayan nikah akdi anlamındadır. Ayette söylenmek istenen şudur : Bir mümin kadın , irtidat etmiş olarak kaçıp gitmişse , o kadını boşayın ; artık taht-ı nikahınızda tutmayın. M. Hamdi Yazır’a göre ‘Aranızda ne bir ismet /nikah ne de bir zevciyet alakası kalsın!’ .Aranızda nikahı bahane edip de onlarla ilişkinizi sürdürmeyin.

11 = Eğer zevcelerinizden kafirlere bir şey geçerse de siz de ardarda onlarla savaşırsanız eşleri gitmiş olanlara harcadıklarınızı veriniz. Sizin iman etmiş olduğunuz Allah’tan da korkun.

12 = Ey Nebi ! Mümin kadınlar : ‘Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamaları , hırsızlık yapmamaları , zina etmemeleri , çocuklarını öldürmemeleri , elleri ve ayakları arasında bir iftira düzüp getirmemeleri ve hiçbir marufta sana isyan etmemeleri ‘ üzere sana bey’at etmeye geldikleri vakit bey’atlarını kabul et ve onlar için Allah’tan mağfiret dile. Şüphesiz ki Allah çok merhamet edendir , Rahimdir.

13 = Ey iman edenler ! Allah’ın kendilerine gazap ettiği bir topluluğu veli edinmeyin. Çünkü onlar kafirlerin kabirdekilerden ümit kestikleri gibi ahiretten ümit kesmişlerdir.



Meal = İbn Kesir / İbn Kesir Tefsiri (Tefsiru’l Kur’an’il Azim) / C:XI / bkz = 137…171
Tefsir = M. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C:III / bkz:253-256- 257-260-261-263