Mü’min Süresi Abdülkadir Geylani Tefsiri

Mü’min Süresi Geylani Tefsiri



Rahman ve Rahim olan isimlendirme bakımından ve ibarenin ne’şeti yönünden birlikle muttasıf zatı açan ve açıklayan Allah’ın adıyla başlarım.Rahman,bütün isim ve sıfatları o isim ve sıfatlarla sayılamayacak kadar çok eser ortaya çıkaran o zata ait olduğunu delalet eder.Rahim ise bütün varlıkların gölgelerin ışıklara döndüğü gibi o zata döndüğünü delalete der.

Allah Teala kendisini inkar eden ve resullerinin ve kitaplarının dili üzerine dünya hayatında vahyetmek suretiyle katından indirdiği buyruk ve yasakları yalanlayan kimsenin kötü halini orta yere sermek için şöyle buyurur:Allah’ı İnkar edenler,yine O’nunz atının birliğini ve zati vahdani (cüzlere bölünmeyi kabul etmeyen) varlığının isim ve sıfatlarının halleri gereğince var olan mazharların bütününde sereyan ettiğini o varlığa bir başkasını ortak kılmak ve O’nun dışındakiler için varlık ve eserler isbat etmek suretiyle inkar edenler var ya,muhakkak onlara Hakk’ın zahir olacağı ve izzet ve temkin makamına yerleşeceği,asılsız ve fani varlıkların kahrolacağı,çokluk ve tahminin ortadan kalkacağı büyük musibet gününde ve ruz-i mahşerde şöyle seslenilir:Allah’ın size bugünkü gazabı ve sizi kovup uzaklaştırması sizin kendinize olan gazazbınızdan ve O’nun lütf-ü ihsanından kendinizi uzaklaştırmanızdan daha büyük ve korkunçtur.Çünkü siz Allah’ın izni ve vahyi ile nebiler ve resuller tarafından Allah’a ve birliğine inanmaya çağrılırdınız da inkar ederdiniz (10) ve zatının güneşinin ışıklarını batıl/fani ve asılsız hüviyetlerinizin (bireysel varlıklarınızın) bulutlarıyla cahilce ve inat ederek örtüp gizlerdiniz.Bilakis O’na ilahlıkta ve varlıkta ortak koşar ve ortak koştuğunuz şeye O’na ibadet eder gibi ibadet ederdiniz.

Bu korkunç nidayı işitince üzgün ve elçalmış bir şekilde istidadları dili ile şöyle derler : Ey Rabbimiz! Ey bizi tanımak ve bir olduğunu bilmek fıtratı üzere yetiştirip de bizim inkar ettiğimiz ve ortak koştuğumuz Rabbimiz! Bugün bizim için bize önceden gelen şeyin hakikati ortaya çıktı.Ama daha öncesinde,birisi,katında belirlenmiş olan ecelin dolması ile dünyada öldürmen ve diğeri sura ilk üfürül-dükten sonra öldürmen olmak üzere bizi iki defa kendi hüviyetinde öldürdün ve birisi tabiatlarımızın kabirlerinden diriltmen ve diğeri amellerden hesaba çekmek ve amellerin karşılığını vermek maksadıyla sura ikinci üfürülüşten sonra diriltmen olmak üzere iki defa dirilttin ve kendi bekan ile baki kaldın.Senin birliğinin ve kudretinin kemalinin delilleri bize aşikar olduktan sonra artık,Senden gafil olmamız ve Seni,kudretini , zatının birliğini ve Sendens adır olan eserlerinde tek olduğunu bilmememiz sebebiyle bizdens adır olan günahlarımızı kabulleniyoruz.Günahlarımız karşılığında bize hazırladığın azabından bugün bizim için bir çıkış ve kurtuluş yolu var mıdır ? (11).

Onlar korkularının ve içinde bulundukları halin korkunçluğunun şiddetli sebebiyle yalvarıp yakardıktan sonra kahr ve celal duvarının gerisinden şöyle seslenirlir:

İçinde bulunduğunuz bu azap,sizin azamet ve kibriya gömleğini giymiş olan Allah yalnız çağrıldığında ,yani sırf birliği ve içindekilerle beraber alemden müstağni olduğu şeklinde çağrıldığında inkar etmeniz,yani varlığını,sıfat ve isimlerinin kemalini inkar etmeniz ve size tebliğ ve açıklama maksadıyla gönderilen resulleri yalanlamanız,buna karşılık O’na ortak koşulduğunda inanmanız ve o ortakları kabul edip varlıklarına inanmanız ve onları söyleyen kimseleri tasdik etmeniz sebebiyledir.Artık kesin hüküm ve kaza,yüce yani şanı inananın inanmasından ve inkarcının inkarından gani olan ve büyük,yani zatının birliği,ikrar ve inkar cüretkarlığının etrafında dolaşmasından yüce olan,zatı kendisi hakkında tereddüt edilmekten ve ortak koşulmaktan münezzeh olan Allah’a aittir (12).

Siz nasıl olur da Allah Teala’yı inkar eder ve O’na şirk koşarsınız? Zira İlahlık ve rablıkta kamil olan O Allah,size zatının birliğine delalet eden ayetlerini gösteren,sizin için gökten,yani sizi bakıp gözeten (ilahi) isimler göğünden sizin bakımınızı ve kemale erdirilmenizi tamamlamak için maddi ve manevi rızık indirendir.Sizden ancak taklit ve tahmin aşağısından tahkik ve yakin zirvesine yükselmek arzusuyla O’na yönelen ve dönenler,ayetlerinden düşünüp ibret alır (13).

Ey mükellef olarak yaratılanlar!

Kim bu dünyada Allah’ın gazabını çeken ve azabını doğuran bir kötülük yaparsa,ahirette ilahi adalet gereği ancak onun kadar ceza görür.Kadın veya erkek ,kim Allah’ın birliğine inanmış ve resullerini ve kitaplarını tasdik etmiş olarak ,Allah’ın nimetlerini ve keremini celbeden salih bir amel işlerse,işte o hoşbahtlar ve Allah katında makbul kimseler ahiret hayatında cennete girecek ve orada dünyadaki rızıkların aksine ölçüp tartmaksızın ve hesapsız olarak maddi ve manevi nimetlerle bolca rızıklandırılacaktır (40).

Mezkur mümin kişi nazikçe ve yakınlığını kullanarak öğüt verir bir üslupla onları gaflet uykusundan uyandırmak için sözüne şöyle devame der :

Ey kavmim! Bu ne hal ki ben size olan şefkat ve merhametimin kemalinden sizi Allah’ın azabından ve gazabının isabet etmesinden kurtuluşa ve iman ehli için hazırlanmış çeşitli cismani ve ruhani lezzetler içeren cennete girmeye çağırıyorum da siz beni hüsran ve hizlan ashabı için hazırlanmış ateşe çağırıyorsunuz (41).

Resullerin en kamili !

Şunu da ibret ehline hatırlat;Ateşteki kafirler üzgün bir şekilde yalvararak ateşin en derin ve dibi olan cehennemin bekçilerine Ey bekçiler ! Rabbinize yalvarın ve Allah için bizim adımıza O’na aracılık edin de bizi bağışlamaz ve günahlarımızı affetmezse de hiç değilse bir günlüğüne bizden sürekli olan azabı hafifletsin de o gün soluklanıp dinlenelim derler (90).

Cehennem bekçileri onları kötülemek ve alaya almak için bilmiyomuşçasına derler ki: Ey uzaklık ve sapıklık çölünde helak olmuş beyinsizler.Size gönderilen peygamberleriniz Allah’tan gelen uyarıları kabul etmeye dair açık mucizeler getirmemiş miydi? Bekçilerin bu cevabını işittikten sonra onlar,Evet,getirmişti ama biz onları yalanlamış ve Allah hiçbir şey indirmemiştir demiştik derler.Bu cevabı alan bekçiler Öyleyse bizi aracı kılmadan kendiniz yalvarın.çünkü biz sizin gibiler için Allah katında şefaatçi olmaya ve bağışlanma dilemeye ne cüret ne de cesaret edebiliriz.Zira böylesi büyük günahlarla ilgili olarak ne sizin ne de bizim duamız kabul edilir derler.Sonuç olarak imtihan yurdu olan dünyada küfürlerinde ısrarcı olan kafirlerin ebedi yurt olan ahirette kendilerini kurtarmak için yaptıkları duaları boşunadır (50).Böylesi dualara ne kulak verilir ne de icabet edilir.

Bilakis O,diridir,ezelidir , ebedidir,zamanın ve mekanın ölçümünden mutlak olarak müstağnidir.Varlıkta O’ndan başka ilah ve gerçekte ibadet edilecek bir varlık yoktur.Şu halde,

Ey mükellefler!

Allah Teala’nın isim ve sıfatlarını işittiğinize göre dini,yani ibadet ve boyun eğmeyi,O’na has olarak O’na ibadet edin.Zira itaat ve ibadetleri O’ndan başka hak eden yoktur.Muhlis bir şekilde,O’na döndükten ve sadece  O’na ibadet ettikten sonra kapsayıcı bir dille şöyle deyin:Bütün mazharların dillerinden sadır olan bütün övgüleri kapsayan hamd,alemlerin Rabbine mahsustur (65).Çünkü O,hakkında ortağı olmak ve yardım almak düşünülmeksizin tek kendisi ilah ve yalnız başına rabdir.



Kaynak : Abdülkadir Geylani / Geylani Tefsiri / C:V / bkz: 126-154