Mü’min (Gafir) Süresi Muhammed Gazali Tefsiri

Mü’min Süresi Tefsiri



Mü’min süresi, Ha,Mim ile başlayan ve Ha,Mim’ler olarak isimlendirilen yedi süreden ilkidir.İbn Abbas ‘Her şeyin bir özü vardır.Kur’an’ın özü ise Ha Mim ailesidir’ der.İnsanın içindeki tevhid delillerinin bolluğu ve kalbi dizginlemede ataklığı yüzünden hayrete düştüğü bir gerçektir.Bu süre Yüce Allah’ın şu sözüyle başlamıştır:

Ha,Mim.Bu Kitab’ın indirilişi aziz ve alim olan Allah tarafındaıdır (Gafir 1-2)

Aziz ve Alim ,Allah’ın güzel isimlerindendir.Bu isimlerin etkisi,şanı yüce olan’ın katından indirilen Kitab’a kadar uzanır.İbn Kesir ‘Bu Kur’an,izzet ve ilim sahibi Allah tarafından indirilmiştir.O,hiç kimsenin kötülüğünü istemez.Her ne kadar gizli olduğu sanılsa da hiçbir şey O’ndan gizli kalmaz’ der.

Günahı bağışlayan,tevbeyi kabul eden,azapı çetin olan,lütuf sahibidir (Gafir 3)

İnsan korku ve ümit şiarıyla mahkum edebilmek için va’d ve va’id aasında tutmak Kur’an kanunlarındandır.’İyi bilin ki Allah’ın cezası çetindir ve Allah bağışlayıcı,esirgeyicidir (Maide 98)

İnsan sürekli emeli harekete geçirmeye ve aldatmayı frenlemeye muhtaçtır.İnsanın başından ümidini kesmesi,insanı düşüşe götürür ve yanşını engelleyerek aldatır.

İbn Kesir’in aktardığına göre Şam bölgesinde farkir bir adam Ömer b. Hattab’ı ziyarete gelmişti.Adam ayrıldıktan sonra Ömer onun yokluğunu hissetti.Bunun üzerine yanındakiler Hz Ömer’e ‘Ey Mü’minlerin emiri,bu şarabı takip et’ dediler.Hz Ömer katibi çağırdı ve ona yaz dedi.Ömer b. Hattab’dan filan oğlu filana,selamun aleyke.Ben senin için,kendisinden başka ilah olmayan,günahları bağışlayan,tevbeleri kabul eden,azapı şiddetli,lütuf sahibi olan Allah’a hamd ediyorum’.Sonra arkadaşlarına dedi ki : Kalbini yumuşatması ve tevbesini kabul etmesi için kareşiniz adına Allah’a dua ediniz.

Ömer’in mekrubu adama ulaşınca adam mektubu okumaya başladı.Sürekli okuyor ve şöyle diyordu : Günahları bağışlayan,tevbeleri kabul eden,azapı çetin olan,azabıyla beni tehdit etti,bana bağışlayacağını va’detti.Bu sözleri kendi kendisine tekrarlayıp durdu.Ağladı,sonra çekip gitti.Ne güzel gitti.

Bu adamın haberi Hz Ömer’e ulaşınca,Hz Ömer dedi ki : Kardeşinizin hata yaptığını görünce işte böyle yapınız,ona destek çıkınız,ona güven veriniz,onun özgüvenini yitirmeyiniz,onun için Allah’a yalvarınız,şeytanın yaverlerini onun üzerine salmayınız

Bu kıssa bizzat yaşanmıştır.Çünkü kızarak ve ihanet ederek Allah’ın rahmetinden ümit kesenler günümüzde de vardır.Adeta onların amaçları ayaklarına çelme takarak insanı helak etmektir.Bağışlanmayı hak ettikten sonra dinden çıkmaları için ayaklarına çelme takan İslam düşmanları vardır.

Bu sürenin ‘Gafir Süresi’ olarak isimlendirilmesinin inceliklerinden biri ; adi tartışmaya,batılla övünmeye,hakkı görmemeye karşı savaş ilan etmektir.Allah şyle buyurur:

İnkar edenlerden başkası,Allah’ın ayetleri hakkında mücadele etmez.Onların (öyle) şehirlerde dolaşmaları seni aldatmasın.Onlardan önce Nuh kavmi ve onlardan sonra gelen gruplar da yalanladı.Her millet peygamberlerini yalanlamaya yeltendi,hakkı gidermek için boş şeyler ileri sürerek tartıştılar.Bu yüzden onları yakaladım.(Bak işte) azapım nasıl oldu? (Gafir 4-5)

Hak muamelesinde batılı savunanların üslubundaki kapalılığı gidermek için cidal kelimesi,bu sürede tam beş kez tekrarlanmıştır.Çünkü batılı savunanlar inatçı ve delile uymamaktadırlar.Rakibini altetmek için nefislerinin peşinden gitmektedirler.

Bu yüzden Allah onlar hakkında şöyle buyuruyor : ‘Yeryüzünde haksız yere büyüklenenleri ayetlerimizden uzaklaştıracağım.Onlar her ayeti görseler de yine ona inanmazlar.Doğru yolu görseler,onu yol edinmezler.Ama azgınlık yolunu görseler,onu yol edinirler.Çünkü onlar ayetlerimizi yalanladılar ve onları umursamaz oldular (A’raf 146)

Her hasmane çekişmenin ve zalimane politikanın arkasında batılda direnen ve hakkı bildiği halde ona uymayı rededen kimseler vardır.Peygamberlere tabi olanlar,her zaman ve her yerde o muzırların ezalarına maruz kaldıkları gibi peygamberler de aynı ezaya maruz kalmışlardır

Fakat yerleşik hayat sancıları her ne kadar acı verse de salih kimselerin katlanmaları gereken bir sınanma devresidir.Rahman’ın melekleri onları üstlerinden gözetlemekte,onları dayanmaya ve direnmeye çağırmaktadır.İşte bu sürede bunlara değinilmektedir:

Arşı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar,Rablerini överek tesbih ederler.O’na inanırlar ve mü’minler için (şöyle) mağfiret dilerler.Rabbimiz,rahmet ve bilgi bakımından her şeyi kapladın.Tevbe edip senin yoluna uyanları bağışla,onları cehennem azabından koru (Gafir 7)

Bir musibet olarak heva ve heves arttıkça bilgi azalır.Bunun çaresi,içsel ufuk genişleyinceye dek bilgiyi arttırmak ve tutkulardan kurtuluncaya dek kalbi güçlendirmektir.Bu hususta bireyler ve toplumlar eşittir.

Mü’min süresi’nde,insan doğrulardan yararlansın ve yanlışlardan tiksinip onu telafi etsin diye yeryüzünde ve zamanın derinliklerinde gezip dolaşma emrinin iki kez  tekrarlandığını görüyoruz.Bu hususta yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

‘Onlar yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki,kendilerinden önce gelenelrin nasıl olduğunu görsünler.Onlar kuvvet ve yeryüzündeki eserleri bakımından kendilerinden daha üstün idiler.Fakat Allah,onları günahları yüzünden yakaladı.Onları Allah’ın azabından koruyan olmadı (Gafir 21)

İnsanlık tarihinin ibretlerle,doğal evrensel kanunlara benzer kanunlarla ve yoldan sapanı düzeltip irşad ederek milletlerin durumlarını inceleyip ders çıkarmakla dolu olduğu bir gerçektir.Yüce Allah bir başka ayette şöyle buyuruyor:

Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görsünler? Onlar bundan daha çok,daha kuvvetli,yeryüzündeki eserleri bakımından daha sağlam idiler.(bununla beraber) kazandıkları,kendilerinden hiçbir şey savamadı (Gafir 82)

Kur’an,sadece az bir ilimle aldanıldığını niteleyerek bu adi inatın nedenlerini ortaya koyuyor.Bu aldanma,tartışma ve kibirlenme sırrından kaynaklanmaktadır.

Peygamberleri,onlara açık mucizeler getirince yanlarında bulunan bilgi ile sevin(ip övün)düler.Sonunda alay edegeldikleri şey,kendilerini kuşatıverdi (Gafir 83)

Hata işleyenlerin geneli,kendilerinin hatalı olduğunu bilmezler,doğru yaptıklarını sanırlar.Onlar ancak kibirlerini yok eden bir afet ile uyanırlar:

Kendilerine gelmiş hiçbir delil olmadan Allah’ın ayetleri hakkında tatışanlar (yok mu),onların göğüslerinde,(hiçbir zaman) erişemeyecekleri bir büyüklük taslamaktan başka bir şey yoktur.Sen Allah’a sığın.Çünkü işiten ve gören O’dur (Gafir 56)

Bu sürede cedelin tekrarlandığı dördüncü yer işte burasıdır.Bu durum karşısında uzun sabra,Allah’a tevbeye ve O’ndan yardım dilemeye ihiyaç vardır.

Ben sonuna kadar düşünce hürriyetine saygılıyım.fakat her hakikat anahtarlarının açmaktan aciz olması yönüyle geri zekalılık,iftira,davaya ciddiyetsiz yaklaşma ve akıl kargaşaşasından tiksiniyorum.İnatçılık , çok iğrenç bir rezalettir.İslam,daha ilk anından itibaren tek olan Allah’ı inkar eden,gökleri ve yeri düzenleyene secde etmekten vazgeçen,bir taş önünde eğilerek çeşitli putlarla huzur bulan kişilerle mücadele etmiştir.



Kaynak : Muhammed Gazali / Kur’an’ın Konulu Tefsiri / 599-607.