Mücadele Süresi Gazali & Geylani Tefsiri

Rıza ve teslim makamlarına ulaşan ehl-i tevhid insanlara gizli değildir ki ; bir kimse Allah’a tevekkül edip bütün işlerini Allah’a havale ederse, bütün isteklerini ve arzularını ondan isterse, ona yalvarırsa, ona boyun eğerse, onun önünde yerlerde sürünmeye razı olursa, bütün istediklerini ondan isterse, istediklerini vermesi için sadece ona dua ederse, istediklerini elde etmek için sadece ona yakarırsa,ondan bu isteklerini isterken samimi olursa, niyeti temiz olursa istedikleri olur Çünkü Allah’tan bir şey istemek ve dua etmek bu minval üzere olmalıdır Ancak bu şekilde istenirse ve dua edilirse o zaman duanın kabul olur ve istenen şeye nail olunur.

Duanın kabul olunacağının belirtisi duanın biçiminden anlaşılabilir. Zira bütün işlerin meydana gelişi Allah’in sayesinde ve Allah’ın kolay kılması ile olur. Dua samimi olursa kabul olacağının da işareti demektir. Tıpkı Hz.Peygamber ile mücadele eden kadının Allah’a şikayette bulunmasındaki samimiyeti gibi. O kadın Allah’a yalvarmış ve istediklerini elde etmek istemişti. İstek ve arzularında çok samimi davrandığı için Allah duasını kabul etti ve peygambere o kadın hakkında vahiy indirdi (a)

Mücadele süresi, Mushaf-ı şerifteki 58. Cüzün ilk süresidir. Bunun tamamı Medine de inmiştir. Medine toplumu, çeşitli sınıflardan oluşmuştu. Orada doğuda ve batıda iman kervanının başını çekmesi için vahyin yetiştirdiği müminler, yok olmaya mahkum olan putperestler, kendi cinslerine tapan ve insanları arzularına uydurmak isteyen yahudiler, çıkarken’ pesinden koşan ve bin bir renge giren münafıklar vardır.

Bu süre, öz bir şekilde bütün bu sınıfları sunmuş, Müslüman ailenin işlerinden olan zıhar olayını karara bağlamış, bunun bir boşanma olmadığını beyan etmiş ve kefaretini zikretmiştir. islam, aile işlerine önem vermiş ve bunların sınırlarını açıklamıştır. Yüce Allah bu sürede şöyle buyurmuştur:

“Bunlar Allah’ın sınır (hüküm)larıdır. Kafirler için acı bir azap vardır.” (Mücadele: 4)

Yüce Allah, Bakara Sûresi’nde boşanma hükümlerinden sonra şöyle buyurmuştur: “Bunlar Allah’ın sınırlarıdır.Sakin onları aşmayan. Bakara: 229)” Nisa Sûresi’nde ise miras hükümlerinden sonra Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Bunlar Allahin sınırlarıdır Kim Allah’a ve Resulüne itaat ederse Allah onu, zemininden ırmaklar akan cennetlere koyacaktir.” (Nisâ: 13) Bu sınırlar, bazi suçlar için belirlenen cezalardan başkadir.

Bu Allah’in celalinin ortaya çikmış ve imanin bir parçasının gereği olarak inanç hükümlerini meczeden bir Kur’an üslubudur. Bu yüzden Allah söyle buyurmaktadır:

“Göklerde ve yerde olanlan Allah’ın bildiğini görmüyor musunuz.Üç kişinin gizli konuştuğu yerde dördüncüsü mutlaka O’dur.Beş kişinin gizli konuştuğu halde altıncısı mutlaka O’dur(Mücadele: 7)”

Bunun ardindan süre, Müslümanları selamlarken essamu aleyküm” diye selamlayan, selam ile “essamu aleykum” diye selamlayan,selam ile sam arasında bir benzerlik kurarak Müslümanların lanetini ve helâkini arzulayan Yahudileri anlatmaya başlamaktadır. Yahudilerden bunu ilk duyan Hz. Aişe olmuş, onları deşifre etmiş ve onlara kızmıştır. Fakat Peygamber (s.a.v), onlara daha layık bir üslup kullanmayı yeğlemiş ve şu ayet inmiştir:

“Onlar sana geldikleri zaman seni, Allah’ın selamlamadığı bir şekilde selâmlryorlar. Kendi içlerinden de: ‘Bu söylediklerimiz yüzünden Allah’ın bize azap etmesi gerekmez miydi?’ derler Cehennem onlara yeter. Oraya gireceklerdir. Ne kötü dönüş yeridir orası (Mücadele: 8)”

Ardindan Allah, Müslümanlara, yahudilerle konuşurken veya onlarla tartışırken düşmanlık ve saldırıdan, Yahudileri taklitten uzak olmalarini, Yahudiler ve münafiklarla karşlaşırken Müslümanları yurtlarından çıkarmasinlar ve uzaklaştırmasinlar diye sevgide birbirleriyle dayanışmaları için dikkatli davranıp alâkayı kesmemelerini emretmiştir:

Gizli konuşmalar şeytandandır. Bu, iman edenleri üzmek içindir. Oysa şeytan, Allah’in izni olmadıkça, müminlere hiçbir zarar veremez. Müminler Allah’a dayanıp güvensinler.” (Mücadele: 10)”

İslam, insanları iman ve ilme uygun bir konuma getirir. Namaz saflarında Resul şöyle der Akıl ve idrak sahipleri beni takip ediniz. Genel meclislerde Yüce Allah şöyle buyurur:

“Allah, sizden inananları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltsin.” (Mücadele: 11)”

Müslamanlar peygamberlerini çok fazla seviyorlar Neden sevmesinler, o, onlan karanliklardan aydinlga çıkarmış,onlara kendilerini yaratanı ve rızık vereni ogvetmiş, onlan gündüzün ve geceleyin Allah överek ve onun önünde saf bağlatmıştır. Hem sonra onun seçkin şahsiyeti sevgi ve saygıya layıktır.Onun beşeri olgunluğu,haddinden fazla sevgiyi hak etmiştir.Ancak Resul’ün etrafinda bulunma ve onunla birlikte oturma isteği, din ve dünya işlerinin düzelmesi ve Resûl’ün kendine ve ailesine vakit ayirabilmesi için mutlaka düzenlenmelidir. Bu sebeple su ayet inmiştir:

“Ey iman edenler, Peygamber ile gizli bir ey konuacağonz zaman bu konuşmanndan önce bir sadaka veriniz. Bu sizin için daha hayirli ve daha temizdir. Şayet bir şey bulamazsanız, bilin ki Allah bağışlayandır esirgeyendir.” (Mücidele: 12)”

Mümine bu zor gelirse önünde hayır işleri çoktur. Bunlarla Rabbini razı edebilir. Bu hayır işlerinden en uygunu, Resul ile konuşurken dikkatli olmasidir. Bazen büyüklerle konuşurken tat alinir. Ancak risaletlerinin zaferi önemlidir. “Gizli bir şey konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yaptığiniza ve Allah da sizi affettiğine göre artık namazı kilin, zekati verin, Allah’a ve Resulü’ne itaat edin, Allah yaptıklarinizdan haberdardır.” (Mücadele: 13)”

Müminlerin, müşriklerin, kitap ehlinin karışık olduğu, maddi ve edebi çikarların ağ ördüğü bir toplumda ilkeler, sıkı bir biçimde sınavdan geçer. Bazen insan, yakinlarını ve komşularını mezhebi üzerine tercih eder. Bunun için şair eskiden böyle bir durum kişi için şöyle der:

  • Ya gerçekten kardeşim olursun çünkü içimden gelen kusmuğumu senden biliyorum!
  • Ya da beni bırakıp düşman edinirsin ben senden sende benden çekinirsin!

Nifak, çok tehlikeli pis bir zehirdir. Münafiklara en kolay gelen iş, yalan yere yemin etmektir. Bunun için Yüce Allah bu sinifi şöyle nitelemektedir:

“Allah’ın kendilerine gazap ettiği bir topluluğu dost edinenleri görmedin mi? Onlar ne sizdendirler ne de onlardan. Bilerek yalan yere yemin ediyorlar. Allah onlara çetin bir azap hazrlamıstir Gerçekten onlarin yaptiklari şey çok kötüdür” (Mücadele: 14-15)”

Belli bir yaşam tarzı belirleyenlerin öyle ölüp onunla dirileceği aşikârdır. Bunun için bizde şöyle derler: “Çalgıcı, oynaya oynaya ölür.” Böyle ölünce böyle dirilir. Kimbilir Deccal de Deccal olmaya çalışır. Sanki yemini kendisini kurtaracak gibi yalan yere yemin eder.

“O gün Allah onları hep yeniden diriltecek, onlar da dünyada size yemin ettikleri gibi, O’na yemin edeceklerdir. Kendilerinin bir şey (hakikat) üzerinde olduklarını sanırlar. lyi bilin ki onlar gerçekten yalancıdırlar.” (Mücadele: 18)”

Bu nasıl bir düşünce?!

“Allah’a ve Resûlü’ne karşı gelenler, işte onlar en aşağıların arasındadırlar.” (Mücadele: 20)”

Bu fitnelerden kurtulmada gerçek iman ile sahte iman arasını ayırmak için Allah, Müslümanlara inançlarını açıklamalarını, ilkelerini belirlemelerini, kendileri olmalarını ve düşmanlıklarını gidermelerini emretmektedir.

“Allah’a ve ahiret gününe inanan bir toplumun babaları, oğulları, kardeşleri, yahut akrabaları da olsa Allah’a ve Resulüne düşman olanlarla dostluk ettiğini göremezsin. İşte Onların kalbine Allah, iman yazmış ve katından bir ruh ile onları desteklemiştir.” (Mücadele: 22) (b)



a-) Abdülkadir Geylani / Geylani Tefsiri / C:VI /* bkz: 29
b-) Muhammed Gazali / Kur’an’ın Konulu Tefsiri / bkz:735-738

Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.