Muamelede (Alış-Verişte) İhsan Mertebesi

  • 01 Temmuz 2018
  • 44 kez görüntülendi.

Yüce Allah,adaleti ve ihsanı emretmektedir.Adalet sadece kurtuluşun sebebidir.Adalet ticaretteki sermaye gibidir.İhsan ise kazanmanın ve saadete ulaşmanın sebebidir.İhsan ticaretteki kazanç gibidir.Dünyadaki alışverişlerinde sadece sermayesiyle kanaat eden kişi akıllılardan sayılmaz.Ahiret alışverişlerinde de durum aynıdır.Dindar olan kimsenin sadece adaletli olup haksızlık etmekten kaçınmakla yetinerek ihsanı bir kenara bırakmaması gerekir.Yüce Allah bu hususta şöyle buyurmaktadır :

‘Allah sana ihsanda bulunduğu gibi sen de ihsanda bulun (1)

İhsan ; Fazladan vermek olup vacip değildir.Çünkü vacip olan adalet babına girer.İhsan rütbesine şu altı şeyden biriyle erişilebilir:

1- Alışverişte kar sağlamak.Mals atan kimsenin,genelde alınmayan bir karla müşteriye mal satmaması gerekir.Aslen kar olmaya izin verilmiştir.Çünkü alışveriş kazanç elde etmek için yapılır ve kazanç az da olsa bir kar olmaksızın elde edilemez.Ancak bunu yaparken orta yolu gözetmek gerekir.Çünkü müşterinin mutat olan kardan fazlasını vermesinin sebebi,ya satılan mala çok rağbet etmesi veya ona acilen ihtiyaç duymasıdır.Bu durumda satıcının söz konusu fazlalığı kabul etmemesi gerekir.İşte bunu yapmak ihsandır.Fakat satıcı veya müşteriden biri satılan malın gerçek fiyatını bilmiyorsa ve biri diğerini normalde insanların aldanmayacakları bir fiyatla aldatırsa bize göre karşı tarafın malı geri verme muhayyerliği vardır.

Hz Ali (r.a) şöyle söylemiştir:

Ey tücarlar! Karın azını bırakıp da çoğundan mahrum olmayın

2- Fakir birinden bir şey satın aldığında gönüllü olarak aldanıp fazladan kar vermek.Zengin birinden bir şey satın alındığında böyle yapmamak gereki.Çünkü şöyle denilmiştir:

Aldanan adam ne övülür ne de ecir alır

3- Ücreti veya borcu almada ihsan.Bunlardaki ihsan bazen müsamaha göstermek,bazen ücretin veya alacağın bir kısmını almamak,bazen karşı tarafa süre tanımak,bazen da nakdin (altın veya gümüş paranın) kalitesi hususunda müsamaha göstermekle olur.

Hz Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur :

Satın alırken  ve borcunu isterken müsamaha gösteren adama Allah rahmet etsin ve bir başka hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır: Cennete girdim ve kapısı üzerinde Sadakanın karşılığı on misli,borcun karşılığı on sekiz misli verilir diye yazdığını gördümCebrail’e bunun sebebini sorunca şöyle dedi : Çünkü sadaka zenginin de fakirin de eline geçer.Borç ise sadece ona muhtaç olanın eline düşer.

4- Borcu ödeme konusunda yapılan ihsan.Borcu güzel bir şekilde ödemek de bu tür bir ihsandır.Şöyle ki : Hak sahibine veya alacaklıya giderek bizzat borcunu ödemek,onu borcunu istemek veya dava açmak zorunda bırakmamak,yapabiliyorsa zamanı gelmeden ödemek ve sonra ona teşekkür etmektir.Alacaklı,borcun ödenme süresi bittiğinde kendisine sert sözler söylerse buna tahammül etmek gerekir.

Hz Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur :

Kim ödemek niyetiyle insanlardan borç alırsa,o borcu onun yerine Allah öder.Kimde harcayıp itlaf etmek niyetiyle borç alırsa,Allah onu itlaf eder ve devamla başka bir hadis-i şerifinde buyuruyor : Borcunu ödeme niyeti olan hiçbir kul yoktur ki,Allah tarafından ona bir yardım ulaşmasın.

5- Yaptığı alışverişten caymak isteyenin,bu isteğini kabul etmek de ihsandır.Çünkü alışverişten zarar görmüş olandan başkası bunu yapmaz.O halde kişinin,din kardeşinin zarar görmesine razı olmaması gerekir.

Hz Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur :

Kim bir Müslüman’ı yaptığı alışverişten muaf tutup yapılmamış kabul ederse,Allah da onun hatasını yapılmamış sayar.

6- Fakir birinden alacağı olan kişinin,borcunu ertelemesi ve durumu düzelmediği sürece ondan alacağını istememeye niyetli olması da bir ihsandır.Özetle söylemek gerekirse,ticaret mertliği ve dürüstlüğü ortaya çıkaran,kişinin adam olup olmadığını gösteren bir mihenk taşıdır.Kişinin dindarlığı ve takvası ticaretinden anlaşılır.

Bir keresinde Hz Ömer b. Hattab (r.a) huzurunda bir adam şahitlik yapar.Hz Ömer ona şöyle der: Bana seni tanıyan birini getir.Adam birini bulup getirir ve o getirdiği şahıs,adamın iyi biri olduğunu söyleyerek onu över.Hz Ömer o şahsa şöyle sorar: Sen bu adamın eve girip çıkmasını görecek kadar yakın bir komşusu musun? Adam hayır diye cevap verince Hz Ömer tekrar sorar: Peki Sen,güzel ahlakı ortaya çıkaran bir yolculukta bu adama yoldaş oldun mu? diye sorunca adam tekrar hayır cevabını verir ve Hz Ömer tekrar sorar: Peki sen,kişinin takvasını ortaya çıkaran para ile bu adamla bir alışveriş yaptın mı? Adam hayır deyince Hz Ömer ‘de şöyle cevap verir: SAnırım ki sen bu adamı mescitte mırıldanarak Kur’an okurken,kah başını indirip kah kaldırırken görmüşsün.Adam evet deyince  Hz Ömer şöyle buyurdu : Haydi git,sen bu adamı tanımıyorsun! Şahit istediğin adama da gidip kendisini gerçekten tanıyan birini getirmesini emretti.



Kaynak = İbnü’l-Cevzi / Minhacü’l-Kasıdin Ve Müfidü’s/Sadıkin / C: 1 / bkz: 126

(1-Kasas 77)