Meleki Ve Şeytani İlham Nasıl Ayırt Edilir?

İhsanın Dereceleri İle Hak Ve Batılın Birbirinden Ayırt Edilmesi



İhlasın üç derecesi vardır.

Birinci Derece Niyette İhsan : Bu,niyeti ilimle süslemek,kesin karar vermek ve halini temizlemek suretiyle gerçekleşir.Yani niyete ihsan üç hasletle meydana gelir

a- Niyeti İlimle süslemek : Nefsi isteklerin kirlerinden,ilmin gerektirdiği şekilde ilimle süslenerek kurtulmak.Bu süsleme, ilmin cevap verdiği konulara göredir.İlim ise,akla ve şeriata tabi olmaktadır

b- Kesin Karar Vermek : Kesinlik,niyeti kuvvetli ve sağlam yapmaktır.Yani , gevşekliği engelleyen ve niyetin devamını sağlayan bir azmin bulunmasıdır

c- Halin Temizlenmesi : Bir işe yönelen kimsenin halini bu saf niyetini bozacak kir ve şüphelerden arındırmasıdır.Çünkü hal,niyetin doğduğu ve kendisine döndüğü kaynaktır.Aynı zamanda niyetin dayanağı ve yönlendiricidir.Niyet ve hal birbirinden etkilenir.Birinin temizlenmesi ve kötülüklerden arındırılması,diğerinin temizlenmesi ve arındırılmasıyla mümkündür.

İkinci Derece Hallerde İhsan : Hallerde ihsan ; kaçar,değişir korkusuyla hallerin hakkına riayet etmek,insanlardan gizlemeye çalışmak ve saf hale gelmelerini sağlamaktır.

Riayet etmekten maksat ; Hali değişir korkusuyla onları korumaktır.Çünkü haller bulut gibi geçip gider.Eğer onun haklarını gözetmezsen elden kaçıp gider.Haller düzeltmek,vefadan uzaklaşmak ve devamlı vefakarlıktır

Halleri gözetmek,kulu ilk gelişinde güzel karşılamakla (misafirperverlikle) olur.Çünkü haller misafir gibidir.Eğer misafir geldiğinde güzel karşılanmazsa orada konaklamadan çekip gider.

Halleri korumanın bir yolu da bir şeyi tamamen mülkiyeti altına alıp iyice yapışması,hiçbir yol kesici ve gasp edicinin onu elinden almasına izin vermemesidir.Haller muhafaza etmenin diğer bir yolu da dine uygun olduğu takdirde hallerin kuvvetine boyun eğmek,verdiği hükmü de kabul etmektir.Gizlemek için gereken ihtimamı göstermekle de haller muhafaza edilebilir.Hallerin bilinmemesi için mümkün olduğu kadar halleri insanlardan gizlemek gerekir.

Önemli bir maslahat,ihtiyaç veya delil getirmek gibi bir durum olmadıkça hallerini açığa vurmaz.Çünkü halleri sebepsiz yere açığa vurmanın sayılamayacak derecede sakıncası vardır.Ayrıca böyle yapmakla onları hırsız ve saldırganların önüne atmış olur.Sadıklara göre halini insanlara göstermek,ahmaklık ve acizliktir.Böyle yapmak nefsin ve şeytanın isteğidir.Sıkd ve azim sahibi kimseler hallerini,mallarını gizleyen hazine sahibi zenginlerden daha fazla gizlerler.Hatta bazıları kendilerini hiç hal sahibi değilmiş gibi gösterirler.

Mutasavvıflar,halini insanlara bildiren kimsenin süluk yolunu bulandırıp kirlettiği,ancak ihtiyaç,zaruret ve delil getirmek için insanlara gösterebileceği görüşünde birleşmişlerdir.

Hallerin sırf hale gelmelerini sağlamak,Kul hallerini düzeltmeye ve saf hale getirmeye çalışır.Çünkü hal bazen hak ve batıl ile karışır.Alimler ve basiretli kimseler dışında da hiç kimse bu farkı bilemez.

Ehl-i tarik şöyle demiştir : Kulun sağından gelen konuşma  ve fısıltılar çoğunlukla haktır.Çünkü ehl*i yemin,hak ehlidirler ve kitaplarını sağ taraflarından alırlar.Sırat köprüsü üzerinde görülen nurları da sağ taraflarındadır.Resulüllah (s.a.v) temizlik , taranmak,ayakkabı giymek ve bütün işlerinde sağdan başlamaktan hoşlanırdı.Namazda safın sağında olanlara Allah rahmet eder.Melekler de dua ederler.Haber verildiğine göre şeytan soluyla yer ve soluyla içer.İnsanoğlundan da nasibini sol tarafından alır.Bu yüzden sol taharet ve pisliği gidermek için kullanılır ; helaya girerken önce sol ayakla girilir.

Maddeler Halinde Hakla Batılı Birbirinden Ayıran Ölçüler Şunlardır

1- Ayrıldıktan sonra insanı sevinçli ve neşeli bırakan her hal meleki bir haldir.Fakat ayrıldıktan sonra insanı tembel,uyuşuk,isteksiz ve kolunu kanadını kaldıramayacak kadar yorgun bırakan her hal ise şeytanidir.

2- Kalpler Allah’ı tanıma,sevme,ünsiyet kurma,zikriyle mutmain olma ve O’nunla huzura kavuşma duygusu bırakan her hal ilahi ve melekidir.Bunların tersi ise şeytanidir.

3- Sahibini Allah’a ve ahiret yurduna yönlendiren,cennetin güzellikleri ve cehennem dehşetini müşahede ederek adeta orada olduğu duygusunu meydana getiren her hal,ilahi ve meleki,bunun tersi ise şeytani ve nefsanidir.

4- Dinin emirlerine uyma,ihlas ve sıdıkı tavsiye etme neticesinde ortaya çıkan her hal ilahi ve meleki,yoksa şeytanidir.

5- Gönlü aydınlatan,göğsü ferahlatan,kalbi kuvvetlendiren her hal ilahi ve melekidir.Böyle değilse ise şeytanidir.

6- Seni Allah’la buluşturan her hal Allah’tandır.Allah’tan ayıran,alıkoyan her hal ise şeytandandır

7- İlahi hal,seni ancak Allah’a itaate ve O’na yaklaşmaya sevk eder.İlahi halin sebebi de kurbet (kulu sevdiğine yaklaştıran şeyler) ve taattir.Onu ortaya koyan ve bunlara yönelten de ilahi emirdir.Bunların tersi olan şeyler ise şeytanidir.

8- Rahmani hal birbiriyle çelişmez,farklılık arz etmez,değişiklik göstermez.Bilakis birbirini destekler ve doğrular.Şeytani hal ise,bunun tam aksine birbirini yalanlar.

Üçüncü Derece İse Vakitte İhsan : Vakitte ihsan,Allah’ı müşahededen bir an olsun ayrılmaman,düşüncene hiçbir şeyi karıştırmaman ve devamlı Hakk’a yönelip devamlı O’na hicret etmendir.

Yani şühud halinden ayrılmamandır.Bunu da ancak nefislerinin kontrolünü ele geçirmiş,nefisle kalp,kalple Allah arasındaki uzaklığı,bu sınırların önüne dikilen yol kesicilerle mücadele ederek aşmış azim ehli başarabilir.

Düşüncene hiçbirşey karıştırmaman ; yani Allah dışında hiçbir şeyle meşgul olmayıp sadece O’na bağlanmandır.Çünkü düşünceni Allah’tan başkasına bağlaman,sadıklara göre şirktir.

Devamlı O’na hicret etmendir ; yani doğruluk ve samimiyetle Allah’a yönelen herkes O’na hicret etmiş demektir.Kulun Allah’a ulaşıncaya kadar bu hicretteng eri kalmaması ve devamlı O’na hicret halinde olması gerekir.

Her Kalbin Allah İçin Yaptığı İki Hicret Vardır.Her İkisi de Farzdır

1- Tevhid,ihlas,yönelme , muhabbet,korku , ümit ve kullukla Allah’a hicret

2- Verdiğine razı olmak,^O’na teslim olmak,işini O’na havale edip O’nu hakem tayin etmekle Resulüne hicret.Kul zahiri ve batıni hükümleri Resulüllah (s.a.v)’in ışığından alır.Kulun bu hükümlere boyun eğmesi,zahiri karanlıkta kalan kervanın mahir bir rehbere boyun eğmesinden daha kolaydır.

Kimin kalbinde bu iki hicret yoksa başına küller dökülsün ve imanını yeniden kontrol edip gözden geçirsin.Kendisiyle iman arasına bir engel girmeden,sıratta surun arkasından çağrılmadan önce geriye dönüp onu imana götürecek bir nur arasın



Kaynak = İbn Kayyım El-Cevziyye / Medaricu’s Salikin – Kur’ani Tasavvufun Esasları – / bkz 870-872

Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.