Mehmet Akif Ersoy Şiirleri

Mehmet Akif’in Safahat Adlı Eserinden Kesitler



Cenazeden o kadar farkı olmayan canlar ;

Damarda seyri belirsiz irinleşen kanlar;

Sürünmeler,geberip gitmeler,rezaletler;

Nasibi girye-i husran olan nedametler;

Harap olan azamet,tarumar olan ikbal;

Sukut-u ruh-u umumi,sukut-u istiklal;

Dilencilikle yaşar derbeder hükümetler;

Esaretiyle mübahi zavallı milletler;

Harabeler,çamur evler,çamurdan insanlar;

Ekilmemiş koca yerler,biçilmiş ormanlar;

Durur sular,dere olmuş hala-yi cariler;

Isıtmalar,tifolar,türlü mevt-i sariler;

Hurafeler,üfürükler,düğüm düğüm bağlar;

Mezar mezar dolaşıp hasta baktıran sağlar…

Ataletin o mülevves teressübatı bütün !

Numune işte biziz… Görmek isteyen görsün !

Bakın da haline ibret alın şu memleketin !

Nasıldın en koca millet? Ne oldu akıbetin ?

Yabancılar ediyormuş -eder ya- istikrah:

Dilenciler bile senden şereflidir billah.

Vakarı çoktan unuttun,hayayı kaldırdın;

Mukaddesatı ısırdın,Hudaya saldırdın !

Ne hatıratına hürmet,ne an’anatını yad;

Deden de böyle mi yapmıştı,ey sefil evlad ?

Hayatın erzeli olmuş hayat-ı mu’tadın:

Senin hesabına birçok utansın ecdadın !

Damarlarındaki kan adeta irinleşmiş;

O çıkmak istemeyen can da bir yığın leşmiş !

İade etmenin imkanı yoksa maziyi,

Bu mübtezel yaşayıştan gebermen elbet iyi.

Gebermedik tarafın kalmamış ya pek,zaten…

Sürünmenin o kadar farkı var mı ölmekten ?

Sürünmek,istediğin şey ! Fakat zaman peşini

Bırakmıyor,atacak bir çukur bulup leşini !

Bugün sahife-i alemde sen ki bir lekesin;

Nasıl vücudunu kaldırmasın,neden çeksin ?

İşitmedim diyemezsin;işittin elbette:

Tavakkufun yeri yoktur hayat-ı millette

Sükun belirdi mi bir milletin hayatında;

Kalır senin gibi zillet,esaret altında

Nedir bu meskenetin,sen de bir kımıldasan a !

Niçin kımıldamıyorsun ? Niçin ? Ne oldu sana ?

Niçin mi? Çünkü bu fani hayata yok meylin!

Onun neticesidir sa’ye varmıyorsa elin

Değil mi ?.. Ben de inandım! Huda bilir ki yalan!

Hayata nerde görülmüş senin kadar sarılan?

Zorun:gebermemek ancak ölümlü dünya da !

Değil hakikatı mevtin,hayali rü’yada

Dikilse karşına,hiç şüphe yok,ödün patlar !

Düşün:hayata feda etmedik elinde ne var ?

Şeref mi,şan mı,şehamet mi,din mi,iman mı?

Vatan mı,hiss-i hamiyet mi,hak mı,vicdan mı?

Mezar mı,türbe mi,ecdadının kemikleri mi?

Salibi sineye çekmiş mesacidin biri mi?

Ne kaldı vermediğin bir çürük hayatın için?

Sayılsa ah giden fidyeler necatın için!

Çoluk çocuk kesilirken kadınlar inlerken;

Zavallılar seni erkek sanaır da beklerken;

Hayayı,ırzı ekip yol boyunca,çırılçıplak,

Kaçarsın öyle mi,hey kalp adam: sıkılmayarak !

Değil ki Dön diye binlerce yalvaran geride;

Dikildi karşına ecdadının mekabiri de:

Yolumda durma kaçarken dedin basıp geçtin !

İşitmedin mi ne söylerdi muhterem ceddin: (*)

Zafer ilerdedir,oğlum,hücum edip aşarak

hudud-u düşmeni,hiç yoksa,bir mızrak almak;

Geçip de ric’ate bin yıl muammer olmaktan

Hayırlıdır… Ne zaman,söz,ne kahraman iman!

Yazık ki sen şu büyük ruhu şerm-sar ettin;

Bütün mekabir-i İslamı küfre çiğnettin !

Birer lisan-ı tazallum uzattı her makber…

Zavallı taşlara lakin bakan mı var ? Ne gezer !

Değil mezardaki na’şın enin-i tel’ini

Figanı boyunca hayatın çevirmemişti seni !

Meramın:ölmiyebilmek fena değil,bir karar…

Fakat hayat için elzem hayatı istihkar.

Hayat odur ki:nihayet bahası hun olsun,

Senin hayat-ı sefilin:baha-yı namusun!

Deden ne türlü yaşarmış… Adamsan öyle yaşa:

Eğer hüma-yı zafer konmak istemezse başa,

Haram olur sana kuzgun üşürmemek leşine!

Nasıl,bu sözleri tutmak hiç gelir mi işine?

Mezelletin o kadar yar-ı canısın ki,yazık,

Ucunda yoksa ölüm her belaya göğsün açık!

Dilenci mevkii,milletlerin yerinde için!

Ne zevki var,bana anlat bu ömr-ü derbederin?

Şimale doğru gidersin:soğuk bir istikbal,

Cenuba niyyet edersin:açık bir istiskal!

Aman Grey! Bize senden olur olursa meded

Kuzum Puankere! Bittik.İnayet et,kerem et!

Dedikçe sen,dediler karşıdan:İnayet ola!

Dilencilikle siyaset döner mi hey budala?

Siyasetin kanı:servet; hayatı:satvettir

Zebun-küş Avrupa bir bak tanır ki:kuvvettir.

Donanma,ordu yürürken muzafferen ileri,

Üzengi öpmeye hasretti Garb’ın elçileri!

O ihtişamı elinden niçin bıraktın da,

Bugün yatıp duruyorsun ayaklar altında?

Kadermiş ! Öyle mi ? Haşa,bu söz değil doğru:

Belanı istedin,Allah da verdi… Doğrusu bu.

Girye-i Husran =Husran,göz yaşı

Gaz-i Muhterem Tiryaki Hasan Paşa (r.a)

Şem-sar Ettin = Utandırdın

Enin-i Tel’ini = Lanet okuyan iniltisi

Aman Grey = O Devrin İngiliz Devlet Adamlarından Biri

Kuzum Puankere = O Devrin Ünlü Fransız Başbakanı



Kaynak= Mehmet Akif Ersoy / Safahat / bkz:264-266