Kurtuluş Yolu

Ey Kardeşim !

Bu dünyada doğru yolda olmak,dünyadan iman ile çıkmak ve kıyamet günü Cennete girmek istiyorsan,Allah-ü Tealanın ve Peygamber efendimizin (s.a.v) sözlerine uy. Allah Teala Sebe süresi 34. ayetinde ;’

De ki,ya siz,ya biz hidayet üzere,yahut açık dalaletteyiz’ buyuruyor.

Bu ayeti kerimenin manası şöyledir; Ey Habibim ! Sen onlara de ki, birimiz hidayet üzere, diğeri dalalettedir. Yani ben hidayet üzereyim, siz dalalettesiniz. Bu ayeti kerime bir kimsenin arkadaşını kast edip, ikimizden birimiz yalan söylüyoruz demesi gibidir. Ayeti kerimede takdim (öne alma) ve tehir (sona alma) vardır; manası: Ben hidayet üzereyim, siz açık dalalettesiniz demektir dediler.

Nitekim Ta’ha Süresi 120. ayetinde buyruldu ki;”Benden size hidayet (yani peygamber, kitab ve şeriat) gelince,bu hidayete uyanlarınız sapıtmaz ve şaki olmazsınız.Zikrimden yüz çevirirseniz geçiminiz dünyada dar olur

Çünkü böylelerinden kanaat kalkar.Allah Teala;’Onu kıyamet günü kör olarak haşrederiz. Der ki, ya Rabbi,benim gözlerim görürdü,beni niçin kör olarak haşreyledin’ buyurdu.

Allah Teala;’ Der ki,sen de böyle yaptın,sana gelen ayetlerimizi unuttun.Bugün de sen unutulursun’ buyuruyor.Ayetleri unuttun demek, gözünü onlardan yumdun,onları görmedin, onları bakmadan terkettin, bugün sen de rahmet ve mağfiretimizden unutulursun demektir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyuruyor ki;

Size iki şey bıraktım.Onlara yapışırsanız doğru yoldan sapmazsınız.Biri Allah Teala’nın kitabı,diğeri benim sünnetimdir

İşleriniz ve sözleriniz Allah Teala’nın kitabına ve Resulünün sünnetine uygun olursa hidayet ve tevfike kavuşanlardan olursunuz.Böyle olmazsanız sapık ve şaki olursunuz.

O zaman kime uymalı; Ben alim değilim, işlerimi ve sözlerimi şeriata uygun nasıl yaparım dersen, cevaben deriz ki, ahiret yolunu senden iyi bilen bir alime uy, onun yaptığı gibi yap. Nitekim Allah Teala bunu emrediyor ve Nahl Süresi 43. ayetinde  ‘Bilmiyorsanız,bilenlere sorunuz’ buyuruyor. Yani ahiret işlerinden bir şeyi bilmediğiniz zaman,bunu iyi bilenlere sorunuz.

Hangi alim ahiret bilgilerini ve işlerini daha iyi biliyor, bilemiyorum, bilseydim ona uyardım diyorsan,şimdi sana din işlerinde kendisine uyacağın alimin sıfatlarını öğreteyim. Onun Kur’an-ı Kerim’den ve Peygamber efendimizin (s.a.v) hadislerinden bildirdiği doğrudur. İşte böyle kimsenin meclisinde bulunman caiz olur.

Alim o kimseye denir ki: Allah Teala’dan korkar, Kur’an-ı Kerim ve Peygamber Efendimizin (s.a.v) sünneti ile amel eder, küçük ve büyük günahlardan sakınır, şüphelilerden uzak durur, bidatleri işlemez. İşte bu kimse ahiret ve din bilgilerini alır. İşte böylece ameli ve salahı dinen sabit olup, ona itaat etmen, ona uyman ve sana din bilgilerinden bildirdiklerinin doğru olduğuna inanman ve meclisinde bulunman gerekli olur. Şeriatın hükmüne göre böyle olana muti, adil, salih, fakih, şeyh veya mürşid denir. Bunun için Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyurdu;

İlmi ile amel eden alimler,dünyaya bağlanmadıkları müddetçe Allah-ü Tealanın ve Resulünün (a.s) yeryüzünde emin kulları ve ümmetleridir. Dünyaya gönül verdikleri zaman din hususunda onlardan sakınınız’

Ahir zamanda ilmi ile amel edenlerin nişan ve alametleri vardır. Din hususunda kendine kızanları sevenlerinden çok olur. Onun için Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyurdu:

‘Ahir zamanda çeşitli kavimler olur. Ümmetimin alimleri ile din hususunda münakaşa ederler. Emr-i ma’ruf ve nehy-i münker yapanlar, onların arasında yapamaz olurlar’

‘İslam dini garip olarak başladı, başladığı gibi garip gider. İşte o gariplere müjdeler olsun. O garipler kimlerdir diye soranlara ise: Onlar benden sonra insanların sünnetimden bozduklarını düzeltenlerdir’ buyurdu’.

Bu sayılan sıfatlarda bir alim bulamazsan, başkasına uymaktan kaçın. Nitekim Allah Teala Kehf Süresi 28. ayetinde ‘Kalbini bizi anmaktan gafil eyleyip, nefsinin arzularına uyan ve işi zarar ve ziyan olanlara uymayınız’ buyuruyor.

Bütün günahlarından bir daha yapmamak üzere tevbe et. Mü’min olsun, kafir olsun bütün hasımlarını razı eyle. Kalbini kibirden, yani kendini büyük görmekten, kendini beğenmekten, kinden, kıskançlık ve cimrilikten kurtar, üzerinden geçmiş farz ve vacibleri kaza eyle. Sonra hayatının geriye kalmış günlerini Rabbine ibadetle geçir. Kendin için sevdiğin ve beğendiğin şeyi, din kardeşin için de sev ve beğen. Böylece Rabb’inin rızasını kazanır, korktuğundan kurtulursun.



Kaynak= Vesiletü’n Necat -Saadet Yolu- / bkz:39-41

Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.