Kur’an ve Sünnete Göre Ailevi Sorunların Çözümü

  • 06 Ocak 2018
  • 176 kez görüntülendi.

Yüce Allah yeryüzünün en değerli varlığı olan,akıl ve irade ile donatılan,dünya ve ahiret mutluluğunu elde edebilmeleri için ilk insandan itibaren her topluma örneklik ve önderlik edecek bir peygamber göndermiş ve onlara kitaplar vermiştir.Son örnek ve rehber Hz Muhammed (s.a.v)’dir. Peygamberliğin örneklik ve rehberliği,namaz,oruç,hac gibi sadece formel ibadetlerle değil hayatın her alanında söz konusudur.

Toplumun en küçük birimi ailedir.Bir toplumda aileler ne kadar mutlu ise fert ve toplum da o nispette mutludur. Mutlu,eğitimli,terbiyeli ve saygılı bireyleri yetiştiren de ailelerdir.Ailelerin,mutlu ve huzurlu olmalarını sağlayan ise eşlerdir.Eşler arasında ne kadar sevgi ve merhamet,saygı ve sorumluluk bilinci varsa,o aile o kadar mutludur,o ailede yetişen çocuklar da o kadar sağlıklı,saygılı,edepli ve terbiyelidir.

Yüce Allah Ahzab Süresi’nin 21. ayet-i celilesinde;

  • “Andolsun ki, Resûlullah, sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için güzel bir örnektir” anlamındaki ayet ile peygamberimizi bizi örnek göstermektedir.İyi bir insan,iyi bir Müslüman,iyi bir eş,iyi bir baba olabilmek için onu örnek almamız gerekmektedir.Onu iyi örnek alabilmek için onu ve onun tebliğ ettiği Kur’an-ı ve ve onun sünnetini iyi anlamamız ve hayata geçirmemiz gerekir.

O yetim olarak büyüdü,sade bir hayat yaşadı.25 yaşlarına geldiğinde ticaret işlerini yürüttüğü,Mekke’nin soylu ailelerinden birisinin kızı olan 28 yaşlarındaki Hatice ile evlendi

Bu evlilikten ikisi oğlan,dördü kız altı çocukları oldu.Güzide eşi Hatice‘yi çok seviyordu,mutlu bir ailesi vardı,çevresinde örneklik ediyordu.İyi bir eş iyi bir baba iyi bir insandı.Kadınların efendisi Hz Hatice ile 25 yıl evli kaldı.Sevgili eşi miladın 620 yılında Mekke’de vefat etti.Efendimiz çok üzüldü.Bu yıl ‘Hüzün yılı‘ olarak anıldı.Yaklaşık da iki buçuk yıl evlenmedi.Sonra secde binti Zem’a ile evlendi

Mekke döneminde tek kadınla evli olan Peygamberimiz çok evliliğine 53-54 yaşlarında iken adım attı.Yaşadığı Mekke toplumunda çok evlilik yaygındı ,isteseydi birçok insan gibi o da geleneğe,gençliğine,Kureyş kabilesine mensup oluşuna ve özellikle bir peygamber olarak,kendisine tabi olanlardan gördüğü itibara bağlı olarak 54 yaşına kadar bir çok evlilik yapabilirdi ama bunu yapmadı.54 yaşından sonraki çok evliliği; dini,siyasi, sosyal,ekonomik ve ahlaki sebeplerle yaptı.Yüce Allah Nisa süresi’nin 3. ayetinde tek evliliği tavsiye etmektedir.Çok evliliğe bir ruhsat olarak izin vermiş ve bunu adalet şartına bağlamıştır.Yasalarımız da aile hayatını tek eşlilik esasına göre düzenlemiştir.

Bu makalede tahlil edeceğimiz ayetlerde Peygamberimizin aile hayatı,eşleri,Peygamberlik ve kulluk konumu,eşler arası görev ve sorumlulukları,aile hayatının kendine özgü zorlukları anlatılmakta ve önemli mesajlar verilmektedir.

Eşlerle geçinmek zordur,sabır,hoşgörü ve fedakarlık ister.Eş birden fazla olursa bu daha zordur.Peygamber de bir insan olduğuna göre elbette eşleri ile arasında bir takım problemler olmuştur.İşte tahlil edeceğimiz ayetler böyle bir problemi dile getirmektedir ki;

Peygamberimiz,eşlerinden Hz Ömer’in kızı Hafsa‘ya bir sır söyler,ama Hafsa bu sırrı saklayamaz.Peygamber’in diğer eşi Ebu Bekir’in kızı Hz Aişe‘ye söyler.Peygamberimiz sırrın gizli tutulmamasından dolayı serzenişte bulunur.Hafsa ve Aişe birbirlerine arka çıkarlar ve birtakım isteklerde bulunurlar.Peygamberimiz de kendilerini denemek için eşleri ile beraber olmamaya yemin eder (ila) ve uzlete çekilir.Bu uzlet durumu 29 gün sürer,sonra uzlete son verir.Bunun üzerine Tahrim Süresi’nin ilk 5 ayeti iner.

“Ey Peygamber ! Hanımlarına de ki:Eğer dünya hayatını ve onun süsünü istiyorsanız,gelin size bir takım dünyalık vereyim ve sizi güzelce bırakayım.Eğer Allah’ı,Resulünü ve ahiret yurdunu istiyorsanız,bilin ki Allah içinizden iyi olanlara büyük bir mükafat hazırlamıştır” anlamındaki ayet de bu sırada nazil olur.Veya Peygamberimiz eşi Zeyneb’in yanında bal şerbeti içer.Hz Aişe ve Hz Hafsa aralarında anlaşırlar.Hz Peygamber hangimizin yanına gelirse ‘Meğafir mi içtin,sende mağafir kokusu var diyelim’ derler.Peygamberimiz Hz Aişe’nin yanına gelir.Hz Aişe Peygamberimiz’e ‘meğafir mi içtin,sende meğafir kokuyor’ der.Peygamberimiz ‘Hayır fakat Zeyneb’in yanında bal şerbeti içtim,bir daha içmem der’.Bir daha bal şerbeti içmeyeceğine yemin eder ve bunu kimseye söylememesini ister.

Meğafir,Peygamberimizin kokusundan hoşlanmadığı meşe ağaçlarından sızan şıradır.Veya Peygamberimiz bal şerbetini Hz Hafsa’nın yanında içer.Aişe,Sevde’ye Hz Peygamber yanına geldiği zaman ona ‘EY Allah’ın elçisi! Meğafir mi içtin,sen de meğafir kokusu var de’ der.Sevde denileni yapar.Hz Aişe’nin kendisi de yanına geldiği zaman aynı şeyleri söyler.Bu olaylar üzerine Tahrim Süresin’nin 1-5 ayetleri iner.Müfessir Kurtubi,bu rivayetlerin en sahih olanı Hz Peygamber’in eşi Zeyneb’in yanında bal şerbeti içmesi,Aişe ile Hafsa’nın dayanışıp yukarıdaki sözleri peygambere söyledikleri,Hz Peygamber’in de bal şerbeti içmemeye yemin ettiği ve bunu gizlediği rivayet olduğunu söylemiştir.

Birinci ayette;

  • Ey Peygamber! Eşlerinin rızasını gözeterek Allah’ın sana helâl kıldığı şeyi niçin kendine haram ediyorsun? Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir” buyrulmaktadır

Bu ayette yüce Allah ‘Ey Peygamber!’ hitabıyla peygamberimizi onurlandırmış ve onun elçisi olduğuna vurgu yapmıştır.Allah’ın helal kıldığını niçin haram kılıyorsun’ hitabıyla Allah’ın helal kıldığını Peygamber de olsa haram kılamayacağını bildirmiştir.Peygamberin kendisine haram kıldığı şey,ayetin nuzül sebebiyle ilgili olarak yukarıda zikrettiğimiz eşleriyle beraber olmamak için veya bal şerbeti içmemek için yemin etmesidir.

Tevbe süresi’nin 29. ayetinde Peygamber’in haram kılmasından söz edilmekte A’raf süresinin 157. ayetinde ise iyi ve temiz şeyleri helal,kötü ve pis şeyleri haram kıldığı bildirilmektedir.Ancak ayetlerdeki Peygamber’in haram kılması ancak vahiy iledir.Peygamber bile kendiliğinden helal-haram kılamadığına göre insanlar Allah’ın helalini haram,haramını helal kılamazlar.

  • Ey iman edenler! Allah’ın size helâl kıldığı iyi ve temiz şeyleri (siz kendinize) haram kılmayın ve sınırı aşmayın. Allah sınırı aşanları sevmez (Maide’87)’

‘Dileriniz yalana alışageldiğinden dolayı şu helaldir,şu haramdır demeyin.Allah’a yalan uydurmuş olursunuz.Allah’a karşı yalan uyduranlar ise kurtuluşa eremezler (Nahl’116)’ anlamındaki ayetler insanların helali haram,haramı helal kılmaları yasaklanmış ve böyle bir şey yapmanın Allah’a iftira olacağı bildirilmiştir.Dolayısıyla hiç bir mümin,eşini veya bir başkasını razı etmek veya bir çıkar sağlamak için veya başka gerekçelerle helali haram,haramı helal kabul edemez.Kabul ederse Allah’a iftira etmiş ve büyük günah işlemiş olur.

Ayetin sonunda Allah’ın çok bağışlayan ve merhamet eden olduğunun bildirilmesi Allah’ın işlenen kusurları affedebileceğini beyan etmek ve peygamberin üzüntüsünü gidermek içindir.

İkinci ayette;

  • ‘Allah, (gerektiğinde) yeminlerinizi bozmanızı size meşru kılmıştır. Sizin yardımcınız Allah’tır. O, bilendir, hikmet sahibidir’ buyrulmaktadır.

‘Yeminlerinizi koruyun’ emri gereğince yeminlerin korunması gerekmekle birlikte hayırlı ve iyi bir şeyi yapmama veya ila gibi konularda yapılan yeminlerde ısrar edilmemesi,yeminin bozulup kefaret ödenmesi gerekir

Peygamberimiz (s.a.v);

  • ‘Ademoğlunun ne malik olmadığı şeylerde yemin etme ve adakta bulunma,ne de Allah’a isyan etme ve akrabalarla ilişkiyi kesme konusunda yemin etme hakkı yoktur.Her kim yemin ederde sonra ondan hayırlısını görürse,yeminini bozup kefareti versin ve o hayırlı şeyi yapsan’ buyurmuştur.

‘Allah, kasıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz, fakat bilerek yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Bunun da keffâreti, ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hallisinden on fakire yedirmek, yahut onları giydirmek, yahut da bir köle azat etmektir. Bunları bulamıyan üç gün oruç tutmalıdır. Yemin ettiğiniz takdirde yeminlerinizin keffâreti işte budur. Yeminlerinizi koruyun (onlara riayet edin). Allah size âyetlerini açıklıyor; umulur ki şükredersiniz! (Maide’89)’

Üçüncü ayette;

  • ‘Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. Fakat eşi, o sözü başkalarına haber verip Allah da bunu Peygamber’e açıklayınca, Peygamber bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber bunu ona haber verince eşi: Bunu sana kim bildirdi? dedi. Peygamber: Bilen, her şeyden haberdar olan Allah bana haber verdi, dedi’ buyrulmaktadır.

Ayette sır verme konusunda titiz darvanılması gerektiği,sır saklama konumunda bulunanların ağır sorumluluk altında bulundukları ifade edilmektedir.

  • Sır saklama;Ya bir kimsenin kişisel sırlarını gizli tutup başkalarına söylememekle veya kendisine güvenilerek sır verilen kimsenin bu sırrı,sır sahibi açıklamaya izin vermediği,kendi sırrı gibi gizli tutması ile gerçekleşir.Sır bir emanettir,onu başkalarına duyurmak ise emanete hıyanettir.Saklanmayan sırlar yüzünden nice kavgalar ve huzursuzluklar meydana gelmiş,planlar bozulmuş,hedefler sapmıştır.Sır saklamak,hayatın en önemli başarı sebeplerinden biridir.Sır insanın esiridir.İnsan sırrını açıklarsa onun esiri olur.Sır saklamanın küçüğü de büyüğü de aynıdır.Küçüğünü saklayamayan büyüğünü hiç saklayamaz saklamaz.

Ayette sözü edilen sır Hz Peygamber’in bal şerbeti içmeyeceğine dair yaptığı yemin ve ila yemini veya kendisinden sonra Ebu Bekir’in,sonra Hz Ömer’in devlet başkanı olacağını eşi Hz Hafsa’ya bildirmiş olmasıdır.Hz Peygamber bu sırrın açıklanmasını istemiş ancak Hz Hafsa bu sırrı Hz Aişe’ye söylemiştir.

Aile sırları saklanmalı,en yakınlara bile anlatılmamalıdır. Onun için atalarımız ‘kol kırılır yen içinde kalır’ demişlerdir.Eşler arasında bir kusur olduğu zaman da bu durum yuvaya zarar vermeyecek şekilde çözülmeli,sınır aşılmamalı,sözlü ve fiili şiddet kullanılmamalıdır.

Dördüncü ayette;

  • ‘Eğer ikiniz de Allah’a tevbe ederseniz, (yerinde olur). Çünkü kalpleriniz sapmıştı. Ve eğer Peygamber’e karşı birbirinize arka çıkarsanız bilesiniz ki onun dostu ve yardımcısı Allah, Cebrail ve müminlerin iyileridir. Bunların ardından melekler de (ona) yardımcıdır’ buyurulmaktadır.

Ayette tövbe etmeleri istenen eşler Hafsa ile Aişe’dir.Her ikisi işbirliği yapıp peygambere tavır almışlardı.Yüce Allah her ikisinin kalplerinin haktan meylettiğini bildirerek yaptıklarının tövbeyi gerektirecek bir davranış olduğunu bildirmektedir.Peygamberimiz bal şerbetini ve eşlerini severdi.Aişe ve Hafsa tavırlarıyla,Hz Peygamber’in sevdiklerinden uzak kalmalarına sebep olmuşlardı.Halbuki onların Peygamberin sevdiğini sevmeleri ve onu hoşnut edecek bir tavır içinde olmaları,şaka da olsa onu üzecek söz ve tavırlardan uzak durmaları gerekirdi.Peygamber eşi olmak bir şeref ve ayrıcalık olduğu gibi sorumluluğu da fazladır.Bu tavırlarından vazgeçmedikleri takdirde Allah’ın Peygamber’inin dostu olduğunu ve onu koruyacağını,vahiy meleği,diğer melekler ve salih müminlerin de ona yardımcı olacaklarını bildirmektedir

Yüce Allah,hayatı boyunca Peygamberine yardım etmiş,onu kutlu görevinde başarılı kılmıştır.Çağımızda müminlerin Hz Peygamber’in tebliğ ettiği dini yaşayarak ona yardımcı olmaları olmaları temel görevleridir.Bu takdirde Allah müminlere her alanda yardımcı olacak ve onları başarılı kılacaktır.Ona tavır almak,tebliğ ettiği dinin ilkelerini hayata geçirmemek büyük günahtur,tövbeyi gerektirir.

Bu ayet bize aynı zamanda kusur işleyen,hata yapan,görev ve sorumluluğunu yerine getirmeyen eşlerin özür dilemeleri gerektiğini de ifade eder.Böyle yapılabilirse yuvanın sarsılması ve huzursuzluk önlenebilir.Hatadan dönebilmek,özür dileyebilmek ve hatasına tövbe edebilmek bir meziyettir,Allah’a itaattir ve sevap bir davranıştır.

Beşinci ayette;

  • ‘Eğer o sizi boşarsa Rabbi ona, sizden daha iyi, kendini Allah’a veren, inanan, sebatla itaat eden, tevbe eden, ibadet eden, oruç tutan, dul ve bâkire eşler verebilir.’ buyrulmaktadır.

Peygamberimiz eşlerinden hiçbirini boşamamıştır.Çünkü boşama son çaredir,başka bir ifade ile yuvayı devam ettirememek çaresizliktir.Yuvalar hayatın sonuna kadar devam etmek üzere kurulur.İslam,çaresizlik durumunda evlilik akdinin sona erdirilmesini helal saymıştır.Ancak peygamberimizin beyanı ile ‘Helallerin Allah’a en sevimsiz olanı evliliğin sona erdirilmesidir / boşanmadır’

Beşinci ayette Allah’ın övdüğü eşlerin 6 özelliği sayılmıştır;

  • Allah ve peygamberin emrine teslim olmak
  • Allah ve peygamberin emir ve yasaklarını tasdik etmek
  • Allah’a ve peygambere itaat etmek
  • Hatalar için özür dilemek
  • Allah’a ibadet etmek ve
  • Oruç tutmak

Sonuç olarak

Tahrim süresinin ilk beş ayeti önemli ilkeler içermektedir.Hz Peygamber Allah’ın helal kıldığını kendisine haram kıldığı için,hanımları Peygambere kusur ettikleri,verilen sırrı saklamadıkları için ikaz edilmiştir.Diğer ilkeleri şöyle maddeleştirebilir ki;

  • Allah’ın helal kıldığı şeyler,hiçbir gerekçe ile haram kılınamaz,
  • Hayır ve iyi işleri yapmamak için yapılan yeminler bozulmalı ve kefaret ödenmelidir,
  • Verilen sırlar korunmalı,kimseye ifşa edilmemelidir,
  • Eşlerde aşırı kıskançlık,aileyi olumsuz yönde etkiler,

Eşler arasında bir kısım problemler olabilir.Bu problemler büyütülmeden çözülmeli,olumsuz söz ve davranışlara karşı şiddet uygulanmamalı,hatalı tutum ve davranışlardan dolayı özür dilenmeli ve Allah’a tövbe edilmelidir.

Eşler her konuda karşılıklı olarak anlayışlı ve saygılı olmalı,mecbur kalınmadıkça evliliğe son verilmemelidir.,

Mümin-Müslüman,Allah’a ibadet eden ve itaat eden,saygılı olan ve yaptığı hatadan özür dileyebilen insanlar ancak iyi eş olabilirler,

Hz Peygamber,Kur’an dışı vahiy almış,bu vasıta ile Allah kendisine bir takım gerçekleri bildirmiştir.

Allah müminlerin mevlası,dostu ve yardımcısıdır.O,çok merhametli çok bağışlayan,her şeyi bilen,her işinde hikmet bulunan ve her şeyden haberdar olandır

Müminler Peygambere ve onun tebliğ ettiği dine sahip çıkmalı ve yardımcı olmalıdırlar.,.



Kaynak= İsmail Karagöz / Kur’an’dan Öğütler / bkz:227…234