Kuran Yurdu

Kur’an Okuma Ve Dinleme Adabı

    Muhakkak ki Kur’an-ı Kerim, göklerde ve yerdeki ilahi ayetlerin en değerlisidir. Gökler ve yer, kendilerini yaratan ve onu indiren Allah Teala’ya çok kesin olarak dalalet etmektedirler. Allah Teala kendi yüce kelamını dinlerken, hafife alan ve kendisinden başkalarına yakaran kimseleri de bu hallerini bildiğini söylemekle tehdit etmekte ve şöyle buyurmaktadır: ‘Seni dinlerken nasıl dinlediklerini ve fısıldaştıklarını Biz pek iyi biliriz (İsra/47)’.

    Kur’an okurken kalbi başka şeylerle meşgul olan ve dinlediği şeye kulak vermeyerek kendisine yarar da değil de zarar getirecek şey için tasalanan kimsenin durumu da böyledir. Bu kimselere, Kur’an bittikten sonra kalbine kimin girdiği ve ne anladığı sorulsa,içinde oldukları gaflet halinden dolayı cevap veremezler. Onlar sadece bedenleriyle orada oldukları için,okunan Kur’an onlar aleyhinde delil olacaktır. Bu hususta Allah Teala şöyle buyurmaktadır: ‘Onlardan seni dinleyenlerde vardır. Hatta yanından çıktıklarında kendilerine ilim verilmiş olanlara O demin ne söyledi derler (Muhammed/16)’.

    Allah Teala işte bu gibi kimseler hakkında şöyle buyurmaktadır: ‘Bunlar o kimselerdir ki Allah kalplerini mühürlemiştir (Muhammed/16)’. Yani Kur’an-ı anlama hususunda kalpleri mühürlenmiştir. Onların kalpleri Kur’an-ı işitemez de kavrayamaz da.Ç ünkü onlar ‘Heva ve heveslerine uymaktadırlar (Muhammed/16)’. Burada heva ve heves ile kasdedilen, batıl fikirler ve asılsız zanlardır.

    Denir ki; Kul Kur’an okuyup da istikamet bulduğu zaman Allah Teala ona rahmetiyle bakar. Ama Kur’an okuyup da onu başka şeylerle karıştırdığı zaman Allah Teala ona şöyle nida eder:

    Ondan yüz çevirdiğin halde Benim kelamımla ne işin olabilir? Eğer tevbe etmezsen, bırak  Benim kelamımı. Bu hususla ilgili olarak İsrailiyet kaynaklı şöyle bir bilgi nakledilmiştir: Allah Teala Peygamber’i Musa (a.s)’ya ve Davud (a.s)’a şöyle vahyetti: İsrailoğullarının asilerine uğrayın da Beni anmamalarını söyleyin. Çünkü Ben,Beni ananı anmayı üzerime yazdım ve onları lanetle anıyorum.

    Allah Teala bu tür Kitab okuyanları vasfederken şöyle de buyurmaktadır: ‘Kendilerinden sonra onlara bir topluluk halef oldu ve bunlar Kitab’ın varisleri oldular; bu dünya malını alarak (Kitabı değiştirir sonra da) Biz muhakkak bağışlanacağız derlerdi (A’raf/169)’. Bu onların asılsız zan ve umutlarından başka birşey değildir. Gerçek bir korku ve ürperme hisleri olmadığı için Yaratanlarına bu dünyada isyan edip,öbür dünyada da bağışlanma dilediler. Oysa bu onların hikmet-i ilahiyi bilmemelerinden ve O’nun hükümlerine yüz çevirmelerinden kaynaklanmaktaydı.

    Allah Teala bu kimseler hakkında şöyle buyurmaktadır: ‘Acaba Allah’a karşı haktan başka bir şey söylemeyeceklerine dair o Kitab’ın hükmü üzere onlardan söz alınmamış mıydı ? (A’raf/169)’. Allah Teala bilahare onların bunu bildiklerini, ancak bilgilerinin yakini ve kesin değil, söz ve haberden ibaret olduğu bildirmekte ve şöyle buyurmaktadır: ‘Ve onun içindekileri okuyup öğrenmediler miydi? (A’raf/169)’.A ma onunla amel etmedikleri için ondan faydalanamadılar. Bu,onlar için bir açık kınama ve ayıplamadır.

    Allah Teala benzer bir hususla ilgili de şöyle buyurmaktadır: ‘Eğer siz inanıyorsanız,imanınız size ne kadar kötü şeyler emrediyor (Bakara/93)’



    Kaynak= Ebu Talib el-Mekki – Kalplerin Azığı (Kutü’l-Kulub) – C:1 – bkz:203-205

    Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
    ZİYARETÇİ YORUMLARI

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

    BİR YORUM YAZ

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.