Kur’an-ı Kerim’e Göre Kader Anlayışı

“Ku’an,insanla alakalı kader konusunu ele alırken meseleyi bazen Allah’ın iradesine bakan yönüyle ele alır bazen de insanların iradesine bakan yönüyle ele alır.Olaya bir bütünlük içinde bakılmazsa,iki ayrı açıdan dikkatlere arz edilen bu ayetlerin birbiriyle çeliştiği zannedilir.Fakat durum böyle değildir

  • İnsanın Fiil Ve Hareketlerinde Hür Olduğunu Belirten Ayetler

“Şüphesiz biz ona doğru yolu gösterdik.İster şükredici olsun,ister nankör (İnsan/3)”

“De ki (size gelen) gerçek/hak Rabbinizdendir.Artık dileyen iman etsin,dileyen inkar etsin (Kehf/29)”

“Kim iyi bir iş yaparsa artık kendi lehinedir ve kim kötülükte bulunursa artık kendi aleyhinedir ve Rabbin kulları için zulmedici değildir (Fussilet/46)”

“Her nefis, kazandığına karşılık bir rehindir (Müddessir/38)”

“De ki: Ey insanlar! Muhakkak ki, Rabbiniz tarafından size hak gelmiştir. Artık her kim hidâyeti kabul ederse kendi nefisi için hidâyete ermiş olur. Ve her kim sapıklığa düşerse şüphe yok ki, kendi nefisi aleyhine sapıklığa düşmüş olur. Ve ben sizin üzerinize bir vekil değilim (Yunus/108)”

Bir kısmını misal olarak aldığımız bu ayet-i kerimeler gösteriyor ki,insan fiil ve hareketlerinde hürdür.Bu sebeple de o fiil ve hareketlerinden sorumludur.

  • İlahi İradenin Esas Olduğunu Bildiren Ayetler

“Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz (İnsan/30)”

“Allah dileseydi onu yapmazlardı (En’am/37)”

“Allah dilemeyince iman edecek değillerdi (En’am/11)”

Görüldüğü gibi birinci grup ayetlerde (a) insanın hür bir varlık olduğu,ikincisinde ise (b) ilahi iradenin esas ve belirleyici olduğu vurgulanmaktadır.Bu iki grup ayet arasında telifi mümkün olmayan bir zorluk söz konusu değildir.Birinci gruptaki ayetlerde konu;insan iradesini ilgilendiren yönüyle ele alınmıştır,ikinci gruptaki ayetlerde ise;Yüce Yaratıcının iradesi cephesiyle ele alınmıştır.

Şu halde:

Bu ayetleri şu ifade altında telif edebiliriz:İlahi irade esas olmak üzere insan istediğini yapabilen bir varlıktır.Bu şu demektir:Cenab-ı Allah külli iradesinin taallukuna bizim irademizi bir şart-ı adi yapmıştır.İnsanın olmasını istediği maddi ve manevi herhangi bir şeyin varlık sahasına çıkması -tabir caiz ise- ilahi iradenin vizesine bağlıdır.

İlahi adet (adetullah) gereğince,insan dilemesinde hürdür,ancak onun dilediği şeyin olması da yine ilahi irade ve kudrete bağlıdır;kulun dilediğini Allah da dileyip onay vermedikçe onun dilemesi bir şey ifade etmez.Diğer bir ifadeyle,kulun dilemesi ilahi iradenin izin ve kabulüne mazhar olmadıkça bir şey meydana gelmez.Olan her şey O’nun izni ve iradesi dahilinde olur.O’nun iradesine rağmen birşey vuku bulmaz.Nitekim bir hadis-i şerifte şöyle denir:”Allah ne dilerse o olur.O’nun dilemediği ise asla olmaz”

Allah (c.c) meselenin her iki yanına,yani hem ilahi iradeye bakan hemde kulun iradesine bakan yönüyle birlikte dikkatlerimize arz ettiği bir ayetinde şöyle buyurur:”O, başka değil âlemler için bir öğüttür.Sizden doğru yolda yaşamak isteyen kimse için bir öğüttür.Ve âlemlerin Rabbi olan Allah dilemeyince siz dileyemezsiniz (Tekvir Süresi’27..29)”

Kısaca her işinde hikmet ve adalet olan Cenab-ı Hak,insanın kusurlarına bahaneler aramaması ve de onun sevap ve günahlarına kaynak olabilmesi için insana bir irade vermiştir.Bu iradeye cüz-i irade veya cüz-i ihtiyari denir.İşte seçmek,istemek,niyet ve azmetmek manalarına gelen cüz’i ihtiyari, kusurunu kadere yüklemek isteyen insanın karşısına çıkar ve ona Mes’ulsun,zira seçen sensin’ der.



Kaynak= Akademi Araştırma Heyeti / Bir Müslümanın Yol Haritası / bkz:213-216

Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.