Kur’an da Hidayet Kelimesi Anlamı Ve İçeriği

  • 10 Mart 2018
  • 80 kez görüntülendi.

Allah’tan Hidayet İstemek Ve Hidayete Ermek



1- İnsanın fiziki ve manevi güç ve yeteneklerinin onun iyiliğine uygun gelecek şekilde yönlendirilmesi

2- Doğru ile yanlışın,kişinin yarar ve zararına olacak hususların arasındaki farkı görmeye yardımcı olan maddi ve manevi destek

3- Kitap indirilmesi veya peygamber gönderilmesi şeklinde insanları doğru yola yönlendirme

4- Vahiy,ilham ve sadık rüya ile kişilerin desteklenmesi veya uyarılması

Bu son şıkka özel destek (hidayet-i hassa) denilmektedir

Bunun anlamı,kişilere özel birtakım uyarı ve desteklerin gelmesidir.Ancak bu desteğin belli kişilere has olması,belli kişilerle sınırlı olması şeklinde anlaşılmaması gerekir.Bu şekil hidayet aslında herkesi kapsamakla birlikte,kişilerin durumlarının ve konumlarının birbirinden farklı olması nedeniyle onlara uygun olması bakımından ‘özel destek’ niteliğini kazanır.

Vahiy yoluyla gerçekleşen hidayetin öncelikle peygamberlere yönelik olduğunda şüphe yoktur.Bu tür vahiy,peygamberler de dahil olmak üzere inanan bütün bir topluma yöneliktir ve bağlayıcıdır.

Diğer insanlara yönelik hidayet ise ilham şeklinde gerçekleşir.Ancak bunun için insanın içtenlikle Allah’a yönelmesi,yalnızca ona kulluk etmesi ve ondan yardım dilemesi gerekir..Bu şartları yerine getiren,yani Allah’a karşı sorumluluk bilinci taşıyan kimse,Allah’tan hidayet isteme konumuna erişmiş olur.

Kısacası hidayete ulaşabilmesi için

Kişinin Allah’ın emir ve yasaklarını gözetmesi,kısaca bu özel ‘ilgi’ye layık olması gerekir.Allah’a karşı sorumluluk duygusu taşıyan (muttaki) kişileri Allah,karanlık ve sapık yollarda yüzüstü bırakmaz.

Bir kimsenin zihni ve gönlü ilahi uyarıcılara açıksa,bir arayış ve arzu içerisinde ise o kimsenin hidayete ulaşması kolaydır.Kalp temizliği ve dikkatli bir yöneliş hidayetin başta gelen şartıdır.Kalp temizliği,duygu ve düşüncelerin kötü ve çirkin işlerden uzak tutulması,iç dünyamızın ahlaki ve manevi kötülüklerden arındırılması (tezkiye-i kalb) ile dikkat ve yöneliş ise Allah’ı hatırlama (zikir) ve Allah’ın nimetlerini,yüceliğini ve iyiliğini düşünme (fikir) ile gerçekleşir.Böylelikle kişi;

Beni hatırlayın ki ben de sizi hatırlayayım.Bana şükredin,nankörlük yapmayın (Bakara 152)

mealindeki ayetin gereğini yerine getirmiş olur.Çünkü arınma ile duygularını ve düşüncesini temizleyen kişi,içine (kalbine) doğan ve hayra sevk eden ilham ve işaretlerin fark edilmesini ve algılanmasını sağlar.Allah’ın anılması ve onun nimetlerinin düşünülmesi ile de gelen bu işaretleri görme imkanı kazanır.

Bir şeyin görünür olması ile görülmesi aynı şey değildir.Görünür olan bir şeyi görmek ve değerlendirmek için dikkat etmek ve ona yönelmek şarttır.Üstü örtülü ve dağınık bir ortamda hem görünürlük hem de fark edilme imkanı oldukça sınırlıdır.İnsan zaten zaman,mekan ve bunların getirdiği doğal sınırlamalarla sınırlıdır.Bunları bir de kendisinden doğan veya kaynaklanan sınırlamalar eklendiğinde tutukluluk ve bunaltı hali yaşanır.

İşte insanın hidayete ulaşabilmesi için öncelikle kendisinden kaynaklanan sınırlılığa son vermesi veya en azından bu yönde kesin bir irade ortaya koyması gerekir.

Böylelikle yön gösterme ve yönlendirme anlamlarına gelen hidayette kişinin iradesi de devrededir.Nitekim dinin tarifinde de hayra sevk edilen kişinin kendi hür iradesiyle bunu yapması kaydı yer almaktadır.Böylece kişinin doğru yola ulaşmasının iradesini tam kapasite kullanmasına bağlı olduğu anlaşılmış oluyor.Çünkü kişinin kalp temizliğini ve dikkat kabiliyetini kazanması için sağlam bir iradeye ihtiyacı vardır.Aslında insanın hür bırakılması,yani iradesini kullanma imkanının kendisine verilmesi,Allah’ın insana hidayetini ulaştırmasını gerektiren en önemli husus olarak görünmektedir.



Kaynak = Diyanet İşleri Başkanlığı / İslam’a Giriş (Gençliğin İslam Bilgisi) / bkz: 64-66