Kulun Allah’a Tevekkülü Ve Allah’ı Tayin Etmek Nasıl Olur?

Allah’a Tevekkül Etmek



Kulun Rabbini vekil olarak tayin etmesi ; Bu kulun tasarruf ve idaresini O’na vermesi,kendini tasarruftan soyutlaması,tasarrufu O’nun dostluğuna ve yetkisine havale etmesidir.Bu nedenle tevekkülü ‘Nefsin ilahlıktan uzaklaştırılması ve ubudiyette bulundurulmasıdır’ diye tarif etmişlerdir.İşte ‘Rabbin kulunun vekili olması’nın anlamı budur.Vekili yani onun ihtiyaçlarını gideren ve işlerini ve menfaatlerini yapandır.

Çünkü o,çalışıp,çabalamada onun vekilidir.Rabbin kuluna vekaleti,emirdir,ona ihsandır,Rabbinden ona bir bağıştır.Yoksa Rabbin,onun dostluğuna ihtiyacı olduğundan dolayı değildir.Kulun Rabbini vekil tayin etmesi ise,O’nun Rabliğine teslim oluşu ve O’na karşı kulluğu yerine getirmesidir.

Zatın birisine ‘Bir kimse ne zaman tevekkül etmiş olur’ diye sorulunca şu cevabı vermiştir :

Vekil olarak Allah’tan razı olunca

Teslim olmak,zayıf bir kölenin kendisini efendisine teslim etmesi,ona boyun eğmesi,nefsindeki çekişmeleri bırakması,efendisi ile birlikte olmayı arzulaması gibidir.

Mukadder olanda (kaderde) iki şey gizlidir.Evvelinde tevekkül,onran sonra rıza.Bir kimse fiilden önce Allah’a tevekkül eder,kendine hükmedilince fiilden sonra razı olursa,kulluğunu yapmış olur

Kulun tevhidi sağlıklı olmadıkça,tevekkülü doğru olamaz.Bilakis tevekkülün aslı,kalbin tevhididir.Kalpte şirk meşgalesi olduğu müddetçe tevekkülü sakattır ve saf değildir.Tevhidin tecridi oranında tevekkül sağlıklı olur.Çünkü kul,Allah (c.c)’tan gayrisine yöneldi mi bu yöneliş,kalbinin bölümlerinden birini istila eder.

Bu durum Allah’a olan tevekkülünden,bir bölümünün gitmesi gibi eksiktir.Tevekkül ancak sebepleri reddetmekle sağlıklı olur zannına kapılanlar,işte bundan dolayı o zanna kapılmışlardır.Şu bir gerçektir ki :Kalpten sebeplerin reddedilmesi gerekir,organlardan değil.Tevekkül ancak kalpten sebeplerin reddi ile ve organların o sebeplere bağlanması ile tam olur.Böylece hem sebeplerden kopuk,hem onlara bitişik olur..Şunu da unutmamak gerekir ki :

Kim hareketi (çalışıp çabalama) kusurlu görürse,sünneti kusurlu görmüş olur.Kim de tevekkülü kusurlu görürse,imanı kusurlu görür denmiştir.Nitekim şöyle denmiştir: Tevekkül bedeni kulluğa tmak,kalbin rububiyete bağlanması ve kanaate rızadır.Kendisine verilirse şükreder,verilmezse sabreder.



Kaynak : İbn Kaayım el-Cevziyye / Medaricu’s Salikın / bkz:585-594