Kız İsteme Adabı

Bekar bir müslüman kendisine uygun olduğuna inandığı herhangi bir kızı ve dul kadını Allah’ın emrine ve Resûlullah (S.A.V.)’in sünnetine uygun olarak velilerinden isteyebilir. Kızın velileri şâyet kızlarını vermeyi uygun görüyorlarsa oğlan tarafından gerekli araştırmayı yapmak üzere belirli bir zaman isterler. Bu zaman zarfında oğlan hakkında gerekli araştırmayı yapar ve verip vermeyeceklerini karara bağlarlar. Ayrıca akrabalarına danışmayı ve istihare etmeyi de ihmal etmezler.

Alınacak kimse eğer kız ise anne babasına, dul ise kendilerine müracaat ederek fikrini alırlar. Dul kadınların bizzat kendisiyle konuşup karara varmak daha uygun olur. Kıza da bu evliliğe taraftar olup olmadığı sorulur. Kız bizzat kabul ettiğini söylüyor veya sükût ediyorsa mesele tamamdır. Zira sükût ikrar yani kabul etmek demektir.

Peygamberimiz (S.A.S) buyuruyor ki:

  • «Dul kadının izni alınmaksızın başkasıyla nikâhlanamaz. Bâkire kızda izni alınmadan başkasına nikâhlanamaz.»
  • Ashâb sordular ki:
  • Ey Allah’ın Resûlü, bakire kızdan Nasıl izin alınır?
  • Resûlullah buyurdu ki:
  • «Onun izni sükût etmesidir.» (1)

Hansa binti Hizâm rivâyet ediyor ki:Hansa’nın babası olan Halid kızına sormadan onu birine nikâhladı. Hansa dul bir kadın olduğu için rızasının alınması gerekliydi. Bu evliliği beğenmeyen Hansa,

  • Resûlullah’a giderek:

-Babam beni adamın birine nikâhlamış, başkasıyla evlensem benim için daha iyi olur, diyerek şikâyette bulundu.
Resûlullah bunun üzerine o nikâhı iptal etti. (2)

Kız tarafı, oğlan tarafından istedikleri zaman zarfında lazım gelen her türlü araştırma ve soruşturmayı yapıp akrabalarla istişarede, bulunur ve verip vermiyecekleri hususunda kesin karara varırlar.

Eğer vermeyeceklerse:

Kusura bakmayın kızımız daha küçük, kısmetinizi başka yerde arayın, gibi nazik ifadelerle vermiyeceklerini kesin olarak ifade etmelidirler. Onlara yumuşak davranıp tekrar tekrar gelmelerine meydan verip boşu boşuna onlara vakit kaybettirilmemelidir. Kız istemeye gelen taraf şâyet kız tarafının istemediği bir kimse ise onlara karşı kızgın, kibirli ve mağrur bir tavır takınıp ne İslâma ve ne de insanlığa yakışmayan davranışlar içine girmemelidir. Karşı tarafın kalbini kırmadan, gâyet nazik bir eda ile karşılık vererek cevabı vermeli ve evinden böylece uğurlamalıdır.

Kızı isteyen taraf, yani oğlan tarafı, kız tarafının verdiği kesin cevabı aldıktan sonra kız tarafına kırılıp darılmadan:

Demek ki; Nasip değilmiş, bunda da bir hayır vardır, deyip tekrar tekrar rahatsız etmemelidirler. Zora koşmaya kalkmamalı ve Nasiplerini başkasında aramaya kalkmalıdırlar. Kızın ve velisinin rızası olmadan zorla almaya kalkmak veya kaçırmak ne insanlığa ve ne de Müslümanlığa yakışır. Hele kızı kaçırmak ve ırzına tecavüz etmek hem ahlâksızlık ve hem de büyük günah olduğu gibi barbarlıktan başka bir şeyde değildir.

Oğlan tarafı da olsa, kız tarafı da olsa bir diğeri hakkında araştırma yaparlarken sâdece bir yere sormakla yetinmemelidirler. Çünkü sordukları kimse onun düşmanı olabileceği gibi kızı kendine veya çocuğuna almaya da niyetli olabilir. Hatta kendisini çekemeyen biri de olabilir. Bu durumda kızı almaktan vazgeçirmek için kendisine sorulan kimse yalan da konuşabilir ve iyiye kötü, kötüye de iyidir diyebilir.

Bir kıza talip olunacağı zaman ilk araştırılacak şey o kıza başka talipli bir kimsenin olup olmadığıdır. Eğer kıza daha önce talip olan biri varsa, o aradan çıkıncaya kadar beklemeli ve kız tarafı kızlarını kesin olarak kendilerine vermiyeceklerini bildirdikten sonra talib olmalıdırlar.

Sevgili Peygamberimiz (S.A.V.):
«Bir kimse mü’min kardeşinin üstüne varıp da aynı kızı istemesin. Ancak birincisi vazgeçmiş veya ona izin vermişse ona bir diyecek yoktur.» (3) buyurur.

Bu arada boşanmış veya kocası ölmüş olup da henüz daha iddet bekleyen kadına da açıktan evlenme teklifinde bulunmak doğru değildir.



Kaynak= Turan Yazılım – Mürşit 5 – İlmihal – Evlilik Hayatı Ve Mahremiyetleri

(1) S. Nesâî, c: 6. s: 85. —(2) Buhari, K. Nikâh, bab: 49. c: 6 s: 135. —(3) Müslim, c: 2, s: 1029.