Kıyame(t) Süresi Beyanu’l-Hak Tefsiri

Kıyame(t) Süresi Tefsiri



Kıyame Süresi Mekki bir süre olup ; Hz Peygamber’in elçi olarak gönderilmesinin üçüncü yılında bir bütün halinde indirilmiş olup süre 40 ayetten ibarettir.Adını ilk ayetindeki kıyamet anlamına gelen kıyame kelimesinden almıştır.Hz Osman’ın Mushaf’ındaki kronolojik sıralamaya göre 31,Hz Ebu Bekir’in cem ettirdiği elimizdeki Kur’an’a göre ise 75. süredir.

Müşrikler Allah’ı inkar etmemekle birlikte ahiret hayatına inanmazlar.Onlara göre öldükten ve kemikler çürüyüp toprağa toz halinde karışarak yok olmasından sonra,bir insanın kemiklerinin tekrar bir araya getirilerek diriltilmesi imkansız bir şeydir.O nedenle onlar için yaşanması gereken tek hayat vardır ve o da dünya hayatıdır.

Mesela;

As b. Vail,bir defasında eline çürümüş kemik parçası alıp Hz Peygamber’in karşısına dikildi,onu parmakları arasında ufalayıp toz haline getirdikten sonra Resulüllah’ın yüzüne üfledi ve ‘Senin Rabb’in bunları mı bir araya getirip de insanı diriltecek? dedi.Halbuki o ve benzerlerinin asıl maksadı,dünya hayatındaki görev ve sorumluluklarını ve onun bir sonucu olan hesap gününü ve hak ettikleri cehennem azabını inkar etmektir.Çünkü onlara göre görev ve sorumluluklarının hatırlatılması,severek yaşadıkları dünya hayatının ufuklarını karartmakta ve onların morallerini bozmaktadır.

İbn Abbas (r.a)’ın da söylediği gibi:

Cebrail (a.s) Hz Peygamber’e ayetleri inzal ederken onun,-zeki ve gayretli bir öğrenci ile hocası arasında cereyan eden hadise kabilinden- unuturum veya anlamada ve okumada hata ederim düşüncesiyle okunan ayetleri acele ile hem de Cibril’le yarışıecasına okuma çabası içine girmesi üzerine 16-19 ayetlerden oluşan cümleler araya sokulmuştur. Böylece Peygamber’in bu konudaki endişeleri bertaraf edilmiştir.Bunun benzeri bir uyarı da Taha süresi inzal edilirken tekrarlanacaktır.

Bu sürede,hiç düşünmeden ahiret hayatını inkar eden insana verilen nihai cevap şudur:Kendi yaratılışına bir bak ! Başlangıçta sen akıtılan meni içerisinden bir sperm değil miydin? Sonra ‘alaka’ (embrio= olmadın mı? Rabb’in onu yaratıp onu en güzel suret vermedi mi? Ondan,erkek ve dişi iki çift yaratmadı mı?

Sen yaratılma sürecinin başlarında,insan olarak zikre değmez bir hiç olduğun dönemi düşün! Yaratılışının başlangıcından içinde bulunduğun duruma gelinceye kadar geçirdiğin evreleri zihninden geçir.Bütün bunlardan sonra seni böyle bir insan yapabilen Allah,yeniden yaratmaya neden güç yetiremesin ki?

Ha! Bir de ölmek üzere olan insana iyi bak!

Ve onun yerine kendini koy,sonra da can verme anında kendi halini düşünmeyi de sakın ihmal etme.Sonra kıyamet,sonra mahşer yeri,sonra hesap,sonra yüzü kara çıkanlar,sonra da inkar etmekle kurtulacağını sandığın belini kıracak korkunç azap ebedi cehennem…. Bunların hepsi,Allah’ın ayetlerini tekzip edenleri bekleyen korkunç felaketlerin süreçleridir.Ahireti inkar edenin,bunların hiçbirinden kurtulamayacağını da iyi bil.

Hayır,hayır siz çabucak geçeni seversiniz, Ve ahireti bırakırsınız (Kıyame’20-21)’

Yüce Mevla müminleri şöyle uyarmıştır;

‘Ey İman edenler ! (…) Allah’ı unutanlar gibi olmayın.Zira Allah’ı unutmak onlara kendilerini de unutturmuştur.Sonuçta onlar,dinden çıkmış kimselerdir (Haşr’17-19)’.İnsanın RabB’ini dolayısıyla kendisini unutmasının sebeplerinden biri,geçiciliğine bakmaksızın peşin olanı,ebedi de olsa sonradan olacak olana tercih etmesidir.

O günde yüzler var ki apaydınlıktır,Rablerine bakıcıdırlar.Ve o günde asık nice Suratlar vardır.Kendilerine bel kemiklerini kıran çok belalı işler yapılacağını anlarlar (Kıyame’22-25)’

‘O kulakları sağır edici (Sahha) geldiği zaman,Kişinin kaçacağı gün:Kardeşinden, Annesinden ve babasından,Eşinden ve çocuklarından,O günde bunlardan her bir kişinin kendine yeter bir işi vardır,O günde apaydınlık yüzler vardır,Gülmektedir, sevinmektedir, Yine o günde üzerlerini toz toprak kaplamış yüzler de vardır,Bunları da karanlık ve siyahlık kaplayacaktır,İşte bunlar kafirlerin ve facirlerin ta kendileridir (Abese’33-42)’

Hayır’ Can boğaza/köprücük kemiğine gelip dayandığı ve telaşla:Kim okuyup/tedavi edecek’ denildiği zaman,o zat artık ayrılık vaktinin geldiğini anlamıştır (Kıyame’26-28)’

‘Can boğaza dayandığında siz o anda sadece bakar durursunuz.Biz ona sizden daha yakınız,ama siz görmüyorsunuz.Madem ki siz, cezalandırılmayacaksınız ve bu iddianızda da sadıksınız,çıkmakta olan o canı geri çevirseniz ya (Vakı’a’83-87)’

bacaklarsa birbirine dolaşmaktadır… (Kıyame’29)’

‘Ben sizin en büyük Rabb’inizim’ diyenler de dahil,Allah’a ve Peygamber’e boyun eğmeyen nice dik kafalı,malına ve çevresindekilere mağrur kişiler can verme anında büyük bir telaş içerisindedirler.Azrail göğsüne oturup can boğaza dayandığında,o veya çevresindekiler ‘aman,doktır yetiştirin!…’ diye telaşlanır dururlar.Çevresindekiler telaş içerisinde sağa sola koştura dursun,can verme sürecine giren kişi artık ölümle burun buruna olduğuna kesin kanaat getirmiştir.Yanındakiler onu ayapa kaldırmak isterler,fakat dizleri tutmaz,cansız bacaklar bedenini taşıyamayıp birbirine dolaşır.Ve anlaşılır ki bu gidiş doğruca Allah’adır.

O tasdik te etmemiş,namaz da kılmamış,Fakat yalanlamış ve yüz çevirmişti.Sonra da gerine gerine taraftarlarının yanına gitmişti (Kıyame’33-33)’

Fakat bu zat Allah’ın huzuruna ne yüzle gidecek! İmtihan için getirildiği dünya hayatını bir oyun ve eğlence olarak kullanıp tüketti ve geleceği için hiçbir hazırlık yapmadı. Kendini düşünmediği gibi geleceği ve akıbetini hatırlatan Peygamber’e ve vahye de tenezzül buyurup kulak vermedi.Ne iman etti ne de salih bir iş yaptı.’Gidip de gelen var mı?’ diyerek hem ahiret hayatını yalanladı hem de uyarılara kulak asmadı.Hakaret edip yalanladığı Peygamber’e ve Allah’ın ayetlerine sırt çevirip gibbi.Çünkü o kendi gibi düşünenler arasında mutlu idi ve Allah’ın huzuruna çıkarılmayacağına inanmıştı bir kere

Sana layıktır (o azap),evet sana layıktır.Sonra yine sana layıktır,tekrar tekrar sana layıktır (Kıyame’34-35)’

Çünkü sen,hiç düşünmeden seni ve alemleri var edip yaratan Rabb’ini bir çırpıda inkar etmiş adamsın.Elbette sana böyle çalım satarak yürümek yakışacaktır (!) Yürü bakalım ! ‘ Şimdilik istediğinizi yapın… (Fussilet’40)’.’Yeyin,az bir süre daha yararlanın,nasıl olsa siz mücrimlersiniz (!) (Mürselat’49)’.Yarın da sana denilecektir ki:’Tat azabı! Zira sen çok aziz çok kerim bir kişi idin (Duhan:’49)’

Yoksa insan başıboş bırakılacağını mı sanır? (Kıyame’36)’

Yüce Allah gökleri,yeri ve ikisi arasındakileri boş yere mi veya kendisi için bir oyun eğlence olsun diye mi yarattı? Allah,insanları ve cinleri sırf kendisine kulluk etsinler diye yaratmadı mı? İnsan Allah’ın yeryüzündeki halifesi değil miydi? Göklerin,yerin ve dağların yüklenmekten çekindikleri emaneti insan yüklenmedi mi? İnsanın kendisine,ailesine ve çevresine karşı görev ve sorumlulukları yok mudur?

Bu hakikatlere rağmen insan,ölmekle hayvanlar gibi toprakla birlikte yok olup gideceğini nasıl düşünebilir? İnsanlarla insanlıktan sapanların,iyilerle kötülerin,adillerle zalimlerin ayırt edilmesi ve her birinin hak ettikleri karşılığı tam olarak alması için en son adil bir mahkemede yargılanmaları gerekmez mi? Sırf Allah’a iman ettiler diye,yüzlerce insanı elleri bağlı olarak bir hendeğin içine dolduran,sonra de hendekteki odunları ateşe verip içindekilerin cayır cayır yanmalarını seyreden insanların (!) yaptıkları cezasız mı kalmalı?

O dökülen meniden bir damla değil miydi?,Sonra o bir sülük gibi yapışkan kan pıhtısı olmuş,sonra (Allah onu) yaratmış,düzenlemiştir.Ondan erkek ve dişi iki sınıf yaratmıştır.Bunları yapanın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi? (Kıyame’37-40)’

İnsan,kendi yaratılışına baksın,görebildiği ölçüde yaratılış evrelerini gözlemlesin ve anatomik yapısını düşünsün;bu kadar mükemmel yaratılan bir varlık amaçsız yaratılmış olabilir mi? Ve yine düşünsün ki,bu harikulade sanatı yoktan var eden Allah,onu tekrarlama gücüne sahip olamaz mı?

‘İnsanları ilk defa yaratan,daha sonra onları kolaylıkla tekrar yaratacaktır.Göklerde ve yerde en yüce vasıflar sadece O’nundur.O güçlüdür,her şeyi yerli yerince yapar (Rum’24,27)’



Kaynak = M. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C:I / bkz:227…238