Kendi İradesizliğinize Kader Demeyin

Yüce Allah Kitabı Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır;”Her nefis, kazandığına karşılık bir rehindir (Müddessir’19”. Başka bir ayet-i celilede ise “Herkes kazandıklarına karşı bir rehindir. (Tur Süresi’19)” şeklinde buyurmaktadır.Evet herkes ne yapmışsa,kendi iradesi dahilinde,kendi aklı ile yapmıştır ve bunları yaparken de Rabb’inin rızasını ve gazabını düşünmediyse eğer sonucuna da istese de istemese de katlanacaktır.Ama rahmetine nail olur,ama gazabına.Yolunu seçersin,o yolda ilerlersin ancak o yolun sonuna belki varırsın belki varmaya gücün yetmez,yada bir düşer bir kalkarsın bunun kabulü de Allah’a aittir.Ama dediğimiz gibi sen kendi yolunu seç ki o yolda ancak Allah ve Resulü’nün gösterdiği yoldur,o yola ulaşıp ulaşamamayı takdir-i ilahiye bırak.Yeter ki irade kuvveti göster.

Günümüzde,zamanımızda sizlerde çok duymuşsunuzdur ve halen de duymaya devam ediyorsunuzdur bazı kişi yada kişiler tarafından. Bazı şeyleri yapmak için ki bu genelde dini vacibelerdir görevlerdir insanın içinden gelecek,insan isteyecek,içinden gelecek ki namaz kılasın,içinden gelecek ki oruç tutasın vs vs. Bunları herkes kendi yaşam tarzına göre çoğaltabilir.Ancak bu kişilere dine aykırı,sünnete aykırı,Allah’ın rahmetine değil gazabına sebep olacak bir işi söyleyecek olsan veya söylemeden kendi iradeleri dahilinde olmak üzere hiç içinden gelecek demeyip düşünmeden atılırlar.

  • Peki soruyorum

Madem Allah’ın yükümlü kıldığı görevleri yerine getirebilmek için insanın içinden gelecek diyorsun da,Allah’ın gazabına sebep olacak,Resulü’nün sünnetine aykırı bir iş yaparken böyle bir soru neden aklına gelmiyor da o zaman neden sormuyorsun bu günahtır,Allah’ın gazabına vesile olacak bir günahtır.Bu sizce de bir çelişki değil midir? Yoksa işi(mi)nize geldiği için mi kendi kendimizi kandırmaya çalışıyoruz.

Dediğim gibi insanın dini vacibeleri yerine getirmek için insanın içinden gelecek gibi cümleleri ve ifadeleri kullanan kişilere ne kulak verin,nede dikkate alın.Bugün olmasa bile yarın,yarın olmasa bile bir başka gün mutlaka onunla muhatap olup ilişkine devam edecek olursan onun gibi düşünmeye ve yaşayama devam edersin.Bu tip konuşmaların sonucu olarak da o kişinin ve konuştuklarının etkisi altına girer ve negatif enerji yüklenmiş olup,Allah büyüktür, rahmeti sonsuzdur beni de affeder gibi bir düşünceye kapılırsınız ki bu düşünceye verilecek cevap da yine Yüce Allah tarafından şöyle verilmiştir;”O halde sizi dünya aldatmasın ve çok hilekâr şeytan da sizi Allah ile aldatmasın, Allah’ın affına güvendirmesin! (Lokman Süresi’33)”

Aslında bu tip fısıldamalar tamamen kendi üzerine olan yükümlülükleri kendince kendi üzerinden atmak,o yükümlülükten kurtulmak için mazeretlerin arkasına gizlenmekten başka bir şey değildir.Ama nereye gizleneceksin. Yüce Allah demedi mi ki;”Allah buyurdu: “Ben size demedim mi ki göklerin ve yerin sırlarını Ben bilirim.” Ve Ben sizin gizli açık yapmakta olduğunuz her şeyi de bilirim.(Bakara Süresi’33)” .Üç beş günlük dünya hayatı için ebedi hayatımızı hiçe saymayalım ve unutmayalım ki baki olan ahiret olduğuna göre ve her canlı gibi bizde bir gün mutlaka öleceğimize göre ve öldükten sonra ;”…dönüp Rabbinizin huzuruna varacaksınız. (En’am Süresi’30)”

Eğer bu bahsettiğimiz kısmen belirttiğimiz dini vacibeler eğer içinden gelecek olsaydı,bu seferde irade ve akıl gibi iki mükemmel fonksiyonu kullarına bahşeden Allah bunları neden kullarına verdi.Verdiği her kulunu da belirli vazifelerle yükümlü tutmuştur ve buda mükellef olan akli-baliğ olan,aklı yerinde olan her kul da bunlarla mükelleftir sorumludur. Zaten dinimiz de akli yerinde olmayanlara bir sorumluluk,yükümlülük yüklememiştir.Eğer bazı şeylerin içinizden gelmesini beklerseniz,bazı şeyleri isteğinize bırakırsanız daha çok beklersiniz.Çünkü şeytan “…sizin besbelli düşmanınızdır.(Bakara Süresi’168)” ayetinde belirtildiği üzere bu şeytanın fısıldamasıdır,aldatmacasıdır.İçinden gelmesini beklediğin şeyler gelene kadar,azrail gelip de,kendisine verilen görevi en iyi şekilde ifa etmek için göğsüne çöktüğü zaman kendisinden zaman isteyeceksin ama gel gör ki artık sana verilen en büyük servetin,sermayen ömrün bir hiç uğruna tükenip gitmiştir,bitmiştir ve ömrünün son durağına gelmişsindir artık.Ağlayacaksın,sızlayacaksın, pişmanlık duyacaksın ama artık ne fayda artık geçmiştir.Artık sıra amelin kötü ise,yani o isteğine bağladığın şeyleri irade kuvveti göstermeyip de sadece istek de bıraktıysan gücün yetmesine rağmen o zaman işi(m)niz çok ama çok zor.Yok irade kuvveti gösterip de iraden sayesinde bazı şeyleri gerçekleştirip Allah Teala’ya kulluk görevlerini yerine getirmek için mücadele göstermişsen ve bu istikamette ömrünü tüketmişsen inşallah ölüm anında umulur ki Allah (c.c) kullarını yardımsız bırakmaz.

Birilerinin benim kalbim temiz,namaz kılmıyorum ama iyilik yapıyorum,fakir fukarayı doyuruyorum vs vs. Bunlar zaten senin birer görevin ve fakirin senini üzerindeki birer yükü.Yapmak zorundasın ne kadar yapmasak yapamasak da Hadi diyelim ki imkanın iyi yardım ediyorsun ama namaz kılmıyorsun.Bre ahmak sana o serveti veren Allah senden alacak olursa bu sefer kendini neyle avutacaksın.Bu açıdan düşündün mü hiç?

Kaldı ki hadislerde geçen “Namaz kılmayanın Allah diğer amellerine bakmaz” ve en değerli amellerden birisi de namaz ise bunu da Allah Resulü Hz Muhammed (s.a.v) şu şekilde bildirmişse;”Amellerinizin en hayırlısı namazdır.”

Hadi bunu da dikkate almadınız mahşerde ilk hesaba çekileceğiniz şeyin namaz olduğunu bildiğiniz halde yada bildiğimiz halde her neyse daha ne bekliyoruz.

İsteklerini gerçekleştirmek için akıl ve irade gerekir.Sen biraz aklını kullanıp iradeni harekete geçirecek olursan eğer o zaman o içinden gelecek dediğimiz şeyler içimizden seve seve gelir,seve seve yaparız.

Ancak böyle internet gibi,dizi gibi,müzik gibi vs şeylerle zaman öldürüp de yüzümüzü Hakk’a dönmezsek,ilim öğrenmezsek,nefsimizi terbiye etmezsek ,ve eğer gökten altın yağmasını beklersek eğer daha çok bekleriz.Altın yağmaz da Allah’ın azabı çok şiddetlidir ve onu göndermesi de O’nun için hiç zor değil.

Artık tevbe edelim.Dağlar kadar,deniz köpükleri kadar günahlarımızda olsa tevbe edelim yüzümüzü Allah’a dönelim. Ve hele hele namaz gibi dini bir görevimizi terk etmeyelim.Hiçbirini kılmıyorsan en azından devamlı bir vakit kıl belki zaman sonra diğerlerine de alışırsın İnşallah

Allah’ın rahmeti sonsuzdur şüphesiz ve Rahmeti de azabını geçtiğine göre artık ne bekliyoruz.Bu imtihan dünyasında hazıra konmayı ve amelsiz cennete girmeyi umuyorsanız eğer yanılıyoruz.

Şöyle bir misal de verebiliriz.Uçurumun kenarına gidip de kendince hayata küsen,hayatına isyan edip de böyle hayat çekilmez diyen birinin kendini uçurumdan aşağı atmayı bir kurtuluş olarak görmesi kader değil,kendi cahilliği,kendi basiretsizliğidir.Oturduğu dalı kesip de dalla beraber düştükten sonra ben neden düştüm diye soran birinin durumu ahmaklıktan başka bir şey değildir.Aslında insanların bir bölümüde oturduğu dalı kesiyor da,bunun farkında değiller.

Şimdi bizlerde birer imtihandayız.Aslında sorular da açık cevaplar da..Bize düşen sadece cevapları idrak etmek.Yani Kur’an-ı Kerim’de yazan farz-ı görevleri yerine getirme kabulu takdir-i İlahi.Verdiğimiz cevapları da yani amellerin karşılığını da ancak ahirette görürüz inşallah (gösteriş için yapmayacaksın ve ameline güvenip yaptığın ameli Allah’ın başına kakmayacaksın Allah muhafaza;)

Velhasıl kelam kendi iradesizliğinizi,kendi hatalarınızı,kendi günahlarınızı ne kadere bağlayın nede bu işleri-haşa-Allah böyle istedi,böyle diledi demeyin.Çünkü Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır;”….kendi güç ve irademizle sana olan vâdimizden dönmedik….(Taha Süresi’87)”



 

Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.