Kamer Süresi 9-40 Arası Ayetlerin Tefsiri

Kamer Süresi 9-40 Arası Ayetler Diyanet Kur’an Yolu Tefsiri



Kamer Süresi 9. Ayetin Meali = Bunlardan önce Nûh’un kavmi de (peygamberlerini) yalancılıkla itham etmişti. O kulumuzu yalancı saydılar, “Delinin biri!” dediler ve o görevinden alıkondu.

Kamer Süresi 10. Ayetin Meali = Bunun üzerine Nûh, “Artık yenik düştüm; yardımını esirgeme!” diye rabbine yalvardı.

Kamer Süresi 11. Ayetin Meali = Hemen göğün kapılarını bardaktan boşanırcasına inen bir yağmura açtık.

Kamer Süresi 12. Ayetin Meali = Yerden de sular fışkırttık; derken sular önceden belirlenmiş bir iş için birleşti.

Kamer Süresi 13. Ayetin Meali = Onu tahtalar ve mıhlarla yapılmış gemide taşıdık.

Kamer Süresi 14. Ayetin Meali = Gözetim ve korumamız altında akıp gidiyordu, kendisine inanılmamış olan o kulumuza bir mükâfat olmak üzere.

Kamer Süresi 15. Ayetin Meali = Andolsun, bunu bir ibret levhası olarak bıraktık; ibret alacak yok mu?

Kamer Süresi 16. Ayetin Meali = Azabım ve uyarılarım nasılmış görün!

Kamer Süresi 17. Ayetin Meali = Andolsun ki Kur’an’ı düşünülsün diye kolaylaştırdık. Düşünecek yok mu?

Diyanet Kamer Süresi Kur’an Yolu Tefsiri

Peygamberlerin yalancılıkla itham edilip türlü eziyetlere mâruz bırakıldıkları konusunda Hz. Nuh’un hayatı önemli bir örnek teşkil etmektedir ve Kur’an onun verdiği mücadeleyi oldukça ayrıntılı biçimde değişik vesilelerle gözler önüne sermiştir .12. ayetin son kısmında Nuh kavminin tufan ile helak edileceği yönündeki ilahi takdire veya gökten inen sularla yerden fışkıranların birbirine denk olduğuna değinildiği yorumları yapılmıştır. Sonuncu yoruma göre bu kısmı,

“Böylece sular önceden belirlenmiş ölçüye göre birleşti” şeklinde çevirmek mümkündür ayette gemi kavramı kullanılmadan niteliklerine değinilmiştir; başka ayetlerde bu anlama gelen fülk kelimesi geçmektedir. Burada gemiyi anlatmak üzere hangi maddelerden imal edildiği bilgisinin verilmesinde, Nuh’a hazır bir gemi gönderilmiş olmayıp onun tarafından yapıldığına, daha önce bu işi bilmediği halde ilâhi vahiy ile bunun kendisine öğretilmiş olduğuna işaret vardır.“Mıhlar” diye çevrilen düsür kelimesinin tekili olan disar, “eğser, geminin tahtalarını birbirine bağlayan rabıta, kenet, perçin veya halat” anlamlarına da gelir

17. ayette geçen ve “Andolsun ki Kur’an’ı düşünülsün diye kolaylaştırdık. Düşünecek yok mu?” diye çevrilen ifade 22, 32, 40. ayetlerde de aynen yer almakta, böylece Kur’an’ın üzerinde düşünülüp öğüt alınacak bir kitap olduğu, onun bu aydınlatıcı özelliğini önceki kavimlere dair verdiği örneklerle daha da canlı duruma getirdiği halde muhataplarınca gösterilen duyarsızlığa vurgu yapılıp bu tutum kınanmaktadır.Bu ayetteki “düşünecek” diye çevrilen müddekir kelimesini “ibret alan, öğüt alan, ders çıkaran” şeklinde de tercüme etmek mümkündür.

“Düşünecek yok mu?” cümlesi, “Hayırlı olanı isteyen var mı ki yardım edilsin!” manasıyla da açıklanmıştır.Öte yandan buradaki “kolaylaştırma” anlamına gelen lafızdan hareketle Kur’an’ın kendine özgü ifade özellikleri, anlaşılma ve ezberlenmesinin kolay oluşu gibi hususlar üzerinde durulmuştur

Kamer Süresi 18. Ayetin Meali = Âd kavmi de (peygamberlerini) yalancılıkla itham etti. Azabım ve uyarılarım nasılmış bir bakın!

Kamer Süresi 19. Ayetin Meali = Onların üzerine bitmek bilmeyen o kara günde şiddetli bir kasırga gönderdik.

Kamer Süresi 20. Ayetin Meali = İnsanları sökülmüş hurma kütükleri gibi çekip alıyordu.

Kamer Süresi 21. Ayetin Meali = Azabım ve uyarılarım nasılmış bir bakın!

Kamer Süresi 22. Ayetin Meali = Andolsun ki Kur’an’ı düşünülsün diye kolaylaştırdık. Düşünecek yok mu?

Kamer Süresi 18 – 22 Arası Ayetlerin Tefsiri

Ad, Hud peygamberin gönderildiği kavmin adıdır; çok tanrıcı inanca taassupla bağlanma ve tevhid inancına yapılan çağrıya karşı zorba bir tavır sergileme konusunda Kur’an’ın değişik yerlerinde kötü bir örnek olarak anılır 20. ayette şiddetli rüzgarın sürüklediği insanlardan söz edilirken onların, “sökülmüş hurma kütükleri”ne benzetilmesi Ad kavmi mensuplarının iri yapılı ve uzun kimseler olması ve kafalarının kopup gövdelerinin kütük gibi yuvarlanıp gitmesiyle açıklanmıştır

Kamer Süresi 23. Ayetin Meali = Semud kavmi de uyarıları ciddiye almadılar.

Kamer Süresi 24. Ayetin Meali = Dediler ki: “İçimizden tek başına bir beşere mi uyacağız? O takdirde doğru yoldan sapmış olur, yanarız.

Kamer Süresi 25. Ayetin Meali = İlahî mesaj içimizden ona mı gönderilmiş? Hayır o, yalancının, küstahın biri!”

Kamer Süresi 26. Ayetin Meali = Yarın onlar asıl yalancı, küstah kimmiş görecekler!

Kamer Süresi 27. Ayetin Meali = (Allah Salih peygambere şöyle buyurdu:) “Şüphesiz biz dişi deveyi onları sınamak için göndermiş bulunuyoruz. Şimdi sen onların ne yapacağını izle ve sabret.

Kamer Süresi 28. Ayetin Meali = Bir de onlara, suyun aralarında paylaşımlı olacağını bildir. Her hissenin sahibi (suyun) başına gelsin.”

Kamer Süresi 29. Ayetin Meali = Derken ilgili adamlarını çağırdılar; o da (deveye) saldırıp hunharca öldürdü.

Kamer Süresi 30. Ayetin Meali = Azabım ve uyarılarım nasılmış bir bakın!

Kamer Süresi 31. Ayetin Meali = Üzerlerine tek bir ses yolladık da hayvan ağılındaki (çiğnenip ufalanmış) kuru çalılar gibi oluverdiler.

Kamer Süresi 32. Ayetin Meali = Andolsun ki Kur’an’ı düşünülsün diye kolaylaştırdık. Düşünecek yok mu?

Kamer Süresi 23 – 32 Arası Ayetlerin Tefsiri

Semûd, Sâlih peygamberin gönderildiği kavmin adıdır; Allah Teala onları sınamak üzere mucizevi özellik taşıyan bir dişi deve göndermiş, Mevcut sudan dönüşümlü yararlanmaları yönünde bir kural koymuş, böylece onlar bir sınamaya tabi tutulmuş, peygamberin Allah’tan getirdiği buyruk ve yasaklara saygılı olduklarını davranışlarıyla ortaya koymaları için kendilerine bir fırsat tanınmıştı. Fakat onlar inançsızlıklarını açığa vuran bir davranış sergilediler ve zarar vermemeleri emredilen deveyi hunharca öldürdüler .

23. ayette (aynı şekilde 33. ayette) “uyarılar” diye çevrilen kelimeyi “uyarıcı açıklama ve öğütler” veya “uyarıcı peygamberler” manasında anlamak mümkündür. 31. ayetin “hayvan ağılındaki kuru çalılar gibi” diye çevrilen kısmı, bu tamlamayı oluşturan kelimelerin değişik anlamları bulunduğu için, “ağılı çeviren çubukların döküntüleri; yanmış kemikler; köhnemiş duvardan dökülen topraklar gibi” manalarla da açıklanmıştır

Kamer Süresi 33. Ayetin Meali = Lût kavmi de uyarıları ciddiye almadı.

Kamer Süresi 34-35. Ayetin Meali = Biz de üzerlerine taş yağdıran bir kasırga gönderdik. Ancak Lût ailesi hariç tutuldu; onları katımızdan bir lutuf olarak seher vakti kurtardık. Şükredenleri işte böyle ödüllendiririz.

Kamer Süresi 36. Ayetin Meali = Aslında Lut, kendilerini bizim amansız yakalayışımıza karşı uyarmıştı; ama onlar bu uyarıları şüpheyle karşıladılar.

Kamer Süresi 37. Ayetin Meali = Üstelik onun misafirleriyle ilgili çirkin bir talepte bulundular. Biz de gözlerini silme kör ediverdik; tadın bakalım azabımı ve uyardığım sonuçları!

Kamer Süresi 38. Ayetin Meali = Ve nihayet bir sabah erkenden kalıcı bir azap onları yakalayıverdi.

Kamer Süresi 39. Ayetin Meali = Tadın bakalım azabımı ve uyardığım sonuçları!

Kamer Süresi 40 Ayetin Meali = Andolsun ki Kur’an’ı düşünülsün diye kolaylaştırdık. Düşünecek yok mu?

Kamer Süresi 33 – 40 Arası Ayetlerin Tefsiri

Kur’an, Lut kavmini ahlaksızlığa boğulmuş, özellikle cinsel sapıklıklarıyla tanınmış ve bu yüzden ağır bir cezaya çarptırılmış toplum örneği olarak muhtelif vesilelerle zikreder

Kamer Süresi Kur’an Yolu Tefsiri



Kaynak = Diyanet İşleri Başkanlığı / Kur’an Yolu / C: 5 / bkz: 186-191