Kuran Yurdu

Kalem Süresi Beyanu’l Hak Tefsiri

    Kalem Süresi Mekki bir süredir.Hz Peygamber’in elçi olarak gönderilmesinin üçüncü ve dördüncü yıllarında iki pasaj halinde indirilmiş olup tamamı 52 ayettir.Adını ilk ayetindeki kalem kelimesinden almıştır.Hz Osman’ın Mushaf’ındaki kronolojik sıralamaya göre 2,Hz Ebu Bekir’in cem ettirdiği elimizdeki Kur’an’a göre ise 68. süredir.

    • 1-2  Nun,kaleme ve yazmakta oldukları şeylere andolsun ki, Sen Rabbinin nimeti sayesinde bir deli değilsin.

    Resulüllah’a mecnun diyen müşrikler,bu kelimeyi iki farklı manada kullanıyorlardı.

    • Biri = Cin çarpmış,cinin etkisi altına girdiği için aklını,şuurunu kaybetmiş kimse,dolayısıyla düşünmeden ağzına gelen her şeyi söyleyen çılgın

    Diğeriyse = Bir cinin etkisi altına girmiş veya cini etkisi altına almış ve onun öğrettiklerini söyleyen şair,kahin,arraf Onlar açısından bu ikinci mana,Allah’ın elçisini küçümsemeyen bir bakışı da ortaya koymakta idi.

    • 3-9 Gerçekten senin için elbette kesilmeyecek bir ecir vardır. Ve şüphe yok ki sen çok büyük bir ahlaka sahipsin.Yakında sen de göreceksin,onlar da görecekler.Delilik hanginizde imiş.Muhakkak senin Rabbin kendi yolundan sapanları da en iyi bilendir,hidayet bulanları da en iyi bilen odur.Artık yalanlayanlara itaat etme!  Onlar senin kendilerine yumuşak davranmanı arzu ettiler.Kendileri de bunun üzerine yumuşak davranacaklardı

    Allah Teala diyor ki : Müşrikler isterler ki sen onların batıl inançlarına müsamahakar davranasın;inkar ettiğin,hatta nefret ettiğini putlarına,ibadetlerine, yaşayış tarzlarına görünüşte saygı gösterip sesini çıkarmayasın,onlar da seninle iyi geçinsin ve sana müsamahakar davransınlar

    • 10…13- Sakın itaat etme çokça yemin eden,aşağılık ve değersiz her kişiye,Ayıplayıp duran,onun bunun sözünü taşıyana,Hayra durmadan engel olan,haddi aşan ve çok günahkar olana,Cahil ve kaba,üstelik kulağı kesik olana.

    14-20 O mal ve oğullar sahibi oldu diye  Karşısında ayetlerimiz okunduğunda ‘öncekilerin masallardır’ der.Biz burnu üzerinden damgalayacağız onu.Gerçek şu ki:Biz o bahçe sahiplerini ssınadığımız gibi bunları da sınadık.Hani sabah vaktinde onu mutlaka devşireceklerine yemin etmişlerdi.İstisna da yapmıyorlardı.Onlar uyurlarken hemen onu Rabbin tarafından dört bir yanından saran bir bela sardı da kapkara kesiliverdi.

    21-28 Sabah erkenden birbirlerine seslendiler : ‘Eğer devşirecekseniz erkence mahsulunuzun başına gidin’ diye.Birbirleri ile gizlice konuşuğ gittiler.’Sakın,bugün hiçbir yoksul karşınıza çıkıp gitmesin’ diyerek.(Yoksullara) alıkoymaya güçleri yetiyormuş gibi erkenden gittiler.Fakat onu gördüklerinde dediler ki : ‘Muhakkak ki biz yolumuzu şaşıranlarız’.Hayır aksine biz mahrum bırakılanlarız’.Ortancaları ‘Ben size demedim mi Allah’ı tesbih etmeli değil miydiniz?

    29-34 ‘Rabbimiz münezzehtir,gerçekten biz zalimlermişiz’ dediler.30- Karşılıklı olarak birbirlerini kınamaya başladılar.31- Dediler ki : ‘Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgınlar imişiz.’Rabbimizin bize ondan hayırlısını ihsan etmesi umulur.Muhakkak ki biz Rabbimizden dileyenleriz’.İşte azap böyledir,ahiret azabı ise elbette daha büyüktür eğer bilselerdi!.Muhakkak ki takva sahipleri için Rableri yanında Naim cennetleri vardır.

    Muttaki,korumak anlamına gelen vikaye kökündendir;kendisini koruyan/korunan, Allah’a ve Resulüne karşı gelmekten titizlikle sakınan,dolayısıyla korkan kimse demektir.Allah’ın emirlerine harfiyen riayet edip yasaklarından uzak duran ve salih işlerle kendisini cehennem ateşinden koruyan;başka bir deyişle kulluk bilincine sahip olan kamil mümin demektir.

    35-36 Biz Müslümanları o günahkarlar gibi kılar mıyız hiç? Ne oldu size,nasıl hüküm veriyorsunuz?

    Müşrikler,öldükten sonra diriltileceklerine ve yaptıkları kötülüklerden dolayı hesaba çekileceklerine,cennete ve cehennem azabına inanmıyorlardı.O nedenle Müslümanlara diyorlardı ki her şey,ölümle sona erer ve müslim ile mücrim bir olur.Sizin çektiğiniz sıkıntılar,bizim de keyfimize göre yaşadığımız yanımıza kar kalır.

    37-40 Acaba sizin bir kitabınız var da ondan mı okuyorsunuz? Beğenip seçtiğiniz şey mutlaka sizindir diye (orda mı yazıyor?) Yoksa sizin bizim üzerimizde : ‘Ne hüküm ederseniz muhakkak sizindir’ diye kıyamet gününe kadar sürecek yeminleriniz mi vardır? Sor onlara,buna hangileri kefildir?

    41-44 Yoksa onların ortakları mı var? Eğer doğru söyleyenler iseler o halde ortaklarını getirsinler.Baldırın açılacağı o günde onlar,secde etmeye devam edilecekler de edemeyecekler.Gözleri önlerine eğilmiş,kendilerini de bir zillet kaplamış olarak.Halbuki onlar sapasağlam iken secdeye çağrılıyorlardı.Artık beni ve bu sözü yalanlayanları baş başa bırak.Biz onları bilmeyecekleri bir yerden derece derece azaba yaklaştıracağız.

    İstidrac,kendisine isyan etmesine rağmen Allah’ın bir kişiye sıhhat vermesi,nimetini gittikçe artırması;o kişinin de itaatsizlik ve azgınlığına rağmen işlerinin yolunda gitmesine ve gittikçe artan servetine bakarak bütün bu olumlu gelişmeleri kendisinin iyiliğine yorması,fakat o şahsın, hiç hesaba katmadığı bir yönden adım adım helaka sürüklenmesi anlamındadır.’Onları bir süre gaflet ve şaşkınlıklarıyla baş başa bırak…Yoksa onlar Bizim kendilerini mal ve evlatlarla desteklediğimizi,onların iyiliği için çabaladığımızı mı sanıyorlar! Hayır,onlar farkında değiller (Müminun’54-56)’.’Onların malları ve evlatları seni imrendirmesin.Acaba bunlarla ancak onlara dünya hayatında azap etmeyi ve canlarını kafir olarak almayı ister (Tevbe’55)’

    45-48 Ben onlara mühlet veriyorum.Muhakkak benim onlara karşı tedbirim sapasağlamdır.Yoksa sen onlardan bir ücret mi istiyorsun da onlar da bir borçtan dolayı ağır bir yük altında mı kaldılar? Yoksa gayb,onların yanındadır da onlar mı yazıyorlar.Artık Rabbinin hükmüne sabret ve o balık sahibi gibi olma.Hani o gamla dolu dolu dua etmişti.

    49-52 Eğer ona Rabbinden bir nimet erişmemiş olsa idi bomboş bir çöle kınanmış halde atılacaktı.Sonra Rabbi onu seçti ve onu salihlerden kıldı.Gerçek şu ki o kafirler,zikri işittiklerinde neredeyse gözleri ile seni devireceklerdi.Bir de ‘Muhakkak ki o bir delidir’ diyorlar.Halbuki o ancak alemler için bir öğüttür.



    Meal = İbn Kesir / Tefsiru’l Kur’an’il Azim / C:XI / bkz:315…350
    Tefsir = M. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C:1 / bkz:75…83

    Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
    ZİYARETÇİ YORUMLARI

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

    BİR YORUM YAZ

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.