Kalbin Gizli (Batıni) Askerleri

İnsan Kalbinin Gizli Orduları



Gazap ve arzu askerleri bazen tam olarak kalbe boyun eğerler.Bu da kalbe,girmiş olduğu yolda yardımcı olur.Bazen de söz konusu askerler kalbe isyan edip karşı çıkarlar ve sahip olarak köle haline gelirler.Bu durumda kalp helak olur ve ebedi saadete ulaşmasını sağlayacak olan yolu kesilir.

Kalbin başka bir ordusu daha vardır ki ilim,hikmet ve tefekkürden ibarettir.Kalbin,Allah’ın taraftarı olan bu ordudan yardım alarak bazen şeytanın taraftarlarına katılan gazap ve arzu ordusuna karşı savaşması gerekir.Kalp bu yardımı almaz ve kendine gazap ve arzuyu musallat ederse kesin olarak helak olur ve apaçık bir şekilde hüsrana uğrar.Halkın çoğu da bu haldedir.

Çünkü halkın akılları,arzularını yerine getirebilmek amacıyla çeşitli hileler aramak suretiyle arzularına boyun eğer hale gelirler.Oysa aklın ihtiyaç duyduğu hususlarda,arzularının akıllarına boyun eğmesi gerekirdi.Bu konuyu örneklerle açıklayacak olursak eğer;

1- Beden içerisinde bulunan insan nefsi -burada nefisten kastımız söz konusu ettiğimiz latifedir- bir şehrin ve memleketin valisine benzer.Çünkü beden nefsin memleketi,alemi,karargahı ve şehridir.Bedenin el ve ayaklar gibi organları ise zanaatkarları ve işçileri yerindedir.Bedenin akıl ve tefekkür gücü,nasihatçi ve akıllı vezir gibidir.Arzu ise şehre yiyecek ve erzak getiren kötü köleye benzer.

Gazap ve hamiyet,polis şefine benzer.Erzak getiren köle yalancı,ikiyüzlü,hilekar ve pis biri olup nasihatçi postuna bürünmüştür.Onun nasihatinin altında korkunç bir şer ve ölümcül bir zehir saklıdır.Onun işi gücü,aldığı bütün kararlarda nasihatçi vezire düşmanlık etmektir.Bir an olsun vezirin görüşlerine karşı çıkmaktan geri durmaz.

Memleketin valisi almış olduğu kararlarda bu pis kölenin sözüne aldanmasa ve hatta onun işaret ettiği şeylere bakarak doğru olanın onun söylediğinin tam tersi olduğunu anlayıp vezirine danışsa,polis şefini tedip edip ona vezirinin emirlerine uymasını ve kölenin güden değil güdülen,idareci değil memur oluncaya kadar bu pis köleyi,bağlılarını ve yardımcılarını kontrol altına almasını emretse memleketin işi düzene girer ve adalet sağlanmış olur.

Nefisde böyledir.Nefis akıldan yardım istediği,hamiyet ve gazabı tedip ettiği ve onu arzuya musallat edip kontrol altına aldığında bütün kuvvetleri itidal bulur ve ahlakı güzelleşir.Bu yoldan ayrılan kişiyi Allah bir ilme dayanarak saptırır.

2-  Bedeni bir şehre ve akıl -insanın idrak eden kuvvetini kastediyoruz- o şehri yöneten hükümdara benzer.Bedenin zahiri ve batıni duyulardan oluşan idrak edici kuvvetleri o hükümdarın askerleri ve yardımcıları,bedenin uzuvları ise hükümdarın yönettiği halk gibidir.Arzulardan ve gazaptan ibaret olan kötülüğü emreden nefis ise memleketi hakkında hükümdarla çekişen ve halkını helak etmeye çalışan düşmana benzer.

Buna göre,insanın bedeni hudut boyundaki bir kale ve nefsi o kalede nöbet bekleyen bir asker gibidir.O asker düşmanla mücahede edip onu yenerse övgüye mazhar olur.Eğer kaleyi kaybederse kınanır ve kendisine denilir ki en kötü çoban,eti yedin ve sütü içtin ama kaybolmuş koyunu geri getirmedin ve kırık kemiği sarmadın.Hz Peygamber (s.a.v) bu konuda şöyle buyurmuştur:

En küçük cihattan en büyük cihada döndünüz.

3- Akıl,av avlayan atlıya benzer.Onun arzusu atına ve gazabı köpeğe benzer.Atlı mahir,köpeği terbiyeli ve eğitimli olursa avda başarılı olur.Kendisi beceriksiz,atı söz dinlemez ve köpeğide vahşi olursa,atı sözünü dinleyip ona itaat etmez ve köpeği onun işaretiyle harekete geçmez.

Bu durumda istediğini elde etmesi bir yana,helak olma ihtimali vardır.Atlı avcının beceriksizliği insanın cahilliğine,hikmetinin azlığına,basiretinin körlüğüne örnektir.Atın söz dinlememesi arzunun,özellikle de yeme ve cinsellik arzularının galip gelmesine örnektir.Köpeğin vahşiliği de gazabın galip gelmesine ve egemen olmasına örnektir

vesselam….



Kaynak : İbnü’l-Cevzi / Minhacü’l-Kasıdin Ve Müfidü’s-Sadıkin / C: I / bkz : 573-575