Kadında Bekaretin Önemi

Bekaretin Önemi



Bekaret Neden Önemlidir?

Yüce Allah, hiçbir şeyi boş, sebepsiz ve anlamsız yere yaratmamıştır. Mutlaka O’nun yarattığı şeylerin bir anlamı, amacı ve hikmeti vardır. Dolayısıyla yaratılan her şeyi yerli yerinde ve amacına uygun olarak kullanmak gerekir. Nitekim adalet; hak edene hak ettiği şeyi vermek ve her şeyi yerli yerinde kullanmakken, zulüm ise bunun tam tersini yapmaktır.

Bu itibarla, evlilikte güveni sağlayan en önemli bir bağ olan “bekaret” İslam’a göre son derece önemlidir ve bunu hor/ hakir görmek, vaktinden önce bozulmasını savunmak bizim dini, ahlakı ve kültürel değerlerimize ters bir durumun varlığını kabul etmek demektir.

Çünkü cinsellik özel bir ilişkidir ve özel olanla paylaşılır. Her iki cins için de cinselliğin yaşanacağı ilk kişi sadece ve sadece kendi eşi olmalıdır. Bu da nikah/ düğün sonrası kurulacak yuvada “en özel ve en mutlu anda” yaşanmalıdır. Çünkü bizim kültürümüzde “gerdek gecesinin” ayrı bir yeri, anlamı ve önemi vardır.

Bu nedenle İslam’a göre hem erkeğin hem de genç kızın cinsel duygularını evlilik öncesi başka kişilerle yaşamaları edep ve ahlak dışı bir davranıştır. Zira bunun İslam ahlakı ile bağdaştırılabilmesi kesinlikle mümkün değildir.

Ancak Müslüman olmadığını söyleyenlerin ve bekarete kötü gözle bakanların durumları sadece kendilerini ilgilendirecektir. Onlar, diledikleri gibi yaşama hak ve özgürlüğüne sahiptirler. Nitekim onların değerler sistemi onlara, bizim değerler sistemimiz de bize aittir.Zorla, dayatmayla ve baskıyla başkalarını değiştirmek söz konusu değildir. (Herkesin istediği sistemi/ dini/ ideolojiyi seçme ve ona uygun yaşama hakkı vardır.Zira herkes yaptıklarından hesaba kendisi çekilecektir.

Bu nedenle İslam’a inanan aklı başında erkek/ kız, anne ve babasıyla dahi paylaşamadığı bu “istisnaî münasebeti” kurduğu yuvada ancak kendi eşiyle paylaşabilir; ölünceye kadar da eşine sadık kalarak cinsel duygularını yaşamaya devam edebilir. Çünkü Allah’ın muradı da, ideal olan da, doğru olan da budur ve bu olmalıdır.

Cinselliği bu hassasiyete uygun bir şekilde ve sadece kendi eşiyle yaşamak isteyenlere saygı duymak yerine onları da kendilerine benzetmeye çalışanlar sadece yobazlardır.

Batıdan devşirdikleri kendi edep dışı uygulamalarını başkalarına dayatmaya kalkışanlar sadece gericilerdir. Zira İslam öncesi Cahiliye toplumunda da aynı zırvaları savunanlar olmuştur. Bu kodamanlar, kadınları bir mal gibi görmüş, daha çok kadınla yatabilmek ve onların cinselliklerini sömürebilmek için ellerinden geleni yapmışlardır. Kanaatimizce aynı zihniyetin günümüzdeki temsilcileri de “bekaret düşmanlığı” yaparak aynı sonuçları elde etmek istemektedirler. Bu bakımdan söz konusu gerici, yobaz, şeytanın yandaşı, geçmişe özlem duyan ilkel, vahşi, yabani ve çağ dışı insanlara karşı dikkatli olunması gerekmektedir.

İşte bu tipler, özellikle son yıllarda yazılı, sesli, görsel ve sosyal medya aracılığıyla şu söylentileri yayarak gençlerin kafalarını karıştırmak istemektedirler: “Artık erkekler, evlenecekleri kızlarda bekaret şartı aramıyorlar”, “bekaret o kadar da önemli değil”, “namus iki bacak arasında olamaz”, “kimse kimsenin özel hayatında ne yaptığına karışamaz, evliliğe gerek yoktur”, “Sen özgürsün! Önemli olan cinsel duygularını canının istediği zaman istediğin kişiyle yaşamandır, nikahın hiçbir önemi yoktur.”

Kanaatimizce bunların her biri birer zırvadır ve bu palavralara inananlar da ancak sefihlerden başkası değildir. Kaldı ki bu algı operasyonlarını yürütenler şeref yoksunlarıdır. Bunlara inanmak insanı felakete sürükler.

Çünkü yapılan kamuoyu araştırmaları bu söylentileri doğrular nitelikte değildir. Nitekim üniversite öğrencileri arasında yapılan kamuoyu yoklamaları bunun tam tersi sonuçlar vermektedir.

Erkeklerin çoğunluğu evlilik bağı olmaksızın karşı cinsle gönül eğlendirmeyi ve cinsel beraberlik (zina) yaşamayı normal karşılarken, iş “evlenmeye” gelince durum birden bire değişmekte, aynı gençler “kimsenin elinin değmediği bekar kızlar” aramaktadırlar.

Elbette bu tür erkeklerin yaptığı ayrı bir densizlik ve edepsizliktir. Çünkü empatiden yoksun bu tür insan müsveddelerinin “kendi kız kardeşlerine/ annelerine yapılmasını istemediklerini başkalarının kız kardeşlerine/ annelerine vicdanları sızlamadan yapmayı normal görmeleri” insanlıktan/ vicdandan/ ahlaktan nasipleri olmadığının apaçık bir delilidir.

Bununla beraber aynı gençlerin evlenmek için “eline erkek eli değmemiş bekâr kızlar” aramaları ve bunu da anketörlere açıkça itiraf etmeleri fıtratın tabiî bir sonucudur. Çünkü zina arızi bir durumken, evlilik söz konusu olduğunda “temiz, el değmemiş, argo tabiriyle sıfır km kız” aramak fıtrata dönüş olarak değerlendirebilir.

Demek ki, doğru ve asli olan; herkesin evlendiğinde bu duyguları ilk kez ve sadece kendi eşiyle yaşamasıdır ve yaratılıştan gelen ilahî format olan fıtrat da bunu söylemektedir/ emretmektedir.

Kendi değerler sistemini Müslümanlara dayatmaya kalkışanlar her devirde olmuştur ve görünen o ki, bundan sonra da olmaya devam edecektir. Ancak burada asıl görev her zamanki gibi akıl sahibi genç müminlere düşmektedir. Onlar uyanık olmalı ve değerlerine sahip çıkmalıdır. Çünkü dinî-ahlâkî değerlerden uzaklaşan toplumların yıkılması, çökmesi, yozlaşması veya emperyalistler tarafından sömürülmesi/ köleleştirilmesi kaçınılmazdır. Böyle bir sonu kendileri hazırlayanların suçlaması gereken sadece kendileridir. Bu nedenle bekâreti savunmak her aklı başında erdemli insanın yapması gereken bir davranıştır.

Kafalarını kuma gömerek toplumun sorunlarına duyarsız kalanların, zihin konforunu bozmadan keyif içinde yaşayanların, dünyevî telaşlarla ömürlerini tüketenlerin, içinde bulundukları pozisyonu ve çıkarlarını korumaktan başka bir şey düşünmeyenlerin “erdemli müminler” olduklarını söyleyebilmemiz oldukça zor görünmektedir.

Sonuç olarak, “bekaret/ mühür” kıyamete kadar önemini koruyacak bir mevzudur. Çünkü bu mührün/ zarın yaratılmasının bir hikmeti/ amacı/ anlamı vardır ve bekaretini eşine saklamayan erkek olsun kız olsun büyük bir yanlış yapmaktadır.

Dolayısıyla söylentilere göre değil, din ve ahlak kurallarına göre hayatlarını şekillendirenler ancak dünya ve ahiret mutluluğunu elde edebileceklerdir. Aksi düşünceleri savunup geçici hevesler peşinde koşanlar ise hem büyük acılar yaşamaya hem de dünya ve ahirette kaybetmeye mahküm olacaklardır. (06.03.2015)

Yrd. Doç. Dr. Ahmet Emin SEYHAN

Kafkas Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi

 Dinimizde bekaretin önemi nedir

Eğer bakire olmanın hiç bir yararı yoksa neden bozulması bu kadar önemli? Allah neden yarattıkları arasında ayrım yapıyor?

Allah hiçbir şekilde kulları arasında ayırım yapmaz. Bekaret ancak kıyılan meşru bir nikah sonucunda, yani evlilikle giderilebilir. Evlilik dışı birliktelik zinadır. Zina Allah’ın kesin olarak yasakladığı çirkin bir günahtır. Ona yaklaşmak bile haram kılınmıştır. Allah Teala şöyle buyurmuştur:

“Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, çok çirkin bir iş ve kötü bir yoldur.” (İsrâ, 17/32)

Bakirelik önemlidir ama kızlık zarı, sıçramak, düşmek, yüksekçe bir yerden atlamak gibi sebeplerle yırtılmış olabilir. Aksi sabit oluncaya kadar bir kişinin suçsuz sayılması, temel pren­sip olduğundan kızlık zarının böyle bir sebeple yırtıldığı varsayılarak değer­lendirmenin kadının lehinde yapılması gerekir. Kızlık zarının neden yırtıldığını ne kadının eşi, ne mahkeme, ne de bir başkası sorabilir. Kimseye böyle bir hak tanınmamıştır.

Bakire olması şartıyla bir miktar mehir verilerek evlenilen kadının kız­lık zarının yırtık olduğu, kocasıyla ilişki esnasında ortaya çıksa mehirden bir eksiltme de yapılmaz.

Bekaret kontrolü ancak şöyle olabilir

Kadın, eşinin kendiyle cinsel ilişkiye giremediğini iddia ederek ayrılma talebiyle mahkemeye başvurursa hakim bakar; eğer erkek, tedavi edilebilir bir durumda ise tedavi için bir yıl süre tanır ve tedavi olmasını tembih eder. Bu süre sonunda kadın eşinin hala kendi ile ilişkiye giremediğini iddia eder de erkek bu iddiayı reddederse bakılır; eğer kadın bakire ise bekaret kontrolü yapılabilir. Bu kontrol, kadının talebiyle boşanma kararı verebilmek içindir.

İslama Göre Evlilik Hayatında Cinsellik