Kuran Yurdu

Kadına Verilen Miras Hakkı

    Ana ile babanın ve yakın akrabanın bıraktığından erkeklerin bir payı olduğu gibi, kadınların da bir payı vardır.» – Nisa süresi, ayet: 7

    İslamdan evvel Araplarda ve İslam olmayan toplumlarda kadın genelde miras hakkından mahrumdu. Hammurabi kanunlarına göre, babanın bıraktıkları erkek çocuklar arasında eşit olarak taksim olunur, kızlar varis olamazdı… Çinlilerde ise ancak erkek evladın olmaması halinde kızlara bu hak tanınıyordu. Hint toplumunda kız, varis olamazdı. Miras erkek çocuklar arasında pay edilirdi. Ancak en büyük oğul biraz daha fazla pay alırdı. Yahudilerde ise erkek evladın olmaması halinde kız, varis olabilir. Ancak babasının mirasına sahip olan kız evladı, kendi kabilesinden başka bir kabileden evlenemezdi. Çünkü Yahudi kabilelerinden birinin mirası, diğerine geçemezdi.

    İslamdan evvel Arap toplumunda, eli silah tutamayan, memleketini koruyamayan küçük çocuklar ve kadınlar varis olamazdı. Ölenin malı, ancak en yakınlarından savaşabilecek yaşta olan erkeğe düşerdi. Fakat İslamiyet. Nisa süresinin yedinci ayeti ile, küçük çocukları ve kadını mirastan mahrum kılmak gibi mağdur bir durumdan kurtardı. Erkekler gibi kadınlar da miras hakkına sahip oldular.

    Miras ile ilgili olan Nisa süresinin yedinci ayetinin nazil olmasının sebebi şu hadiseye dayanır:

    Uhud Savaşında şehit düşen Sa’d b. Rabi’nin zevcesi iki kızıyla beraber Resûlullah’ın huzuruna gelerek:

    «Ey Allah’ın Resulü! Şu iki kız Sa’d’ın kızlarıdır. Babaları Uhud Savaşında şehit edildi. Amcaları, mallarına el koyarak kendilerine bir şey bırakmadı. Bu kızcağızlar Nasıl evlenecekler?» diye şikayette bulunmuştu. Peygamber Efendimiz de: «Allah, bu meselede hükmünü bildirecektir» diye buyurmuşlardı. (*) O vakit bu ayet-i celile nazil oldu

    Miras meselesi hakkındaki ayet-i celile nazil olup da erkek ve kız çocuklarına, ayrıca ana ve babaya da miras hakkını tanıyınca, o zamana kadar kendi cemiyetlerinde yaşadıkları, alışagelmiş adetlerine bakarak hayret etmiş hatta üzülmüş ve şöyle demişlerdi: «Nasıl olur da düşmanla savaşmadıkları ve ganimet almadıkları halde küçük erkek çocuk varis kılınır, kız çocuğuna yan hisse verilir ve kadına mirasın dörtte ya da sekizde biri verilir.»

    Arapların şaşkınlık içinde kalarak söyledikleri bu sözler, İslamın miras konusunda yaptığı inkılabın büyüklüğünü gösterir. Günümüzde İslâmın düşmanı olan kimseler, İslam dininin mükemmelliğini baltalamak için habire yalan dolan iddialarda bulunurlar ki mantiken tutarsız olan bu sapık iddialarından biri de, neden erkeğe tam da kadına yarım hisse verildiği hususudur.

    Halbuki İslam, mirası insanların ihtiyaç ve mes’uliyetlerine göre taksim etmiştir. Yani İslam kadına, ailenin geçim mes’uliyetini yüklemediği için, mirasta erkekle eşit görmemiştir. Ki adalet de budur. Ana – babadan evlada veya karı – kocadan birbirine veraset şeklinde:

    Kadına Miras Paylaşımındaki Hikmet

    1- Eğer kadın bekar ise, tek başına bir insandır. Kendisinin dışında bakmak zorunda olduğu kimse yoktur. Yani sadece kendisinden sorumludur. Eğer evli ise, gerek kendisinin gerekse çocuklarının bütün ihtiyaçlarını temin etmek görevi kocasına aittir. Üstelik kadın evlenirken mehir alarak mali güce kavuşacaktır. Kendi hissesinin iki katım alacak olan erkek kardeşine gelince, o ya evlidir ya da evlenecektir.

    Ki her iki durumda da kendisinin dışında bakmakla mükellef olduğu zevcesi ve çocukları vardır. Üstelik evlenmemişse evleneceği zaman mehir vermek ve masraf yapmak zorunda kalacaktır. Halbuki evli kadın, geçimi kocasına ait olduğu için, sahip olduğu mal eksilmeyecek, hatta İslamın kendisine tanıdığı yetkiyle onu işleterek arttırabilecektir.

    Erkek kardeş ise. Babasından kalan mirası zevcesinin ve çocuklarının nafakasına harcamakla bitirecektir. Ayrıca kadın evli olmayıp bekar ise, babasından kalan miras ile geçinemeyecek durumda olduğu takdirde, erkek kardeş ona yardım etmek zorundadır.

    Bu durumda erkek ve kız kardeşin eşit miras hakkına sahip olması insafsızlık olmaz mı?..

    – Kadın, kocasının ölümü sebebi ile miras almışsa, durum yine aynıdır. Çünkü dul kaldığı takdirde tek başına bir insandır. Bu yüzden kocasından ve ana – babasından aldığı miras ile geçinebilir. Eğer hayatinin sonuna kadar dul kalıp da mali sıkıntıya düşerse, devlet reisi (halife) tarafından kendisine bağlanacak bir maaşla yine korunma altına alınabiliyor. Tekrar evlendiği takdirde de, nafaka zaten kocaya aittir.

    Bu iki husus, bizim kavrayabildiğimiz hikmetlerdir. Bunun dışında içinde ne gibi hikmetler gizlendiğini ancak Hak Taala bilir. Nitekim Kur’anı Kerim’de miras ayetleri şu önemli ihtarla noktalanıyor: «İşte bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kim AIlah’a ve peygamberine itaat ederse, (Allah’u Teala) onu altından dan ırmaklar akan cennetlere sokar ki onlar orada ebedi olarak kalırlar. Bu en büyük bir saadet ve kurtuluştur.» Nisa Süresi, ayet: 13



    Kaynak= Turan Yazılım / Mürşit 5/ İlmihal / Evlilik Ve Mahremiyetleri

    Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
    ZİYARETÇİ YORUMLARI

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

    BİR YORUM YAZ

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.