Kabrin Konuşması

Kabrin Ölü İle Konuşması



Bütün ölülere kabirleri şu şekilde seslenir;

Ben yalnızlık ve karanlık yeriyim.Eğer sen hayatında iken Allah’a karşı itaatkar oldunsa,bende şimdi sana rahmet yeri olurum.Yok eğer Allah’a asi bir kul idiysen o zamanda ben sana azap yeri olurum.Ben öyle bir yerim ki,bana itaatkar bir kul halinde gelen,benden sevinerek çıkar.Bana asi bir halde giren ise helak olarak benden çıkar.

İslam büyüklerinden Muhammed b. Sabin diyor ki;

  • Kabrine konan bir adam azab ve hoşlanmadığı bir durumla karşılaşacağı zaman ona komşu olanlar şöyle seslenirler;

Biz senden evvel geldik,bizden hiç mi ibret almadın? Bizi görmedin mi? Biz öldüğümüzde senin defterin daha açıktı.Noksanlarını tamamlayayım deyip çalışmaya yönelmedin mi?

Kendi kabri de ona şöyle seslenir;

  • Ey dünyanın görüşüne kanan insan;dost ve tanıdıklarından,senden evvel toprak altına girenlerden hiç ders almadın mı? Onlar da aldandı durdularda ecelleri birden kendilerini toprak altına alıverdi.Madem sen bunlara hiç aldırmadın,şimdi de başına geleni çekersin.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) buyuruyor ki;

Bir dirhemi olanın hesabı,iki dirhemi olanın hesabından daha kolay görülür.

Evet ! Bu hadis-i şerif demek istiyor ki;dünyalıktan geriye ne bırakırsan,öldüğün zaman onun hasretini duyar,özlemini çekersin.Servetini bu durumda ister azalt,ister çoğalt.Servetini artırırsan bilki onunla beraber hasretini de artırmış olursun.Azaltırsan,hasretini de o nisbette azaltmış olursun.Kabirde çokça akrep ve yılanı olanlar; dünyayı ahiret üzerine tercih edip dünyalıklarla sevinen ve onlarla meyledenlerdir.

Kul öldükten sonra ona ya azap edilecek veya sonsuz nimetlerle mükafatlandırılacaktır.Bu mutlaktır,kesindir.Bu durumda maruz kalınacak azab veya verilecek mükafat üzerinde durmak boşuna vakit kaybetmekten başka bir şey değildir.Yapılması lazım gelen ilk iş,nasıl olursa olsun,cezadan kurtulup mükafata nail olmaktır ve onun için gayret etmektir.

İslam büyüklerinden Ebu Hureyre diyor ki;

  • Ölü kabrine konulunca iyi amelleri gelerek onun çevresini sarar ve onu müdafaa ederler.Azab baş tarafından gelse okuduğu Kur’an onun önüne çıkar;ayak tarafından gelse namazdaki kıyamı karşısına çıkar;ellerinin tarafından gelse verdiği sadakalar onu müdafaa eder,;diğer uzuvlarından gelse orucu karşı çıkar ve hepsi birden;

Bu ibadetlerinin hepsini bu uzuvlarıyla yaptı,buna hiçbir yönünden azab edemezsiniz derler

(Haricen Not=Peki Allah’a olan itaati ve kendince olan ibadeti dilinden öteye geçmeyipte;ibadet için kullanması gereken uzuvları günah için kullanan kişinin durumu ne olacak,bu kişiyi hangi uzvu müdafaa edecek.Anlayana yada anlayanlara.Tefekkür mesabesi)

Basiret gözü bütün insanların kalbinde mevcuttur.Fakat insan,şehvetleri ve dünya meşgaleleri ile uğraştığı için o kalp gözü üzerine büyük ve kalın bir perde çekilir ve artık insan onunla göremez hale gelir.Kalp gözü üzerindeki o kalın perde kaldırılmadıkça,onunla hiçbir şey görülmez.

Yüce Allah (ümmetine hitaben) buyuruyor ki;

Eğer Allah’ı seviyorsanız,bana uyun ki Allah da sizi sevsin (Al’i İmran’31)

Evet! Ona ümmet olanlar ona tabi olanlardır.Ona tabi olan da dünyayı terkedip ahirete yönelen kimsedir.Çünkü Resulüllah ümmetini yalnızca Allah’a ve kıyamet gününe çağırmış ve onları dünyanın geçici zevklerinden menetmişti.İnsan dünyayı ne derece terkeder ve ahirete ne derece yönelirse,Resulüllaha da o derece uymuş olur.Dünyaya yönelecek olursa,ona yöneldiği kadar da Resulüllahın yolundançıkmış ve ona tabi olmaktan yüz çevirmiş olur.Böylece yüce Allah’ın şu ayette tarif ettiği kimselerden olur

‘Artık kim azgınlık edip kafir olursa,(ahiret yerine) dünya hayatını tercih ederse,şüphesiz cehennem öyle kimselerin varacağı yerdir (Naziat’37-39)’

Eğer aldanmaz da insafla düşünecek olursan,kendinin sabah-akşam dünyalık peşinde koştuğunu kolayca anlarsın.Hal böyle iken sen hala onun ümmetinden olduğunu mu iddia ediyorsun? Bu ihtimal çok uzak,çok soğuk bir tatmadır



Kaynak = İmam Gazali / İhyau Ulumi’d-Din / C:4