Kabir Azabından Nasıl Kurtulabilirim

Kabir Azabından Kurtulmak



Dünyadaki sıkıntıların hepsi geçicidir ve kalıcı değildir.Bütün dertleriniz ve sıkıntılarınız dünyada ölümle son bulacaktır.Ancak ölüm de bir halde başka bir hale geçiş olduğu için yani;faniden bakiye,dünya hayatından ahiret hayatına bir geçiş ve bunun ilk evresi olduğu için, şayet dünya hayatında eğer Allah’ın ve Allah Resulü’nün de emirlerine riayet edip yasaklarından sakınmışsa kabri cennet bahçelerinden bir bahçe olacaktır.

Aksine Allah’ın rahmetine güvenerekden bilerek ve isteyerek ısrarla Allah’a isyandan ve günah işlemekten kaçınmamışsa o zaman da kabri cehennem çukurlarından bir çukur olacak ve dünyada ki sıkıntılarını arayacak oalcaktır.Ancak her ne kadar günahınız olsa da siz yine de ölümü temenni etmeyin.Belki tövbe edersiniz de Allah’ın nimetlerine gark olursunuz.

Bu beyanda da Allah Resulü (s.a.v):

‘Sizden bir asla başına gelen bir zarardan dolayı ölümü temenni etmesin.Çünkü yaşadığı takdirde iyi biriyse iyilikleri artar,kötü biriyse belki tevbe eder.Fakat şöyle desin:Allah’ım ! Yaşamak benim için hayırlı olduğu sürece beni yaşat.Ölmek benim için hayırlıysa beni öldür’ şeklinde beyan buyurmaktadır.

Ancak şunu da unutmamak gerekir ki;.Ölümden en çok korkanlar ahiretten nasibi olmayıp ahirete hazırlanmayanlardır

Konumuza yani kabir azabına dönecek olursak eğer bu beyanda…

Resulüllah (s.a.v) şöyle buyurmaktadır;

“Kabir azabından Allah’a sığının dedi sonra:Mümin kul dünyadan ilişiği kesip ahirete doğru gitmekte iken gökten yüzleri beyaz ve güneş gibi parlak melekler yanlarında Cennet kefenlerinden bir kefen,Cennet tabutlarından bir tabutla inerler ve onun göz mesafesi kadar uzağına otururlar.Sonra ölüm meleği gelir ve onun baş ucunda oturup ona:

Ey temiz ve hoş nefis! Rabbinden (büyük) bir mağfiret ve hoşnutluğa çık der.O da su damlasının su kabından akması gibi akarak çıkar.Melek de onu alır.Diğer melekler onun elinde bir göz kırpması kadar bile bırakmadan alırlar.Yanlarındaki kefene ve tabuta koyarlar.Ondan yeryüzünde bulunan en güzel misk kokusu çıkar.Alıp göğe doğru çıkarırlar.Onunla giderlerken her karşılaştıkları melek topluluğu;Bu hoş ve temiz ruh kimdir diye sorarlar.Onlar insanların dünyada onu çağırdıkları gibi güzel isimleri söyleyerek Filan oğlu Filan derler.

Nihayet onu dünya semasına çıkarırlar.Orada onun için kapıyı açmalarını isterler.Kapı açılır.Bir sonraki göğe yakın olan melekler onun cenazesini alıp götürürler.Sonunda o nefsi yedinci göğe çıkarırlar.Aziz ve Celil olan Allah ‘Kulumun kitabını İlliyyin’de yazın,sonra onu yere indirin.Zira onları oradan yarattım,oraya döndürdüm ve tekrar oradan dirilteceğim buyurur.Böylece ruhu dünyaya geri gönderir.

Derken iki melek yanına otururlar ve ona Rabbin kimdir? derler,Rabbim Allah’tır der.Dinin nedir? derler,dinim İslam’dır der.Size gönderilen o adam kimdir? derler,Allah’ın elçisidir der. Nereden biliyorsun? diye sorarlar.Allah’ın kitabını okudum ve inandım,tasdik ettim der.

Bunun üzerine gökten bir ses Kulum doğru söyledi.Onun yerini Cennet’ten döşeyin,elbiselerini Cennet’ten giydirin,onun için Cennet’e giden bir kapı açın der.Böyle yapılınca ona sürekli olarak Cennet’in bir miktar esintisinden ve kokusundan gelir.Ona kabrinde göz mesafesi kadar bir kapı açılır.Güzel yüzlü,güzel elbiseli ve hoş kokulu bir adam gelir ve ‘Seni sevindirecek nimetler için sana müjdeler olsun.Bu sana vaad olunan gündür der.Ölen kişi Sen kimsin? Yüzün güzellik getiren bir yüz der.O da ben senin salih amelinim der.

Resulüllah (s.a.v) devamla şöyle buyurdu;

Kafir kul da dünyadan ilişiği kesip ahirete doğru gideceği zaman gökten yüzleri siyah,yanlarında palaslar olan melekler gelip onun görme mesafesi uzaklığına otururlar.Son ölüm meleği gelir ve onun baş ucunda oturup ona:Ey pis nefis! Rabb’inin (büyük) bir öfke ve gazabına çık der.

Bunun üzerine ruh cesedinde dağılır.Ölüm meleği onu şişin ıslanmış yünden çıkarılışı gibi çıkarıp alır.Ruhunu çıkardıktan sonra melekler onu ölüm meleğinin elinde bir göz açıp kapaması kadar dahi bırakmayıp o palaslara koyarlar.Ondan yeryüzünde çıkan en iğrenç bir leş kokusu yayılır.Melekler onu alıp göğe doğru çıkarlar.Geçtikleri her melek topluluğunda melekler mutlaka Bu pis ruh kimdir? diye sorarlar.Onlar da dünyadayken çağrıldığı en kötü isimlerini zikrederek Filan oğlu filan derler.Sonunda dünya semasına ulaşırlar.

Ona kapının açılmasını isterler,fakat açılmaz.Allah Resulü (s.a.v) sonra:’işte onlara gök kapıları açılmayacak ve onlar,deve iğne deliğine girinceye kadar Cennet’e giremeyeceklerdir (A’raf’40’)’ ayetini okudu ve şöyle dedi:Allah Teala ‘Onun kitabını yerin altındaki Siccin kitabına yazın’ der.Sonra onun ruhu yeryüzüne fırlatılır.Allah Resulü (s.a.v) daha sonra:’Kendisine ortak koşmaksızın,Allah’ın hanifleri (O’nun birliğini tanıyan Müminler olun).

Kim Allah’a ortak koşarsa sanki o,gökten düşüp parçalanmış da kendisini kuşlar kapmış,yahut rüzgar onu uzak bir yere sürüklemiş (bir nesne) gibidir (Hac’31)’ ayetini okudu.Sonra şöyle devam etti:Ruhu bedenine tekrar gönderilir.Yanına iki melek gelerek Rabbin kimdir? diye sorarlar Hah hah bilmiyorum der.Dinin nedir? derler Hah hah bilmiyorum der.Size gönderilen bu adam kimdir? derler.Hah hah bilmiyorum der.Bunun üzerine semadan bir ses şöyle der:

Yalan söyledi.Onun yerini Cehennem’den döşeyin ve ona Cehennem’e giden bir kapı açın der.Ona cehennem sıcaklığı ve sıcak rüzgar gelir.Kabri öyle daraltılır ki kaburgaları darmadağın olur.Yanına yüzü çirkin,elbisesi kötü ve kokusu iğrenç bir adam gelerek Seni üzecek akıbet için müjdeler olsun sana! Bu senin tehdit edildiğin yerdir der.Ölü sen kimsin,zira yüzün kötülük getiren bir yüzdür der.O da Senin kötü amellerin diye cevap verir (1)”

Kabir karanlık,kabir ıssız,kabir fakirlik,kabir kimsesizlik yurdudur.İşte kabirde yalnız ve kimsesiz kalmak ve yılanlarla,akreplerle vs diğer canlılarla arkadaş olmak istemiyorsan yüzünü bir an önce seni yaratan kudret sahibi Rabb’ine dön.Aksine “Öyleyse, siz nasıl bugünkü buluşmayı unuttunuz ve bu unutmayı ömür boyu sürdürdüyseniz, Biz de bugün sizi unuttuk. Yaptıklarınızdan ötürü, tadın bakalım sürekli azabı! (2)” ayetine muhatap olan kişilerden olursun ve bir başka ayet-i celilede ise

“Kim zikrimden yüz çevirirse,şüphesiz onun için dar bir geçim vardır (Taha’124).Yani kim zikrimden,kitabımdan,tevhidimden ve Resulüm Muhammed (s.a.v)’den yüz çevirirse,onun için kabir de şiddetli bir azap vardır (3)”

Hz Aişe (r.a) diyor ki;”Kabirde olanlardan dolayı masiyet işlemiş olanların vay haline! Kabirlerinde üzerlerine siyah yahut siyaha yakın koyu renkli yılanlar girecek.Bir yılan başı ucunda,bir yılan ayaklarının yanı başında bulunacak.Her ikisi de onu kendi tarafından ısırıp duracak ve sonunda ortasında bir araya gelecekler.İşte yüce Allah’ın ‘Onların önünde de diriltilecekleri güne kadar bir berzah vardır (Mü’minun’100) buyurduğu berzahtaki azap bu olacaktır (4)”

“Ebu Bekir es-Sıddık şöyle demiştir:Karanlıklar da çıralar da beştir:

Günahlar karanlıktır,çırası tevbedir;

Kabir karanlıktır,çırası namazdır;

Mizan karanlıktır,çırası la ilahe illallah’tır;

Kıyamet karanlıktır,çırası iyi ameldir;

Sırat karanlıktır,çırası yakin,sağlam imandır (5)”

Peki kabir azabı madem bu kadar şiddetli ve sıkıntılıdır bundan nasıl kurtulabiliriz diyecek olursan eğer deriz ki;

Bu konuda yine Allah’ın kitabını,Allah’ın Resulünü,Ashabını,tabiini ve diğer İslam alimlerinin görüş ve önerilirini rehber edinmekten başka bir çıkar yol yoktur.Gerçi sadece Allah’ın kitabını ve tefsiri mahiyetinde olan Resulü’nü rehber edinecek olsanız da bu kabir azabından Allah’ın izniyle kurtulabilirsin ama neyse….

Her ne kadar liberatürde ve insanların ekseriyetle ağzında doladıkları şey sadece kabir azabının sidikten dolayı meşhur bir rivayet olsada aslında işin gerçeği biraz daha farklıdır.Çünkü;Kişi ilk hesabını kabirde vereceğine göre bu hesabı vermesi ya zor olur ya da işlemiş olduğu hatalardan dolayı veremezse sıkıntılar burada başlamaktadır.Nitekim Allah Resulü (s.a.v) ;Kim kabir deki suali kolay olursa sonrası da kolay olur.Kimin kabir deki hesabı zor olursa sonrası daha zordur yada buna benzer bir hadis-i şerifi rivayet edilmiştir.

O zaman bu azaptan kabir azabından kurtulmak istiyorsan

1-) Allah’ın Kitabına sarılacaksın ve Allah Teala neleri yasaklayıp neleri emrediyorsa;yasaklarından sakınıp emirlerine de riayet edeceksin.En azından hepsini yerine getiremesen de ara sıra sendeliyor olsan da bundan vazgeçmeyeceksin ve farkındalığının farkında olacaksın.

2-) Allah Resulü’nün yaşantısı Kur’an olduğuna göre,mütevatir yollarla günümüze kadar ulaşmış olan emirlerine,yasaklarına,tavsiyelerine kulak vereceksin.Başına buyruk hareket etmeyeceksin.

3-) “Kim kabir azabından kurtulmak isterse,kovuculuktan ve diğer günahlardan sakınmalıdır ki kabir azabından kurtulsun ve münker ve nekir sorgusu kolay olsun (6)”.

4-) Resulüllah (s.a.v) buyuruyor ki;”Allah ne gözün yaşarması ne de kalbin üzülmesi ile azap etmez,fakat şununla ya azap yahut merhamet eder dedi ve dilini gösterdi”

5-) Bu konuda Ebul Leyse Semerkandi diyor ki:

Kim kabir azabından kurtulmak isterse dört şeye sarılması ve dört şeyden uzak durması lazımdır.

Sarılması gereken şeyler;

Namaz

Sadaka,Kur’an okuma ve

Çok tesbih çekme.Çünkü bu şeyler kabri aydınlatır.

Sakınması gereken şeyler de;

Yalan

Hainlik

Kovuculuk ve

İdrar

6-) Yukarıda belirttiğimiz üzere sadece idrardan sakınarak kabir azabından kurtulurum düşüncesine kapılmak;midesini haramla doldurup,gece gündüz zina edip,gece alemlerine takılarak alkolü elinden ve ağzından düşürmeyip de temizlik imanın yarısıdır düşüncesine kapılarak elbisesini pislikten sakındırmaya çalışarak elbisesini temiz tutmaya çalışan ahmak insanın durumuna benzer.Kabir azabına sebep faktörlerden birisi her ne kadar idrar olsa da sadece bununla kısıtlamak büyük bir yanlış büyük bir hatadır

Madem kabir azabı haktır ve bu gerçektir ;

“O halde mü’minin yapması gereken kabir azabından Allah’a sığınması ve dünyada iken kabirde kendini koruyacak salih ameller işlemesidir.Çünkü dünya hayatında her türlü iyi davranışı yapması mümkün ve kolay olduğu halde ahirette bu mümkün değildir.Kabre girdiğinde küçük bir iyilik yapmak ister fakat ona izin verilmez.Bu sebeple de sonsuz bir üzüntü ve kedere düçar olur.Dolayısıyla aklının kullanan kimsenin sürekli ölümü düşünmesi gerekir.Zira ölen bir kimse iki rekat namaz kılmak için izin ister yahut da bir kere kelime-i tevhid söylemek ister veya bir kere sübhanellah demek için izin ister de bunları yapmasına izin verilmez.Onları hayatta olanların zamanlarını boşa geçirmelerine hayret ederle (7)”

O zaman sana düşen Zat’ın birinin dediği gibi;Kabrini hazine sandığı yap ve içine sana faydası olacak salih amellerle doldur.Çünkü kabrine girdiğinde göreceklerin seni sevindirecektir.

Hz Ali (r.a) diyor ki;”Eğer ölülerinizin gördüklerini bizzat görseydiniz kaygılanır ve korkardınız,işitir ve itaat ederdiniz.Ancak onların gördükleri size gizlidir.Yakında örtü açılacak.Görseydiniz size zaten gösterilmişti; duysaydınız size zaten duyurulmuştu;hidayete erseydiniz zaten hidayete erdirilmiştiniz.Kesin olarak size söylüyorum ki,ibretler size açık olarak gösterilmiştir.Nehyedilmesi gereken şeyler için nehyedilmiştiniz.”

ve yazıyı noktalarken unutmamak gerekir ki Resulüllah (s.a.v)’in de buyurduğu üzere;
Her kul kabirde öldüğü hal üzere diriltilir.Mü’min imanı üzere,münafık ise nifakı üzere.

Kabir Azabından Maksat Nedir



(1-İbn Kesir / İbn Kesir Tefsiri / C:4 / bkz:393-394);(2-Secde Süresi’14);(3-İmam Gazali / Sülvetülarifin -Kalplerin Tesellisi-/ bkz:661);(4-İbn Kesir / İbn Kesir Tefsiri / C:7 / bkz:469);(5-İmam Gazali / Sülvetülarifin -Kalplerin Tesellisi- / bkz:649);(6-İmam Gazali / Sülvetülarifin -Kalplerin Tesellisi- / bkz:665);(7-Ebu’l Leys Semerkandi / Tenbihü’l Gafilin / bkz:57)