İyilik Talep Edilen Hasletler

İyilik arayışı,amellerin tanımlarına ve onların hükümlerine yönelik bilgiye,bunların emredildikleri ve farz kılındıkları vakitlerde, emredildikleri farz ve sünnet kılındıkları gibi,doğrulukla dolu oalrak,halis-muhlis bir şekilde edasına ihtiyaç dışında,beş özellikten müstağni değildir.İyilik sahibi olupda onunla amel eden kimsenin de müstağni olmadığı bu beş şey şunlardır;

  • 1-)Savab

Savab’dan kasdedilen sünnettir.Sünnet,çok namaz kılmak,çok oruç tutup sadaka vermekle olmayacağı gibi,akıl ve anlayış,tuhaf hikmetler,tebliğ ve öğütlerle de idrak edilmez.Bilakis Allah’ın kitabına,Peygamberi’nin (s.a.v) sünnetine,Peygamber’den sonraki raşid imamlara tabi ve teslim olmakla sünnete ittiba edilmiş olur.Sünnet karşısında akıldana daha şiddetli suçlama,daha zararlı birşey yoktur. Kul ne zaman akıl ve anlayış (aracılığı) ile sünnetine yoluna dahil olmak isterse,akıl sünnete muhalefet eder ve sünneti mecrasından çıkarır.

  • 2-)Doğruluk

Doğruluk dört şeydedir;Amele dersin ve bunun karşılığını ve şükranını Allah’tan başkasından istemezsin.Ameli başa kakma ve eziyet ile iptal etmezsin.Konuşmada dilin doğruluğu da bu kısımdandır.Kul,özür itibariyle Allah’a asi olduğu halde,sözde doğru olabilir ki bu, gıybetçi ve dedikoducudur.

  • 3-)Şükür

Şükür imtihanları bilmektir.Her nimetin Allah’tan başkasından değilde Allah’tan olduğu bilindiği takdirde,bu ancak kulun kendisiyle şükür mü yoksa nankörlük mü edeceğinin imtihan edildiği bir sınama olur.Kuldan uzaklaştırılan her kötülüğü Allah kulunun şükür ya da nankörlük etmesi için uzaklaştırmıştır.Bu da şükürdendir.

Kul bunun Allah’tan olduğunu bilerek,bunu kendisi üzerine olan nimetlerden kabul ettiği bu durumu kendi nefsine ya da başka bir şeye mal etmediği zaman şükretmiş olur.Şükür çeşit çeşittir.İnsanlar şükürde farklı farklıdır.Kimi yüksektir,kimi alçaktır.Bu,şükrün en aşağı derecesidir.En yüksek derecesine ise kimse ulaşamaz,onun sınırı yoktur.

Şükür anlattığımız şeye de benzer.Fakat şu da var ki şükrün aslı,kulun nimet olan şeyin Allah’tan olduğunu kalbiyle,şüphe bulaşmayan kesin bir bilgiyle bilmesidir.Bunu kalbiyle bildiği zaman diliyle zikreder ve O’na hamd eder.Sonra,nimet verenin hoşlanmadığı şeyler konusunda,nimeti,nimet verenin hoşlanmadığı bir şeye alet etmez.

Şükrün en üst derecesi ise,başına gelen her belayı bimet bilmendir.Çünkü Allah Teala’nın senin başına getirdiği belalardan daha büyük ve daha şiddetli olan,senden başka kimselerin başına getirdiği belalar vardır.İnsanlar bu durumda sabra ihtiyaç duyarlar.Sabır da şükürle kaimdir.

4-)Ümit

Ümit,amellerin kabulünü ve onların karşılığının bol olmasını ümit etmen,bununla birlikte amellerinin sana iade edilmesinden ya da bir kötülüğün amellerine bulaşıp seni bozmasından da korkman demektir.Ümit edenler üçtür;

a-)İyi amel işleyen,amelinde doğru ve samimi olan,amellerle Allah’ın rızasını isteyen,sevabını bekleyen adamdır.Bu kişi,endişe ile amellerinin kabulünü ve karşılığını ümit eder.

b-)Kötü amel işleyen,sonra da Allah’a tövbe eden adamdır.O da cezalandırılmayacağı endişesiyle tövbesinin kabulünü ve karşılığını,bağışlanmasını,kendisine mağfiret edilmesini bekler.

c-)Günahlara devame den,kendisinin hoşuna gitmeyen bir durumda Allah’la karşılaşmaktan hoşlanmayan,tövbe etmeden,tövbekar olmadan,terk etmeden bağışlanma bekleyen adamdır.Bu sebeple ona,yalancı ümide,yalancı kuruntulara,yalancı tamaha tutunmuş iftiracı da denilir.Böyle yapıyor olmak,kulun kalbinden Allah’ın büyüklüğünü alır,böylece onun Allah’tan yüz çevirmesi devam eder gider.Allah’ın tuzağına alışır,cezanın ertelenecğinden emin olur.İşte bu aldatılmış ve kandırılmış bir iftiracıdır.

Misallerimizdeki insanların ümitten ziyade korku sahibi olmaları gerekir.Çünkü doğru ümit ancak gönüllü olarak ve boyun eğerek ibadet etme ölçüsünce olur.

5-)Korku

Korku günah kadardır.Eğer amel olmaksızın ümit beslemek yerinde ve isabetli olsaydı,iyilik yapan da kötülük yapan da ümit besleme de eşit olurdu.Fakat Allah Teala şöyle buyurmuştur:’..Muhakkak ki iyilik edenlere Allah’ın rahmeti çok yakındır (A’raf’56)’

‘Müminin ümidi ve korkusu tartılsaydı,ikisi eşit olurd’ şeklindeki hadisin manası müminlere özgü bir duruma işaret etmektedir.O,başka bir hadisten öncedir:’Mümin sanki iki kalplidir.Biri ümir ettiği kalptir,diğeri korktuğu kalptir’.O halde ancak iyilik yaptığı zaman ümit eder,kötülük yaptığı zaman ise tövbe ederek pişmanlık duyarak ve terk ederek korkar.

Fakat kim ki nefsi hakkında daha fazla kötülük biliyorsa,onun korkusunun da bu miktarda,ümidininde nefsinde var odluğun bildiği iyilik miktarınca olması gerekir.Çünkü ümit talep kadar,korku kaçış kadardır.



Kaynak= Muhasibi / Adabü^n-Nüfüs ( Nefsin Terbiyesi ) / bkz:36….40

Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.