Kuran Yurdu

İslam’da Evlat Edinmenin Hükmü

    Bir çocuğu doğuran kadın annesi,nikahlı koca da babası olur.Bu yüzden evlatlık anlamına gelen arapça da’y sözcüğü,nesebi başkasına ait olan çocuğu ise başkasına nisbet etmek anlamına gelir.Da’y’in çoğulu ed’iya’dır.

    İslam’dan önceki arap toplumu arasında evlat edinme vardı.Bizzat Allah Resulü’de Zeyd b. Harise’yi evlat edinmişti.Bu şöyle olmuştur:Zeyd (r.a) henüz küçük bir çocuk iken esir edilmiş,onu Hakim b. Hızam,halası Hatice için satın almıştı.Hz Hatice,Hz Muhammed (s.a.v) ile evlenince,Zeyd (r.a)’ı O’nun hizmetine vermişti.Daha sonra öz babası ve amcası Zeyd’i alıp kendi beldelerine götürmek istemişlerse de Zeyd ‘Ben bu zattan öyle iyilikler gördüm ki,ondan başkasını tercih edemem’ diyerek Hz Muhammed’in yanında kalmayı tercih etmiştir.Bunun üzerine Hz Muhammed ‘Şahid olun,Zeyd benim oğlumdur,o bana mirasçı olacak,ben de ona mirasçı olacağım’ buyurarak onu evlatlık edindi.Böylece Zeyd’in babası ve amcası gönülleri rahat bir durumda ailelerine döndüler.

    Ancak cahiliye döneminden gelen bu evlatlık uygulaması,Medine döneminin ilk yıllarına kadar sürmüş,Hicret’in 5. yılından sonra inen aşağıdaki ayetlerle kaldırılmıştır: Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur: ‘Allah evlatlıklarınızı öz oğullarınız gibi tanımadı.Bunlar sizin dillerinize doladığınız boş sözlerdir.Allah gerçeği söyler,doğru yola o eriştirir (1)’.

    ‘Evlatlıklarınız babalarına nisbet ederek çağırın.Bu Allah’ın katında daha doğrudur.Eğer onların babalarını bilmiyorsanız,bu takdirde onları din kardeşleriniz ve dostlarınız olarak kabul edin.İçinizden kasd ederek yaptıklarınız bir yana,yanlışlıkla yaptıklarınızda üzerinize bir günah yoktur.Allah çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir (2)’

    Abdullah b. Ömer (ö:73 / 692)’den şöyle dediği nakledilmiştir: ‘Çocukları öz babalarına nisbet ederek çağırın’ ayeti ininceye kadar biz,Zeyd b. Harise (r.a)’ye Zeyd b. Muhammed’in oğlu Zeyd derdik.Bundan sonra kendi babasına nisbet etmeye başladık.

    Cahiliye devrinde evlatlık nesep,evlenme , boşanma,miras,sıhri hısımlık gibi konularda öz çocuk gibi sonuçlar doğururdu.Bu yüzden evlatlığın dul kalan eşi ile de evlenilmezdi.Çünkü o evlat edinenin geliri sayılırdı.

    Allah Tala bu uygulamayı da Hz Peygamber (s.a.v)’in kendi hayatında meydana gelen şu olayla kaldırıldı:Zeyd b. Harise Hz Peygamber’in halasının hızı Zeynep binti Cahş ile evlendi,fakat mutlu olamadılar.Çünkü gerçekte Zeynep ve ailesi bu evliliği arzu etmemiş,ancak Allah Resulü dünürcülük yapınca şu ayete göre muvafakatlarını bildirmişlerdi.’Allah ve Resulü bir iş hakkında hüküm verdiği zaman,mü’min olan bir erkek ve gerekse mü’min olan bir kadın için seçme hakkı yoktur.Kim Allah’a ve Resulü’ne karşı gelirse,şüphesiz o apaçık bir sapıklıkla yolunu şaşırmıştır (3)’

    Hz Peygamber’in sabır tavsiyelerine rağmen,sonunda Zeyd b. Zeyneb’i boşadı.Zeynep iddetini tamamladıktan sonra da,evlatlık hukuku lağvedildiği için Hz Peygamber ile evlendi

    Ayette şöyle buyrulur: ‘Sonunda madem ki,Zeyd eşiyle ilgisini kesti ; biz onu seninle evlendirdik ki,oğulluklarının ilişiğini kestikleri eşleriyle evlenmede mü’minlere bir zorluk olmasın (4)’

    Böylece İslam,gelinlerle evlenme yasağını yalnız öz oğulların eşleri ile sınırladı.Ayette ‘Kendi sulbünüzden gelmiş oğullarınızın eşleri … size haram kılındı (5)’ buyurulur.

    Bu duruma göre,başkasına ait bir çocuğu evlat edinmekle,öz çocuk gibi hak ve görevler meydana gelmez.Evlat edinenin bakım yükümlülüğü doğmaz.Aralarında bir hısımlık doğmadığı için evlenme engeli meydana gelmez.Miras cereyan etmez.Ancak nesebi bilinmeyen bir çocuğu,bir kimse ‘bu benim oğlum veya kızımdır’ diye ikrarda bulunsa,aşağıda açıklayacağımız şartlar gerçekleşirse,bu çocuk onu tasdik etsin veya etmesin,nesebi ondan sabit olur ve aralarıdna miras cereyan etmez.Diğer yandan evlatlıkla süt hısımlığı birbirinden farklıdır.Süt hısımlığı,bir kadının kendine ait olmayan,süt emme yaşındaki bir çocuğu emzirmesiyle meydana gelir ve öz çocuk gibi evlenme engelleri doğurur.Bir fitne korkusu olmadıkça süt hısımları arasında örtünme zorunluluğu bulunmaz.

    Ancak şunu belirtelim ki,İslam’ın evlatlık müessesesini kaldırması yetim,öksüz,yoksul , kimsesiz veya buluntu çocuklarla ilgilenilmeyeceği anlamına gelmez.Bu gibi çocuklar aileler nezdinde veya çocuk yuvalarında himaye altına alınır. Bakılır,eğitilir,sanat ve meslek sahibi kılınır,evlendirilir. Bir mü’min bu çeşit amellerden dolayı büyük ecir kazanır.Sadece çocuğu kendi nesep hısmı yapamaz ve erginlik çağından sonraki görüşmeler İslami ölçüler içinde olmalıdır.Böyle bir çocuğun nesebi belirsiz olsa bile ona hor ve küçümseyici gözlerle bakılamaz.Çünkü ana-babanın bir yanlışından dolayı çocuk suçlanamaz.Çocuğa yardımcı olup,himaye eden kimse,ona manevi ana-babalık yapmış ve çocuğun sevgi ve saygısını kazanmış olur.Önemli olan da bu sevgi,şefkat ve saygıdır. Ayrıca ahirette bunun için ecir alınacaktır.

    Kimsesiz bir çocuğu himaye eden kimse ona sağlığında iken bağış yoluyla dilediği kadar,vasiyet yoluyla ise malının üçte biri kadarını bırakabilir.



    Kaynak : Hamdi Döndüren / Delilleriyle Aile İlmihali / bkz: 298-300

    (1-Ahzab 4) – (2-Ahzab 5) – (3-Ahzab 36) – (4-Ahzab 37) – (5-Nisa23)

    Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
    ZİYARETÇİ YORUMLARI

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

    BİR YORUM YAZ

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.