İslam’da Ailenin Yeri Ve Önemi

İslamda Aile Hayatının Önemi



Aile reisi olan erkek,aile ve çocuklarına Allah’a karşı borçlu oldukları kulluk vazifelerini vaktinde ve usulüne göre yapmalarını emretmektedir.Zira,aile ve çocuklarının Allah’a (c.c) ait kulluk vazifelerini yerine getirilmesi hususund erkek sorumludur.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de;

‘Ailene ve ümmetine namaz kılmalarını emret, kendin de namaza devam et! Biz senden rızık istemiyoruz, bilakis senin rızkın Bize aittir. Güzel âkıbet, takvâdadır, yani Allah’ı sayıp haramlardan korunmaktadır (Ta’ha’132)’

Hulasatül Beyan Tefsiri sahibi bu ayetin tefsirinde;

Habibim ! Ehli beytine (aile ve çocuklarına) namazla emir ve namaz üzerine sabret.Zira namaz,fuhuştan ve kötü şeylerden uzaklaştırır ve namazı onlara tebliğ etmekten doğan meşakkate (zorluk ve sıkıntılara) sabret.Sen namaz kılarak onlara örnek ol ki,sana bakarak onlar da namazlarını kılmaya devam etsinler.Zira senin namaz kılarak onlara örnek olman,sözlerinle emretmenden daha çok tesir eder ve emri tebliğ ile meşguliyetten rızık noksan olacağı hatıra gelmesin.

Çünkü aile ve çocukların için biz senden rızık istemeyiz.Zira seni ve onları biz rızıklandırırız.Ve çoluk çocuğuna güzel akıbete hazırlanmaları için teşvik et.Zira güzel akıbet,Allah’tan (c.c) korkarak namazlarını kılıp kötü şeylerden sakınanlar içindir!

Beyzavi Medarik ve Hazin Tefsirlerinde izah nedildiği üzere;

Resulüllah (s.a.v)’in aile ve çocuklarına bir zarar geldiği zaman,onlara namaz kılmayı öğütleyip (bu zarrarın namazı ihmalden geldiğini belirtmek için) bu ayeti okuduğu nakledilmiştir.Böyle olunca,bir bela ile karşılaşan kimse,beş vakit namaza ve nafile namazlara devam eder ve namazla yardım isterse,o beladan kurtulacağına işaret buyurmuştur.

Diğer bir ayet-i kerime de;

‘Ey iman edenler! Gerek mallarınız, gerek evlatlarınız sizi Allah’ı zikretmekten alıkoymasın! Bilin ki böyle yapanlar, en büyük kayba uğrarlar (Münafikun’9)’

Elmalı merhumun tefsirinde;

‘Ey o bütün iman edenler! Yani,o izzet (şeref) kendisinin olan Allah’a (c.c) ve Resulüne halisane iman etmiş olupta,Allah (c.c) yanında Müminlere ait bulunan ilahi şerefe ermek isteyen Mü’minler ! Sizleri kandırıp alıkoymasın,eğlenmesin,oyalamasın.Ne malarınız ne de evlatlarınız.yani;dünya meşuliyetlerinin en vazgeçilmezi olan mal ve evlat işleri,onların bakımı derdi,zevki bile alıkoymasın.

Zira süre-i Hadid’de geçtiği üzere;dünya hayatı oyun ve oyalamak,ziynet (süs),iftihar, mal ve evlatta böbürlenmekten ibarettir;bunların en vazgeçilmezi,en ciddisi de mal,evlat ve iyal (çoluk,çocuk) kaygısı ve zevkidir.İşte zevkine dalıp oyalanmak şöyle dursun,süs böbürlenmenin sebebi olan mal ve evlat bile,sizi oyalayıpta alıkoymasın.Bunlarla hiç meşgul olmayın değil,fakat bunlar sizi asıl şerefin ruhu olan Allah (c.c)’ı zikretmekten alıkoymasın.Allah (c.c)’ı ve Allah (c.c) için iş yapmayı unutturmasın’

Zikrullah ; Allah (c.c) düşüncesi,Allah’ın (c.c) anılması,tefsir sahiplerinin izahına göre burada gaye;Allah (c.c) zikir ve tazim için yapılan namaz gibi ibadetlerle,onunn semeresi (neticesi) olarak Allah (c.c) muhabbetiyle yapılan kulluk vazifeleridir.

Hak Mabud Allah (c.c) Teala’yı ve O’nun Esma (Zatına mahsus isimleri) ve sıfatı,emirler ve yasakları,sevap ve azabı ile yüce azameti karşısında nasıl bulunulmasını düşündürüp andıran,rızasına vesile olan farz ve nafile ibadetlerden,Cuma ve cemaatten,namaz,oruç,zekat, hac,cihad,Kur’an okumaktan ve vaaz nasihat tehlil (Kelime-i Tevhid ile zikir) ,tahmit (Hamd ile zikir) gibi sırf Allah’a (c.c) layık güzel işler düşündürmeye alıştıran amellerden gaflet ettirmesin ve her kim öyle yaparsa.

Yani;mal ve evlat ile uğraşacağım diye Allah (c.c) düşüncesinden gaflet ederse,işte onlar hüsrana düşenlerdir.Çok ziyan etmiş,bakiyi faniye (ebedi olanı geçici olana) değişmiş,sonunda bakıyat izzetinden (ebedilik şerefinden) mahrum kalmış kimselerdir.Mal ve evlat,dünya hayatı gider;Allah (c.c) yanında onlara zillet ve hüsrandan başka bir şey kalmaz.

Hulasatül Beyan Tefsir sahibinin Farhr-i Razi,Hazin ve Ebussuud’dan naklen beyanına göre;

İnsanın üzerine farz ve vacip olan ibadetin terkine sebep olan meşguliyetin haram olduğuna bu ayet delalet eder.Çünkü;farzı terk etmek haramdır.Bundan doalyı farzı terketmeye sebep olan işleri yapmakta haram olacağı açıktır,kesindir!

Zira sebepler ve vesileler için de maksadın hükmü ahz edeceği fıkıh kaidelerindendir.O halde vacip olan ibadeti terk etmek haramdır.Onun terkine sebep olan mal ve evlad gibi şeylerle meşguliyette haramdır ve bu haramlığı işleyenlerin ebedi zarara uğrayacakları kesindir.Zira bakiyi faniye (ebedi olanı geçici olana) değişmişlerdir.

Amma,ibadeti terk etme ve farzları yapmaya mani olmayan meşguliyet haram olmayıp makbüldur.Şeriat emri gereğince,farz olan ibadetleri terketmiyerek mal ve evlat ile meşgul olmak,onların ihtiyaçlarını temin etmekte aynen ibadettir.

‘Mal ve oğullar dünya hayatının ziynetidir.Baki kalacak olan salih ameller ise,Rabbin indinde (katında) sevapça hayırlıdır ve ümitçede hayırlıdır (Kehf’46)’

Yani;

Dünya varlığı cümlesinden olan (mal ve oğullar) da (dünya hayatının ziynetidir).Aslında bunlar da Allah (c.c)’ın lütfettiği birer nimettir fakat madem ki bütün dünya hayatı fanidir;bundan dolayı bunlar da o kabileden (sonu olmayan faniler) oldukları için,bir gün yok olacaklardır.Artık akıllı bir insana layık mıdır ki,bunlar ile iftihar ederek başkalarına karşı gururlanarak bir vaziyet alsın.(Baki kalacak olan salih ameller ise),beş vakit namaz gibi,tesbih (zikir) ve tahmid (hamd) gibi,insanların fakirlerine yardım gibi pek güzel şeyler ise;

(Rabbin katında) ahiret gününde (sevapça) faydaca dünya ziynetinden (hayırlıdır).Ve bu salih ameller (ümidce de hayırlıdır);sahibi o sayede ümitvar olduğu ahiret nimetlerine kavuşmuş olur.İşte insanlar için selamet ve saadete sebep olan şeyler,öyle dünyevi varlıklar değil,böyle salih amellerdir.Artık,asıl bunları elde etmeye çalışmalıdır.

Bir hadis-i şeriflerinde Peygamberimiz (s.a.v);

Gerçekten sabah namazı ile güneş doğması arasında rızık taksim zamanıdır.Bu zamanı uykuda geçirmek rızkın bir kısmına mani olur buyurmuştur

Yine bir hadis-i şeriflerde;

Ya Eba Hureyre! Aile fertlerine namaz ile emret,muhakkak Allah-ü Teala ummadığın yerden rızkını sana gönderir buyurmuştur.

Bir ailede gerek kadın ve gerekse aile reisi erkek ve gerekse buluğa ermiş çocuklar,mükellef oldukları ve üzerlerine farz olan (namaz,oruç gibi) kulluk vazifelerini vaktinde eda ederek yapmazlar,Cenab-ı Hakk’a teşekkürde bulunmazlarsa,o evde saadet ve selamet,feyiz ve bereket olmaz.Bu dünyada olsa bile,ahirette saadetten mahrumiyet vardır.

Ne yazık ki zamanımızda bir çok zengin,ami ve memur aileleri;kasa ve keselerine,makam ve mansıplarına gençlik ve güzelliklerine,kudret ve kuvvetlerine güvenerek,kibir ve gurura kapılarak ibadetlerini terk ederek yapmazlar,dünya alemlerini lüks bir hayat içerisinde zevk ve sefa ile geçirirler.Halbuki bu hayatın,bu yaşayışın kendileri için bir istidraç olduğunu bilmezler.Bir çok fakirlerimiz ise;yukarıdaki ayet ve hadislerde geçen ilahi vaadi unutarak,geçim derdi ile Allah (c.c) korkusunu ahiret kaygıusunu terk ederek,perişanşıl içerisinde sürünüp giderler.

Acaba bu zavallı biçare insanlar,kendilerine nimet olarak verilen akıl cevheri ile hiç düşünmezler mi ki;bu aleme nereden geldik,nereye gideceğiz ne için geldik,vazifemiz nedir? Sayılamayacak derecedeki verilen bu nimetleri veren kim? Tekrar alınarak hesapları sorulmayacak mı?

Ahiret işlerini bir tarafa bırakaraı,bu aleme zevk ve sefa yapmak,yahut ömrümüzü yalnız dünyaya harcayarak gece gündüz çalışmak içi ni geldik? Burada ebedi mi kalacağız? Bizden evvelki gelip geçenler nerede ve ne oldular?

Basiret sahibi insanlar,ibret alın düşünün

Şu muhakkak ki herkes,er geç Allah’ın (c.c) huzurunda bulunacak ve aslına dönecektir

Kur’an-ı Kerim’de;

Sizi (aslınızı) ondan (topraktan) yarattık.Sizi (ölümünüzden) sonra yine döndüreceğiz.(Ba’s yeniden diriltme zamanında) da sizi,bir kere daha ondan çıkaracağız (Taha’55) buyurulmuştur

Ne yazık ki gaflet bizi bilmediğimiz meçhullerin ve yokluk yolunun tehlikesine sürüklüyor.Emel denizinde,tamah yelkeni,hırs rüzgarıyla helak gemisinde çalkalanıyoruz ve ecel enginlerine doğru gidiyoruz!

Günlük olaylar bizi bir o yana bir bu yana atıp tutarak oyuncağa döndürmüş ve yok olmaya gidişin feryadları kulağımızı doldurmuştur.Biz gafletteyiz,ölüm değiermeni durmayıp dönüyor,önümüzden,arkamızdan ölüm meleği (Azrail) her gün;

Nerede olursanız olun,velev tahkim edilmiş yüksek kalelerde bulunun,ölüm size çatıp yetişir (Nisa’78)

Ayetini okumakta ve mezarın karanlık çukuları bizi beklemekte,biz ise şehvet ve lezzet vadisinde kalıp oyalanmaktayız.Şu sayılı nefesin sayısı bir gün bitecek ve gecesiz bir gün gelip,bir gece de sabahsız kalacaktır.

Kardeşlerim!

Dün geçti,yarın daha gelmedi,hesabını yalnız şu an aldığın bir nefes üzerinde yapmağa bak.Fırsatı ganimet bil,gözünü aç,daldığın gaflet uykusundan uyan,seni uykudan ölüm uyandıracak olursa,ne faydası olur?

Ne yazık ki ömrünün bir kısmı boşa gitti;eğer çaresine bakmazsan kalanı da öyle geçecektir.Bak,senden evvel geçenlerin yerinde oturuyorsun,yarın senin yerinde de başka kimseler oturacaktır.Makam ve rütbe,servet ve ihtişamına,gençlik ve güzelliğine,kudret ve kuvvetine,ilim ve irfanına güvenme.Ölüm kemendini ansızın boynuna takarak,dünyadan yalnız bir kefen götüreceğini unutma!

Eğer harman sahibi olmak istiyorsan;zamanıdır durma,tarlanı ek,bakımına bak.Bilirsin ki ağacı kim dikti ise meyveyi o kimse yedi;kim tohum ekti ise harmanı o yığdı.Eğer aklının gözü varsa,gözünü karıncalar yemeden mezar için hazırlıkta bulun.

Ahiret azığını hayatında kendin tedarik et,zekatını,sadakanı ,hayrını kendi elinle yap;çünkü sen öldükten sonra kimseye bırakmadığın kasanın anahtarı,yabancı ellere geçer,ağzını bağlayıp açmadığın kesenin ipini başka eller çözer de;servetin elinden çıkar,sahip olamazsın.Mirasçıların hırsa kapılarak,senin ruhun için arkandan hiç bir iyilikte bulunmazlar;bulunsalar bile devede kulak olur.

Kıyamet gününde desen pişmanlığından dolayı dişinle elinin arkasını ısırırsın.Sırtını ancak kendi tırnağın varsa kaşıyabilirsin,başkaları kaşıyamaz.Allah’ın (c.c) rahmet,merhamet ,feyiz ve bereket çeşmeleri durmadan akmakta,mağfiret deryası ise taşmaktadır.Boş kaplarını doldur;bir gün gelir de bu çeşmeler akmaz olur,kaplarını dolduramaz ve susuz kalırsın

Şimdi kapı açıkken,senin de elin kalkarken,gözün görüp dilin ağzında dönerken,ellerini onun kapısına uzatarak,özrünü itiraf ederek göz yaşını yağdırır.Can her vakit beden de durmaz,dil de her vakit ağızda dönmez.Can kuşu beden kafesinde iken kafes işe yarar,kuş uçarsa boş olan kafes neye yarar.Ömrünü boş şeylerle geçirme,fırsat ele az geçer.

Kardeşim;Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in namaz hakkında şu mübarek sözlerini ibretle düşünerek oku ve ona göre hareket et

Bir hadis-i şerif’de;
Namaz kılmayan kimse,hiçbir din ihtiyar etmemiş (hiç bir din kabul etmemiş) gibidir.

Namazını terk eden kimse vefat edince,Cenab-ı Allah (c.c)’ı gazap sıfatı ile bulur.

Kul ile şirk arasında Terk-i Salat vardır.Yani:Namaz terk edilince kul,müşrik gibi olur

İman ile küfür arasında yalnız Terk-i Salat (Namazı terketmek) vardır.Yani:Namazı terk etmek,insanı küfre yaklaştırır.

Şayet çobanı bulunduğu aile farz olan ibadetlerini yapmıyorsa,güzellikle eğer ibadetlerini yaparsan sana istediğin şeyi alacağım diye vaadde bulunmalı.Yumuşaklıkla,yaratılışımızdaki hikmetin bu aleme gelmemizdeki gayenin ne olduğunu,kafirle Müslümanın yan yana geldiği zaman dış görünümde bir fark olmadığı… ibadeti olmayan insanın,hayvanlardan ne farkı olacağını…,kabirdeki ve cehennemdeki azabı,mahşerdeki mahcubiyeti,Cennet’in nimetleri ve oradaki saadeti bir bir anlatarak,güzel nasihatlerle ibadete teşvik etmelidir..

Eğer nasihatlerle yola gelmezse,yattıkları odayı değiştirmemek şartıyla yatağını ayırarak yatmalı,yahut yatakta küserek arkasını dönüp yatmalı ki;kadın eğer akıl ve irfan sahibi ise,kocasına bağlı ve itaatkar ise mutlaka insafa gelecektir.Şayet buda kar etmezse şöyle fazla acı vermeyecek,bütün bütüne huzursuzluğa sebep olmayacak şekilde biraz dövmelidir.Eğer bununla da imkan olmaz. veya seni rüsvay ederek edepsizlik yaparak,evde fitne çıkaracaksa,artık o kadını kendi haline bırakmalı ve böylelerinin şerrinden Allah’a (c.c) sığınmalı ve tevfik ve hidayetlerine dua etmelidir.

Bir erkek namazı ve namazdan başka diğer farzları terk eden ailesini azarlayabilir,hafifçe dövebilir.Hindiye isimli eserde kaydedilmiştir ki:Ailesi namaz kılmayan bir kimse,mehrini geri vermeye gücü yetmezse bile onu boşamak hakkı vardır.Dili uzun ve eziyet edici,yahut namazı terk ederek kılmayan ailenin talakı (boşanması) vacip değil,müstehaptır (yapılabilir)

İbn Mes’ud (r.a);

Mehri zimmetimde olarak,Cenab-ı Hakk’a mülaki olmaklığım,namaz kılmayan bir kadın ile muaşerat etmekliğimden hayırlıdır.

Yani:Namaz kılmayan bir kadınla beraber olmaktansa,ona mehrini vermeye gücüm yetmese de ayrılıp Cenab-ı Hakk’ın huzurunda mehir borçlusu olarak kavuşmak daha makbuldür demiştir.

Evlilik Hayatında Karşılıklı Görevler



Kaynak = Osman Karabulur / İslamda Evlilik Ve Mahremiyetleri / bkz:149…155

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ