Kuran Yurdu

İslam’a Göre İnsandaki Kötü Huylar

    Aklı olan bildireceğimiz kötü hutlardan sakınmak ve güzel ahlak ile ahlaklanmak yolunu tutmalıdır.Ancak bu sayede en büyük arzusu olan kurtuluşu ve Cenab-ı Hakk’ın rızasına kavuşabilir.Kötü ahlakı ve sebeplerini İmam-ı Birgavi (Tarikat-ı Muhammediyye) kitabında beyan etmiş ve oradan tercüme edip aynen buraya yazılmıştır.Birgavi buyurur ki eski büyük alimlerin kitablarını inceledim,okudum ve altmış tane kötü ahlak (huy) buldum ki onlarda;

    1- Küfr = Dünya ve ahirette insanı helak eden şeylerin en büyüğüdür.Küfr;mü’min ve akıllı olan kimseden imanın gitmesidir yada imanın bulunmamasıdır.İman :İnsan kalbi ile azm ve cezm üzere,ahir zaman Peygamber’i (s.a.v) Muhammed Mustafa’nın Allah-ü Teala tarafından getirdiği şeylerin hepsini kalb ile tasdik ve dil ile ikrar etmesidir.İmanın şartlarından birinde şüphe veya birini tasdik etmemek küfrdür.Küfr üç çeşittir;

    • a- Küfr-i Cehli = Hakkı bilmemektir.
    • b- Küfr-i İnadi & Küfr-i İnkari = Bunun üç sebebi vardır;
    • 1- Tekebbür etmek
    • 2- Makama kavuşamamak veya başkan ise,koltuk ve makamından ayrılmaktan korktuğu için
    • 3- İnsanlar tarafından ayıplanmaktan korktuğundan
    • c- Küfr-i Hükmi = Şer’an ta’zimi lazım olanı,tahkir (yahut tahkiri vacib olanı ta’zim) etmektir.Bunun gibi insan kendi küfrüne,yahut başkasının küfrüne razı olmak,küfrü icabeden söz söylemek,oyun,alay, şaka ve maskaralık yapmak yahut insanlara haksız yere çok kızmak,fuhuş sözlerden dilini korumamak ve şer’an çirkin hareketlerden uzuvlarını korumamak ve dini işlerine önem vermemek gibi

    2- Cehl =Bilmenin tersi olan bilgisiz olmak demektir.Birgivi (r.a):Bilgili olmaya müsaid olan kimsenin bilgisiz oluşudur şeklinde tarif eder.Bundan da anlaşılıyor ki,insanlardan (cinden) başkası için cahil kelimesi kullanılmadığı gibi alim de denmez.

    • Faide = İnsana en önce akaid ilmini öğrenmek lazımdır.Her mükellefe yani akıl ve baliğ olana farzdır.Sonra Allah Teala’nın emir ve yasaklarını bildiren ilimleri öğrenmek farzdır.Zira insan,kendini yaratan ve kendine rızık verenin sıfatlarını,isimlerini,emir ve yasaklarını bilmezse,hangi ve ne kadar fen dersleri ve bilgileri öğrense de ona alim denmez.

    Açıklama = Peygamberimiz:’İnsana,ilmi ile amil olmadıkça alim denmez’ buyurmuştur.İlmi ile amil olmayana,nefs ve nefsin arzuları galip gelir.Lakin ilmi ile amil olmayana alim denmediği gibi,ilmi ile amel etmeyen herkese de alim denmez.Cehl iki çeşittir;

    • a- Cehl-i Basit = Bir kimse ilmi olmadığı halde,kendisinin cahil,bilgisiz olduğunu kabul etmesidir.
    • b- Cehl-i Mürekkeb = Bilmediği halde,bilgisiz olduğunu kabul etmemektir.Bu ise basit cahillikten çirkin ve kötüdür ve bu hastalığa çare bulmakda zordur.

    3- Dünya Makamı Sevgisi = Detaylı bilgi için dünyanın zemmedilmesi ve fakirliğin fazileti ve üstünlüğü bölümündeki makalelere bakınız

    • 4- Ayıplanmaktan Korkmak =

    5- Bid’at İtikad =Ehl-i sünnet ce Cemaatin gayrisi olan bozuk,sapık fırkaların itikadlarıdır.Bunun sebebi Allah Teala’nın emrine kıymet vermeyip,ancak nefs-i emmarenin arzu ve isteklerine güvenmek ve kendi görüşünü beğenip,din hususunda kendi görüşünde olmaktır.

    • 7-Nefse Uymak = Yani nefis ne isterse onu yapmaktır.İnsanın dünya ve ahirette zarar ve ziyan etmesinin sebebi,nefs-i emmarenin arzu ve isteklerine uymaktır.Nefs-i emmare Allah-ü Teala’nın rızasına uygun düşmeyen şeyi arzu ededer ve hayvani sıfatlıdır.Bunun ilacı insan nefsini,alıştığı ve lezzet aldığı şeyden dine uygun bir şekilde men’etmek ve onunla mücahede etmektir.

    8-Hüsn-ü Zan Sebebiyle Taklid Etmek = Bu taklid,itikad ve amel de katiyyen caiz değildir.Ancak taklid olunacak kimsenin,alim ve ilmi ile amil olması şarttır.Yalnız alim kıyafetinde bulunan kimseyi taklid edip,onun sözü ile amel etmek caiz değildir.Fakat İmam-ı A’zam gibi bir zatı taklid etmek caiz olup,bu taklid sevab ve ecir verir.Bu ise güzel ahlak ahlaktandır.Mesnevi de şöyle bir hikaye anlatılır;

    • Bir kimse,sofiler hanekahına bir gece misafir olur.Merkebini bağlayıp,su ve yemini verdikten sonra içeri girer.Sofilerle görüşür.Sofiler çok muhtaç olduklarından,misafirin haberi olmadan merkebi satıp,parası ile yiyecek alıp misafirle beraber yerler.Sonra zikir ve mukabeleye başlarlar.Zikir esnasında sözcüleri olan kişi (Merkeb gitti) sözünü nağme ile söyleyip sofular da ona uyarlar.Bir müddet bu sözü söylerler.Misafir de çaresiz onlara uyup (merkeb gitti) der ve bağırır.İş bitince sofular dağılıp giderler.Sabah olunca misafir kalkıp gitmek isteyince,ahıra gidip merkebi yerinde bulamayınca,hanekahdaki hizmetçiye sorar.Hizmet eden durumu anlatır.Misafir,bana niçin haber vermedin der ve kızar.Hizmetçi der ki ben sana haber vermeye geldim fakat gördüm ki sen de yüksek sesle ;(merkeb gitti) diye nağme edip bağırıyordun.Haberin var düşünüp haber vermedim.O zaman misafir taklid ne fena şeydir pişman olur ve şu beyti okur;
    • Taklid ne zararlıdır,beni berbad eyledi.
    • Lanet olsun,yüzlerce taklide,zarar verdi

    9-Riya = İnsanın ahiret ameli ile dünya menfaatini murad etmesi,yahut ahiret ameline delalet eden şeyle dünya menfaatini istemesi,yahut insanlara ahiret amelini öğretip,dünya menfaatini arzu etmesidir.Burdan anlaşılıyor ki riya üç kısımdır.Tersi amelde ihlas üzere olmaktır.

    İhlas = Kulun ibadet ve taatle Allah Teala,’ya yaklaşmak istemesinde dünya menfaatlerinden uzak olup,ibadet ve taati yalnız Allah Teala için olmasıdır ki bu İslam ahlakıdır.

    10-Emel = Emel insanın salih amele niyet etmeden ve inşallah demeden dünya durdukça yaşamasına rağbet etmesidir.Bunun zararı dörttür ki;

    • a- İbadet ve taatte gevşeklik gösterir.Vaktinde yapmaz
    • b- Tevbeyi geciktirir veya terk eder
    • c- Ölümü ve ölümden sonrası halleri hatırlamaz ve bundan ötürü kalbi kararır.
    • d- Mal toplamaya koyukup ahireti unutur.

    Emelin sebebi dünyayı istemek ve sıhhati ile mağrur olmaktır,aldanmaktır.

    11-Dünyaya Ta’ma Etmek = Helal ve harama bakmayıp dünyalık toplayayım,mal,para kazanayım deyip daima tama edip Allah-ü Teala’nın ihsan buyurduğu rızka kani olmayarak insanların malına göz dikmektir.Tama’nın zıddı kanaattir.Yani insan,Hak Teala’nın ihsan buyurduğu rızka kani ve razı olup daima sorumlu olduğu ibadet ve işleri yapmalı,ilim ve fen tahsili ile meşgul olmalı,her işini Allah-ü Tealaya ısmarlamalıdır.

    12-Kibir = İnsanın kendini başkasından üstün görmesidir.Bu ise büyük günahtır.Kibir’in zıddı tevazudur.Laki tevazu haddinden çok olursa bu temelluk sayılır.Bu da iyi değil kötüdür.Ancak ilim öğrenmek için kötü değildir.Hakikatte olsun veya olmasın,söz veya hareket ile kibir göstermeye tekebbür-kibirlenme denir.

    13-İnsanlara Alçalmaktır =Mevki ve makama kavuşmak için devlet aşkanlarına,devlet adamlarına,zenginlere,güç ve yetki sahiplerine alçalmak böyledir.Bir günlük yiyeceği olanın dilenmesi haram olduğu gibi,alimin cahile alçalması da böyledir.

    14-Ucub =İnsanın yalnız kendi sözü,işi ve görüşünü beğenip başkalarının söz,iş ve görüşünü beğenmemesidir.Kendi işlediği salih ameli büyük görüp Hak Teala’nın ihsan buyurduğu nimetin istihkakını kendinden bilip,nimetlerin hakikş sahibi olan Allah Teala’nın nimeti olduğunu unutur.Bu ise kesin olarak haramdır.Ucbun sebebi yalnız cehldir.Bundan kurtulmak nimetleri verenin nimetlerini itiraf etmek,ikrar etmek ve ona şükretmekle olur.

    15-Hased =Bir kimse bir başkasının elindeki nimetin ondan gitmesi yada o nimetin o kişiye ulaşmamasını dilemektir.Böyle hased dinimizde mutlak haram ve büyük günahtır.

    Hasedin zararları çoktur ki bunlaran bazıları;

    • Kişinin işlediği sevabı mahveder,hased edenle edilen arasında buğz ve düşmanlık doğar,sahibini günaha götürür.Zira hased edici yalan gıybet nemime sövme ayıblama gibi sıfatlardan kurtulamaz

    16-Hıkd =Bir kimsenin bir başkasına olan düşmanlığı kalbinde tutmasıdır.Yani kin tutmaktır.Bu ise haramdır.

    17-Şematet = Bir kimseye musibet gelince,başkasının ona gülmesi ve sevinmesidir ki bu da asla caiz değildir.Doğrusu Müslüman olsun gayri müslim olsun,isterse düşmanı olsun,ister sevgili olsun şematet etmeyip hayır dua etmelidir.Bu ise İslam ahlakındandır.

    18- Dünya İçin Mü’min Mü’mine Buğz Ve Düşmanlık Etmek = İslam dininde buda haramdır.Zira Müslümanlar birbirleriyle yekvücud olmak İslam icabıdır.Hatta bir mümin bir mümine düşmanlık sebebiyle üç gün dargın durmak caiz değildir.Müslümanlar birbirleriyle din kardeşidir.Birine musibet gelirse diğerine gelmiş sayılır.

    • Din ve dünya hususlarında birbirlerini sevmeleri ve birbirine yardım etmeleri vacibdir.İbadet ve muamelatta birinde kusur bulunursa,rıfk ile,yumuşak sözle,emr-i ma’ruf ve nehy-i münker etmek diğer mü’min üzerine farz olduğu şüphesizdir.Kabul etmez o işe devam ederse o zaman buğz etmek caizdir.

    19- Cibanet = Korkaklık ve cesaretsizliktir.Bu da beğenilen,övülen şecaatin tefriti,yani azlığı olup kötü bir sıfattır.Zira gayretsizlik,hamiyyetsizlik ve nefsin düşkünlüğünü meydana getirir.Aşağılığı,zararı ve münker bir iş görüldüğünde sükut etmeyi doğurur.

    20-Tehevvür = Düşünmeden hemen bir işe atlamaktır.Şecaatin ifratı,yani yüksek derecesidir.Tehevvür,hiddet ve zorluk doğurur.Zıddı (Hilm)’dir.Hilm,kızgınlık anında kalbin sakin olmasıdır.İslam dinin de Hilm güzel ahlaktandır.

    21-Gadr = İki kişi arasında yapılan anlaşma ve ahdi,birbirinden izin almadan ve birbirine bildirmeden bozmaktır.Bu ise haramdır ve kötü bir şeydir.Bunun tersi sözünde,ahdinde durmaktır ki bu da İslam ahlakıdır.Bir sebepden dolayı bozarsa izin almak ve bildirmek gerekir.

    22-Hıyanet = Kötüdür ve haramdır.Tersi emanettir.Emanet ise İslam ahlakı olup,akıl ve baliğ olan herkese vaciptir.Hadis-i şerifte :’Emaneti olmayanın imanı,ahdi olmayanın da dini yoktur’ buyurulmuştur.Emanet harekette işte olduğu gibi,söz de de olur

    • 23-Sözünde Durmamak = Haramdır ve münafıklık ahlakındandır.Münafıkın alameti üçtür ki;
    • a- Konuşunca yalan söyler
    • b- Söz verince sözünde durma
    • c- Emanete hıyanet eder.

    Bu huyun zıddı sözünde durmaktır ancak günahlarda olmaz.

    24-Hak Tealaya Ve Mü’minlere Su-i Zan Etmemek = Allah Teala’ya su-i zan etmek,belki rızık vermez,korumaz veya yardım etmez ,şüphe etmek mutlak haramdır.Bir şeyde müşahade ve yakin olmadan müminlere de su-i zan etmek haramdır.Zira Allah Teala Kur’an-ı Kerim’de su-i zan’dan men buyurmuştur.Peygamber Efendimiz’de (s.a.v) bir hadis-i şeriflerinde :’Ey benim ümmetim! Su-i zandan kaçınınız.Zira şeytanın imanlılara en büyük vesvese ve hilesi,insanın kalbine su-i zan ilka eylemesidir.Ayıb araştırmadan da,hased,buğz,düşmanlıktan ve birbirinize mal,makam,soy ve elbise bakımından da övünmekten,birbirinizden kesilmekten kaçınınız.Ancak aynı baba ve anadan olan karedşler gibi olunuz.Allah Teala size emir buyurduğu gibi olunuz ki,mü’min mü’minin kardeşidir.Mü’minler birbirine yardımı terketmesinler’ buyurarak su-i zandan ve diğer şeylerden men’eylemiştir.

    25-Tetayyur = Kötü fal tutmaktır.Nitekim bazıları tavşanın yoldan geçmesi kötülüğe uğursuzluğa alamettir derler.Bunun gibi falcının,kahinin küçük taşlarla gaybdan haber vermesi de böyledir.Bu ise şirktir.Zira Cenab-ı Hak’dan başkası gaybı bilmez.Tetayyur’un ilacı ise,her işte Allah-ü Teala’ya tevekkül eylemektir.Tevekkül ise,mü’mine farzdır.İslam ahlakıdır.

    26- Buhul = Bahilik demek,şeriatın emri ile veya mürüvvet ile verilmesi vacib olan malı vermemektir.Şeriatın mal verme emri,zekat,fıtra ve zevcesine nafaka ve küçük çocuğa nafaka vermektir.Mürüvvet hükmü ile mal vermek,fakirlere sadaka,sevdiklerine,akrabaya ve komşulara hediye vermek ve gelen misafire ikram etmektir.

    • İnsan kendi nefsine de bahil olur.Mesela lüzumu kadar yemez,içmez,giymez,tedavi için gereken parayı harcamaz.Bahilik hırs ile olursa (Şuh) denir.Bahilik çirkin huydur.Zıddı ise cömertliktir.Alimler diyor ki:Haram maldan cömertlik caiz olmadığı gibi,helal maldan günah olan yere,işe ve şeye vermek de caiz olmaz.

    27-İsraf Ve Tebzir = Şeriata ve mürüvete uygun olarak elde bulundurulması icabeden malın verilmesine denir.Parayı haramlara sarfetmek,fısk ve fücur aletleri almak veya bu aletleri (mesela çalgı aletlerini) kullananlara bahşiş vermek gibi.Akraba,komşu ve muhtaçlara birşey vermeyip de yabancılara vermek gibi.

    • İsraf ve tebzir,haram ve çirkin iki kötü huydur.İnsana,kendine yetecek kadar,yemek,içmek ve giymekten fazlası israf sayılır.Demek ki israf ve tebzirden kaçınıp,orta yolu tutmak lazımdır.Bu ise güzel huydur.

    28-Mal Sevgisi = Mal sevgisi haram mala olursa mutlak haramdır.Helal mala olursa çirkindir.Zira mal sevgisi insana büyük beladır.Şeytan der ki,mal sahibi benden üç afetten biriyle kurtulamayıp ona akşam sabah musallat olurum

    • a- Helal olmayan şeyi aldırırm
    • b- Yersiz olarak harcattırırım
    • c- Malı ona sevdiririm.Böylece hakkını ödeyemez.

    Mal sevgisinin sebebi,çocuklarına ve akrabasına kalmak niyeti ile olur.Bu da cahillikten doğar.Zira Allah Teala yarattığı her mahlukun rızkını vermeyi kendi üzerine almıştır.Fakat Kur’an-ı Kerim’de ‘Yeryüzünde çalışın ve rızkımdan yiyin’ buyurulduğundan,nafakanın elde edilmesi için çalışmak üzerimize farz-ı ayn olduğu kat’idir.Bunun için,ne çocuk baba ve dedesinin malına güvenmeli,ne de baba ve dede kendi mallarına evladını güvendirmelidir.Ancak hepsi çalışmaya mecburdurlar.Taki zengin bile olsalar.Farz edelim ki mal,evlad ve akrabaya kalsın.Onlar cahil ve fasık iseler,uygunsuz yere sarfederler.Böyle olunca Allah Teala katında sorumlu olurlar.Aynı zamanda tevekkülü bırakıp,paraya,mala güvenirler.Ve emr-i ilahi olan çalışmayı terkederler.Bu ise büyük ahmaklıktır.Zira birçok kimselerin milyonlara varis oldukları halde,sefahete düşüp,az zamanda ellerindekileri harcayıp muhtaç oldukları görülmüş ve işitilmiştir.İşte bu yüzden zengin ve fakir Allah Teala’nın emri olan çalışmayı elden geldiği kadar bırakmamalıdır.Bununla beraber malı şeriata uygun olarak kazanıp,yerine harcayarak Cenab-ı Hakk’a şükredip,gönlü mal sevgisi yeri etmemek güzel ahlaktandır.

    29-Dünya Sevgisi = Yani dünyanın lezzet ve şehvetlerini sevmektir.Dünya nefse yakın,yahut çabuk geçmesinden dolayı ahirette yakın olduğundan bu ismi almıştır.Dünya ahiretin karşılığıdır ki,bu cihana denir.Bu aleme dünya denmesinin sebebi,ahirete oranla yakın olduğu seebibiyledir.

    Dünya sevgisi uzun emelli olmaya yakındır.Çünkü insan,kendine çok yaşayacağını düşünerek dünya sevgisine tutulur.Hadis-i şerifte:’Dünya ve içindekiler me’lundur’.Yani Allah Teala’nın rahmetinden uzaktır.’Ancak dört şey me’lun değildir.Zikrullah,zikrullaha tabi olan ibadet ve taatler.Alim olan ve öğrenen kimse’

    Dünya sevgisinin zıddı,dünyaya hırsla çalışmamak,Allah Teala’nın ezelde takdir buyurduğu ömür ve rızkın,az veya çok olmayacağına inanıp,kalben mutmain olmaktır.Bu da güzel ahlaktır.

    30-Hırs = Bir şeye gücünden fazla kalb ve bedeniyle meşgul olup çalışmaktır.Bu ise dünyalık kazanmak için kötüdür.Ahiret için olursa iyidir.Hırs,dünyalık elde etmek için olursa,tama’a götürür.İnsanı kulluk vazifelerinden alıkoyar.Vakitleri boşa geçirtir.Hırsın zıddı kanaattir.Kanaat ise güzel huydur.Onunla huylanan kişi daima azizdir.Hadis-i şerifte ”Kanaat eden aziz olur,tama’ eden zelil olur’ buyurulmuştur.

    31-Sefahat = Aklın zaif olmasıdır.İnsanların çoğunda yaratılıştandır.Zıddı ise rüşddür.Rüşd ise,aklın kuvvet ve kemalidir.Sefih olan kimsenin malı varsa sefihliği,kendini malı israfa sevk eder.Perişanlığa sebebp olur.Sebebi ise cahilliktir.İlacı ise ilim öğrenmek,alim ve akıllı kişilerle bir arada bulunmaktır.

    32-Kesel Ve Betalet = Kötü bir huydur.Gevşeklik,durgunluk ve işsizliktir.Tembelliktir.Allah Teala Kur’an-ı Kerim’de ‘Ahirette insana fayda verecek,ancak dünyada çalıştığı şeydir’ buyuruyor.Peygamberimiz (s.a.v):’Allah teala işsiz kimseyi sevmez’ buyurmuştur.

    Ahiret işlerinde çalışmamak,uğraşmamak,amel etmemek,Hakk’a kavuşmaktan mahrumluğa,cennet derecelerini kaçırmaya,cehennemin derinliklerine düşmeye sebep olduğu,Kur’an-ı Kerim,hadis-i şerifler,eshabın eserleri ve evliya sözlerinde sayılamayacak kadar çoktur.

    Çalışma ve gayret olmazsa,yüksek dereceler ve büyük sevab ve mükafatlar elde edilemz.Kesel ve betaletin ilacı,dindar kimselerle,doğru çalışan,hakkı isteyen kimselerle arkadaşlık ve ahbaplık etmektir.Fasıklar ve müdahinlerin arkadaşlığından sakınmak,kesel ve betaletten korunmaktır.Çünkü sonu,canın ve bedenin helakıdır.esel be betalete alışan,cimadata,yani topa,çakıla benzer.

    33-Acele Etmek = Acele,kalbde bir saikadır ki,maksadın elde edilmesini sür’atle ister.Zıddı teenni’dir.Teenni’den tehir ve geciktirme anlaşılmasın.Bu tenkin ve tedbir anlamındadır.İnsan karşılaştığı bütün işlerde acele etmeyip,ancak işleri,şimdiki haldeki durumunu ve sonunu düşünerek yapmalıdır.Zira acele olan işe şeytan karışır.Peygamberimiz (s.a.v):’Teenni Rahmandan,acele etmek şeytandadır’ buyurdu.

    Acelecilik,şeytanın ahlakından olduğu için,insana layık olmaz.Fakat insanın yaratılışında,her ne kadar acelecilik var ise de akıl ile onu hatırdan def’edip,teenniyle hareket etmelidir.Hatem-i Asem buyurdu ki,her hususta acele şeytandan olup,ancak beş şey sünnettir.

    • 1- Misafire yemek yedirmekte acele etmek
    • 2- Ölüyü techizde acele etmek
    • 3- Bekar kızı evlendirmekte acele etmek
    • 4- Borcu ödemekte acele etmek
    • 5- Günahtan tevbede acele etmek

    Diğer bir hadis-i şerifte geldi ki:’Ey benim ümmetim! Üç şeyi geciktirmeyiniz:

    • 1- Namaz vakti gelince namazı
    • 2- Biriniz vefat edince cenazenin techzini
    • 3- Bekar ve dul kız veya kadın eşini bulunca evlendirmekte geciktirmeyiniz.

    34-Tesvif = Bir işi sonraya bırakmak demektir.Te’hir ma’nasındadır.İyi işlerde kötü,kötü işlerde iyidir.Zıddı,iyi işlerde aceleciliktir.Bu da her mü’mine vaciptir.

    Faide =Vakt-i saadette Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir kimseye va’z ederken,hikmetle buyurdu ki:’Beş şeyden önce beş şeyin kıymetini bil’

    • 1- İhtiyarlıktan önce gençliğin
    • 2- Hasta olmadan önce sıhhatin
    • 3- Fakir olmadan önce zenginliğin
    • 4- Meşgul olmadan önce boş vaktin
    • 5- Ölmeden önce hayatın kıymetini bil

    35-Kalbin Fezazet Ve Galazetidir = Fezazet,kötü huylu ve cahil olup sert sözlü olmaktır.Zıddı Rıfk ve Liynet ve ince kalblilik,merhamet ve şefkatli olmaktır.Bunlarda çirkin olan bir şeyi insanlaran gidermektir.Çok güzel huy olup,İslam ahlakındandır.Zira ‘Merhamet etmeyene Allah Teala merhamet etmez’ ve ‘Merhamet,ancak şaki olanda bulunmaz’ diye bir hadis-i şerif gelmiştir.Fakat sert kalbli olmak,muharebede caiz,hatta vaciptir.

    36-Vekahet = Vekahet,yüzsüzlük ve edepsizliktir.Zıddı ise hayadır.Haya,kabahat işlemek korkusundan nefsin,canın sıkılmasıdır.Hadis-i şerifte ‘Haya imandandır.İmanlılar cennette olurlar.Hayasızlık,cefadandır.Cefa sahipleri ise cehennemde olurlar’ buyuruldu.

    Evet,kabahat sahibini mahcub eder,utandırır.Haya ise sahibini tezyin eder,süsler.Lakin hayanın üstünü,Allah Teala’dan haya etmektir.Sonra da insanlardan haya etmelidir.Haya etmiyeni azarlamak için ‘Utanmazsan dilediğini yap’ hadis-i şerifi buyurulmuştur.Bu hadis-i şeriften anlaşılıyor ki,bir kimsede son nefes korkusu,haya ve utanma olmazsa,helal olsun,haram olsun,elinden her iş gelir.Halbuki mü’min olanın şeriatın hududunu aşması caiz olmadığı bellidir.İşte daima hayasızlıktan sakınmak en önemli işlerdendir.

    37-Şikayet Ve Feryad = Mihnet,sıkıntı ve musibetlere dayanamayıp,bunları söz veya hareket ile açığa vurmaktır.Zıddı sabırdır.Sabır,kendini şikayet ve feryaddan korumaktır.Sabır İslam ahlakından olup,Allah Teala katında ve insanlar yanında pek makbul bir husustur.Allah Teala Kur’an’da ‘Sabredenlerin ecir ve sevabları hesabsız verilir (Zümer’10)’ buyuruyor.

    38-Küfran-ı Nimet = Allah Teala’nın ihsan buyurduğu nimeti inkar edip,örtmektir.Haram ve kötü bir iştir.Allah Teala’nın insanlara verdiği nimetler,sayı ve hesaba gelmez.Küfran-ı Nimet’in zıddı ise şükürdür.Şükür,ni’met karşılığında layık olduğu şekilde,kalb ve beden ile nimeti verene ta’zim etmektir.Buda İslam ahlakındandır.Küfran-ı nimet edenden nimet gider.Nimeti bilip de karşılığında şükredene,nimet daha çok verilir.Kur’an-ı Kerim’de böyle olduğu bildirilmektedir.

    39-Gadab Etmek = İnsan,arzu ettiği şeyin olmasının,kendisine faydalı olup olmayacağını gerçekten bilemez.Zira her şeyin hakikatını ancak Allah Teala bilir.O halde kızmak,gadap etmek insana uygun değildir.Halbuki insana teşebbüs ettiği şey meydana gelirse zarar verebilir.Fakat kendisi bu hakikatten habersizdir.

    Gadabın zıddı rızadır.İnsanın kendini hoş tutması demektir.Gelen musibete,elden çıkan maksuda razı olup,herhalde,Allah Teala’nın takdirine,kezasına rıza göstermelidir.Yaratılışına uygun olmayan işlere itiraz etmemelidir.Bu İslam ahlakındandır.Bir Hadis-i Kudside :’Kazama razı olmayan,belama sabretmeyen,nimetlerime şükretmeyen,Benim gök’ümün altından çıksın ve kendine başka bir Rab arasın’ buyurdu

    40-Allahü Tealadan Başkasına Gönül Bağlamak = Bu da insanın,kendinin varlıkta durmasını ve selametini Allah Teala’dan başkasından bilmek demek olur.Nitekim insanın dünyada yaşama sebebi olan yemek,su,elbise ve ilaca güvenip gönlünü onlara bağlaması cidden kötüdür.Allah’tan başkasına gönül bağlamak doğru değildir,çirkin bir davranıştır.Zıddı Allah Teala’ya tevekküldür.Tevekkül insan bünyesinin varlıkta durmasını ve selametini Allah Teala’ya ısmarlamaktır.Bazıları,insan gücünün dışında olan sebeplerle uğraşmamaktır dediler.Bu durumda,insanın elinde olan çalışmak tevekkülü bozmaz.Zira Kur’an-ı Kerim’de :’Allah Teala katında taksim edilmiş rızkımı arayınız’ buyurdu.O halde rızık aramak için uğraşmak farz olup,tevekkül de İslam ahlakındandır.

    41-Fasık Ve Zalimleri Sevmek = Fasık,Allah Teala’nın emrini yapmayıp yasaklarını yapan,yahut emir ve yasağı beraber yapan kimseye denir.Herhalde itaatsiz kimseye fasık denir.Zira zulm,bir şey’i yerinden başka yere koymaktır.İnsan,ibadet ve muamelatta bir ta’rif ile tanınırsa,zalim olur.Fakat zalim iki çeşit olup,biri kendine diğeri başkasına zulmedendir.

    İşlediği zulm yalnız kendine ait ise nefsine,ya’ni kendine zulmetmiş olur.Başkasına ait ise başkasına zulmetmiş olur.İkincisi birincisinden daha kötüdür.Allah Teala ‘Zalimlere az da olsa meyletmeyin.Sizi cehennem ateşi yakar’ buyurarak fasık ve zulme meyletmekten menediyor.

    Fasık ve zalimleri sevmenin tersi,buğz-u fillah’dır.Her asiye,isyanından ötürür,Allah rızası için buğz etmektir.Şer’i zaruret bunları sevmeyi gerektirirse,mekruh olarak sevmekte beis yoktur.Çünkü (zaruretler,haramları mubah kılar) sözü dinin usulündendir.

    42-Alim Ve Salihlere Buğzetmek = Çirkin bir sıfattır.Zira Müslümanlar yekvucüddür.Birbirlerini sevmeleri,kardeş gibi olmaları vacibtir.Cahil de olsalar bu böyledir.Özellikle alim,veli ve salih olan kimseyi sevmek vacib olan emirlerden olup,İslam ahlakındandır.Bu sevgiye çok sevab vardır ancak mal ve dünya için olmayıp ancak Allah rızası için olmalıdır.Böyle bir sevgi imandandır.Yoksa yaratılış icabı bir kimseye buğz ve düşmanlık etmek ve nefsin arzusu sebebiyle sevmek caiz değildir.Hadis-i şerifte:’İnsan bu dünyada kimi severse,öbür dünyada onunla olur’ buyuruldu.

    43-Yasakları İşleyip Allah Teala’nın Azabından Korkmamak = Zıddı,Allah-ü Teala’nın gazab ve azabından korkmaktır.Alimlerimiz buyuruyor ki,daima Hak Teala’nın kibriya ve azametini ve kendisinin aciz bir yaratık olduğunu,aşağı kusurlar içinde yüzen ve herhalde,kendini yaratana muhtaç olduğunu bilince,Allah Tealanın emirlerini yapar,yasaklarından kaçınır.Bir hadis-i kudsi de Allah Teala buyuruyor ki:’İzzet ve celalime yemin ederim ki,bir kulumda iki korkuyu ve iki emniyeti bir arada bulundurmam.Dünyada benden korktuysa,kıyamette onu emin kılarım.Dünyada benden emin ise onu kıyamet günü onu korkuturum’.Yani bir kulda dünya ve ahiret korkusu toplanmaz.

    44-Allahü Tealanın Rahmetinden Ümitsiz Olmak = Bu ise küfürdür.Zira Allah Teala Kur’an-ı Kerim’de :’Allahü Tealanın rahmetinden ümidsiz olmayın’ buyuruyor.Bunun zıddı ise Reca’dır.Yani Erhamürrahimin,fadl kerem ve afvını rica edip,kalb daima Allah Teala’nın,kerem,fadl ve afvını itiraf etmelidir.Bununla mesurur ve mutmain olmalıdır.Böyle recanın sebebi,Allah Teala’nın kullarına,hakları olmadan,karşılıksız ihsan buyurduğu ni’metleri ve sonsuz olan rahmeti akla getirmektir.Bildirilen bu şeyleri hatıra getirmekten reca elde edilir.Lakin Allahü Teala’nın yalnız Gafur ve Rahim olduğunu hatırlayıp,Şedidül-ıkab yani şiddetli azab edici olduğunu hatırlamamak büyük hatadır.

    • İhtar = Havf ve Reca (korku ve ümid),mü’minin kalbinde iki kanat olup,onu cennete uçurur.Fakat günahlardan tövbe etmeyip,ibadet ve taate çalışmayıp da ümidimiz vardır diyenlerin recaları,bozuk temenni ve reddedilen recadır.

    45-Dünya İşine Üzülmek = Dünya nimetlerinin elden çıkmasına üzülmek sakat düşüncelerdendir.Zira dünyanın fani olduğu gün gibi meydandadır.O halde ne nimetlerin elden çıkışına üzülmeli,ne de ele çok geçişine sevinmemelidir.Her halde Allahü Teala’ya şükredici olmalıdır.

    Dünya için olan üzüntünün sebebi,dünya sevgisi ve bütün arzu ve isteklerinin hasıl olmasını ve devam etmesini istemektir.Bu ise tam cahilliktir.Zira dünyanın elden çıkışına üzülen kimse,feryad ve figan ederse,mutlaka büyük günah işlemiş olur.Bunun gibi dünyalığa kavuşunca sevinen kimse,taşkınlık yapar ve tekebbür ederse bu da büyük günahtır.

    Bu hususta kemal (yani en iyi yol) dünyalığın az ve çokluğu insanın yanında aynı olmalıdır.Bu da teslim ve ısmarlama makamıdır.Üzüntü denilen şey,zaruri bir iş olmayıp,belki kötü irade ile insanı kendine çekmesidir.Ve kendine lüzumsuz yere elem vermesidir.

    46-Dünya İşinde Korkmak = Yani bnir kimse elinde bulunan dünyalığın elinden çıkmasından korkmasıdır.Bu üzüntüden başkadır.Zira üzüntü geçmiş şey için,korku gelecek şey için olur.Dünya işinde korkmak,ya fakirlikten ya hastalıktan ya bir musibet geleceğinden olur.Bu korku fakirlik korkusu ise cidden kötüdür.Zira fakirlik Peygamber Efendimizin (s.a.v) güzel seciyeleridir.Birçok alim ve salihlerin halleridir.Bu yüzden fakr,büyük nimet ve ahiret saadeti alametidir.

    Alimler tecrübe etmişlerdir ki,dünyalığı çok olanın çoğunun Hakdan gafleti çok olur.Zira ihtiyaçtan kurtulunca (her şeyini, veren,onu başkalarına muhtaç etmeyen,başkalarını ona muhtaç eden) Rabbine,itaat ve ibadet etmekten elçekmeye başlar.Detaylı bilgi için Fakirliğin Fazileti Ve Üstünlüğü bölümündeki makalelere bakınız)

    47-Gıll Ve Gış = Gıl ve gış,başkalarına kötülük gelmesinden sakınmayıp,hile ve kalpazanlık etmektir.Nitekim bir tüccar,ayıblı olan malını satmak isteyince,ayıbını gizler.Bu ise mutlaka haramdır.Hatta Peygamber Efendimiz (s.a.v),buğday satan bir kimsenin yanından geçiyordu.Buğdayın dışına bakıp beğenmişti.Mübarek elini sokup,buğdayı karıştırmış,parmakları ıslanmış,buğdayın ıslatılmış olduğunu anlamış ve sahibine ‘Bu nedir’ buyurmuştu.Sahibi de :Yağmur yağdı,ondan ıslandı ya Resulüllah dedi.Peki niçin yaşı kuru üzerine koymadın diye buyurduktan sonra:Bir kimse bize hile ve kalpazanlık etse,benim sünnetimi tutan ve şefaatime kavuşan ümmetimden değildir’ buyurdu.Bunun için her tüccar ve satıcıya lazımdır ki,ayıblı malın ayıbını,müşteriye dildirsin ve göstersinler.Bu her konuda böyledir.Taki evlilik konusunda aracı olan içinde

    48-Fitne Çıkarmak = Fitne,insanları,mihnet,ızdırap ve belaya bırakıp kavga ettirmektir.Bu ise kesin surette haramdır.Zira Allah Teala Kur’an’da:’Fitne,insan öldürmekten büyüktür’ buyurdu.O halde fitneden sakınmak her mü’mine vaciptir.

    49-Müdahene = Müdahene,hatır için doğru söylememek,yahut doğru sözden sükut etmek,yahut din işinde gevşeklik ve isteksizlik hasıl olmaktır.Nitekim yasak bir şey görünce,yaptırmamaya gücü yeterken karışmamak müdahenedir.Haram olup,şer’an ve aklen kötü ve çirkindir.Lakin kendine veya başkasına zarar geleceği anlaşılırsa,sükut etmek caizdir.Buna Müdara denir.Bu ise mübahtır.

    Müdahenenin zıddı dinde salabet sahibi olmaktır.Yani İslam dinine yardımda kalbi kuvvetli ve himmeti yüksek olmaktır.Bu da İslam’ın şiar ve şanıdır.

    50-İnsanlarla Ünsiyyet Ve Ayrılıklarında Korkmak = Müminin ilim öğrenmesi,İslam edeb ve ibadetinde ihtimam göstermesi ve geçimin sağlayacak ticaret veya bir işle meşgul olması lazımdır.Bunların hepsi veya bir kısmı bir müminde bulunmayıp,daima insanlarla ünsiyet ederse,müflis sayılır.Büyük Mutasavvuflardan Ebu Bekr-i Şibii (r.a):’İnsanlarla ünsiyet iflasın alametidir’ buyurdu.Zira insanlarla ünsiyet etmek,insanı dünya ve ahiret işlerinden alıkoyup,iki yönden de iflasa götürür.Demek ki bu asırda insanların kahvehanelerde ,internet kafelerde,gezmelerde,tozmalarda vb yerlerde vakitlerini boşa geçirip,birbirleriyle ünsiyet et etmeleri büyük afettir.Özellikle batı aleminin ihdas ettikleri lüzumsuz tiyatro,sinema,dizi ve toplantılar daha zararlıdır.

    Mümin olan zamanın bir dakikasını boşa geçirmeeycektir.Nafakasını kazanmakla meşgul olursa,caiz ve meşrudur.Çünkü nafaka kazanmak farzdır.Nafaka ise,muhakkak lüzumlu olup,ibadet ancak onunla yapılabilir.Fakat haramdan kazanmamak lazımdır.

    51-Tayş Ve Hıffet = Tayş ve hıffet,kalbe ait bir hal olup,eseri uzuvlarda görülür.Baş,göz,kulak ve ayakta olur.Nitekim insan her gelen-geçene bakar;her harekete deni görmek,her söylenen sözü işitmek arzu eder.Lüzumundan çok konuşur.Önemli olmayan şeyi sorar ve hemen cevap almak ister.Elleri lüzumsuz harekete der.Uzuvlarını kaşır,sarık,sakal,bıyık ve elbisesini lüzumsuz yere düzeltir.Lüzumsuz yerlere gider.Çabuk hareket eder.Bunların hepsi,sefihlikten ve akılsızlığından doğar.

    Zıddı vekat ve sükundur.Türkçede ağırbaşlı,soğukkanlı olmaktır.Bu ise güzel huydur.Alameti,bakma,konuşma ve harekette fuzuli şeylerden sakınmaktır.Vekar,ilim ve hilim kuvveti ile elde edilir.Fakat riya ve kibir şeklinde olmamalıdır.

    52-İnad = İnad,doğru olan şeyi bildikten sonra inkar etmektir.Bu da,riyadan yahut kin,hased ve tama’dan meydana gelir.Bu dört huy,kötü ahlaktan olduğu gibi,inad da çirkin ve kötü bir huydur.

    53-Temerrüd Ve İba = Temerrüd ve iba demek,va’zı ve nasihatı kabul etmeyip,ilim,fen, marifet ve siyasette,ya’ni insanları idare etmede kendinden üstün olan kimseye itaat etmemektir.Bunun sebebi kibir,ucub,riya,kin,hased ta’ma ve nefse meyildir.Bunlar ise İslam dininde kötü huylardandır.Çünkü İslam dini itaat esasına dayanır.Bir insanda itaat bulunmazsa,onda İslamiyet yok demektir.İtaat ise,güzel ahlak ve İslam şiarındandır.

    54-Salef = İnsan kendini medhedip,çeşitli zor işlere katlandığını göstermektir.Aynı zamanda garib işlerden haber verip yalan olduğundan korkmadan ulu-orta konuşup övünmektir.Bu da yalan ve kendini beğenmekten doğar.Vu bundan nifak meydana gelir.

    55-Nifak = Nifak,insanın dışı içine,sözü işine uymamaktır.İtikad hususunda olursa Allah korusun küfürdür.İnsanlar ile muamelede olursa,aşağı olup büyük günahtır.Zira baştan başa hile,aldatma ve hıyanettir.

    56-Cerbeze = Ne demek olduğu bu kısmın başında geçtiğinden tekrar anlatmaya gerek görülmemiştir.Sebebi,insan keskin zekalı olduğunu,ya’ni çok zeki olduğunu bildirmek istemesidir.Fakat sonı pişmanlıktır.Kurtuluş çaresi,ondan doğacak sıkıntı ve elemin zararını düşünmektir.

    57-Beladet Ve Gabavet = Beladet,zeki ve fatin olmamaktır.Çaresi,uğraşmak ve ilim elde etmektir.İmam-ı A’zam (r.a) Hz,talebesinden İmam-ı Yusuf’a buyurmuş ki:Sen tahsile başladığın zaman çok zeki değildin.Fakat ilim öğrenmeye devamın bunu gidermiş,seni zeki etmiştir.

    58-Yemek Ve Cim’a Haris Olmak = Sürekli bu iki şeyi düşünüp bunlara düşkün olmak,hep akıl ve hatırda tutmak kötü bir iştir.Alimlerimiz buyurmuşlardır ki:’Evli olmayan kimsenin cima sözünü ağzına alması asla uygun düşmez’

    İnsanın bu dünyaya gelmesi ancak Allah Teala’nın marifeti,tevhidini bilmek,ona itaat ve ibadet etmek içindir.Bunlar ise ilimsiz elde edilemez.İlim öğrenmek isteyenin aklı,fikri ve hayali ilimde olmalıdır.Ancak böylece kendisini,bütün mahlukatı,yaratanını,dünya ve ahiret hallerini ve sıfatlarını öğrenir.Bunun için de,mide ve ferc derdinde olup,onların şehvet ve isteklerini hatırlamayacaktır.Çünkü bu iki şehvet ile meşgul olan kimse,az zamanda sıhhatini,aklını,kuvvet ve malını kaybeder.

    59-Hamud Olmak = Hamud,evli olduğu halde,cim’a meyl etmemektir.Bu da kötüdür.Zira evlilik,insan cinsinin bekası,devamı içindir.Hamudluğu bir hastalığından ötürü ise,doktordan ilacını aramak lazımdır.Evli değil ise,ihtiyaç olmayıp,sonunu görücü olan bir kimse,şehvet kuvvetinin noksanlığını ni’met bilerek büyük bağlar ve sıkıntılardan kurtulup,azadlık aleminin zevkinin sürer.Fakat bir engel yoksa,evlenmek istememek iyi değildir.Demek ki herhalde,ifrat ve tefritten sakınmak lazımdır.

    60-Günah Ve Yasakları İşlemekte Israr Etmek = Israr demek,devam üzere günah işlemektir.Israr sebebi ise,küçük günah,büyük günah olur.Israrın ilacı tevbe etmektir.

    Faide = Büyük mutasavvıf Beyazid-i Bistami (k.s) bir gün hastahaneye gidip,doktorun delileri muayene ettiğini görür.Doktora:Ey doktor:Günahın ilacı nedir? der.Doktor cevap veremez.Aklı gitmişler arasında bulunan bir gönül sahibi,soruyu duyar ve Beyazid-i Bistami’yi yanına çağırır ve günahın ilacı şudur der:İstiğfar yaprağıyla,tevbe kökü,kalb havanında tevhid tokmağı ile döğülür,insanf eleğinden elenip,muhabbet balı ma’cun edilip,aşk ateşiyle pişirildikten sonra kanaat kaşığı ile yenir.

    Tevbe demek,insan işlediği günah için pişman olup bir daha işlememesine azm ve cezm ettikten sonra,o günahın afvını Cenab-ı Gaffar’ı zünubdan istirham etmektir.Fakat tevbe yalnız Allah rızası için olmalıdır.

    Her günah işleyene tevbe etmek farz-ı ayndır.Allah Teala tevbe edene,çok sevap vereceğini va’detmiştir.

    Allahü Teala fadl ve ihsan buyurup,hepimizin rızasına uygun amel işlemeye muvaffak eylesin.Amin ya Rabbel alemin

    15 Şa’ban-ı şerif 1327



    Kaynak = Vesiletü’n Necat -saadet yolu- / bkz:110…131

    Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
    ZİYARETÇİ YORUMLARI

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

    BİR YORUM YAZ

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.