İnşirah Süresi Beyanu’l Hak Tefsiri

  • 1-) (Ey Muhammed !) Biz senin göğsünü açıp ferahlatmadık mı?

Bu mübârek sûre de Resûl-i Ekrem’in nâil olduğu nîmetleri bildiriyor. Onun uğradığı sıkıntı ve şiddetin giderileceğini müjdeliyor. O Yüce Peygamberin sâlih amellere devamını ve yalnız Cenab-ı Hak’ka tevekkül etmesini ve yönelişte bulunmasını emretmektedir. Şöyle ki: Ey Peygamberlerin en faziletlisi!. (Senin göğsünü) peygamberlik feyziyle, ilim ve marifetle (açıp genişletmedik mi?) elbette ki, genişlettik, yani: Ey insanların şereflisi!. Senden hayreti, üzüntü ve kederi giderdik, kalbine bir kudret, bir manevî zevk ihsan ettik, seni kutsal bir kuvvetle, ruhani bir ışıkla kuvvetlendirdik ve aydınlattık, evet.. Sen bu ilâhî lütfe erişmiş bulunmaktasın.

Deniliyor ki: Burada kalp denilmeyip de “Sadr” = göğüs denilmesi, şu gibi bir hikmete dayalıdır: Göğüs, bir vesvese mahallidir. Şeytan, insanların göğüslerine vesveselerini düşürmeğe çalışır, o vesveseleri gidermek, yok etmek ise göğsü açmaktan ibarettir. Ve şöyle de deniliyor ki:

Şeytan, kalbe vesvese düşürmek için göğse gelir, göğüs ise kalbin kal’ası mesabesindedir. Şeytan, orada bir delik bulursa oradan kalbe vesveselerini düşürmeğe başlar, kalpte hüzün ve kederin, yanlış düşüncelerin ortaya çıkmasına sebebiyet verir akıl ve bilginin mahalli olan kalbi bozmaya çalışmış bulunur. Fakat bir zatın göğsü, ilâhî bir lütuf olarak açılmış olunca, bir açıklamaya, bir genişlemeye nail olunca artık şeytanın vesveselerine mahal olmaktan kurtulur.

İşte Peygamber Efendimizin mübarek göğsü de en mükemmel bir genişlemeye nail olmuş, ondan şeytanî vesveseler yok edilmiş, kendisi Allah’ın desteğine mazhar olarak kalben pek doygun ve huzurlu bir hâlde yaşamıştır.

  • 2-3-) Belini çatırdatan o ağır yükünü sırtından indirmedik mi?

(Ve) Ey Son Peygamber!, (senden yükünü indirmedik mi?.) Yani: Peygamberlik vazifesini yapma hususundaki zorlukları gidererek seni kolaylıklara eriştirdik, tam bir muvaffakiyetle o pek mühim, yüce vazifeni yerine getirmeye güç yetiriyorsun.

(Öyle ki:) O üzerine almış olduğun peygamberlik görevi, o manevî yük (Senin sırtına pek ağırlık vermişti.) sonra ilâhî bir yardım olarak o ağırlığı duymaz oldun, o kutsî vazifeyi tam bir kolaylıkla yapmaya muvaffak bulundun.

Evet Yüce Peygamber, risaletin başlangıcında ne kadar heyecanlar içinde kalmıştı, halka dini hükümleri bildirmeğe çalışıyordu. Bir takım inkârcıların hâllerinden dolayı pek üzüntülü bulunuyordu, fakat Cenab-ı Hak, o mübarek Peygamberine manevî bir güç ihsan buyurdu, artık risâlet vazifesini manevî bir zevk ile yapmaya devam ederek bir nice muvaffakiyetlere nâil oldu.

“İnkaz” siklet, ağırlık vermek, yükün sırta ağırlık vererek kemikleri gizlice çatırdamaya getirmesi demektir.

  • 4-) Senin namını yüceltmedik mi?

(Ve) Ey Yaratıkların en şereflisi!. (Senin için şanını yükselttik.) Seni bütün insanlar ve cinlere Peygamberlerin sonuncusu, faziletlisi ve en şereflisi kıldık, senin pek yüksek ismin bütün ufuk levhalarını süsleyip durmaktadır. Bütün mü’minler, senin için salât-ü selâmda bulunmaktadırlar.

  • 5-) Hiç şüphesiz her güçlükle birlikte bir kolaylık vardır.

(Artık şüphe yok ki:) Her (Çetinlikle beraber bir kolaylık vardır.) her zorluğun giderilmesi için bir çare mevcut, peygamberlik vazifesini yapma hususundaki zorlukları Cenab-ı Hak birer süratle bertaraf eder, Yüce Peygamberini sükûnete kavuşturur. Bu hususta bir tereddüde, bir üzüntüye düşmeğe gerek yok.

  • 6-) Evet,her güçlüğün yanında bir kolaylık vardır

(Hakikaten her zorlukla beraber bir kolaylık vardır.) Bunun inkârı mümkün değildir. İnsan, vakit vakit bazı müşkil şeyler karşısında kalır, sonra bunlar açılır, gider, kolaylıklar, muvaffakiyetler yüz gösterir. Hak yolunda görülen bir zahmetin mükâfatı ise büyük bir sevap olduğu için o sevap, en büyük bir kolaylık, bir muvaffakiyet demektir. Elverir ki: İnsan sabırlı olsun, büyük heyecanlara kapılmasın, yüz gösteren bir hoş olmayan hâlin, bertaraf olmasını Kerem Sahibi Yaratıcıdan niyaz eylesin, kendi hâlini düzeltmeye çalışsın

  • 7-) O halde bir işi bitirince hemen diğerine koyul

(Artık boş kaldın mı) Yani: Bir vazifeni yapıp bitirdin mi: (hemen çalış.) diğer bir vazifeni yapmaya gayret et, boş durma, meselâ: Farzdan namazı kılmış olunca sünnet ve nafile olan namazları kılmaya başla, cihad gibi bir vazifeyi yapmış olunca da Rab’bine ibadete devam et, gelecek için lâzım olan şeyleri tedarike çalış, bu ilâhî emir gösteriyor ki: Müslümanların daima güzelce faaliyette bulunmaları lâzımdır. Müslümanlıkta tembellik caiz değildir. Müslümanlar, daima yükselmeğe, istikballerini güzelce temine gayret etmelidirler

  • 8-) Ve sadece Rabb’ine meylet,yalnız O’ndan iste!

(Ve) Ey Yüce Nebi!. Mükâfata kavuşmak, pek yüce tecellilere erişmekle hakkıyla gönlü ferah olmak için (ancak Rab’bine yönel.) çünkü her şekilde kendisine sığınmaya ve yönelmeğe lâyık olan, ancak o Kerem Sahibi Yaratıcıdır. O rahîm, kerîm olan Mabudumuzun afv ve keremine sığınarak ondan muvaffakiyetler niyaz eyleriz. Başarı Allah’tandır ..



M. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C:1 / bkz:125

Turan Yazılım / Mürşit 5 / Kur’an / Tefsir / Bilmen

Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.