İnsanlarla Birlikte Olmanın Faydaları Ve Uzlete Çekilmenin Tehlikeleri

İnsanlarla Birlikte Yaşamanın Faydaları Ve İnsanlardan Uzak Kalmanın Zararları Ve Tehlikeleri



1- İlim Öğrenmek Ve Öğretmek : İlim öğrenmenin ve öğretmenin faziletini ilim kitabında daha önce beyan etmiştik.Bu iki şey dünyada en büyük ibadetlerdendir.İlim öğrenmek ve öğretmek ise ancak insanlarla birlikte yaşamakla elde edilir.Fakat ilimler pek çoktur ve bazılarını öğrenmek zorunludur.Kendisine farz olan bilgiyi öğrenmeye muhtaç olan kimse uzlete çekilirse asi olmuş olur.

Farz olan bilgiyi öğrendikten sonra kendisinin diğer ilimleri öğrenmeye yeteneği olmadığını ve ibadetle meşgul olması gerektiğini düşünürse,o zaman uzlete çekilsin.Eğer şeriat ilimlerinde temayüz etmeye yeteneği varsa ilim öğrenmeden önce uzlete çekilmesi onun hakkında son derece zararlı olur.Bundan dolayı Rebi b. Huseym şöyle söylemiştir :

Önce kendini öğrenmeye verip fıkıh sahibi ol,sonra uzlete çekil

Öğrenmeden önce uzlete çekilen kişinin sonu,bütün vaktini elleriyle yapmış olduğu birtakım virdlerle geçirmektir.Bu virdleri yaparken bütün çabası boşa çıkaracak,kendisi hissetmeden amelini geçersiz kılacak olan gururdan kurtulamaz.

Söz konusu kişi,itikadı hususunda yüce Allah ve O’nun sıfatları hakkında hoşlanacağı birtakım vehimlerden ve aklını kuşatacak bozuk düşüncelerden kendisini kurtaramaz.Böylece bu kişi çoğu zaman şeytanın oyuncağı olduğu halde kendisini abidler arasında görmeye devam eder.

İlim dinin esasıdır.Avamın ve cahillerin uzlete çekilmesinde hayır yoktur.Nefis,kendisini tedavi edecek nazik ve şefkatli bir tabibe ihtiyaç duyan hastaya benzer.Cahil hasta,tıbbı öğrenmeden önce tabibe gitmezse göreceği zarar kuşkusuz kat kat fazla olur.Uzlet ancak bilenlerin işidir.

Alimlerden birisine sorarlar : Cahilin uzleti hakkında ne dersin?

Şöyle cevap verir : Bir delilik ve vebaldir.

Kendisine alimin uzleti hakkında ne düşündüğü sorulunca da şöyle cevap vermiştir : Senin onunla ne işin olur? Onun ayağı ve su kırbası var. Sahibi onu buluncaya kadar subaşına gider ve ağaçlardan otlanır.

İlim öğretmeye gelince ; öğreticinin niyeti sahihse ilim öğretmede büyük sevap vardır.İlim öğretmekten kasıt makam elde etmek ve bağlılarının sayısını çoğaltmak olursa,dinin helakine sebep olur.

Bu zamanda genellikle ilim öğrenmeye çalışanlar,kötü niyetler taşımaktadırlar.Vaaz sırasında halkın tevecccühünü sağlayacak süslü sözleri veya akranları susturmaya yarayacak ve başkalarına karşı övünmek için  kullanılacak karmaşık cedelleri öğrenmeye çalışanlardan başkası görmek neredeyse imkansız hale gelmiştir.

Rağbet edilen en önemli ilim mezheb ilmidir.Bu ilim de akranları geçmeye ve çeşitli idari görevlere atanmaya vasıta olmaktan başka bir amaç için neredeyse hiç talep edilmemektedir.Din ve sağduyu,bu gibilerden uzak durup uzlette olmayı gerektirir.

Allah rızası için ilim öğrenmek ve ilmiyle O’na yakınlaşmak isteyen bir talibe rastgelinirse,ondan uzak durmak caiz olmaz ve ilmi ondan gizlemek helal değildir.İlmi Allah’tan başkası için öğrendik,ilim ise Allah için olmakta ısrar ediyor diyen kişinin bu sözüne aldanmamak gerekir.Çünkü o bu sözüyle Kur’an ve hadis ilmine,peygamberlerin ve sahabenin yaşantılarını öğrenmeye işaret etmiştir.Bu ilim ise korkutmayı ve kaçındırmayı ihtiva eder ki bu da yüce Allah’tan korkma duygusunu uyandırır.O anda uyandırmasa bile,daha sonra uyandırır.

Kelam ve hilaf ilmine gelince,bunlar dünyaya meyilli olan kişiyi Allah’a döndürmediği gibi,üstüne üstlük bu ilme sahip olan kişi ömrünün sonuna kadar dünyaya meyletmeye devame der.O halde insanın kendisini aldatmaması gerekir.Çünkü alim olan kusurlu kişi,mağrur olan cahilden veya kandırılmış olan cahil gibi görünenden hal olarak daha mutludur.

Kendisini insnlara kabul ettirmek ve makam elde etmek amacı taşımadan ilim öğretmeye istekli olan alim bulmak muhaldir.Böylelerinin kazandıkları tek şey,nefsin yaptığı işten aldığı zevk ve cahillere karşı övünüp onlara tepeden bakmaktır.İlmin afeti kibirdir.İşte bundan dolayı ilim,ona sahip olanlara hizmet eden biri konumuna gelmiştir.

Öğrenilen ilim,ona sahip olanların amaçlarını gerçekleştirmeye çabalar,bazen onlara rızık getirir veya bir kamu görevine tayin ettirir.Bunu yapan kişi şeriatı yaydığını zanneder.Eğer düşünmüş olsaydı bu zamanda bozulmanın en önemli sebebinin,haram helal demeden ne bulurlarsa üstüne atlayan bu türden ilim öğrenmeye çalışanların mevcudiyeti olduğunu anlardı.

2- Başkasına Faydalı Olmak Ve Başkasından Faydalanmak : İnsanlardan faydalanmak kazanç elde etmek ve onlarla alışveriş yapmakla olur.Bu ikisi ise ancak insanların arasında yaşamakla gerçekleşebilir.Para kazanmaya ve alışveriş yapmaya muhtaç olan kimse uzleti terk etmek zorundadır.Şeriatın para kazanma ve alışveriş hususunda koyduğu kurallara uygun hareket etmek istiyorsa,insanlarla birlikte yaşarken nefsiyle mücahede etmesi gerekir.

Eğer kendisine yetecek kadar geliri varsa,uzleti onun için daha faziletlidir.Ancak kazandığını tasadduk etmeye niyeti varsa durum değişir.Böyle bir tasadduk uzletten daha faziletlidir.Fakat girdiği uzlet,birtakım fasit vehimler ve hayaller olmadan onun Allah’ı tanımasına ve O’nunla ünsiyet kurmasını sağlarsa hüküm değişir ve uzlet daha hayırlı olur.

Başka insanlara faydalı olmak,malıyla ve bedeniyle insanlara faydalı olmak ve sevabını Allah’tan umarak onların ihtiyaçlarını görmek demektir. Müslümanlar’ın ihtiyaçlarını görmeyi üstlenmekte sevap vardır.Bu ise ancak insanların arasında bulunmakla olacak bir şeydir.Şeriatın koyduğu kurallara uyarak bu işi yapabilecek olan kişi için böylesi uzletten daha  hayırlıdır.Tabii eğer uzletteyken sadece nafile namazlar ve bedeni ibadetlerle meşgul olacaksa böyledir.Eğer zikre ve fikre devam etmek suretiyle kalbiyle amel etme yolu kendisine açılmış olan biriyse bu,bir başka şeye asla denk değildir.

3 Başkasını Terbiye Etmek Ve Başkasından Terbiye Almak : Burada kasdettiğimiz şey,nefsi kırmak ve arzuları sindirmek amacıyla insanların verdiği sıkıntılarla eğitilmek ve onların eziyetlerine tahammül göstermede çaba sarfetmek suretiyle olgunlaşmaktır.Bu husus da insanların arasında yaşamakla elde edilebilecek faydalardan biridir.Ahlakı henüz olgunlaşmamış kimseler için bunu yapmak uzlete çekilmekten daha faziletlidir.

Hayvanın eğitilmesinden (riyazet) amaç nasıl ki onun bizatihi eğitimi değilse,eğitimin de bizatihi amaç edinilmemesi gerektiği iyice anlaşılmaktadır. Aksine,hayvanın eğitilmesinde amaçlanan şey onun yolculuklarda bir binek olarak hizmet vermesidir.Beden de bir binektir ve onunla ahiret yolculuğuna çıkılmıştır.

Bedenin birtakım arzuları vardır ve bu arzular kırılıp gemlenmediğinde yolda giderken üzerine binen kişiyi dinlemez,asi olur.Ömür boyunca kendini eğitmekle ve riyazetle uğraşan kimse,hayvanının ömrü boyunca onu terbiye etmekle meşgul olup ona binemeyen adama benzer.Kişinin bu yaptığı işten göreceği tek fayda hayvanın kendisini ısırmasından,tekmelemesinden ve dört nala gitmesinden kurtulmak olur.Elbette bunlar da birer faydadır.Ancak maksadın çoğu bunlar değildir.

Rahibin birine ey rahip diye seslenince şöyle der : Ben Rahip değilim! Bens adece azgın bir köpeğim! İnsanları ısırmamak için nefsimi hapsettim! Başkalarını ısıranlar için bu (uzlet) güzel bir şeydir.Ancak sadece bununla yetinmemelidir.Önce insanların arasında yaşamak,işin sonunda uzlete çekilmek gerekir.

Başkasını terbiye etmekten kastımız,kişinin başkasını eğitip yetiştirmesidir.Bu , zahitlerin şeyhinin halidir.Çünkü şeyh , zahitlerin yanında bulunmadan onları eğitip terbiye edemez.Onun hal ve hükmü muallimin haline ve hükmüne benzer.İlmin neşri sırasında kişiye bulaşan birtakım ince afetler ve riya söz konusu ettiğimiz terbiyeciye de bulaşır.

4- Arkadaş Edinmek Ve Başkasına Arkadaş Olmak : Takva sahipleriyle arkadaş olmak gibi,bazen böyle bir arkadaşlık müstehap olur.Bazen de arkadaşlıkla,yalnızlığın kasveti ve kederi karşısında kalpleri rahatlatma amacı güdülür.Arkadaş edinmenin,vaktinin geri kalanını fesada uğratmayacak olan kimseler için,vaktinin belirli bir zamanını alması gerekir.Arkadaşlık ederken din konusunda konuşmaya gayret etmeli ve bu hususta istekli olmalıdır.Özetle söylemek gerekirse,kişinin kiminle beraber olacağını seçmesi ve arkadaşlığı sırasında kalbinin halini gözden geçirmesi gerekir.

5 Mükafat Elde Etmek Ve Başkalarının Haklarını Yerine Getirmede Onlara Mükafat Temin Etmek : Mükafat elde etmek ; cenazelerle katılmakla,hastaları ziyaret etmekle,bayram namazlarında,cemiyetlerde ve davetlerde bulunmakla olur.Mümini sevindirmek bakımından bütün bu hususlarda sevap vardır.

Başkalarının mükafat kazanmalarını sağlamak ise,kendisine taziyede bulunmak,kutlamak veya hasta ziyareti için gelenlere kapısını açmakla olur.Çünkü bu gelenler,kendilerine kapının açılmasıyla sevap kazanırlar.Yine , alim olan kişinin kendisini ziyarete gelenlere izin vermesi de bu baptandır.Ancak bu insanlarla birlikte olma sevabının,insanlarla birlikte olmanın afetleriyle tartılarak karşılaştırması gerekir.Bunlardan hangisi ağır basarsa ona göre kişi uzleti veya insanlarla birlikte olmayı tercih eder.Selefin çoğunluğu uzleti insanlarına rasında bulunmaya tercih ederlerdi.

6 Mütevazılığı huy Edinmek : Tevazu,yalnızken olacak bir şey değildir.Kibir,bazen uzleti tercih etmeye sebep olur.Evinde uzlete çekilen nice kimsenin bunu yapmasının sebebi kibirdir.Birçoklarının insanların bulunduğu mahfillere gitmelerine engel olan şey,kendisine saygıda ve öncelik verilmesinde kusur edilmesidir.Bazen de kişi kendini insanlaran yüksekte gördüğü veya adının dillerden hiç düşmemesi için onlarla bir arada bulunmak istemez.Bazen de insan,toplum arasına girdiğinde birtakım çirkin taraflarının ortaya çıkması korkusuyla uzleti tecih eder.Bu gibi durumlarda,zühde ve ibadetle meşgul olmaya niyet eedilmez.Böylece kişi,insanların onun zahid ve abid olduğuna inanmaya devam etmeleri amacıyla çirkin yönlerini gizlemek üzere evinde oturup toplum arasına çıkmaz.

Bu taife uyan kişinin alameti,ziyaret edilmeyi sevmesi ama başkalarını ziyaret etmeyi sevmemesi,makam sahiplerinin ve avamın kendisine yakın olmalarına,kapısında toplanmalarına ve elini öpmelerine sevinmesidir.Eğer onu insanların arasına girmekten alıkoyan şey nefsiyle meşguliyeti olsaydı insanların kendisini ziyaret etmelerinden hoşlanmazdı.

Bu sebeple uzlete çekilmek iki yönden bilgisizlik demektir

a- Tevazu ve insanların arasında yaşamak,ilmiyle veya dindarlığıyla temayüz etmiş kimsenin konumunu alçaltmaz ve düşürmez.Hz Peygamber (s.a.v) pazarda dolaşır,kölelerin davetlerini kabul eder,ümmetin ihtiyaçlarını görmeye çalışır,kendi ihtiyacı olan bir şeyler satın alır ve aldıklarını kendisi taşırdı.

b- İnsanları hoşnut etmek ve kendisi hakkında iyi şeyler düşünmelerini sağlamak için kendisini meşgul eden kişi aldanmış demektir.Çünkü o gerçeği tam olarak anlamış olsaydı insanların Allah katında ona hiçbir faydası olmayacağını,zararın ve faydanın ancak Allah’ın eliyle meydana geldiğini bilirdi.Hz Aişe (r.a) şöyle demiştir : Allah’ın gazabını çekmek pahasına insnaları hoşnut eden kişiyi öven insnalar bir gün gelir onu kınarlar.Sürekli ibadetle meşgul olan bir kadın da şöyle demiştir : Övgüyü Allah taksim ettiğine göre kime karşı yapmacık tavırlar takınalım.

O halde insnaların kendisi hakkında iyi düşünmesi ve güzel sözler söylemesi için evinden dışarı çıkmayıp uzlete çekilen kimse dünyada bir azap içerisinde olur.Eğer böylleri bilmiş oslalar ahiret azabı daha büyüktür.Buraya kadar saydıklarımız uzleti tercih ederken sakınılması gereken bazı gizli gailelerdi.Bunlar kişiyi kurtaran şeylermiş gibi görünmesine rağmen onu helaka götürren şeylerdir.

7- İnsanların Hallerini Görerek Tecrübe Etmek : Tecrübe insanların arasında yaşamakla ve onların hallerini gözlemlemekle elde edilir.Doğuştan var olan akıl,din ve dünya maslahatlarını anlamada yeterli değildir.Söz konusu maslahatlar tecrübe ve uygulamayla öğrenilir.Tecrübelerle pişmemiş olan kişinin uzlete çekilmesinde hayır yoktur.Çocuk uzlete çekildiği zaman tecrübesiz ve bilgisiz olarak kalır.

Aksine , çocuğun bilgi edinmekle meşgul olması gerekir ki öğrenim gördüğü süre zarfında ileride ihtiyaç duyacağı tecrübeleri elde edebilsin.Zaten bu kadarı ona yeter.Geriye kalan tecrübeleri ise insanların hallerini dinlemekle edinilebilir ve bunun için insanların içinde yaşamasına gerek yoktur.

Tecrübelerin en önemlisi kişinin nefsini,ahlakını ve batıni sıfatlarını tecrübe edip sınamasıdır.Bu ise halvette yapılabilecek bir iş değildir.Çünkü kinci,hasetçi ve şerli kimse insanlardan uzak yaşadığı zaman kötülüğü ortaya çıkmaz.Bunlar insanı helaka götüren vasıflar olup ortadan kaldırılmaları ve yok edilmeleri gerekir.İnsanlardan uzak durarak bu tür vasıfların harekete geçmelerine engel olmak yeterli değildir.İnsanların arasında yaşamak onları harekete geçirir ve böylece hangi seviyede oldukları öğrenilmiş olur.

Uzletin faydalarını ve gailelerini öğrendiğin zaman,olumlu veya olumsuz uzlet hakkında mutlak bir hüküm vermenin hatalı oalcağını görürsün.Bilakis , bu hususta şahsın kendisine ve haline,insanlarla birlikte yaşamasını gerektirecek şeye ve onların arasında yaşarken elden kaçırabileceği faydalara bakılması gerekir.Sonra elden kaçıracağı şeyler ile kazanacağı şeyler mukayese edilir ve böylece hangisini yapmanın doğru olduğu ve uzletin mi yoksa insanlarla birlikte yaşamanın mı daha faziletli olduğu ortaya çıkar.

İmam Şafii şöyle demiştir : İnsanlardan uzak durmak düşmanlığa sebep olur.Onların yanında çokça bulunmak kötü arkadaşlar edinmeye sebep olur.O halde sen ne onlardan tam olarak uzak dur,ne de sürekli onların yanında bulun.

Görüldüğü gibi,insanların arasında yaşamakta ve uzlette itidalli olmak gerekmektedir.Bu ise hallere göre değişir.Bu iki hareket şeklinin faydaları ve afetleri değerlendirilmek suretiyle kişi için en uygun olan ortaya çıkmış olur.İşte apaçık gerçek budur.Bu söylediklerimizden başka dile getirilenlerin hepsi yetersiz ve eksiktir.Bu iki hareket şekli de kişinin içerisinde bulunduğu özel hali belirtir.Buna göre ;

Belirli bir halde bulunan kişiye başka bir halde bulunan kimsenin hareket şeklini dayatmak ve öyle yapması gerektiğini söylemek caiz değildir.

Uzletin Edepleri Nelerdir? denilirse şöyle deriz

Uzlete çekilen kişinin en önce yapması gereken şey,uzlete girerken kendi şerrinden insnaları kurtarmaya niyet etmektir.Sonra ikinci olarak şerlinin şerrinden esenlikte olmaya,üçüncü olarak müslümanlar’ın haklarını tam olaak yerine getirememe afetinden kurtulmayı ve dördüncü olarak da bütün gayretini Allah’a ibadete odaklamayı talep eder.Bu saydıklarımız,uzlete girme niyetinin edepleriydi.

Uzlete giren kişinin halvetteyken uzletin meyvelerini toplaması için ilim öğrenmeye,öğrendikleriyle amel etmeye,zikre ve fikre devam etmesi gerekir.Vaktini kendisine ayırabilmesi için insanların çok sık onu ziyarete gelmelerine engel olmalıdır.İnsanların ne yaptıklarına dair soru sormamalı,yaşadığı beldedeki söylentilere kulak vermemeli ve insanların neyle meşgul olduklarını merak etmemelidir.Çünkü bütün bunlar kalpte yer eder ve namaz sırasında ortaya çıkıp kişiyi meşgul eder.

Kulağa giren haberler,toprağa düşen tohumlara benzer ve bitip dal budak sarmaları kaçınılmazdır.

Uzlete çekilen kişinin yapacağı en önemli işlerden biri,yüce Allah’ı zikretmesine engel olan vesveseleri ortadan kaldırmaktır.Kulağa gelen haberler vesveselerin kaynağı ve köküdür.Uzlette olan kimse az bir geçimlilikle kanaat etmelidir.aksi halde,fazlasını istemek onu insnaların arasında bulunmaya zorlar.İnsanların eziyetlerine sabırlı olmalıdır.Ne uzlete çekildeiği için kendisini övenlere ne de insanların arasında yaşamadığı için kendisini yerenlere kulak asmamalıdır.Çünkü bu gibilerin sözlerine kulak asmak kalbi etkiler ve kişi mesafe alamaz.

Ahiret yolunda yolculuk yapmak

Ya kalp huzuruyla (tam olarak kendini  vererek) virde ve zikre devam etmekle veya yüce Allah’ın azameti ve hükümranlığı hakkında düşünmekle veya amellerin inceliklerini,kalbi ifsat eden şeyleri tefekkür etmek ve onlardan kurtulmayı istemekle olur.Bütün bunlar ise sakin bir ortamda bulunmayı gerektirir ve kalbi bulandırıp meşgul eden şeylere tahammülü yoktur.Uzlete çekilen kişinin,bitkin düştüğünde bir an bile olsa yanında rahatlayabileceği güvenilir,salih bir arkadaş olmalıdır.O bir anlık rahatlaması kalan zamanında ona yardımcı olur.

Uzlet esnasında tam olarak sabredebilmesi için dünya isteklerinden tamamen vazgeçmelidir.Söz konusu isteklerden ise ancak emelini kısa tutmakla vazgeçebilir.Uzlete çekilen kimse sabah olduğunda akşama çıkamayabileceğini,akşam olduğunda sabaha kavuşamayabielceğini düşünmelidir.Böyle yaparsa bir günlük sabrı gerçekleşmiş olur.Kalbi yalnızlıktan ne zaman daralsa ölümü ve kabirdeki yalnızlığı daha fazla hatırlamalıdır.

Uzlete giren kişi kesin olarak bilmelidir ki kalbinde kendisine aşina olacak Allah zikri ve marifeti olmayan kimse ölümden sonraki yalnızlık acısına dayanamaz.Yine bilmelidir ki ölüm,Allah’ın zikrine ve marifetine aşina olan kişinin aşinasıdır

Çünkü ölüm ünsiyetin ve marifetin yerini yıkamaz.Tıpkı yüce Allah’ın şehitler hakkında buyurduğu gibi : ‘Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın.Bilakis onlar diridirler.Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar (Al-i İmran 169)’.

Nefsiyle cihat ederken kendisini Allah’a adayan herkes şehittir.

Tıpkı sahabeden birinin dediği gibi : En küçük cihattan en büyük cihada döndük



Kaynak : İbnü’l-Cevzi / Minhacü’l-Kasıdin Ve Müfidü’s/Sadıkin / C: 1 / bkz: 480-488

Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.