İnsanlara İyiliği Tavsiye Edip Kötülükten Nehyetmek

Yemin ederim zamana.İnsanlar hüsranda.Ancak şunlar müstesna: İman edip makbul ve güzel işler yapanlar, Bir de birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler (1)”.”O halde öğütün fayda vereceği ümidiyle sen nasihat et! Allah’a saygı duyacak olan, nasihatı düşünüp ders alır.Ama pek bedbaht olan ise ondan kaçınır (2)”.”Bununla beraber yine de hatırlatıp öğüt ver! Zira gerçeği hatırlatıp nasihatta bulunma, inananlara ve inanacaklara fayda verir (3)”.Ey uyudukları halde uyuduklarının farkında olmayın uyanıklar:”Allah tarafından gelecek ve geri çevrilmesi mümkün olmayacak olan gün gelmeden önce Rabbinizin çağrısını kabul edip O’na dönün. Yoksa o gün ne sığınacak bir delik bulabilirsiniz, ne de yaptıklarınızı inkâra bir çare! (4)”.

“Kendilerine verilen öğütleri ve uyarıları kulak ardı edip onları bir tarafa bırakınca, içlerinden kötülükleri önlemeye çalışanları kurtarıp o zalimleri fâsıklıkları yüzünden şiddetli bir azaba uğrattık.Şöyle ki: Onlar serkeşlik edip yasakları çiğnemekte ısrar edince onlara: “Hor ve hakir maymunlar haline gelin!” diye emrettik (5)”İyiliği emredip kötülükten nehyetme görevini ifa etmezseniz eğer;bunun yanında kötülüğü işleyenin yanında kötülüğü kötülük olarak bildiği halde bu kötülüğe ses çıkarmayanlarda kötülerle beraber helak olur.İşte bu beyanda;

“Ömer b. Abdülaziz diyor ki;Allah (c.c) bazılarının işlediği günahlar sebebiyle bütün insanları cezalandırmaz,fakat günahlar açıkça işlenir de diğer insanlar buna engel olmazlarsa bütün hepsi cezalandırılmayı hak eder.

  • Allah (c.c) Yuşa b. Nun’a (a.s) şunu vahyetti;Senin kavminin hayırlılarından kırk bin,şerlilerinden de altmış bin kişiyi helak edeceğim
  • Yuşa (a.s) dedi ki: Ya Rabbi! Şerlileri helak etmeni anladık ta hayırlıları helak etmenin sebebi nedir?
  • Allah (c.c) şöyle buyurdu:Çünkü onlar benim kızdığım kimselere kızmıyorlar;onlarla birlikte yiyip içmekte bir sakınca görmüyorlardı (6)”

Nitekim bu beyanda “Resulüllah (a.s.v) buyuruyor ki;Canımı elinde tutan Allah’a and olsun ki,siz ya kesin olarak iyiliği emreder ve kötülükten men edersiniz,günah işleyenlerin elini günahtan çektirirsiniz ve onları ısrarla Hakk’a davet edersiniz yahut Allah (c.c) kalplerinizi birbirine benzetir veya onlara lanet ettiği gibi size de lanet eder (7)” ve bir başka rivayet de ise “Canımı elinde tutan Allah’a and olsun ki ya iyiliği emreder ve kötülükten nehyedersin ya da yakın zamanda Allah (c.c) size katından bir ceza gönderir de O’na (c.c) dua ettiğiniz halde kabul olunmaz (8)”

  • Hani siz diyecek olursanız eğer ki;ben söylesemde yapacak söylemesem de yapacak yine bildiğini okuyacak yada diyeceksiniz ki her koyun kendi bacağından asılır.İşte bunların hiçbiri geçerli bir mazeret değildir.Nitekim bu beyanda yüce Allah buyuruyor ki:”Hani onlardan bir cemaat: “Allah’ın yerle bir edeceği veya şiddetli bir felaket göndereceği şu gürûha ne diye boşuna öğüt verip duruyorsunuz?” demişti. O salih kişiler de: “Rabbinize mazeret arzedebilmek için! Bir de ne bilirsiniz, olur ki Allah’a karşı gelmekten nihayet sakınırlar ümidiyle öğüt veriyoruz” diye cevap verdiler (9)” ve sen “Sen af ve müsamaha yolunu tut, iyiliği emret, cahillere aldırış etme (10)”

Nitekim bu beyanda Resulüllah (s.a.v):Sizden kim bir münker (şeriata muhalif bir şey) görürse onu eliyle değiştirsin.Ona gücü yetmezse diliyle değiştirsin.Ona da gücü yetmezse kalbiyle buğzetsin.Bu ise imanın en zayıf halidir buyurmaktadır.

Yine Resulüllah (s.a.v) kötülüğü gördüğü halde bu kötülüğe engel olmayanlara istinaden ‘Bir millet günahlar işler de onlar arasında daha güçlü ve kuvvetli birileri olduğu halde onları değiştirmezlerse,Allah (c.c) mutlaka hepsini kuşatacak azap gönderir’ buyurmaktadır.Ancak kötülüğe engel olamayacağını bildiğin ve bir etkisinin olmayacağını anladığın ve bunun yanısıra birde hayati tehlike gibi bir durum söz konusu ise bu durumda Resulüllah (s.a.v) diyor ki:

‘Değiştirmeye gücünün yetmeyeceği kötü bir şey görürseniz,Allah (c.c) onu değiştirinceye kadar sabırlı olun’.Yine aynı şekilde bu konuda İbnü’l-Cevzi diyor ki:”Kabul emaresi görmediğin kişiye nasihat eyleme ki sana düşman olmasın (11)”

“İyiliği emretmek kötülükten sakındırmak işini kötülükten arınmış kimseler yapar diyecek olursak,o zaman emr-i bil-maruf ve nehy-i anil-münker işi zora sokulur.İyiliği emretmek,kötülüğü önlemek işi söner,yapan kimse kalmaz.Çünkü insan gizli ve açık günahtan geri kalmaz (12)”.

Nitekim bu konuda İbn Kesir’in dediği gibi:Zira kişinin bilmediği şeyde susması vacip olduğu gibi,bildiği şeyde konuşması da vaciptir.

Ancak bu görevi yaparken insanları elinden tutup çekmek yerine,ayağından tutup sürükleyecek olursan bu fayda yerine zarar verecektir. Dostluk yerine düşmanlık,iyilik yerine kötülük yapmış olacaksın.Bu beyanda da Ebu Derda (r.a) diyor ki:Bir kimse kardeşine açıktan öğüdü verirse onu küçük düşürmüş ve ayıplamış olur.Kim de gizli öğüt verirse onu ağırlamış olur.

Bu beyanda “Resulüllah (s.a.v):Hata gizli olunca sadece sahibine zarar verir.Açıktan işlenir ve düzeltilmezse herkese zarar verir.Bu hatayı gören insanların düzeltmemeleri, reddetmemeleri ve susmaları sebebiyle herkese zararı olur.Susup uymadıkları zaman emir,vebal herkese şamil olur.O kişiyi yaptığı hatadan nasihat edip vazgeçirmedikleri sürece iyiler de kötüler de onun yaptığına ortak olur (13)”

Resulüllah (s.a.v):Siz iyilik yapmazsanız bile insanlara iyiliği emrediniz,kendiniz vazgeçmeseniz bile insanları kötülükten vazgeçirmeye çalışınız.İşte bu noktada Hz ali (r.a) buyuruyor ki:İlim iki çeşittir etkileyen ve duyulan.Etkileyen olmazsa duyulanın yararı olmaz

“(Ey Ümmet-i Muhammed!) Siz insanların iyiliği için meydana çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz: İyiliği yayar, kötülüğü önlersiniz, çünkü Allah’a inanırsınız. Ehl-i kitap da bu imana gelseydi, elbette kendileri için iyi olurdu. İçlerinden iman edenler varsa da ekserisi dinden çıkmış fâsıklardır (14)”

O zaman “Ey müminler! İçinizden hayra çağıran, iyiliği yayıp kötülükleri önleyen bir topluluk bulunsun. İşte selâmet ve felahı bulanlar bunlar olacaklardır (15)”



(1-Asr Süresi’1…3);(2-A’la Süresi’9…11);(3-Zariyat Süresi’55);(4-Şura Süresi’47);(5-A’raf Süresi’165-166);(6-Ebu’l Leys Semerkandi / Tenbihü’l Gafilin / bkz:116);(7-İbn Kesir / İbn Kesir Tefsiri / C:4 / bkz:15);(8-İbn Kesir / İbn Kesir Tefsiri / C:4 / bkz:15);(9-A’raf Süresi’164);(10-A’raf Süresi’199);(11-İbnü’l Cevzi / Minacü’l-Kasıdin Ve Müfidü’s-Sadıkin / C:1 / bkz:455);(12-Abdülkadir Geylani / El-Ğunye / bkz:181);(13-Abdülkadir Geylani / El-Ğunye / bkz:919);(14-Al’i İmran Süresi’110);(15-Al’i İmran Süresi’104)