Kuran Yurdu

İnsanın Sorumlulukları

    Yüce Allah ‘İnsan başıboş bırakılacağını mı sanır (Kıyamet 36)’ buyurmaktadır.Bu dünyaya oyun,eğlence ve iyi vakit geçirmek için gelmedik.Şüphesiz hayatta bunların da bir zamanı ve yeri vardır.Ancak insan olmanın görev ve sorumlulukları,herşeyden önce ve önemlidir.Çünkü yüce Allah , bize benlik bilinci vermiş,akıl ve seçme gücü ile donatmış,iyi ve kötü olanı da haber vermiştir.Ayrıca davranışlarımızın sonuçlarından da bizi sorumlu tutacağını bildirmiştir.Hayat,ölüme doğru akıp giden bir yolculuktur.Bu yolculukta çeşitli duraklar ve bizi bekleyen çok yönlü sınavlar vardır.Benlik emanetini yüklenmiş olan insanın bir de en iyiyi gerçekleştirme gibi bir görevi vardır.

    Bazı gençler,özgürleşmenin anlamını tam kavrayamamış bulunuyorlar. Böyleleri,herhangi bir amaçlarının olmayışını,yönelmek istedikleri bir hedefin bulunmayışını ; bağımlılıktan ve toplumsal sorumluluktan kurtulmak istediklerini söyleyip,isyan ederek örtmeye çalışıyorlar.Yeni olan her şeyin güzel olacağı inancını taşıyan bu gençler,tüm eski geleneklere ve değerlere,insanlığı bugüne getirmiş olan büyük düşünürlere karşı,onları umursamama saplantısına kapılıyorlar.

    Çocuksu bir ben-severlik ile bulunabilecek her şeyi kendilerinin bulabileceklerine inanan bu tür gençlerin gerçek istekleri,yeniden küçük bir çocuk olabilmektir.Genç oldukları ve hayalleri yaşadığı sürece mutlu olan bu insanlar,bir süre sonra hiçbir önemli inanca ve düşünceye varamadıklarını görünce,büyük hayal kırıklığına uğruyorlar.Kendi içlerinde bir merkez bulamayan bu kişiler,amaçsız,yorgun ve hayatları zehir olan insanlar haline dönüşüyorlar ya da mutsuz fanatik eylemciler olarak katılıyorlar.

    İnsanlar arasında gerek doğuştan getirilen,gerekse sonradan kazanılan pek çok bireysel ya da toplumsal farkalr olduğunu biliyoruz.Bu ilahi iradeye uygun ve dünya hayatı için gerekli bir durumdur.İnsanlar arası yardımlaşma ve iş bölümü ancak bu sayede mümkün olmaktadır.Herkesin sorumluluğu da kendi imkanları ölçüsündedirler.Allah hiç kimseye gücünün yettiğinden daha fazlası ile sorumlu tutmayacağını haber vermiştir.Dolayısıyla hiç kimse,kendisini sorumluluktan kurtaracak bir gerekçeye sığınamaz.İnsan,en başta kendisine karşı sorumludur.Aklını bilme ve düşünme gücünü,vicdanını,ahlak ve karakterini,manevi dünyasını en iyi şekilde geliştirmek zorundadır.Ruhsal ve bedensel sağlığını korumak,güç ve yeteneklerini olabilecek en üst noktaya ulaştırmak için çaba göstermek zorundadır.Buda ancak içgüdülerini,aşırı istek ve heveslerini denetim altına almakla olur.

    Her arzusuna boyun eğen,iyi-kötü,helal-haram hiçbir sınır tanımadan canının istediği gibi yaşayan,gününü gün eden,hayatı zevk ve eğlenceden ibaret görenler vardır.Anlık tatmin anlayışının güdülmesiyle davranan bu kimselerde toplumsal bağlar ve sorumluluk duygusu zayıflar.Böyle kişiler,her şeyi kendi bireysel zevk ve yararı açısından değerlendirirler.

    Kendi benliğine tutkun ve bencil olan bu kimseler için her yöneliş mübahtır ; mutlak doğru ve yanlış diye bir şeyin varlığını reddederler.Arzularında bir sınır tanımazlar,onları putlaştırmışlardır. Cinsellik,para,makam ve mevki,gösteriş ve şöhret,fanatizm,alkol ve uyuşturucu gibi uğraşların bağımlılığında,giderek daha da artan tatminsizlikleriyle,yıkıcı tipler olmaktan kurtulamazlar.Kendi benliklerinden kaçarak ve kendilerini kendi elleriyle yıkarak var olmaya çalışırlar.Bunlar insan olmanın değer ve yüceliğini kavramakta zorlanan,kendine ve hayata yabacılaşmış kimselerdir.Şu çok iyi bilinen bir gerçektir ki belli bir tutkunun kişiyi yönetmesine boyun eğmek,insanı alçaltır ve köleleştirir.

    Gelişmek ve olgunlaşmak,insani olduğu kadar dini ve ahlaki bir görevdir.Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) :’ İki günü birbirine eşit olan zarardadır’ buyurmuştur.Kendimizi tanımak,geliştirmek ve fazilete ulaşmak için çaba göstermeliyiz.Bunu engelleyecek her tür tehdide karşı da inanç ve cesaretle karşı koymalıyız.

    İnsanın bir değer sorumluluğu,kendisini yaratan,varlıklar sıralamasının en üstüne yerleştiren ve sayısız güç ve yeteneklerle donatan Yüce Allah’a karşı olanıdır.İnsanın varlık borcunun karşılığı kulluktur.Allah,başta insan olmak üzere bilinçli varlıkları,kendisine kulluk etmeleri için yaratmıştır.Din,bize bu kulluğun yol ve yöntemini gösterir.Bütün dini görevler,bizim bireysel ve toplumsal gelişmemize hizmet eder.Allah’ı anmaktan ve kulluktan yüz çevirenler,kendilerini sıkıntılı ve gerilimli bir hayattan kurtaramazlar.Benliklerinin dar sınırları içerisinde bocalayıp dururlar ; aşkınlık ve yüceliğe erişemezler.

    Allah’a karşı sorumluluğumuz,yalnızca onun varlığını kabullenmek ve bilmekle sınırlı değildir.Onu bütün kalbimizle sevmemiz,ona bağlanmamız ve sığınmamız gerekir.Allah’a karşı saygı ve sevgimizi,onun yarattıklarına adalet,şefkat ve merhametle davranarak,eserlerine ilgi ve yakınlık duyarak,kullarına yardım ve hizmet ederek gösterebiliriz.Yaratıcıdan yaratılmışlara doğru yayılmayan bir sevgi ve bağlılık,eksik ya da sahtedir.Bütün varlık ve evren yüce Allah’a ait olduğuna göre,Allah’a karşı sorumluluğumuz, bizi bütün varlıklara karşı sorumlu kılar.İyiliğin ve nimetin.asıl kaynağı,şüphesiz yüce Allah’tır.Dolayısıyla övgümüz,teşekkürümüz , sevgi ve minnetimiz öncelikle ona yönelmelidir.

    Bizim varoluşumuza aracılık eden,bizi büyüten,koruyan ve yetiştiren,üzerimizde hakkı ve emeği olan herkese karşı vefa ve minnetarlık göstermek de görev ve sorumluluklarımız arasındadır.Esasen insanlarla ilişkilerimizde geliştirdiğimiz duygular ve davranış standartları,çoğu zaman Allah ile ilişkilerimize de yön vermektedir.Bunun içindir ki Peygamberimiz (s.a.v);

    “İnsanlara teşekkür etmeyen kimse Allah’a da şükretmez” buyurmaktadır.

    Dolayısıyla yaratılmışlarla ilişkilerimiz iyi olmalıdır ki Allah’la ilişkilerimiz de iyi olsun.Ruhsal olarak sağlıklı olma bütün insanlara,bütün dünyaya ve her şeyin üdtünde yüce Allah’a yönelik olumlu ilgi ve ilişkilerimize bağlıdır.

    Eğer yeryüzünde haksızlıklar,zulümler , kötülükler,dertler ve acılar varsa aklı başında hiçbir insan yalnız kendi rahatını ve düzenini düşünemez,düşünmemelidir.Açlığın , sefaletin,doğal felaketlerin,sömürünün , kanlı savaş ve işgallerin,zorbalığın,yıkıcı şiddet ve terörün,çevre kirlenmesinin,ahlaksızlığın kol gezdiği bir dünyada,aynı ortak kaderi paylaşan insanlar olarak herkesin söyleyeceği söz ve yapacağı işler olmalıdır.Küreselleşen dünyamızda sorunlar,bütün toplumları kuşatıcı bir şekilde kendisini hissettirmektedir.Aynı geminin içinde yolculuk yapan kimselerin bir kısmı gemiyi batıracak yanlış işler yapıyorlarsa,diğerlerinin sessiz ve hareketsiz kalması akılla bağdaşmayan bir durumdur.

    Ahlaki yozlaşma ve adaletsizlik dünyanın her tarafında yaygınlaşmış durumdadır.Bu dalganın anaforuna kapılmadan kendi adacığımızda yaşamak,imkansız denecek kadar güç görünmektedir.

    Basın yayın organları aracılığı ile bütün dünyada olup bitenlerden haberdardır.Küreselleşen dünya gibi küreselleşen sorunlar da her gün hayatımızı daha da sıkıntılı duruma sokmaktadır.Çağdaş durum,insanların tek tek daha bilinçli ve sorumlu bir tutum geliştirmesini zorunlu kılmaktadır.Her aklı başında insanı,önce kendi toplumundan başlayarak adalet ve hakkaniyete uygun,ahlaki vtemellere dayalı bir toplumsal ve küresel düzenin kurulmasına katkıda bulunma görevi beklemektedir.



    Kaynak = Diyanet İşleri Başkanlığı / İslam’a Giriş (Gençliğin İslam Bilgisi) / bkz= 25-30

    Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
    ZİYARETÇİ YORUMLARI

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

    BİR YORUM YAZ

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.