İnsanın Kendi Kusurlarının Farkında Olması

İnsanın Kendi Hatalarının Ve Yanlışlarının Farkına Varması.Ama Asıl Önemli Olan Bu Hataları Kabullenmektir Belkide



Allah-u Teala bir kuluna hayır murad ettiği zaman,bütün kusurlarını o kulunun gözü önüne sergiler.Basiret sahibi olan kimselere kusurları gizli tutulmaz.Çünkü kusur bilindikten sonra onun tedavisi kolaydır. Fakat ne yazıktır ki,insanların çoğu kendi kusurlarını dahi bilemezler. Başkasının gözü önünde olan ufak bir kılı görürler de,kendi gözlerinin önünde deveyi göremezler.

Kendi kusurlarını bilmek isteyenler için dört yol vardır

1:==)) Kalbin gizli kusurlarını bilen,gizli afetlere muttali olan bir şeyhe kendisini teslim edip,cihadında şeyhin dediklerine tamamıyla uymaktır.Hoca talebesine,şeyh müridine kusurlarını bildirir,gereken tedavi yollarını gösterir. Kuşkusuz bu zaman da böyle birini bulmak gerçekten çok zordur.

2:==)) İkinci yol,sadık ve sıddıklardan basiret sahibi olan bir zat bulmak ve bu zatı iş ve durumunu denetlemesi için denetleyici olarak tayin etmektir.Gizli ve görünür hallerinden hoşa gitmeyenleri ve çirkin gördüklerini düzeltmek için kendisine gerekli tenbihde bulunmalıdır.İslam büyükleri,din adamlarının ileri gelenleri böyle yaparlardı.

Tanıdığın dostların ya kıskançtır,ya düşmanca hisler içindedir ya da çekememezlikleri vardır.Öyle ki;kusur olmayan şeyi kusurmuşçasına göstermeye çalışırlar veya dalkavukluk yaparak sende olan bir çok kusurlarını göstermeye çalışırlar.Başkalarının ikazı ile kusurlarından vazgeçmek,dindarların en büyük arzularındandır.Fakat bizim gibi anlayışı kıt olan insanlar,bize kusurlarımızı söyleyip de nasihat edenleri en büyük düşman olarak saydı.Muhakkak ki bu iman zayıflığından ötürü gelmektedir.Çünkü kötü ahlak,zehir kusan yılan ve akrepler gibidir.

Bize,biri elbisemizin içinde akrep olduğunu söylese,yalan ve doğru olduğuna bakmadan,akrebin nerede olduğunu araştırmadan,elbiseyi veya paltoyu üzerimizden çıkarır atarız.Akrebin tehlikesinden kurtardığı için adama teşekkürü bir borç biliriz.Adama teşekkür ettikten sonra, akrebi öldürmek için aramaya koyuluruz.Oysa ki akrep bizi soksa, zararı sadece bedenimize olurdu.Akrebin vereceği acı olsa olsa bir kaç gün devam eder.Fakat kötü ahlakın vereceği zarar,hem kalbe hem de bedenedir.

Bu öldükten sonra da devam eder.Ya uzun yıllar devam eder,yahut da vereceği acı ve sancı aralıksız olarak sürüp gider.Durum böyle iken;bize kusurlarımızı söyleyen,haber veren kimseye teşekkür etmez,kötü huylarımızı üzerimizden silkip atmayız da ;üstelik bize nasihat veren adama karşılık olarak:

Sen şöyle şöyle yapıp durduğun halde,utanmadan bir de başkalarına nasihat mı veriyorsun deriz.Onun nasihatından faydalanacağımız yerde,bilakis adeta adama adeta düşman kesilir,düşmanlık etmeye başlarız.Bu durumun;Günahların çokluğundan dolayı kalbin sertleşmesi sonucu meydana geldiğine kuşku yoktur.İman zayıflığından geliyor demek daha doğru olur.

3:==)) Üçüncüsüne gelince,bu da düşmanlarının dilinden duyduğu kusurlarını düzeltme,ıslah etme yoluna gitmektir. Çünkü düşmanca, kinle bakan düşman gözleri,hiç bir zaman karşısındakinin iyi taraflarını değil,kötü taraflarını görür,kusurlarını ortaya çıkarır.Buna göre; Kusurları öğrenmek hususunda,yapmacık öğütlerle kusurları gizlemeye çalışan dalkavuk bir dosttan,kusurları ortaya koyup teşhir eden hain bir düşmandan yararlanılacağı açıkça ortadadır.

4:==)) Dördüncüsü ise;İnsanlar arasına girmek ve aralarında kötü bulduğu her işte kendisini kontrol edip denetlemelidir.Mü’min mü’minin aynasıdır.Bu aynaya bakınca,karşısındakinin kusurlarında, kendi kusurlarını görür ve yaratılışların nefis arzularına uymakta birbirlerine ne denli yakın olduklarını anlar.Birinde olan bir kusur, diğerinde de muhakkak vardır.

Ama az ama çok.Bu yüzden kişi kendi kendini araştırmalı ve başkasında görüp de beğenmediği şeylerden kendisini temizlemelidir.Eğer insanlar başkalarında gördükleri kusurlardan kendilerini temizlemiş olsaydı,o vakit bir terbiyeciye ne hacet kalırdı.

Bir gün İsa (a.s)’a şöyle denildi;

Seni böylesine kim terbiye etti?

İsa (a.s) bu soruya şöyle cevap buyurmuşlardı:

Beni kimse terbiye etmedi,Cahillerin cehaletini kötü bulduğum için,kendimi ondan uzaklaştırdım.



Kaynak=İmam Gazali / el-ihya / C:3 / Sayfa:187-190