İnsanın Baş Belası Nefsidir

Dünyada yaratılan ilk insan bir peygamberdir.Bütün peygamberler Allah tarafından seçilmiş olup günahsızdır.En yüksek kemal sıfatlarla yaratılmışlardır.Peygamberlerin hiçbirinde nefsin sakıslığı söz konusu değildir.Peygamberlerin nefisleri mutmain olmuştur.Bu sebeple de onlar ismet ve iffet sahibidirşer.Kendilerine emredilen ,lahi hükümlerden asla çıkmazlar.

Peki peygamber oğlu olmalarına rağmen Kenan misali nice insan helak olduysa,bizim halimiz neyi icap ettirir? Düşünmemiz lazım.’Ben müftü oğluyum. ailemizde veliler var,hocalar vardır..’ gibi sözlerle kendimizi kandırmamalıyız.Oz peygamber oğlu olunsa bile,Allah’a itaat etmedikçe,o peygamberin oğlu olmanın hiçbir Allah katında onun hiçbir faydası ve menfati yoktur.

Yüce Allah şöyle buyurmuş; ‘Onlara Âdem’in iki oğlunun gerçek olan haberini oku: Onların her ikisi birer kurban takdim etmişlerdi de birininki kabul edilmiş, öbürününki kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen, kardeşine: “Seni öldüreceğim” dedi. O da: Allah, ancak müttakilerden kabul buyurur, dedi (Maide’27)’

Hz Adem’in (a.s) devamlı olarak her batında biri kız diğeri erkek olmak üzere iki çocuğu doğmuştur.Yalnız Hz Şit (a.s) tek doğmuştur.Bir sene doğan kız,bir önceki yıl doğan erkeğe nişanlanırdı.Hz Adem’in şeriatı o zaman bunu emrediyordu.Bu hal oğlu Kabil’in aynı batında dünyaya gelen kardeşi ile evlenmek istemesine kadar devam etti.Kabil aynı batında doğduğu kardeşi ile evlenmek isteyince babası Adem (a.s) buna izin vermedi.Çünkü o kızın diğer kardeşi Habil ile evlenmesi gerekiyordu.Bu konuda ısrar eden Kabil’in itaatsizliği de başlamış oldu.

Bir kız yüzünden üç isyan birleşti

  • Allah’a isyan,
  • Peygambere isyan
  • Babaya isyan

İşlenen bu isyan zulüm oldu,isyanı işleyen Kabil de zalim oldu.Kim emr-i ilahiyyenin dışına çıkarsa zalim olur,işlediği fiil de zulümdür.Zulüm de nefsin alametidir.

Kabil’e nasihat tesir etmeyince emr-i ilahi geldi.Hz Adem (a.s) oğullarına Allah’a kurban adamalarını,Allah hangisinin kurbanını kabul ederse onun bu hususta haklı olacağını bildirdi.Habil koyun güder,Adem’in (a.s) koyunlarına bakardı.Koyunların en güzelini seçip kurban mahalline götürdü.Kabil ise çiftçi idi;babasının ziraat işlerine nezaret ederdi.O da ekinin en kötüsünü seçip kurban yerine götürdü.

O günki ilahi hükümlere göre semadan bir nur yeryüzüne iner kurbanı çeker alırdı.Habil’in sunmuş olduğu kurban da nurla beraber alındı ve bu kabul edildi demekti ki bunun sonucu olarak da Kabil’in haksız olduğu anlaşılmış oldu.Bu sefer Kabil daha da ileriye gitmeye başladı ve zulüm artık düşmanlığa dönmeye başladı.Azmaya yöneldi ve bu hasedi kendisini helak etti.

Hased,gazabın bir şubesidir.Gazap,aslında insanda kötülükleri defetmek için yaratılmıştır.Oysa gazap kötülükleri defetmek yerine menfaati celbetmek için kullanılırsa zarar verir.

Oysa Kabil’in bu azgınlığı,hasedinin çokluğu zulme dönüyordu ki bu kardeşini öldürme palnlarıyla başgözterdi.Çünkü işlemiş olduğu itaatsizlik,nefsinin çirkinliğini artırıyordu.Onun için de ‘katlederim’ diyebiliyordu.Habil ise öldürmekten hiç bahsetmiyordu.Zira nefsine tabi olmak yerine,peygamber olan babasının sözüne iman etmişti.

‘Nihayet nefsi onu, kardeşini öldürmeye itti ve onu öldürdü: bu yüzden de kaybedenlerden oldu (Maide’30)’

Muhteremler !

Haram işler süslü olur.Çünkü nefis onu süsler,haramı olduğu gibi göstermez,gizler.Dikkat edin!

İmam Sühreverdi Hz’nin (k.s) beyan ettiği gibi;

‘İnsanın kalbi bir yüzüyle ruha,diğer yüzüyle nefse bakar.Ruh arşa bakar.Nefsin iki yüzü vardır.Bir yüzüyle kalbe,öbür yüzüyle yaratılışına bakar.Kalp,nefse muhalefet,mücahede ve riyazet ederse ruha bakar.Ruh,arş-ı a’ladan inen rahmeti çeker.Kalp,ruhtan feyz-i ilahi,bereket,rahmet,ilim,mağfiret,merhamet,haya,vakar,iffeti davet eder.Hemen öbür yüzüyle nefse verir.Nefis,Allah’tan gelen inayet ile uykuya dalar,sarhoş olur.Yani asıl yaratılışını unutur.Feyz-i ilahi ile bihuş olur.Ne zaman nefis,yaratılışı gereği haramlı bir işe yönelirse kalpten inen ilahi feyiz de kesilir.O zaman nefis uyanır;hemen harama bakmak ister’

Onun için haram bir iş,yalan bir söz,bir gıybet,bühtan,biz göz zinası kalbin ilahi feyzini keser.Kalbin feyzi ruhtan geleni,o da arştan geleni yok eder.Feyz-i ilahi kesilince de nefis azar.

Şu halde hem günah işleyip hem de ‘Allah büyüktür’ demek teselli olmuyor.Önce günahı terketmek,sonra ‘Allah’ı tazim etme’ lazımdır.Tefviz-i umur haram işleyenlerde olmaz.Hayrı yapıp haramdan kaçtıktan sonra tefviz-i umur olur.

Allah Teala şöyle buyurmuş;’Kim Allah’a güvenirse O,ona yeter (Talak’3)’

Tefviz,herşeyin Allah’ın takdiri ile olduğuna inanmak,işlerini Allah Teala’ya havale etmek,O’nu kendisine vekil yapmak,O’na tevekkül edip güvenmek,O’ndan gelene güzelce sabretmek demektir.Bu zor ise de çok kıymetlidir.

Tefviz,en yüksek mertebe,en ala makamdır.Bu mertebeyi tutan ve bu makamın hakkını veren,sadece aklıyla,mantığıyla,inançlarıyla değil,bütün zahir ve batın duygularıyla Hakk’ın emir ve yasaklarında erir.Ve o zaman bu hal çok yüce bir mertebe olur.Ve insan-ı kamil olan o vakit,tedbiri takdir içinde görür,sükunet bulur.İradesini gerçek iradenin gölgesi bilir;kendi iradesine asla yönelmez.Kahrı ve lütfu aynı görür;bütün benliğiyle ilahi kazaya rıza gösterir.

Ancak insan,Kabil misali nefsine köle olduğu zaman;hasedi güzel,şer olaı tatlı görür.Çünkü nefsi ona hayrı çirkin,şerri ise güzel gösterir.Şeytan nefsin arkadaşıdır.Nefis günaha meyledince pis bir koku çıkar.Şeytan o zaman nefisle ortak harekete geçmek gerektiğini anlar.Her türlü silahını donatıp hedefinin peşine düşer.Eğer nefis azmış olmasa şeytan da bir yol bulamaz.

Kabil önce nefsine uydu.Bu hususta şeytan da ona yardımcı oldu.Dünyada ilk katil ve ilk ateşe tapan Kabil oldu.Şeytan nefsin verdiği vesvese ile onu aldattı ve…;

‘Derken Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. (Katil kardeş) ‘Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar da olamadım mı ki, kardeşimin cesedini gömeyim’ dedi ve ettiğine yananlardan oldu (Maide’31)’.

Ne yazık ki Kabil kardeş katili olmuştu.Asil bir ailede babası peygamber olan şerefli bir aileden olmasına rağmen nefsinin kurbanı oldu.Kabil,kendisinin bir karga kadar ilme sahip olmadığını görünce,kardeşini öldürme cesaretinin cehaletinden geldiğini anladı ve dedi ki;

‘Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar da olamadım ki,kardeşimin cesedini gömeyim’ dedi.

Ama artık çok geçti ve bu pişmanlığı kendisine fayda vermedi muhteremler!

Bu hal,ademoğlunun en önemli vasfıdır.İnsanoğlu günah işlediği zaman pişmanlık hisseder.Kim günah işlese,nefsinde Kabil’de olanın misali (günahtan kaynaklanan) bir siyahlık,kalp katılığı meydana gelir.İçi içini yer,kalpte sıkıntı meydana gelir.Pişman olmayan kalp ölüdür.Amel-i salih işleyenin ruhunda ise bir sevinç,kalbinde bir tatlılık,işinde bir hayranlık,hayatında bir kolaylık,yaşayışında manen bir letafet vardır.

Kabil’in pişmanlığı ise Allah’ın emrini çiğneyerek katil olmaktan dolayı değil;adam öldürme sonucu başına gelebilecek maddi sıkıntılardan dolayıdır.Tefsir alimlerine göre böyle bir tövbe makbul değildir.Zira tövbenin makbul bir tövbe olabilmesi için,insnaın yaptığı kötü fiilden Allah’a tam bir teslimeyetle yönelmesi icap eder…



Kaynak= Mehmet Ildırar / Tasavvuf Ve Nefis Terbiyesi / bkz:184…188