İnsanın Allah’a Yönelişi

Allah’a Yöneliş



Müslüman’ın en başta gelen görevi,kendini yaratan ve yaşatan,öldürecek ve sonra da diriltecek olan yüce Allah’ı tanımak ve onun buyrukları doğrultusunda hayatını düzenlemektir.Bir Müslüman,Allah’ı,hayatının en üstün güç ve otoritesi olarak kabul eder.Yalnız ona ibadet eder ve yalnızca ondan yardım diler.

İbadetin kelime anlamı

Boyun eğmek,itaat etmek,kulluk etmek ve tapınmak demektir Allah’a yönelmek,onunla içsel bir ilişki kurmak,ona yakın olmak ve onun rızasını kazanmak niyetiyle yapılan her eylem,yerine getirilen her eylem veya kendisinden uzaklaşılan her yasak ibadet kapsamında değerlendirilir.

Açık bir gerçektir ki,bu evrende var olan canlı cansız bütün varlıklar yüce Allah’ın eseridir.Her şey Allah tarafından yaratılmış,varlık alanına çıkarılmıştır.Dolayısıyla kendi varlığını Allah’a borçlu ve ona bağımlı olmayan hiçbir şey yoktur.Her bir varlık,aynı zamanda bu yaratılış gerçeğinin bilincine ve farkına varacak bir donanıma da sahip kılınmıştır.Gökte ve yerde bulunan ve bunların içinde bulunan her şey,canlı cansız tüm varlıklar,Allah’a tam ve kesin bir bağlılıkla boyun eğmekte,kendi ifade biçimlerine göre onu övgü ile anıp yüceltmekte,dua ve yakarışla ona yönelmektedirler.

İnsan için hayatın,bu dünyada var olmanın şüphesiz bir anlamı ve amacı vardır.Allah evreni ve içindeki varlıkları,özellikle de insanı oyun ve eğlence olsun diye yaratmamıştır.Varoluş,amaçsız ve anlamsız değildir.Bu dünyada eğlenmek ve zaman geçirmek için bulunuyoruz.İnsanın hayatta gerçekleştirmek durumunda olduğu,diğer bütün iş ve görevlerinin başında gelen çok ciddi ve ağır bir görevi vardır.

Başıboş ve sorumsuz bir hayat anlayış,kendini kandırma ve insanlık değerini hiçe saymadır.İnsan,bu dünyada Allah’ı tanımak,ona bağlanmak ve ona hizmet etmek için vardır.Varoluşun gerçek anlamı ve mutluluk ancak bu yolla elde edilir.Evrendeki bütün varlıklar,insanın hayatını kolaylaştırmak ve ona hizmet etmek için vardır.Varoluşun gerçek anlamı ve mutluluk ancak bu yolla elde edilir.

Evrendeki bütün varlıklar,insanın hayatını kolaylaştırmak ve ona hizmet etmek için adeta yarışmaktadır.Herşey insanın emrine,önetim ve denetimine sunulmuştur.Bu durumda elbette ki insanın da bir görevi,bu evreni ve içindeki sayısız nimetleri kendisi için yaratan,kullanım ve yönetimine sunan Allah’a karşı sorumluluğu vardır.Öyleyse insanın bu dünyadaki asıl görevi

Kendini ve evreni yaratan yüce Allah’ı hatırlamak,anmak,hayatını onun istediği ve razı olduğu tarzda yaşamaya çalışmaktır.

İslam’ın Özü

Allah’a teslimiyet ve bağlılıktır.Kur’an-ı Kerim’de Allah,cinleri ve insanları kendi yolunda hizmet etmeleri,kendisine kulluk yapmaları için sonuçta da bu yolda kimin daha güzel davranışta bulunduğunu sınamak için yarattığını bildirmiştir.

Cansız,akılsız ve iradesiz varlıkların Allah’a tam bağlılık ve uyum üzere hayatlarını sürdürmesi zorunlu bir durumdur.Bunlar,Allah’ın düzenlemiş olduğu tabiat kanunlarına göre hareket ederler,onun dışına çıkamazlar ; çünkü buna güçleri yetmez.

Bir bütün olarak evren,Allah’ın iradesine teslim olmuş ve boyun eğmiştir.İnsanın durumu ise oldukça farklıdır.İnsanın dışında hiçbir varlık kendi yaratılış düzeni dışında bir yöneliş ve gelişmeye yol bulamazken insan ;

Allah’a isyan edebilme güç ve imkanına da sahip kılınmıştır.Bundan dolayı bir kimsenin kendi bencil arzularına,Allah dışında birtakım güçlere,sahte tanrılara kapılarak isyana yönelmeyip,kendi istek ve iradesiyle Allah’a kulluk etmesi,son derece anlamlı ve değerli bir davranıştır.Böyle bir davranış,hem evrendeki düzene hem de insnaın kendi yaratılış özelliğine ve amacına en uygun yoldur.Bu bakımdan bir Müslüman’ın Allah’a ibadeti dini bir görev olduğu kadar,kendi benlik ve kişiliğini yücelten ve güçlendiren,onu yaratıcıya yaklaştırması ölçüsünde de özgürleştiren en güvenilir bir yoldur.Bu dünyadaki varlıklar sıralamasının en üstünde yer alaninsan,Allah’la kurduğu ibadet ilişkisis ayesinde tabiat ötesi aleme açılmakta,Allah’a yakınlaşmakta,böylece en üst ruhani sınıra yükselerek varlıkla Allah arasındaki bağı tamamlamaktadır.

Yapısal olarak ibadetin iki türünü birbirinden ayır etmek mümkündür.

Birincisi = Allah’ın emrine uymak ve rızasını kazanmak için yapılan her tür iş,çalışma,etkinlik ve davranıştır.Mesela namaz kılmak,oruç tutmak gibi bildiğimiz ibadetlerin yanında çalışmak ve helal yollardan geçimini sağlayıcı gelir elde etmek,işini iyi ve güzel yapmak,insanlara güler yüzlü ve sevecen davranmak,namus ve iffetini korumak,fakir ve muhtaç çaresizlere yardımcı olmak,haram ve kötü işlerden uzak durmak gibi davranışların hepsi ibadet kapsamı içinde yer alırlar.

İkincisi Belli kural ve düzen içerisindeki yapısal uygulamalardır. Namaz kılmak,oruç tutmak,zekat vermek,hacca gitmek İslam’i ibadetlerin en önemlileri arasında yer alır.

Burada dikkat edilmesi gereken iki önemli durum vardır.Her şeyden önce,bir eylem ya da davranışın ibadet niteliğini kazanabilmesi ancak Allah’ın buyurduğu kurallara uyma ve onun rızasını kazanma niyet ve düşüncesiyle bağlantılıdır.Kişi kendi arzu ve düşüncesine göre bir ibadet tarzı ya da modeli oluşturamaz.İyi ve kötünün,sevap ve günahın sınırlarını ve modellerini bize haber vermiş,Hz Peygamber (s.a.v) bunları bize ulaştırmış ve kendisi de hayatında tam bir örnek oluşturmuştur.Daha da önemlisi,yapılan iş ya da davranış ne kadar güzel ve faydalı olursa olsun,Allah’a yakınlık,tapınma ve onun rızasını elde etme niyet ve amacını taşımıyorsa ibadet niteliğine ulaşmaz.

Ayrıca Allah için yapılan her bir ibadet tarzının ayrı bir önemi ve sorumluluğu vardır.Belli bir ibadet diğerinin yerine geçmeyeceği gibi bir ibadet türünü yerine getirmek,diğerleri ile ilgili sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Mesela ; Namaz kılmak ibadettir,çalışmak ve üretici olmak da bir ibadettir.Bir Müslüman,ben çok çalışıyor ve üretiyorum diye namaz ibadetini ya da diğer ibadetlerini askıya alamaz.Her ibadete hakkını vermek gerekir.

Aynı şekilde,diyelim ki namaz kılamayan bir kimsenin bu yüzden öteki dini sorumluluklarını da yerine getirmemesi doğru bir yol olmaz.Asıl olan elbete ki tüm ilahi buyrukları tam olarak yerine getirmektir.Ancak yapamadığımız bir kısım ibadetler ve işlediğimiz bazı günahlar sebebiyle kabul olunmaz düşüncesiyle yapabileceiğimiz öteki ibadetleri de askıya almak,kişiyi dini hayattan daha da uzaklaştıran yanlış bir tutum olur.

İslam’i anlayışta sevap ve günah,yapılan ya daterk edilen bir dini görev,ayrı ölçeklerle değerlendirilir.Önemli olan iyilikleri,ibadetleri olabildiğince çoğaltmaktır.Çünkü Kur’an’ın ifadesiyle

İyilikler kötülükleri gider (Hud 114)



Kaynak = Diyanet İşleri Başkanlığı / İslam’a Giriş Gençliğin İslam Bilgisi / bkz: 81-84