Kuran Yurdu

İnsan Nedir | Nasıl İnsan Olunur

    Nitekim bu gibilerin gerçek durumlarını ve iç dünyalarını haber vermek üzere; “Şüphesiz ki, Allah katında canlıların en şerlisi, ilahi gerçekleri düşünüp anlamayan o sağırlar ve dilsizlerdir. Allah onlarda bir hayır olduğunu bilseydi, elbette onlara duyururdu. Fakat duyuracak bile olsa, onlar yine haktan yüz çevirip dönerlerdi” buyrulmuştur.

    Hayvanlar insanlara göre daha düşük seviyede bulunan canlılardır. Fakat insanlar arasından, Allah’ın kendilerine ihsan ettiği hakikati akletme, kavrama, onu işitip söyleme gibi melekelerini dumura uğratıp çalıştıramayanlar da hayvanlardan daha aşağı seviyeye düşerler. Bunlar kendilerinde hayır olarak hiçbir şey bulunmayan, bütünüyle şerli kimselerdir. Nitekim ayet-i kerime de:

    “Allah katında canlı varlıkların en şerlisi, inkara saplanıp da bir türlü iman etmeyen o nankör ve inatçı kafirlerdir (Enfal’55)”. Bu bakımdan müminlerin, Allah ve Resulü’ne gerçek itaatin nasıl olması gerektiğini göstermek gibi bir vazifeleri vardır.

    Şu halde, iman şerefiyle müşerref olan müminler ,işitmediği halde ‘işittik’ diyenler gibi olmamalıdır. Onlar ki, dilleriyle “işittik” diye iddia ederler, fakat hakkıyla dinlemiş ve anlamış değillerdir. Anlasalar hile anladıklarını icra edip, yerine getirmezler. Sanki hiç duymamış işitmemiş gibi hareket ederler. Buradaki hitap, “işte siz bunlar gibi olmayın” demektir.

    Zira Allah katında yeryüzünde yaşayan bütün canlıların en şerlisi, en kötüsü kulağı olduğu halde hakkı duymayan, dili olduğu halde hakkı söylemeyen sağır ve dilsizlerdir ki akıllanmazlar, akıllarını kullanmazlar Hakkı işitecek kulak yok, hakkı söyleyecek dil yok, hakkı idrak edecek akıl yoktur onlarda. İşte bu hal, en aşağılık canlıların halidir. Kötülük yapmaya gelince var, fakat hakka gelince yok. Bu da en aşağıdır: hayvanlardan daha aşağı ve tamamıyla şer olan canlıların halidir ki, bunlar insan şeklinde bulunan zararlı hayvanlardır.

    Yılanlara bile bir şey duyurmak mümkün olur da bunlara olmaz. Evvela işitmesi olmayanın konuşması olmaz. Doğuştan sağır olan konuşmaktan mahrum olur. Çünkü sözü,ancak işitme yeteneği olan kimse belleyebilir. Ve işittikten sonradır ki, başkasına söyleyebilir .Sözün de anlamaya pek büyük hizmeti vardır.

    Gerçi herhangi bir duygudan mahrum olmak bir idrak kaynağından mahrum olmak demektir. Fakat dil bu noksanı pekala telafi eder. Mesela, koku alma duygusu olmayan ve lakin dil bilen ve dinleyip anlayacak durumda olan birine, kokmuş bir şeyi söyleyip anlatmak mümkün olur .Bununla beraber sağır ve dilsiz olmak da bütünüyle aklın yok olması demek değildir.

    Nice sağır ve dilsizler bulunur ki, akılları vardır Bir sağır ve dilsizin biraz aklı melekesi yerinde ise bazı şeyleri anlaması ve hatta işaretle veya yazıp çizmekle bazı isteklerini anlatması mümkün olur.

    Fakat bir kişi sağır ve dilsiz olduğu halde üstelik akılsız da olursa son derece perişan ve çaresiz bir durumda kalır. Bununla beraber kendisine ve başkasına karşı yine de mutlak bir kötülük olması da lazım gelmez. Lakin kulağı var hakkı duymaz, duymak istemez; dili var, hakki söylemez, söylemek istemez; aklı var fakat hakkı anlamaz, anlamak istemez. İşte böylesine sağır, böylesine dilsiz, böylesine akılsız kimseler yok mu? İşte onlar hayvanların hayvanı, fenaların fenasıdır.

    Gerek kendilerine ve gerekse başkalarına karşı şerlilerin en şelisidirler. Velhasıl Allah’ın kendilerine ihsan ettiği yetenek ve özellikleri geçersiz kılıp dumura uğratanlarda hayır namına hiç bir şey yoktur.

    Tefsirde belirtildiğine göre

    “Şüphesiz Allah katında canlıların en şerlisi aklını çalıştırmayan sağır ve dilsizlerdir” ayetinde duyma ve konuşma özürlü insanlarımız kast edilmemiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v)in en değerli ashabından biri de a’ma olan Abdullah bin Ümmü Mektum’dur. Dolayısıyla burada kastedilen sağırlar , hak söze karşı kulağını tıkayanlardır. Dilsizler de bildiği halde hakkı söylemekten imtina edenlerdir

    Burada dikkat edilirse Allah, onları hayvanlardan saymış, sonra da kendilerini onların en kötüsü kılmıştır. Çünkü bu kimseler, hayvanlardan farklı olarak kendilerine verilen ve onlardan üstün kılınmalarına sebep olan özelliklerini kullanmamışlardır.

    Onların akılsızlıkla vasıflandırması ise sağır ve dilsiz olanların akıllı oldukları zaman bazı şeyleri anlayabilir olmasıdır, işaretle başkalarına da anlatabilmeleridir. Sağır ve dilsizler böylece bazı isteklerine ulaşabilirler. Fakat insan, sağırlık ve dilsizlikle birlikte akılsız da olursa kötülük ve şerlilik bakımından had safhaya varmış olur.



    Kaynak = Cafer Durmuş / Ey İman Edenler / bkz: 460-463

    Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
    ZİYARETÇİ YORUMLARI

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

    BİR YORUM YAZ

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.