İnsan (Dehr) Süresi Beyanu’l-Hak Tefsiri

Dehr Süresi‘de denilen İnsan Süresi Mekki’dir.Hz Muhammed’in elçi olarak gönderilmesinin on iki ya da on üçüncü yılında bir bütün halinde indirilmiştir.Tamamı 31 ayettir.Adını birinci ayetindeki insan kelimesinden almıştır.Hz Osman’ın Mushaf’ındaki kronolojik sıralamaya göre 98,Hz Ebu Bekir’in cem ettirdiği elimizdeki Kur’an’a göre 76. süredir.

İnsan,tamamı üç evreyi kapsayan yaratılma sürecinin uzun bir bölümünde,insan olarak anılmaya değer hiçbir varlığa sahip değildi.Onu,önce yerden bitki,sonra babada ve annede nutfe ve yumurta,döllenmeden sonra da bileşik nutfe / zigot olarak yaratan ve yaklaşık dokuz ay gibi kısa bir sürede farklı evrelerden geçirerek mükemmel bir bebek olarak dünyaya getiren Allah’tır.Daha sonra o,yaratılma sürecinin başlangıcında ‘şey’ bile olmayanı gören,işiten , anlayan,düşünen , kavrayan,beyan eden,bilgi ve teknoloji üreten mükemmel bir insan haline getirip ona doğru yolu gösteren yine Allah’tır.

Peki,bu insana yakışan yüce Rabb’ini tanımak ve yalnız O’na kulluk etmek değil miydi? Bu hakikatlere rağmen,nankörlük ederek yüce Rabb’ini bırakıp da bir sineği yaratmaktan bile aciz varlıkları O’na eş,denk ve ortak tutanlar veya O’nu tamamen inkar edenlerin insanlıklarından utanmaları gerekmez mi?

Yaratmak ve doğru yolu göstermek Allah’a aittir.O da bunu yapmıştır.Şükür ya da nankörlük ise kulların kendi tercihidir.Şu kadar var ki herkes ahirette yaptığının karşılığını mutlaka ve tam olarak alacaktır.

Allah’a verdikleri sözün ve adaklarının gereğini yapan,mal sevgisine ve ihtiyaçlarına rağmen,lokmasını yoksullarla,yetimlerle,esir ve kölelerle paylaşan,Allah’ın rızasından başka hiç kimseden bir teşekkür dahi beklemeyen.

Halka hizmet Hakk’a Hizmettir

prensibiyle doğruluk ve dürüstlükle gece gündüz çaba sarf edenler,elbette cennette mutlu ve müreffeh bir hayatı hak etmişlerdir.Onlar,iman , ahlak ve insanlığa hizmetteki sabırları sebebiyle cennete girecekler.Orada hiçbir gözün görmediği,hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir zihnin tasavvur ve tahayyül bile edemeyeceği mükemmel bahçeler,köşkler , lüks döşemeler,değerli yiyecekler,çeşit çeşit içecekler,ipekli giysiler içerisindedirler.Hiç değişmeyen latif görünümleri,son derece kibar ve kıvrak hareketleriyle refahlarına refah katan hizmetçiler onlara hizmet edecekler.Her tarafta büyük bir ihtişam ve benzeri görülmedik bir nimet içerisinde büyük bir saltanat süreceklerdir.

Ey Muhammed !

Ssabırlı ve sakın nankörlere boyun eğme.Kur’an-ı indiren Biziz.Onu elbette amacına ulaştıracak olan da Biziz Biz, Sen Rabb’inin zikretmeye , gece ibadetine ve talimatlarına uymaya devam et.Rabb’in,günü gelince kesinlikle hükmünü verecektir.

İnkar edenler,hiç düşünmeden dünya hayatının geçici menfaatlerine kapılarak,ahiretle ilgili haberleri kulak ardına atıyorlar.Zannediyorlar ki her zaman ve her yerde arzularına ulaşacak ve istedikleri hep onların olacaktır.Oysa bunlar,kendilerini en güçlü hissettikleri şu anda bile Allah’ın mülkünde,O’nun lütfuyla hayatlarını sürdürmektedirler ; bedensel ve zihinsel kuvveleri de dahil , sahip oldukları her şeyleri Allah vergisidir.Bir şeyi dilemeleri bile ancak Allah’ın dilemesi iledir.



Kaynak = M. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C:II / bkz: 629-630

Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.