Bu sayfayı yazdır

EĞİTİM Mİ, ÖĞÜTÜM MÜ?

15 Nisan’da Maraş’ta bir okulda yaşanan hadiseler maalesef ülkeyi derinden sarstı. Bir çocuğun okulda katliam yapması elim bir hadisedir. 9 çocuk ve bir öğretmenin katledilmesi hiçbir şeyle açıklanamaz. Burada fiili işleyen fail elbette ki suçludur. 1 dakika içinde 10 ölüm olayı. Bu çocuk 10 kişiyi öldürmekle birlikte: esasında kendisini, ailesini ve maktullerin yakınlarını da öldürdü. Ülke derinden etkilendi.

Bir çocuk, sabah okula gidince akşam evine ceset olarak dönmemeli, Gazze'de veya diğer mazlum coğrafyada olduğu gibi gökten yağan bombalarla da ölmemeli. Çocuklar ve insanlar yaşamalı ve sebepsiz yere ölmemeli ki dünya yaşanır yer olsun. İşlemiş olduğu ameller büyük suç olmadığı müddetçe de öldürülmemeli.

Bunun içindir ki, İsrâiloğulları'na: "Kim, bir cana kıymayan veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayan bir nefsi öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir nefsin yaşamasına sebep olursa, bütün insanları yaşatmış gibi olur" hükmünü yazdık (farz kıldık). Şüphesiz ki onlara peygamberlerimiz açık delillerle geldiler. Yine de bundan sonra onların birçoğu yeryüzünde aşırı gitmektedirler.” (Maide, 32)

Din yaşatmak için var, öldürmek için değil... Eğitimsiz ve dinden uzak topluluklarda yaşayanlar her daim suça aday bireylerdir.

Allah bilinci verilmeyen her birey için suç ve günah işlemek sıradan bir iş gibi görülür, küçük yaşta din ve ahlak bilinci; yani Allah korkusu, kişiyi hem günahtan alıkoyar hem de suştan uzak tutar. Eğitim ilk önce ailede başlar, sonra işin ehli eğitmenlerle devam eder, toplum şuuru ile insan olur.

Batı toplumları, küçük yaşta çocuklarına tahrif edilmiş dinlerini öğretirler. Vicdanlara hapsedilmiş din, hayata müdahale etmeyen bir din. Yasaklar daha caydırıcıdır. Çocuklar için yeteri kadar bir aile ortamı yok, kurallara bağlı robotvari bir nesil yetiştirirler. Dünya işlerini iyi yaparlar, eğitimli düzgün insan profili çizerler ama başka ülkeleri sömürmeyi ve katliam yapmayı da iyi bilirler. Daha düne kadar haçlı seferleri ile birçok katliam yaptılar.

Doğu toplumları da yine tahrif olmuş dini eğitimden geçerler. Örnek Japonya ve Çin eğitimde çok iyiler ama içinde sahih din, İslam yok. İşlerini iyi yapan, seküler hayatı önceleyen, birbirine karşı mütevazi, inançları bozuk bir nesil yetiştiriyorlar. Ayrıca bu topluluklar zayıfları ezen vs. topluluklardır.

Müslüman coğrafyalardaki topluklar ise sahih kitap Kur'an-ı Kerim ellerinde olduğu halde kitaptan habersiz yaşarlar. Örfle dini harmanlamış bir yaşam biçimini din gibi görerek yaşarlar. Müslüman toplumlar Batı ve Doğu toplumları gibi katliamcı değildirler. Dünyada büyük ölümlerin sorumluları Batı ve Doğu devletleridir. Moğol istilasını Müslümanlar yapmadı, Çin'in yaptığı katliamları, Hiroşima, Nagazaki, 1. Dünya savaşı, 2. Dünya savaşı, Vietnam katliamını Müslümanlar yapmadı. Bosna Hersek, Çeçenistan, Afganistan, İran ve Irak, Suriye, Filistin, Libya ve Afrika'da ki katliamları da Müslümanlar yapmadı. Bu zalimler bize ahlak dersi veriyor öyle mi?!..

Haşa Allah'a din öğretiyor bu zalimler. Allah eğitimi bilmez, ekonomiyi, aile yaşamını, yasamayı ve ülkenin nasıl yönetileceğini Allah bilmez öyle mi?!..

Bunlar bildikleri için dünyada kaos var, katliamlar var, adalet ise hak getire. Eğitim ise öğütüme dönüşmüş, avam halk ezilerek hor bırakılmış, çocuk yiyen yamyamlara dönüşmüş, özellikle eğitimli çocukların anne-babaları huzursuz ve evlerde hapis, çocuklar kreşlerde, okul ise dayatmalarla ülkelere bağımlı köle yetiştirmek işlevi görüyor. Annelerin dışarda çalışmalarının sonucu aileler dağılmakta, evlikler rafa kalkmış durumda. Haramlar tavan yapmakta, teknoloji ve internet ile sosyal hayat can çekişmekte vb. daha nice sorunlar.

Beşerî sistemler, ancak cehenneme insan yetiştirler. Pansuman tedavi ile kanun yapılırsa bu durum toplumun sorunlarına çözüm olmaz. İlahî olanı dışlamak, aslında kendilerini inkâr etmek demektir. İlahî olanla dosdoğru eğitim modeli ve yönetim insanlık için adil çözümdür. Falan cemaat değil, İslam'ın nüfuz ettiği Kur'an okulu, Resulün rol modelliğinin esas alındığı eğitim ile hem dünyada adalet hem de ahir hayat, cennet ödülü ile devam eder.

Şuan yaşamış olduğumuz ülkemizde eğitim modeli; Endülüs modeli olabilirdi veya Japonya eğitim modelinin içine dini de katarak yapılabilir. Pratik ve yazılı eğitim modeli birlikte uygulanınca etkili olabilir. Eğitimin içinde din algısı diğer derslerin üstünde olmalı ve dinî ahlak olmazsa olmaz olmalıdır. Sabahtan akşama kadar okullara tıkılan çocuktan verim almak beyhude bir bekleyiştir.

Sosyal medya ile yalnız başına kalan çocukları kim yönlendiriyor, iyi düşünmeli. Batılı zalimler sadece kendilerini düşünürler ve İslam'a ve Müslümanlara düşmandırlar ve asla da dost olmazlar.

"Ey iman edenler! Yahudileri ve Hristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdır. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez."  (Maide, 51.)

Parçalanmış seküler ailede düzgün insan yetişmesi çok zordur. Osmanlı bakiyesi büyüklerimiz, kitaplı olmadıkları halde onların yaşadıkları zamanda sosyal hayat daha düzgün ilerliyordu. Eksiksiz olan kitap elimizde olduğu halde kitaptan habersiz bir yaşam tercih edildi, sapma ise kaçınılmaz oldu maalesef.

Dünya insanlığı sahih İslam'a muhtaçtır. Müslümanlar ise sahip oldukları değerin farkında değiller. Haliyle köpekler salınmış, taşlar ise bağlanmıştır. Zalimler masum insanları ezmekte, bizler ise sadece izlemekteyiz; Gazze de olduğu gibi. Müslümanlar diriltici mesajla ayağa kalkmalı ve insanlığı da diriltmelidirler.

Vesselam.

Son değişiklik Çarşamba, 29 Nisan 2026 12:39